İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 536

The Book of Purification and its Sunnah

Arapça metin

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ سَأَلْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ عَنِ الثَّوْبِ، يُصِيبُهُ الْمَنِيُّ أَنَغْسِلُهُ أَوْ نَغْسِلُ الثَّوْبَ كُلَّهُ قَالَ سُلَيْمَانُ قَالَتْ عَائِشَةُ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصِيبُ ثَوْبَهُ فَيَغْسِلُهُ مِنْ ثَوْبِهِ ثُمَّ يَخْرُجُ فِي ثَوْبِهِ إِلَى الصَّلاَةِ وَأَنَا أَرَى أَثَرَ الْغُسْلِ فِيهِ ‏.‏

Amr bin Meymun (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Meni'nin isabet ettiği elbisenin hepsini mi, yoksa meninin dokunduğu yerleri mi yıkayacağımızı Süleyman bin Yesar (r.a.)'e sordum. Süleyman (r.a.) şöyle cevap verdi: Aişe (r.a.a) şöyle söyledi: «Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesine meni isabet ederdi. Elbisesinden meniyi yıkardı. Sonra o elbise ile namaza çıkardı. Ben de elbisede yıkama eserini o esnada gördüm.» AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi bu hadisi rivayet etmişlerdir. Buhari'nin bir rivayetinde ve Müslim'de Süleyman bin Yesar: ''Ben Aişe'ye sordum'' tabiri bulunur. Ebu Davud'un rivayetinde ise Süleyman bin Yesar diyor ki: 'Ben, Aişe'den işittiğini ispatlar ve Bezzar ile Ahmed'i : 'Süleyman bin Yesar; Aişe'den işitmedi, sözünü reddeder. Şafii de EI-Ümm'de başkasından Bezzar ve Ahmed'in sözüne benzer bir şey rivayet etmiştir.' Hadiisn manasına gelince: Buradaki rivayetin zahirine göre Aişe (r.anha) Resul-i Ekrem s.a.v.'in meniyi yıkadığını söylemiştir. Müslim'deki ifade de böyledir, Fakat Buhari ve Ebu Davud'un rivayetinde Hz, Aişe'nin, Peygamber s.a.v.'in elbisedeki meniyi yıkadıgı tashih edilmiştir. Sindi diyor ki : 'Peygamber s.a.v.'in meniyi yıkadıgına dair ifadeden murad, yıkanmasını emretmesi olabilir.' Meninin necasetine hükmeden alimler, bu hadisi delil göstermişlerdir, Çünkü burada ''Meniyi yıkardı.'' tabiri bu işin bir defa degil devamlı sürette yapıldığını gösterir, El-Menhel yazarı bu malumatı verir: ''Ebu Davud'un şerhinde Hattabi'nin şöyle dediği anlatılır: 'Meninin yıkanmasına dair bu hadis elbisedeki meninin ovalanmasıyla yetinildigine dair hadis'e muhalif değildir. Çünkü meniyi yıkamak, temizlik bakımından müstahabtır. Nasıl ki; Balğam ve sümkürüğün dokunduğu elbise de yıkanır. İki hadisin kullanılması mümkün olduğu zaman çelişki arzedecek şekilde yorumlanması caiz değildir,'' Şarih bu naklinden sonra şöyle der: 'Ben derim ki; yıkama ve ovalamaya ait iki hadis arasında bir muhalefet veya çelişkinin bulunduğunu hiç kimse iddia etmemiştir. Bu hadis, meninin necis olduğuna delalet eder. Çünkü yıkanmıştır. Kurumuş meninin de ıslak meniye kıyaslanması gerekirdi. fakat ovalama hadisi ile kuru meni ayrı hüküm almış olur. Biz meniyi yıkamayı sümkürük ve balğamı yıkamaya benzetemeyiz. Çünkü Darekutni, Sünen'inde şöyle bir hadis rivayet etmiştir: "Ya Ammar! Senin balğamın ve göz yaşların ancak senin kovandaki su durumundadır. Elbise, ancak beş şeyden yıkanır: Bevl. gaita (büyük idrar), meni, kan ve kusmuktur.'' Görüldüğü gibi hadiste meni, gaita ve dem (kan) arasında zikredilir. Eger dense ki: Darekutni: 'Bu hadisi Sabit bin Hammad'dan başkası rivayet etmemiş o da cidden zayıftır' demiştir. Ben derim ki Bezzar, Sabit bin Hammad'ın sika oldugunu söylemiştir. Eğer dense ki; Beyhaki: Ammar'ın hadisi bitıldır. Aslı yoktur. Çünkü onu Sabit bin Hammad, Ali bin Zeyd'den. o da İbn-i Müseyyeb'den o da Ammar'dan rivayet etmiştir. Ali bin Zeyd ile ihticac edilemez, demiştir. Ben derim ki: Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai, Ali bin Zeyd'in hadisini rivayet etmişlerdir. İbn-i Main de Ali bin Zeyd'i savunmuştur. El-İcli de: 'Onun rivayetlerinde beis yoktur' demiştir. Hakim eI-Müstedrek'inde O'nun rivayetini almıştır. Tirmizi de: Ali bin Zeyd sadıktır' demiştir.'' HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1. Hadis, meninin necis olduğuna delalet eder. Bu konuda alimler arasındaki ihtilafı, bundan sonraki babta inşaaIlah anlatacağım. 2. Kadının, kocasının elbisesini yıkamak gibi hizmetler yapması caizdir

Sünen-i İbn Mâce, 536

Benzer hadisler

HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ رَأَيْتُنِي أَجِدُهُ فِي ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَحُتُّهُ عَنْهُ ‏.‏

Aişe (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : «Şüphesiz, Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesinden meniyi bulup, onu elbiseden kazıdığımı bilirim.» AÇIKLAMA : Elbiseye dokunan meninin ovalanması ile yetinildigine dair olup muhtelif senedlerle Hz. Aişe r.anha'dan rivayet edilen hadisi Müslim, Nesai, Tirmizi ve Ebu Davud da rivayet etmiştir. 538 nolu rivayette Hz, Aişe (r.anha)'ya gittiği bildirilen misafirin ismi burada anılmamıştır, Ebu Davud'un süneninde; Misafirin ravi Hemman bin El-Haris olduğu belirtilmiş, Müslim'in bir rivayetinde, misafirin Abdullah bin Şihab El-Halani olduğu bildirilmiştir. EI-Menhel yazarı; 'Bu duruma göre misafirlik olayı iki defa vuku' bulmuş' demiştir . Kurumuş olan meninin ovalamakla temizlendiğine hükmeden alimler, bu hadisi delil göstermişlerdir. MENİ HAKKINDAKİ İHTİLAF: A- Meninin necis olduğunu söyleyen alimler: 1. Sevri, Evzai, Ebu Hanife ve Malik (r.a.), meninin necis olduğuna hükmetmişlerdir. Bunlardan Ebu Hanife, meninin kuruduğu zaman ovalamakla temizlenebileceğini söylemiştir. Ahmed bin Hanbel'den yapılan bir rivayette böyledir. Bunlardan Malik ve Evzai ise: Yaş olsun kuru olsun meniyi yıkamak gerekir, demişlerdir. 2. El-Leys bin Sa'd: Meni necistir. Fakat dokunduğu yer yıkanmadan kılınan namazın iadesi gerekmez, demiştir. 3. El-Hasan bin Salib: Meni elbisede olduğu zaman çok bile olsa, bununla kılınan namazın iadesi gerekmez.. Şayet bedende ise, az bile olsa, namazın iadesi gerekir, demiştir. Meni'nin necasetine hükmeden alimler, Buhari, Müslim, Ebu Davud, ve İbn-i Maceh'in Hz. Aişe'den rivayet ettikleri ve Peygamber'in elbisesine dokunan meninin yıkatıldığına dair hadisi delil göstermişler, bir de meniyi bevl ve hayız kanına kıyaslamışlardır. B- Meninin Temiz Olduğunu Söyleyen Alimler: Şafii, Davud, İbnü'l-Münzir, Said bin El-Müseyyeb, Ata', İshak ve Ebu Sevr, meninin temiz olduğuna hükmetmişlerdir. Ahmed bin HanbeI'den yapılan iki rivayetin en sahihi de budur. Sahabilerden Ali, Sa'd bin Ebi Vakkas, ibn-i Ömer ve Aişe (r.anhum)'un meninin tahir (temiz) olduğunu söyledikleri ıivayet olunmuştur: Bu alimlerin delili meninin ovalanmasıyla yetinildiğine dair rivayetlerdir. Bunlar: Eğer meni necis olmuş olsaydı. kan ve diğer necisler gibi ovalanması yetmezdi, demişlerdir

Sünen-i İbn Mâce, 539
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ سَأَلْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ عَنِ الْمَنِيِّ، يُصِيبُ ثَوْبَ الرَّجُلِ أَيَغْسِلُهُ أَمْ يَغْسِلُ الثَّوْبَ فَقَالَ أَخْبَرَتْنِي عَائِشَةُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَغْسِلُ الْمَنِيَّ ثُمَّ يَخْرُجُ إِلَى الصَّلاَةِ فِي ذَلِكَ الثَّوْبِ وَأَنَا أَنْظُرُ إِلَى أَثَرِ الْغَسْلِ فِيهِ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Muhammed b. Bişr, Amr b. Meymun'dan şöyle dediğini tahdis etti: Süleyman b. Yesar'a bir adamın elbisesine isabet eden meni hakkında onu mu yıkar yoksa elbiseyi mi yıkar, diye sordum. O: Aişe'nin bana haber verdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) meniyi yıkar, sonra o elbise üzerinde olduğu halde -ve ben elbisesinde yıkamanın izini görüyorken- namaza çıkardı. Diğer tahric: Buhari, 229, 230, 231, 232; Ebu Davud, 373; Tirmizi, 117; Nesai, 294; İbn Mace, 536 buna yakın uzunca; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim, 672
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ جَوَّاسٍ الْحَنَفِيُّ أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ شَبِيبِ بْنِ غَرْقَدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شِهَابٍ الْخَوْلاَنِيِّ، قَالَ كُنْتُ نَازِلاً عَلَى عَائِشَةَ فَاحْتَلَمْتُ فِي ثَوْبَىَّ فَغَمَسْتُهُمَا فِي الْمَاءِ فَرَأَتْنِي جَارِيَةٌ لِعَائِشَةَ فَأَخْبَرَتْهَا فَبَعَثَتْ إِلَىَّ عَائِشَةُ فَقَالَتْ مَا حَمَلَكَ عَلَى مَا صَنَعْتَ بِثَوْبَيْكَ قَالَ قُلْتُ رَأَيْتُ مَا يَرَى النَّائِمُ فِي مَنَامِهِ ‏.‏ قَالَتْ هَلْ رَأَيْتَ فِيهِمَا شَيْئًا ‏.‏ قُلْتُ لاَ ‏.‏ قَالَتْ فَلَوْ رَأَيْتَ شَيْئًا غَسَلْتَهُ لَقَدْ رَأَيْتُنِي وَإِنِّي لأَحُكُّهُ مِنْ ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَابِسًا بِظُفُرِي ‏.‏

Bize Ahmed b. Cevvas el-Hanefi Ebu'l-Kasım da tahdis etti. Bize Ebu'l-Ahvas, Şebib'b. Garkade'den, o Abdullah b. Şihab el-Havlani'den şöyle dediğini tahdis etti: Aişe (r.anha)'ya misafir olmuştum. Elbisemde ihtilam oldu, onu suya batırdım. Aişe'nin bir cariyesi beni gördü, ona haber verince Aişe bana haber gönderip şöyle dedi: İki elbisene o yaptığını yapmaya seni iten ne oldu? Ben: Uyuyan kimsenin rüyasında gördüğünü gördüm (ihtilam oldum), dedim. O: Peki elbiselerinde bir şey gördün mü, dedi. Ben, hayır deyince, O: Bir şey görmüş olsaydın onu yıkar mıydın, çünkü ben onu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden (4/3b) kuru iken tırnağımla kazıdığımı gördüğümü hatırlıyorum, dedi. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 16224 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın NEVEVİ ŞERHİ (666-672): Bu babta (666) "bir adam Aişe'ye misafir olmuştu ... " Diğer rivayette (667): "Ben onu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden ovalardım."; Öbür (670) rivayette: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) meniyi yıkardı. Sonra ... " Diğer rivayette (672) ise Aişe (r.anha)'nın "elbiseleri üzerinde iken ihtilam olan kişiye ... " dedi, hadisleri yer almaktadır. İlim adamları Ademoğlunun menisinin temizliği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Malik ve Ebu Hanife necis olduğu kanaatindedirler. Ancak Ebu Hanife eğer kuru ise onu ovalamak temizlenmesi için yeterlidir, demektedir. (3/197) İmam Ahmed' den gelen bir rivayette böyledir. Malik ise: İster yaş, ister kuru olsun onu yıkamak zorunludur demektedir. Leys ise: O necistir ama ondan dolayı namaz iade edilmez. Hasan-ı Basri: Elbisedeki meniden dolayı çok dahi olsa namaz iade edilmez ama vücuttaki meniden dolayı az dahi olsa iade edilir, demiştir. Pek çok kimse ise meninin temiz olduğu kanaatindedir. Bu kanaat Ali b. Ebi Talib, Sa'd b. Ebi Vakkas, İbn Ömer, Aişe, Davud ve iki rivayetten daha sahih olanında Ahmed' den nakledilmiştir. Şafii ve hadis ashabının görüşü de budur. Onun temiz olduğunu imam Şafii'nin (yüce Allah'ın rahmeti ona) tek başına söylediği izlenimini veren kimseler yanlış yapmışlardır. Meninin necis olduğunu söyleyenlerin delili yıkanması ile ilgili rivayettir. Temiz olduğunu söyleyenlerin delili ise ovalanması ile ilgili rivayettir. Çünkü necis olsaydı kan ve benzeri diğer necasetler gibi onu ovalamak yeterli olmazdı. Bu kanaate sahip olanlar: Yıkanması ile ilgili rivayetler yıkamanın müstehap olduğu, pislikten korunmak ve temizliği tercih etmek anlamında olduğu şeklinde yorumlanır, demişlerdir. Allah en iyi bilendir. İnsanOğlunun menisinin hükmü işte budur ama bizim şaz ve zayıf bir görüşümüz de vardır. Buna göre erkeğin menisi necis olmamakla birlikte, kadının menisi necistir. Bundan daha da şaz görüş ise hem kadının, hem erkeğin menisinin necis olduğudur. Doğrusu her ikisinin de temiz olduğudur. Temiz (tahir) olan meninin yenilmesi helal olur mu? Bu hususta iki görüş vardır. Güçlü olan helal olmadığıdır; çünkü meni iğrenç bir şeydir. Bu sebeple o da bize haram kılınmış pislikler arasına girer. Ademoğlu dışında diğer canlıların menisine gelince, bunlar arasında köpek, domuz, ikisinden birisinden ve temiz bir hayvandan doğanların menisine gelince, necis olduğunda görüş ayrılığı yoktur. Bunların dışındaki hayvanların menisinde ise üç görüş vardır. En sahih görüşe göre eti yensin yenmesin hepsinin temiz olduğudur, ikincisi ise necis olduklarıdır, üçüncüsü ise eti yenen hayvanların menisi temizdir, bunların dışındaki hayvanların menisi ise necistir. Allah en iyi bilendir. Bu babtaki lafızlara gelince (666) "Halid b. Abdullah, Halid'den, o Ebu Ma'şer'den." Adı Ziyad b. Kuleyb et-Temimi el-Hanzal1 el-Kufl'dir. Birinci Halid ise el-Vasıtl et-Tahhan olarak bilinir. İkinci Halid de Halid el-Hazza olup, adı Halid b. Mihran Ebu'l-Münazil el-Basri' dir. (672) "Bir şey görmüş olsaydın onu yıkar mıydın?" sorusu bir inkar (yapılanı reddetme) anlamında bir sorudur. Yani sen onu yıkanmasının vacip olduğuna inanarak yıkar mıydın? Bunu nasıl yaparsın? Halbuki ben bunu kuru iken tırnağımla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden kazırdım. Eğer necis olsaydı Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu bırakmaz ve tırnakla kazınmasıyla yetinmezdi, demektir. Allah en iyi bilendir. İlim adamlarından bir topluluk bu hadisi kadının fercinin ıslaklığının temiz olduğuna delil göstermişlerdir. Ancak bu hususta hem bizim mezhebimizde, hem başkalarının mezhebinde görüş ayrılığı vardır. Daha kuwetli görünen bunun temiz olduğudur. Bu hadisi delil gösterenler şöyle derler: İhtilam olmak, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hakkında imkansız bir şeydir; çünkü ihtilam şeytan ın uyuyan ile oynamasının bir türüdür. Dolayısıyla Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesindeki meni ancak cimadan dolayı olabilir. (3/198) Bu ise meninin fercin nemine isabet ettiği bir yerin üzerinden geçmesini de gerektirmektedir. Eğer o nem necis olsaydı ondan dolayı meninin de necis olması sözkonusu olur ve onu elbisesinde bırakmaz, ovalamakla yetinmezdi. Kadının fercinin rutubetinin necis olduğunu söyleyenler ise, buna iki şekilde cevap vermişlerdir: 1- Bazılarının verdiği cevaba göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ihtilam olmasının imkansız olması ve ihtilamın şeytan ın oynamasından kaynaklanması doğru değildir. Aksine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hakkında da ihtilam olmak caizdir ve bu şeytan ın oynaması türünden sayıImaz. Aksine ihtiIam meninin artan kısmının taşmasıdır, o herhangi bir vakitte çıkar. 2- İkinci cevap, elbisesindeki meni cimadan önceki hareketler neticesinde ortaya çıkmış ve onun bir kısmı elbisenin üzerine düşmüş oIabilir. Bu durumda eIbisenin üzerinde fercin rutubetine bulaşmış olan meninin varlığı sözkonusu olmaz. AlIah en iyi bilendir

Sahîh-i Müslim, 674
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَيْمُونٍ، قَالَ سَأَلْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ فِي الثَّوْبِ تُصِيبُهُ الْجَنَابَةُ قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ كُنْتُ أَغْسِلُهُ مِنْ ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ يَخْرُجُ إِلَى الصَّلاَةِ وَأَثَرُ الْغَسْلِ فِيهِ بُقَعُ الْمَاءِ‏.‏

Amr İbn Meymûn şöyle demiştir: Süleyman İbn Yesar'ın, cünüplük bulaşan bir elbise hakkında Hz. Aişe'den şunu rivayet ettiğini duydum: "Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden meniyi yıkardım. O da daha sonra yıkama izi, yani suyun ıslaklığı elbisede olduğu halde namaza çıkardı

Sahîh-i Buhârî, 231
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى وَعَلَيْهِ مِرْطٌ عَلَيْهِ بَعْضُهُ وَعَلَيْهَا بَعْضُهُ وَهِيَ حَائِضٌ ‏.‏

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (zevcesi) Meymune (r.anha)'den rivayet edildiğine göre : Kendisi hayızda iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üzerinde bir futa olduğu halde namaz kıldı. Futan'ın bir kısmı O'nun üzerine bir kısmı da Meymune (r.anha) nın üzerindeydi." Tahric: Aişe (r.anha)'nın hadisini Müslim, Nesai ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir. Meymune (r.anha)'nın hadisini ise az lafız farkıyla Buhari, Müslim ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Müslim'in rivayetinde Meymune (r.anha) mealen şöyle demiştir: ''ResuluIlah (s.a.v.) namaz kılıyordu. Ben de hayızlı olarak, O'nun hizasında bulunuyordum. Kendisi secde ettiği zaman bazen elbisesi bana dokunuyordu.'' Hadiste geçen ''Mırt'' kelimesini ''Futa'' olarak terceme ettik. EI-Menhel'de rivayet edildiğine göre ''Mırt'' yün, keten ve başka şeylerden mamul elbisedir. Yalnız yeşil renkli olan elbiseye ''Mırt'' denir, diyenler de olmuştur. Mırt, rida ve izar olabilir. Yani vücudun üst kısmında kullanılan ceket, palto, manto, aba gibi elbise olabildiği gibi bedenin belden aşağısını örten elbise de olabilir. Mırt, erkek ve kadın elbisesi olabilir. Aişe (r.anha)'nın hadisinden anlaşıldığına göre Futa Aişe (r.anha)'ya aitti ve üzerindeydi. Onun bir kısmı namaza duran Nebi (s.a.v.)'in üzerindeydi. Meymune (r.anha)'nın hadisinde ise futa'nın Nebi (s.a.v.)'in üzerinde oldugu ve bir kısmının Meymune (r.anha)'nın üzerine bulunduğu belirtiliyor. HADİSLERİN FIKIH YÖNÜ : 1- Üzerinde kan veya başka necaset görülmedikçe hayızlı kadının elbisesi temizdir. 2- Kişinin, hayızlı hanımının bitişiğinde namaza durması caizdir. 3- Kişinin, bir tarafı hayızlı ailesinin üzerinde bulunan bir elbiseyle namaza durması caizdir

Sünen-i İbn Mâce, 653
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ، عَنْ خَالَتِهِ، مَيْمُونَةَ قَالَتْ وَضَعْتُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ غُسْلاً فَاغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ فَأَكْفَأَ الإِنَاءَ بِشِمَالِهِ عَلَى يَمِينِهِ فَغَسَلَ كَفَّيْهِ ثَلاَثًا ثُمَّ أَفَاضَ عَلَى فَرْجِهِ ثُمَّ دَلَكَ يَدَهُ فِي الأَرْضِ ثُمَّ مَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَغَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا وَذِرَاعَيْهِ ثَلاَثًا ثُمَّ أَفَاضَ الْمَاءَ عَلَى سَائِرِ جَسَدِهِ ثُمَّ تَنَحَّى فَغَسَلَ رِجْلَيْهِ ‏.‏

Nebi (Snllallahu Aleyhi ve Sellem)'in muhterem eşlerinden) Meymune (r.anha)'dan şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için gusül suyunu koydum. O da cünüblükten ğusletti. Önce sol eliyle sağ eline kabı eğerek su döktü ve ellerini bileklerle beraber üç defa yıkadı. Sonra avret mahalline güzelce su döküp yıkadıktan sonra elini toprağa sürerek ovaladı. Daha sonra ağzına su aldı, burnuna su çekti yüzünü ve kollarını üçer defa yıkadı. Bunun arkasında vücuduna su döktü. Bundan sonra yerini değiştirerek ayaklarını yıkadı. Tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud da bu hadisi az bir lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Hadis, ğuslün şeklini tarif etmektedir. Buhari, ve Müslim'de Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in sağ eliyle sol eline su dökerek avret mahallini yıkadığını belirtmektedir. Taharetlendikten scnra sol elini yere sürerek iyice ovduğunu Müslim belirtmiştir. El-Menhel yazarı aynı başlık altında açılan ğusül babında rivayet olunan hadisin açıklamasında şöyle der: ''Suyla taharetlendikten sonra elin güzelce temizlenmesi için toprağa sürülmesinin müstahab olduğuna hadis delalet eder. Toprakla güzelce ovaladıktan sonra ellerini tekrar yıkadığı Buhari'de belirtilmiştir. İbnü'l-Dakiki'l-İyd şöyle demiştir: 'Avret mahallindeki necaset suyla iyice giderildikten sonra necasetin kokusu kaldığı zaman bazı fıkıhçılara göre zarar vermez. Şafii mezhebinde bu hususta ihtilaf vardır. O kokudan afıv bulunduğu bu hadisten çıkarılabilir. Şöyle ki, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in taharetlendikten sonra elini toprağa sürmesi boşuna değildir. Necasetin giderilmesi için olduğu söylenemez. Çünkü necasetten en ufak bir şey kaldığı takdirde taharet yapılmış sayılmayacağı alimlerin ittifakiyle sabittir. Taharetten sonra elde necasetten bir şey kaldığı zaman avret mahalli de temizlenmemiş olur. Necasetin tadını gidermek için elin toprağa sürüldüğü de söylenemez. Çünkü tadın kalması necasetin kaldığına alamettir. Rengin giderilmesi amacı da söz konusu edilemez. Çünkü ihtilam veya cinsi münasebet dolayısıyla hasıl olan cünüplük haliyle ele yapışacak bir necaset rengini gerektirmez. Olsa bile cidden nadir olur. Bu nedenle kokunun giderilmesi ihtimali kalır. Taharetlenme esnasında giderilmesi vacib olan kokunun giderilmesi için toprağa el sürülmesi caiz değildir. Çünkü avret mahalli iyice temizlendikten ve giderilmesi gereken koku da iyice giderildikten sonra el temiz olarak avret mahallinden ayrılmış olur. Böyle olmazsa ne avret mahalli temiz sayılır ne de el. Şu halde giderilmesi gerekli olmayan bir rayiha izi kalmış olabilir ki bu iz bağışlanmıştır ve bağışıklık kazanan muhtemel izin de kalmaması için en güzel bir şekilde ihtiyatlı davranılarak el toprağa sürülmüş olur.'' Hadis'te Peygamber s.a.v.'in mubarek ağzına ve burnuna. su aldığı bildirilmekte ve mazmaza ile istinşak ismini alan bu işlemin meşruluğu bildirilmektedir. Abdest ve ğusül de ağız ve buruna su almanın hükmü hakkında alimler ihtilaf etmişlerdir. İbnü'l-Mübarek, Ahmed ve İshak ile bazı alimler hem ğusülde hem de abdestte vacibtir, demişler. Hanefi alimleri ve Süfyan-i Sevri; ğusülde vacib, abdestte sünnettir, demişler. Malik ve Şafii ise; ğusülde de abdestte de sünnettir, demişlerdir. Bu görüşler delilleri ile beraber abdest babında genişce izah verilmiştir. Hadis, mazmaza ve istinşaktan sonra Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in mübarek yüzünü ve kollarını üçer defa yıkadığı, bütün vücuduna su dökerek guslünü yaptıktan sonra başka bir yere çekilerek ayaklarını yıkadığını ifade eder. Şu halde önce abdest almış fakat ayak yıkama işini ğusülden sonraya bırakmıştır. Buhari ve Müslim'in rivayetlerinde Resul-i Ekrem s.a.v.'in ğusülden önce: ''Namaz abdesti gibi abdest aldığı'' tabiri ve Buhari'nin rivayetinde: 'Abdest alırken ayaklarını yıkama işini ğusülden sonraya bıraktığı' tasrih edilmiştir. Ebu Davud'un Aişe r.anha'dan rivayet ettiği hadiste ise: Namaz abdesti gibi tam abdest aldığı bildirilmektedir. Bunun zahirine göre ayaklarını da o zaman yıkamıştır. EI-Menhel yazarı: ''Bu rivayetler arasında ihtilaf yoktur. Çünkü şöyle yorum yapmak mümkündür. Resul-i Ekrem s.a.v. ğusülden önce abdest alırken bazen ayaklarını da yıkardı.. Bazen de ayak yıkama işini ğusül'den sonraya bırakırdı. Değişik, rivayetler dolayısıyla alimler muhtelif görüşler beyan etmişler: Cumhur'a göre ayak yıkamayı ğusülden sonraya bırakmak müstahabtır. Ebu Hanife ve arkadaşları ise; 'Eğer su toplanmıyacak bir yerde ğusül yapılacaksa ğusülden önce tam abdest almak efdaldır. Şayet küvet, leğen gibi su birikecek bir yerde ğusül yapılacaksa ayak yıkamayı ğusülden sonraya bırakmak daha efdaldır, demişlerdir.' Malik ise; 'Ğusledilen yer temiz ise ğusülden önce ayakları yıkamak müstahabdır, aksi halde ğusülden sonra ayakları yıkamak müstahabdır.' Şafii mezhebindeki meşhur ve en sahih kavle göre tam abdest almak efdaldır. Çünkü Aişe ve Meymune r.anhuma'dan edilen rivayetlerin ekserisi böyledir,,, demiştir. Ğusülden önce alınan abdestin hükmüne gelince; Cumhurun mezhebine göre sünnettir. Davud ve Ebu Sevr'e göre vacibtir. Aişe ve Meymune r.anhuma'dan edilen rivayetlerin bir kısmında Resul-i Ekrem s.a.v. ğuslederken mübarek başına üç defa su döktüğü tasrih edilmiştir. Buradaki 574 nolu rivayet de böyledir. Nevevi: ''Başa üç defa su dökmenin müstahablığı hususunda alimlerin ittifakı vardır. Arkadaşlarımızın bir kısmı vücudun sair kısmını başa ve abdest uzuvlarına kıyaslayarak; üç defa yıkanması müstahabdır, demişlerdir. Buna kimsenin muhalefet ettiğini bilmiyoruz. Yalnız arkadaşlarımızdan Ebu'l-Hasan El-Maverdi bir defa'dan fazla su dökmek müstahab değildir demiş fakat onun bu sözü terk edilmiş tutarsız bir sözdür.'' EI-Menhel yazarı bu nakli yaptıktan sonra Hanefi ve Hanbeli alimlerinin de böyle dediklerini fakat Maliki'lerin baştan başka vücuduh her hangi bir tarafını üç defa yıkamanın müstahab olmadığını, abdestin ğusle kıyaslanamıyacağını çünkü ğusülde çok güçlük olduğunu söylemişlerdir. ĞUSLÜN FARZLARI 1 - Maliki mezhebine göre ğuslün farzları niyet, vücudun her tarafını suyla yıkamak, vücudu ovalamak, saçların arasını ovalamak ve ara vermeden ğuslü tamamlamaktır. 2 - Şafii mezhebine göre ğuslün farzları niyet ile bütün. vücudu ve vücut üzerindeki saç ve kılların tamamını suyla yıkamaktır. 3 - Hanefi alimlerine göre ağız ve buruna su almak ile bütün vücudu yıkamaktır. 4- Hanbeli mezhebine göre suyun deriye ulaşmasına mani herhangi bir madde ve necaset varsa gidermek, niyet, besmele, ağız ve burun dahil vücudun her tarafını ve kılların tamamını suyla ıslatmaktır. Nevevi, Müslim'in şerhinde; 'Ğusleden kişinin önemli olan şu hususa dikkat etmesi gerekir: Avret mehallini güzelce yıkadıktan sonra, o yerin ve çevresinin cünüplüğünü kaldırmak niyetiyle yıkanması uygun olur. Çünkü o esnada bacakların arasının ğuslünü yapmazsa bilahere orayı unutabilir. Dolayısıyla ğuslü sahih olmaz. Bir de başını ve vücudun sair yerlerini yıkayıp ğuslettikten sonra avret yerinin ğuslünü yapmadığını hatırlarsa ya çıplak eliyle oraların ğuslünü yapması gerekir, elini sürmesi icap eder ki avret mahalline el ayasının dokunmasıyla abdesti bozulmuş, olur. Yahut da abdestinin bozulmaması için eline bir bez bağlaması icab eder ki bu da bir güçlüktür. Şunu da belirtelim ki ğusül yapılırken hiç kimse abdest almayı vacib görmemiştir. Davud-i Zahiri ve arkadaşları hariç. Onlara göre vacibtir. Cumhur'a göre abdest almak sünnettir. ğusülden sonra namaz kılmak ve Kur'an'a dokunmak gibi abdestsiz yapılamayan ibadetler ğusletmekle mübah kılınır. Yani cünüp olan kişi abdest almadan vücudun her tarafına su dökerek ğuslünü yaptığı takdirde yaptığı ğusül sahih olup onunla namaz ve benzeri ibadetler yapmak mübah olur, demiştir. ĞUSLÜN EFDALİ EI-Menhd yazarı şöyle der: "Ğusledecek kişi kab'a ellerini batırmadan önce üç defa yıkadıktan sonra avret mahallini güzelce yıkamalı ve vücudunun her hangi bir yerinde bulunan necaset, kir ve suyun deriye yahut kıllara ulaşmasına engel olan ne varsa gidermeli. Bundan sonra namaz abdesti gibi tam abdest almalı ve bunun akabinde su avuçlayarak sakalını saçlarını hilallemelidir. Yani parmaklarını kıllar arasına geçirip her tarafını ıslatmalıdır. Daha sonra başına üç defa su dökmeli ve koltuklar altı göbek nahiyesi, kulaklar ve sair vücut kıvrımlarını güzelce ovarak her tarafı ıslatmalı daha sonra başına üç defa su dökmeli, vücudunun her tarafını yıkamalı ve ellerinin yetiştiği her tarafını ovalamalıdır. Vücuduna su dökerken üst kısımlarına ve sağ tarafa öncelik tanımalı. Ğusle başlarken niyet etmeli, vücudunda bulunan kılların her tarafını güzelce ıslatmalıdır

Sünen-i İbn Mâce, 573

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.