Fetva Meclisi
Soru
Hocam, yaklaşık bir sene evvel bir şeyin gerçekleşmesi üzerine kurban kesmeyi adadığımı anımsıyorum. Ama gerçekleşecek şeyin ne olduğunu ve kesin olarak adadım mı adamadım mı bilmiyorum. Sadece adadığıma dair hislerim daha kuvvetli. Ama neyin gerçekleşmesi üzerine adadığımı hiçbir şekilde hatırlamıyorum. Ne yapmam gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Adak, ne olarak adandı ise ancak o yapılınca yerini bulur. Eğer hatırlamıyorsanız ne adadığınızı şöyle yapabilirsiniz: Genelde yöremizde koç kesmek adanıyor. Siz de öyle yapabilirsiniz. Şimdi vaktiniz yoksa vaktiniz olunca kesersiniz.
Selamünaleyküm. Bir adak adamış gibi bir koç kesip dağıtın.
Selamünaleyküm. Adak zaman aşımına uğramaz. Bir koç kesebilirsiniz.
Kurban kesecekseniz koç olması şart değildir. Bir yaşına gelmiş koyun ve keçi olabilir. İki yaşını doldurmuş inek cinsinin yedi hissesinden birinin ortağı olabilirsiniz. Allah için kurban kesmeye niyet edin. Hayvanı güzelce keserek eve götürün. Arkadaşlarınıza verin, kendiniz yiyin, fakirlere verin. Şurası yenmeli diye de bir şey yoktur. Allah kabul buyursun.
Selamünaleyküm.'Doğru dürüst' ile ne kastettiğini kendisi bilir. O dediği düzeye geldi ise bir koç kesmelidir. Durumunuz müsait değilse, olunca kesebilirsiniz.
Kurbanı kesmeden önce, keserken ve kestikten sonra kendi kulağımıza ölümü ve ahireti unutmamayı fısıldamamız iyi olur.
adak konusundaki diğer fetvalar
Adağınızın yerine gelmesi için muhakkak bir koyun kesmelisiniz. Adarken ismini verdiğiniz yer de öncelikle değerlendirilmelidir. Sizin başında bulunmanız gerekmez. Soruşturun, güvenli buluyorsanız, size dönüşü mesela belgeli olarak yapıyorlarsa parasını göndermeniz yeterli olur. Geçmiş olsun.
Adak gerçekleşmesi için sözle söylemek şarttır. İçeriden geçirilmesi veya düşünce ile niyet edilmesi adak hükmünü almaz. Bu nedenle de sizinki adak değildir.
Adak ancak niyetle adak olur. O sözü adak niyeti ile söyledi ise o günleri oruçlu geçirmesi gerekir. Misafirlikte sadece nafile oruç bozulabilir. Bu ise nafile değildir. Kaza da nafile değildir.
Burada iki durum var. Birincisi siz, “her ay fakire şu kadar vereceğimi adıyorum” diyerek adak yaptı iseniz bu bir adaktır ve bunu bozamazsınız. Annenize ayrıca vereceksiniz. Böyle değil de genel bir sadaka niteliğinde içinizden geçti ise ki beyanınızdan bu anlaşılıyor, fakire verdiğinizi annenize vermenizde sakınca olmaz aksine daha da güzel olur.
Adak da dâhil olmak üzere kurban bir ibadettir. Kurban ibadetinin hükmü ise Hanefi mezhebi fukahasına göre zengin olana vaciptir. Diğer üç mezhebin fukahasına göre ise sünnettir. Kim hangi mezhebi taklit ediyorsa ona göre kurban ibadetini uygular.
Vakfın, kendisine verilen vekâletler adedince kurbanlık satın alması normaldir. Vakfın tahmin üzerinden kurbanlıkları satın alıp kendisine vekâlet verildikçe o kurbanlıklardan hisse ayırması da normaldir. Satın alma işinden sonra yeni vekâlet talepleri olması durumunda henüz sahiplendirilmemiş kurbanlıklardan birine o vekâletlerin yönlendirilmesi olabilir ama sahibi olmadan bir nedenle mecburen kesilmiş kurbanlıklara sonradan verilen bir vekâleti saymak caiz olmaz. Bu son maddeyi şöyle özetleyebiliriz: Vakıf mesela yüz kurbanlık almıştı. Seksen kurbanlık sahipleri belli olarak kesildi. Geriye kalan yirmi kurbanlık ise kurban kesme günleri bitiyor veya kasaplar gidecek gibi bir sebeple acele ile kesildikten sonra gelen bir vekâlet sahipsiz olarak önceden kesilmiş o kurbanlıklara sayılamaz. Bu, kurban kesecek olanın niyeti belirlenmeden kesilme demektir ki ibadette niyetin önceden olması şartı gereği caiz olmaz. Bu şekilde sahipsiz kalmış kurbanlıklar diğer adak ve benzeri sadaka içerikli kesimlere yönlendirilebilir.