Fetva Meclisi
Soru
Selamunaleykum hocam. Bir abimize Adalet Bakanlığından iş teklifi geldi. Allah'ın hükümleriyle hükmedilmediği için orada çalışmak konusunda tereddütte kaldı. Burada çalışması uygun olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Açık bir haramla karşılaşmadıkça ailenizin de rızasını kazanmak için uygun bir ortamda çalışabilirsiniz. Çalışma şartlarınız sizi günaha sevk edecekse hiç tereddüt etmeyin ve çalışmayın.
Aleykümselam. Yanlış veya doğru olmasından önce gerekli değildir. Bilhassa kaymakamın bayan olmasının, o bayanın kişisel prestiji açısından bir anlamı olabilir. Bunun dışında bir anlam bulmak için zorlama gerekir. Bayanın, bayanlığını yıpratmayan bir meslekte bulunmasını tercih etmek gerekir.
Selamünaleyküm. Biriktirdiklerinizi atmanız gerekmez ama Müslüman olarak haram işlenen bir yerde çalışmamalısınız. İlk fırsatta ayrılmaya karar verin.
Selamünaleyküm. Bundan sonra size verilen işin hakkını verirseniz aldığınız helal olur.
Aleykümselam. Alacaklının belli bir süre müsamaha etmesini Kur'an'ımız emretmektedir. Mü'min olarak da bu emre uymamız uygun olandır. Ancak borcu ile ilgilenmeyen böyle bir müsamahayı hak etmiyor olabilir. Bir de alacaklının da imkânı varsa bu müsamahayı gösterir. Mü'min insanın kalbini incitiyor olsa da hukuk yoluyla hakkın tahsil edilmesi yasak değildir.
Selamünaleyküm. 1- Evliliği ve anneliği asla ikinci plana atmayacaksınız. 2- Bile bile bir harama girmeyeceksiniz. Bu iki hususa dikkat ederek çalışabilirsiniz.
adalet konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kıyamet günü Allah kullarını niyetlerine ve yaşama amaçlarına göre cennet veya cehenneme koyacaktır. Dünyada kısa bir zaman yaşamış olsa bile bir insan yaşama amacı sonsuz iman veya sonsuz küfür olduğu için Allah kulunu sonsuz cennete veya sonsuz cehenneme koyduğunda mutlak bir adalet gerçekleşmiş olacaktır.
Selamünaleyküm. Senin adın 'mutlu olmuş insan' anlamına geliyor. Adına uygun olmayan bir hayat yaşıyorsun anlaşılan. Mü'min bir insan olarak, her şeyin bittiğine inanan bir anlayışı sana yakıştıramadım. Her şey ters gitti derken Allah Teâlâ'nın sana üç çocuk verdiğini unutmamalısın. Hanımın var, çocukların var, aklın var, sabrın var ve imanın var. Bak nelerin var senin! Elbette sıkıntıların ağır ama sonunun nasıl biteceğini tahmine edemezsin. Bence sabrını biraz daha zorla, bir beş yüz kapı daha vur. Bir beş yüz daha! Hiç de küçümseme bunu, sonunda elinde güçlü bir irade ile ayakta durduğun sabır nimetin olacak inşaallah.
Meleklerin varlığına iman ediyoruz. Bir kısım meleğin bizimle ilgili görevler icra ettiğini de biliyor, öyle iman ediyoruz. Hangi meleğin, ne zaman ve nasıl bir görev icra ettiğini ise ayrıntıları ile bilmiyoruz. Böyle gayba ait bir konuyu da ayrıntıları ile bilmemiz mümkün değildir. Bu konularla meşguliyetiniz size bir fayda getirmez. Daha faydalı bilgiler toplamaya çalışın. Allah yardımcımız olsun.
1- Niyet işin aslıdır; neye niyet ederseniz onun ekseninde dönersiniz? Allah’ın rızasını samimi bir şekilde niyet ederseniz ekseniniz o olur, akıbetiniz de onun rızası olur. 2- Merhamet ve adaleti esas alın. 3- Yardımlaşmanız “iyilikte ve takvada” olmalıdır. Bu ilkeye ters düşen yerde bulunmayın. 4- İstişareye sadakat ilkeniz olsun. 5- Mü'min başkasını kendine tercih eden insandır prensibi her zaman gözünüzün önünde olsun. 6- İnsan, dini ve etniği ne olursa olsun insan olarak saygındır. Bunu unutmayın. 7- Fırsatları kullanma ve dağıtmada adaletten kopmayın. 8- Yaptığınız işin en iyisini yapmaya çalışın. Gözünüz “en iyi” de olsun. 9- Hangi işi yaparsanız yapın, o işi yaparken dininizin neresinde olduğunuzu sorgulayın. 10 -Kendi kendinizi denetlemeyi yeterli görmeyin. Dışınızdan birileri zaman zaman sizi denetlesin. Uyarılara da kulak verin.
Bankanın niteliğine göre bu cevap değişir. Avukatlık yapmak, müvekkilinizin hakkını (ya da talebini) savunmaktır. Savunduğunuz banka faizsiz bir banka ise bir sakıncası olmaz. Faizli bir bankanın talebini savunmanız ise Allah’ın en büyük haramlarından olan faizi savunmanızdır, bu nasıl helal bir iş olabilir?
Adalet bugün siyasi bir kavram olarak kullanılıyor olabilir. İnsanların adaletten beklentisi ekonomik ve sosyal menfaatleri olabilir. Biz iman edenler olarak adaleti daha farklı görürüz. Adalet göklerin ve yerin iki temel taşından biridir. En’am suresinin 115. âyeti Allah’ın bütün hükümlerinin iki temel üzerine oturduğunu haber vermektedir: “Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.” Nahl suresinin 90. âyeti de adaleti emretmektedir. Hadid suresinin 25. âyeti peygamberlerin gönderiliş nedeninin adalet olduğunu bildiriyor. Bizim için adalet iki insan arasında dengeli olmanın çok ötesinde bir anlayışı yansıtıyor: Allah’ın rızasını kazanmamızın temel esaslarından biridir adalet. Biz, adaleti seçim kazanmak için gerçekleştiren siyasetçinin düzeyinde değiliz. Cenneti kazanma vesilesi gördüğümüz adalet kâfirlerin adaleti ile benzeşemez. Zamana ve mekâna göre değişmeyen, kişilere göre farklılık göstermeyen, zayıfa ve güçlüye aynı oranda uygulanan, savaş ve barışta, darda ve bollukta, ticaretten aileye kadar her alanda bizden istenen değerin adı adalettir. Kâfir bunu gerçekleştiremez. Ahirete inanmayan adalet sağlayamaz. O dengeleri korur, geleceğini garanti eder sadece. Müslüman kâfirin ona sağlayacağı adalete muhtaç olabilir ve ondan tatmin olabilir ama bu genelleme yapılabilir bir gerçek değildir.