İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Bir sohbetinizde, ‘günah işlemek, ayak kayması; babadan miras aldık biz bu işi. Ama yüzlerce sene, tevbe kabul oluncaya kadar çıplak ayakla yeryüzü kayalıklarında dolaşmayı da babamızdan miras aldık biz. Elbette babamız günah işledi. Hem de cennet gibi bir yerde. Ama dünyayı tevbe vadisine çevirdi’ diyorsunuz. Peygamberler günah işlemez diye biliyoruz. Âdem aleyhisselam da bir peygamber. Bu konuyu kısaca anlatabilir misiniz?

Cevap

Peygamberlerin günah işlememesi esasen, peygamberliklerini lekeleyecek tarzda bir günah işlememeleridir. Onlar da insan olarak bize göre normal ama onların ağırlığına göre 'daha iyisini yapabilirdi' denebilecek şeyleri özel hayatlarında yapmış olabilirler. Bu genel bir kuraldır. Âdem aleyhisselamın hatası ile alakalı durum ise daha da özeldir. O hata zamanında peygamber mi idi şeklinde bir bilgi eksikliği de mevcuttur. Net bir bilgimiz bu hususta yoktur. Allah yardımcımız olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ve benzeri sorular “cevabını öğrenmek” için sorulmuş sorular değildir. Akıllarınca bir açık bulup: a- Kendini rahatlatmak, dine bağlanmamış olmanın haklılığı hissini yakalamak, b- Bilimsel bir iş üzere olmanın ağırlığını yaşamak, c- İnanmadığı bir dinin kitlesine zarar vermek, cephede gedik açmak, d- Ne yaptığını bile bilemeyecek kadar boş işte bulunuyor olma sonucunu elde etmeye çalışıyorlar. Bunlardan hangisi olursa olsun netice şudur: Bu soruları cevaplandırmak asla bir din tebliği değildir. Ve asla bir faydası yoktur. Soran ve cevaplayan kendi içlerinde yuvarlanıp gideceklerdir. Bir başka mesele de şudur: Bu sorularda esasen soru olma niteliği de yoktur. İnternet ortamında bir ortamdan diğerine taşınmış bilmece gibi sözlerden oluşmaktadır. Mesela bu soru kökten yanlıştır. Zira Kur'an'ımızın tertibinde Ashabı Kiramın müdahalesi yoktur. Bizzat Peygamber Efendimizin yaptığı bir iştir dizme işi. Rabbim ümmetimize yardım etsin, akıbetimizi hayır etsin.

Hocam benim şöyle bir kaç sorum var: Hz Osman, Kur’an'ı niye nüzul sırasına gör
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir soru samimi değil. Müslüman’ın şaşmaz ve değişmez örneği Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Allah Teâlâ onu bütün hatalardan korumuştur. Sahabeler ise bizim gibi hataya karşı korunmuşluğu olmayan insanlardır. Allah onlardan razı olsun. En mükemmel denebilecek bir din yaşadılar ama insan olarak düştükleri oldu. Düştükleri yerden de kalkmayı becerdiler. Allah Teâlâ da onlardan o halleriyle razı oldu. Biz onların iyi yaptığı işleri taklit ederiz, hata ettikleri noktalarda da onları tevbeleri ve ihlasları ile baş başa bırakırız. Onların bir iki hatasından söz edilebilir belki ama milyonlarca güzellikleri yanında o hataları ile ilgilenmek veya onların örnekliğine sığınmak samimiyetsizliktir, şeytana alet olmaktır.

Hocam bir arkadaşım, sahabeler arasında da günah işleyen vardı. Bizim böyle bir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Günah, ilahi emir ve yasaklara aykırı tutum ve davranışlar anlamına gelir. Mahiyeti ve boyutları değişmekle birlikte günah mefhumu tüm dinlerde vardır. Günah, Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerde; “ism”, “zenb”, “vizr”, “cünâh”, “hûb” ve “seyyie” gibi farklı sözcüklerle ifade edilmiştir. Her insan iyilik veya kötülük yapabilecek özellikte yaratılmıştır. (bk. eş-Şems, 91/8) Hz. Peygamber'in (s.a.s.) “Her insan hata eder, hata edenlerin en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyamet, 49 [2499]; İbn Mâce, Zühd, 30 [4251]) şeklindeki beyanı, insanların günah işleme ve hata yapma özelliğine sahip olduğu gerçeğinin açık bir ifadesidir. Aynı doğrultuda Hz. Peygamber'in (s.a.s.); “Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah günah işleyen ve günahlarından tövbe ve istiğfar eden bir topluluk yaratır da onları bağışlardı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10 [2748]) ifadeleri de oldukça anlamlıdır. Hadis-i şerif, insanın mutlak olarak hatasız, kusursuz ve günahsız olamayacağını vurgulamaktadır. Şüphesiz bu ifadeler, günah işlemeye bir teşvik olmayıp aksine insanın doğasını açıklayan ve kendisini tanımasını sağlayan birer hatırlatma ve uyarıdır. Nitekim pek çok âyet ve hadiste insanın günahlardan ve Allah’ın (c.c.) yasaklarını çiğnemekten sakınması emredilmiştir. İslâm inancında peygamberler dışında “masum” yani günah işlemekten korunmuş kimse yoktur. Bu sebeple herhangi bir kimsenin günahsız olduğunu kabul etmek İslâm inancına aykırı bir durumdur. Zira günahtan korunmuşluk anlamına gelen “ismet sıfatı” sadece peygamberlere aittir. İslâm âlimleri, peygamberlerin birer beşer olmaları hasebiyle zelle olarak tabir edilen küçük hatalar işleyebilecekleri, ancak peygamberlik görevlerine zarar verecek türden hatalara ve günahlara düşmekten korundukları üzerinde ittifak etmişlerdir. Diğer yandan İslâm dininde, Hristiyan teolojisinde olduğu gibi “aslî günah” anlayışı yoktur. Zira hiç kimse doğuştan günahkâr sayılmaz. İslâm’da, herkes kendi günahından sorumludur. "Hiçbir kimse başkasının günahını yüklenmez." (el-En‘âm, 6/164; en-Necm, 53/38-39) âyet-i kerîmesi bu hususu ifade etmekte ve işlenen günahtan ancak onu işleyenin sorumlu tutulacağını belirtmektedir. İslâm’da, herhangi bir soydan gelmekten veya başka bir sebepten dolayı günahtan korunmuş̧ olduğu kabul edilen kişi ya da zümre yoktur. Dinî konularda topluma rehberlik eden âlimler de günahtan korunmuş değildir. Onların görevi İslâm’ın inanç, ibadet, ahlak ve muamelat esaslarını insanlara hatırlatmak ve gerektiğinde içtihat ederek Müslümanların amelî hayatını düzenlemelerine katkı sağlamaktır. Bu bağlamdaki içtihatları isabetli olabileceği gibi hataya da açıktır. Sonuç olarak masûmiyet sadece peygamberlere özgü bir korunmayı ifade etmektedir. Bunun dışında, herhangi bir kimse ya da grubun hatadan veya günahtan korunmuş olduğu kabulü veya iddiası İslâm inanç esaslarına aykırıdır.

Günahsız insan var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Günah işlemek bir günahtır. Günahı teşhir etmek de bir günahtır. Günahtan tevbe ederek kurtulunduğuna göre günahı teşhir günahından da tevbe ile kurtulmak mümkündür. Bunun tevbesinin şartı da onu bir daha tekrarlamamaktır.

Eskiden yapmış olduğum günahlarımı arkadaşlarıma söylemiştim, böyle olduğunda Al
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.

Hocam ben, kul hakkına girdiğim zaman tevbe eder ve helalleşirim. Ancak, gaflet
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1- İnsan olarak hataya müsait yaratıldık. Bütün insanlar hata edebilirler, etmektedirler de. Sadece Allah Teala'nın nebileri bundan korunmuşlardır. Bu durumda biz hata işlemekten ötürü değil de hata işlemeye karşı laubalilikten ötürü sıkıntıya girebiliriz. Kul olarak, hangi çeşidi olursa olsun hatadan sakınmalıyız, tekrarlamamaya gayret etmeliyiz. Ama işlenen bir hata kesinlikle işimizin bittiğini, artık rahmet kapılarının bize kapandığını göstermez. Bilakis işlenen her hata rahmete daha çok muhtaç olduğumuzu gösterir. Bir yandan hata ederken bir yandan da vazifelerimizi yapmaya çalışıyorsak işte tam anlamıyla insanız demektir; yapacak bir şey yoktur, yola devam edeceğiz. Hedefimiz, iyiliklerle kötülüklerin mizana konduğu gün iyiliklerin çok gelmesi için çalışmaktır. Unutmayalım ki, bir tek iyiliğin fazla gelmesi kazanmamız, cennete girmemiz demektir. Hedef belli, sorun belli, çare bellidir. 2- Tevbeden bıkmak, tevbeyi sulandırmak diye bir şey yoktur. Bin kere, milyon kere de olsa başka bir yol yoktur. Nefes alır verir gibi tevbe yolunu kullanırız. 3- Günahlar konusunda dikkat edilmesi gereken hassas noktalardan biri çevre meselesidir. İnsan tek başına yaşayamadığına göre kendisine iyi bir çevre oluşturmalıdır. İyiyi bulamayan ise en az kötü olanı aramalıdır. Eğer bir günahta ısrar ediliyorsa bu, o günaha teşvik eden çevrenin etkisinin giderilmediğini gösterir. Önce çevre temizliği için çalışmak şarttır. Salih kullarla oturup kalkmak, gıdadan göz temizliğine kadar her alanda helale yönelmek zorundayız. Allah'a emanet olunuz.

Hocam günahta ısrar ettiğimizin farkına nasıl varabiliriz? İşlediğimiz günahta,

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Duanın kabulü için uygun vakitler vardır. Bu vakitlerde yapılan dualar, diğer vakitlerdekilere göre daha kabule yakın olurlar. Sözünü ettiğiniz vakit de o vakitlerden biridir.

‘Ezanla kamet arasında yapılan dua reddedilmez. (mutlaka kabule mazhar olur)’ H
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

O tür nafile namazlar ikişer rekât olarak kılınır. Daha fazla rekâtlı olarak da kılınabilir. Dört, altı veya daha fazla da olabilir.

Teheccüd namazını 10 rekât, kuşluk namazını 12 rekât, evvabin namazını 6 rekât k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tamamen yanlış bir düşünce bu. Asıl senin bu nedenle namaza durman gerekmez mi? Hasta olan hastaneden kaçar mı yoksa hemen gider mi? O zamanki hatırladığın borçlarını öde. Şimdi ödeyemezsen ödemeye karar ver. Bunu kimseye söyleme. Yaptığın için mükemmel bir tevbe yap. Ve Rabbine dön. Dön! O seni rahmeti ile beklemektedir. Hiç gecikme, hiç!

Ben 19 yaşındayım. 12-13 yaşlarımda dayımın yanında çalışırken kuzenlerimi ve ar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sağlıklı yaşamak herkesin hedefidir ama zaman zaman hasta olabiliyoruz. Hastalık günlerimizde iyi olmaya özenle bakıyoruz ama hastayız da. İbadet hayatımızı da böyle değerlendirmeliyiz: Sürekli ve en iyi ibadetleri yapmak isteyeceğiz. Gevşeme olabilir, olduğu zaman ciddiyete doğru hızla yöneleceğiz ve arkadaki açığı da kapatacağız. Hayat budur, böyledir.

Namazı hayatımın merkezine almış, arkadaşlarımı namazı ölçü alarak seçen biriyim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Siyaset bütün Müslümanların bir ucundan bilip tutması gereken bir görev olabilir ama herkesin bu husustaki payı farklı olur/olacaktır. Bir bayanın kabiliyeti, ailevi durumu gibi nedenlerle sadece dua etme seviyesinde bir görevi de olabilir. Çıkıp Müslümanlar adına sorumluluk aldığı bir görevi de olabilir. Herkes için farklı bir durumdur bu. Hadice ve Aişe radıyallahu anhüma annelerimiz için bize örnek tutulabilecek bir durum yoktur. Onlar insanlığın en siyasetçi insanını hayata hazırlamakla görevlerini mükemmel olarak yapmışlardı. Onların siyaseti o idi. Bizim de onların bu yönünü örnek almamız gerekir en başta.

Bir bayan siyasetle meşgul olmak zorunda mıdır? Hz. Hatice ve Hz. Aişe radıyalla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah'ın emri konusunda kimseden izin almamız gerekmez. Birisi kendisini izin verme makamında görüyorsa ve men ediyorsa ondan gizli yapmamız gerekir.

Bir bayan zekât ve fitre gibi görevlerini eşinden gizli yerine getirebilir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.