Fetva Meclisi
Soru
Teheccüd namazını 10 rekât, kuşluk namazını 12 rekât, evvabin namazını 6 rekât kılacaksak her iki rekâtta bir selam vermek mi gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Teheccüd namazı sekiz rekâta kadar kılınır. Hanefî mezhebi fıkhında nafile namazlardan teravih hariç cemaatle kılmak yoktur.
Bütün nafile namazlar için geçerli olan kural şudur: İki rekât olarak kılınmaları daha efdaldir.
Teheccüd namazını 2 rekâtta bir selam vererek kıldığınızda selam verdikten sonra arada konuşma, yeme, içme vb. namaza aykırı davranışlarda bulunulmadığı sürece ilave kılınacak iki rekât için tekrar niyet etmek gerekmez. Bu davranışlar olmuşsa "niyet ettim Allah rızası için teheccüd namazı kılmaya" diyerek tekrar niyet edersiniz. Teheccüd namazının 2, 4 ya da 8 rekât arasında çiftli sayılarda kılınması tavsiye edilmiştir. Fakat daha fazla da kılınabilir. Dört rekât olarak kılmak istenirse iki rekâtın sonundaki oturuşta "tahiyyat"tan sonra "Allahumme salli, Allahumme barik" duaları okunup 3. rekâta kalkıldığında da sırasıyla "subhaneke, euzu besmele, Fatiha suresi ve zammı sure" okunur.
Nafile namazlar iki rekaat olarak başlar. Ne kadar fazla kılınırsa o kadar ecir artar.
Abdestli iken, kerahet vakti olmayan bir zamanda kıbleye dönüp kılınan iki rekât namaz nafile namazdır. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahiyyetülmescit namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan ‘camiyi selamlama namazı’dır. İki rekât kılınır. Teheccüt namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvabin namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışmalıdır.
Namaz cennet vesilemiz ve cennet umudumuzdur. Ruhlarımızın gıdasıdır namaz. Farz namaz, hiçbir şekilde taviz verilemez bir konudur. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar ise nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahıyyetü’l-mescid namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan camiyi selamlama namazıdır. İki rekât kılınır. Teheccüd namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvâbîn namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışılması güzel olandır. Nitekim nafilelerin tamamı bizim için bir sevap kaynağıdır. Bu konuda da pek çok hadis-i şerif vardır. Efendimiz aleyhisselam her fırsatta ashabına nafile namazı tavsiye etmiştir. Fakat bahsettiğiniz şekilde insanın kılları ile ilişkilendirilerek ifade edilen bir bilgiye rastlamadım. Rabbimiz bizleri de bol secde eden mü’minlerden eylesin inşallah. Allah’a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Duanın kabulü için uygun vakitler vardır. Bu vakitlerde yapılan dualar, diğer vakitlerdekilere göre daha kabule yakın olurlar. Sözünü ettiğiniz vakit de o vakitlerden biridir.
Peygamberlerin günah işlememesi esasen, peygamberliklerini lekeleyecek tarzda bir günah işlememeleridir. Onlar da insan olarak bize göre normal ama onların ağırlığına göre 'daha iyisini yapabilirdi' denebilecek şeyleri özel hayatlarında yapmış olabilirler. Bu genel bir kuraldır. Âdem aleyhisselamın hatası ile alakalı durum ise daha da özeldir. O hata zamanında peygamber mi idi şeklinde bir bilgi eksikliği de mevcuttur. Net bir bilgimiz bu hususta yoktur. Allah yardımcımız olsun.
Bir insan reşit olduktan sonra babasının ona belli bir işi yapıp yapmama konusunda hak baskısı yapması belli bir makul zemine oturmaz. Babanızın baskısı nedeniyle bir karar değiştirmenize bir şey diyemem. Ne var ki, yıllar sonra müminlerin hayatındaki tıkanmalarda sizin destek eksikliğinizin kalbinizi sıkıştırabileceğini de vereceğiniz kararlarda etken sebep olarak düşünün, deriz size. Oy vermek kadar vermemek de basit bir tercihtir. Oy vermeyen müminlerin yaptığını batıl göremiyorum ama onun yerine ne yaptıklarını çok merak ediyorum. Tabi ki o yaptıkları işin ağırlığı da önemli olacak..
Allah Teâlâ sizi razı olacağı işlere muvaffak kılsın. İlim başlığı altında size şunları tavsiye edebiliriz: a- Bir ilmihal kitabını kavrayacak şekilde okumalısınız. Onu okumadan Kur'an okumanız bile yerini bulmamış olabilir. Diyanet'in ilmihali güzeldir, okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra da temel kaynağınız olarak başucu kitabı şeklinde yanınızda olmalıdır. b- İkinci olarak da Riyazussalihin hadis kitabını şerhi ile beraber okuyabilirsin. Erkam Yayınları arasında çıkan şerh sizin için ömür boyu yeterli olur. c- Tefsir olarak da M. Toptaş'ın Şifa tefsiri size yeterli olur. d- Mesleğinizle alakalı olarak yapacağınız karşılaştırmalar için binlerce kitap yerine size tavsiyem şu olur: Kendinize bir ilim danışmanı bulun. Onunla yazışın, görüşün. O sizi fıkıh dünyasına taşısın. Daha rahat ve daha kalıcı bir yöntem olur bu. Allah yardımcınız olsun.
Tamamen yanlış bir düşünce bu. Asıl senin bu nedenle namaza durman gerekmez mi? Hasta olan hastaneden kaçar mı yoksa hemen gider mi? O zamanki hatırladığın borçlarını öde. Şimdi ödeyemezsen ödemeye karar ver. Bunu kimseye söyleme. Yaptığın için mükemmel bir tevbe yap. Ve Rabbine dön. Dön! O seni rahmeti ile beklemektedir. Hiç gecikme, hiç!
İnsanlıkta bütün insanlarla aynıyız. İnsan olmanın getirdiği haklar ve meziyetler herkes için aynıdır. Hiçbir insanı Müslüman olmadığı için insanlık dışı göremeyiz. Böyle bir uygulama dinden gibi gösterilemez. Bu birinci hakikattir. İkinci hakikat ise şudur: İslam üstündür. İslam'ın üstünde bir değer düşünülemez. Müslüman da İslam şerefi taşıdığı sürece din olarak bütün diğer din veya din gibi sanılan düşüncelerin sahiplerinin üstündedir. Bu üstünlük farklı insan olmakta değil, insanlığın hakkını en iyi veren bir dine tabi olmaktadır. Bu iki hakikatin ortalamasını şu şekilde bulabiliriz: Müslümanlık farkı insanlığın üstüne konmuş manevi ağırlıklı bir farktır. Müslüman olmayanlar, İslam'a karşı bir kabalık ve had bilmezlikte bulunmadıkları sürece sadece Müslüman olmadıkları için Müslümanların hedef tahtasında değildirler. Böyle bir anlayış yoktur. İnsanlıkta aynıyız, dünyamız aynıdır. Ahirette ise herkesin yeri bellidir; müminler cennete kâfirler cehenneme!