İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam benim şöyle bir kaç sorum var: Hz Osman, Kur’an'ı niye nüzul sırasına göre toparlamadı da başka bir yöntem izledi? Peki, yaptığı sure sıralamasının temel ilkesi neydi? Bu soruların cevabını nereden bulabilirim? Hocam Boğaziçi Üniversitesi mezunu bir ateist ve sosyolog arkadaşım böyle bir soru sordu. Ne dersiniz?

Cevap

Bu ve benzeri sorular “cevabını öğrenmek” için sorulmuş sorular değildir. Akıllarınca bir açık bulup: a- Kendini rahatlatmak, dine bağlanmamış olmanın haklılığı hissini yakalamak, b- Bilimsel bir iş üzere olmanın ağırlığını yaşamak, c- İnanmadığı bir dinin kitlesine zarar vermek, cephede gedik açmak, d- Ne yaptığını bile bilemeyecek kadar boş işte bulunuyor olma sonucunu elde etmeye çalışıyorlar. Bunlardan hangisi olursa olsun netice şudur: Bu soruları cevaplandırmak asla bir din tebliği değildir. Ve asla bir faydası yoktur. Soran ve cevaplayan kendi içlerinde yuvarlanıp gideceklerdir. Bir başka mesele de şudur: Bu sorularda esasen soru olma niteliği de yoktur. İnternet ortamında bir ortamdan diğerine taşınmış bilmece gibi sözlerden oluşmaktadır. Mesela bu soru kökten yanlıştır. Zira Kur'an'ımızın tertibinde Ashabı Kiramın müdahalesi yoktur. Bizzat Peygamber Efendimizin yaptığı bir iştir dizme işi. Rabbim ümmetimize yardım etsin, akıbetimizi hayır etsin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamberlerin günah işlememesi esasen, peygamberliklerini lekeleyecek tarzda bir günah işlememeleridir. Onlar da insan olarak bize göre normal ama onların ağırlığına göre 'daha iyisini yapabilirdi' denebilecek şeyleri özel hayatlarında yapmış olabilirler. Bu genel bir kuraldır. Âdem aleyhisselamın hatası ile alakalı durum ise daha da özeldir. O hata zamanında peygamber mi idi şeklinde bir bilgi eksikliği de mevcuttur. Net bir bilgimiz bu hususta yoktur. Allah yardımcımız olsun.

Bir sohbetinizde, ‘günah işlemek, ayak kayması; babadan miras aldık biz bu işi.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an-ı Kerim’deki âyetler bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz tarafından dizilmiştir. Hatta bu dizme bizzat Cebrail aleyhisselamın yönlendirmesi ile olmuştur. Yani bir surenin içindeki ayetlerin sıralamasında sahabilerin hiçbir katkısı yoktur. Bu konuda âlimlerin görüş birliği vardır. Âyetlerdeki anlam bütünlüğü, mucizevi beyan da bunu gerektirmektedir. Bunun aksini düşünmek Kur'an-ı Kerim’deki kutsiyeti tartışmaya açabilecek sıkıntılar getirebilir. Kur'an ayetleri başka yere taşınıp yazılırken de o sıralamaya uyulması zorunludur. Âlimler âyetlerin sıralaması ile oynanarak dizilmesini abes bir iş ve gerekli tazime aykırı olacağı için haram görmüşlerdir. Âlimlerin önemli bir bölümü surelerin tertibinin de bizzat Peygamber aleyhisselam tarafından yapıldığını söylemişlerdir. Âyetlerdeki gerekçeleri sureler için de söylemişlerdir. Fıkıh imamlarının da içinde bulunduğu başka bir görüşe göre de surelerin sıralamasında sahabenin uygulaması da bulunmaktadır ama genel olarak Peygamber aleyhisselam tarafından yapılmıştır. Fukaha namazda surelerin sıralamasına uymadan okuma yapmayı mekruh görmüştür. Elimizdeki mevcut Mushaf’ta bulunan sure ve âyetlerin tertibine sahip çıkmamız ve aykırı bir uygulamayı yapmamamız kesinlikle kitabımıza tazim bakımından gerekli olandır.

Kitabımız Kur'an’ın âyetleri ve sureleri bu şekilde nasıl dizildi? Bu dizgisini
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ortada yıkılmayı gerektirecek bir durum yoktur. Mevcut fırtına seni sallamış ise kendini kenara çekeceksin. İçindeki vesveseyi arttırma sebebi olacak konum ve işlerden uzak kal bir süre. Araştırma, inceleme, tartışma. Namaz ve Kur'an tilaveti ile yetin. Farklı alanlarda yor kendini. O konularda kitap okuma. Sen düzeltmeye çalıştıkça batabilirsin maazallah. Bu durum şu veya bu kişide herkeste görülebilir. Peşine takılan o bataklıkta batabilir. Sen yoluna devam et. Allah Teâlâ huzurunu ve afiyetini daim etsin.

Ben bir üniversite öğrencisiyim. Birkaç yıl önce çeşitli vesilelerle İslam'ın gü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselâm. Güzel kardeşim, samimi ifadeleriniz için teşekkür eder, duanızı beklerim. Siz de takdir ettiğiniz gibi bizim takip ettiğimiz konular sizin beklentinizin dışındaki konulardır. Size özellikle şunu tavsiye ederim: Bugüne kadar o tür insanları ikna edebilmiş biri vardır veya yoktur denecek kadar azdır. Kendinizi yormayın o tür meselelerle. Biz imanımızı korumaya, çevremize etki etmeye, iyi örnek olmaya gayret ederiz, hidayet Allah'tandır. Sabredin ve kazanın. Allah'a emanet olun.

Selamünaleyküm hocam. Benim ateist, deist akrabalarım var. Bazen çok uzun süre d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle konularda kendini ikna etmeye mecbur gibi görmemelisin. Nihayetinde senin ihtisas alanın olmayan bir konudur. Bir başka husus da, insanlar birbirlerinden böyle konuları dinleyerek ikna olmazlar. Sadece tartışılmış ve konuşulmuş olur. Geçen vakte, kullanılan enerjiye yazık olur. Bildiğinizi izah edin, gerisini merak edeni de ehlini bulup öğrenmeye teşvik edin.

Ben üniversitede okuyorum. Arkadaşlarımızın inanç konularında sıkıntıları var, b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aziz kardeşim, sizi bir gerçekle yüzleştirmekte fayda mülahaza ediyorum. O gerçek de şudur: Allah'a kul olmanın önündeki engelleri ya da imtihanları Siyonizm ve alkol gibi sınırlı şeylerle düşünürsek olacağı budur. Kul olmanın, imanın hakkını vermenin önünde alkolden daha uyuşturucu engeller vardır/olacaktır da. Alkol beyin uyuşması yapıyor, alkolden daha uyuşturucu ve etkisi beyne, kalbe aynı anda sirayet eden sıkıntılara hazır olmamız gerekiyor. Dikkat ediniz, bu saydığınız şeyler birinci derecede imanı etkileyen hususlardır. Birinci derecede iman etmiş olmak veya olmamak denebilecek şeyleri çok rahat yazabiliyorsunuz, sorabiliyorsunuz, irdeleyebiliyorsunuz. Bu nedenle de huzursuzsunuz. Huzursuzluğunuzun temel nedenini de siz abartıp büyütüyorsunuz. Sizin şahsınız açısından belki değil ama böyle bir sorgulamayı Allah'a iman eden birinin bu kadar rahat yapabilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Size iki soru sorayım, bu iki sorunun cevabından ikimiz de makul bir noktaya gelmeye çalışalım. Sorularımın birincisi: Ümmetimizin şu zamandaki hâlini nasıl değerlendiriyorsunuz? Müslümanca bir kenara insanca bir hayattan söz edebilir misiniz? Aklı başında her hangi bir insanın kabul edebileceği bir hayat var mıdır ortada? Sorularımın ikincisi: Bu gündeme getirdiğiniz konuların hangisi bir Müslümanın imanı, ibadeti, ahlâkı veya maddi kazancı ile alakalı düzeltme, ıslah etme bakımından direk gündeme gelebilecek bir konudur? Ya da bu ümmetin mevcut sorunları arasında bunların hangisi çözüm için gereklidir, hangisi hangi sorunun nedenidir? İnsaf sahibi biri görecektir ki, bunlarla meşgul olmak akılla izah edilebilecek bir nedene dayanmamaktadır. Meşgul olmaya mecbur olduğumuz nice meseleler arasında bunlara yer bulmak anlamsız değil mi? Aç birinin tırnak makası araması ne anlama gelirse bunlar da o anlama gelebilir. Bir başka husus da şudur: Öğrenmenin ve öğrendiklerinle amel etmenin bir öncelik ve önem sırası olmalı değil midir? Mesela namazın öncelikliği ile haccın öncelikliği aynı olabilir mi? Bu açıdan bakmaya çalışın; kaç numaralı mesele ile alakadar oluyorsunuz acaba? Nesiller ne durumda, siyaset ne durumda, ekonomi; faiz, haramlar, kumar ne durumda..? İffet ne durumda? Aziz kardeşim, yeniden bir gündem belirlemek zorundayız. Bu gündemi de ümmetimizin üzerinden hesapları olan düşmanlarımızın planlamasına izin veremeyiz. Bizden olduğu hâlde kişisel ihtiraslarını dinimizin konuları ile tatmine çalışanların planlamasına da izin veremeyiz. Mucize ve benzeri konular bizim imanımızın içindeki konulardır. Bunları biz bize konuşuruz elbette ama kâfirlerin konuşmasına izin veremeyiz, konuşurlarsa dinlemeyiz. Birilerinin -velev ki bizimle beraber namaz kılanlardan olsun- 'sonra ne olacak?' sorusuna ikna edici bir cevap vermedikçe de bunları konuşmasına izin veremeyiz. Konuşursa da onun hakkında dikkatli olmayı yeğleriz. Umarım bakışımızı izah edebilmişizdir. Allah'a emanet olunuz.

Peygamberlerimizin mucizesi olamayacağı, eğer onlar olağan üstü şeyler yaparsa o

Ashabı Kiram konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ebu Cehil, Ebu Leheb ve karısı, Velid bin Muğire, Ümeyye bin Halef, As bin Vail, Übey bin Halef gibi meşhurları vardır.

Allah onlardan razı olsun Ashabı kiramı seviyoruz. Onların meşhurları gibi kâfir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinin ve dindarın garip olması “yok olması, sıfır olması” değildir. Allah’ın izni ile ne din ne dindar kıyamete kadar sıfır olmaz. Öyle bir şey olsa o, kıyamet vaktinin tamam olduğunu gösterir. Görsel olarak bir azalma, kenarda kalma durumudur söz konusu olan. Bu durumu da hayatın farklı alanlarında incelememiz mümkündür: - Bu ümmetin ilk ve orijinal nesli olan Ashabı Kiram ya da selef imanının/iman tarzının yalnızlığa terk edilmiş olması, onun yerine daha sonraki idraklerin rağbet görmesi, - İslam Şeriatının tatbik edilemiyor olması, - İbadetlerin gitgide azalan bir düzeyde ihmal ediliyor olması, - Ahlâkın, yabancıların yani bu ümmetten olmayanların ahlâkına benzemesi ve bunda da sakınca görülmemesi, - Allah’a davet eden âlimlerin ve davetçilerin yalnızlığa itilmesi, kimsesiz kalmaları, - İlmin geçim kaynağı olmayı aşamaması, Allah için bir ibadet niteliğinin kaybolması, - Mü'minler için bir iman meselesi olan VELA/BERA yani mü'min mü'min iledir, kâfirlerden uzaktır itikadının zayıflaması gibi göstergeler üzerinden dinin ve dindarın garipliği izlenebilir. Allah Teâlâ muhafaza buyursun, böyle bir olguyu sakıncası olmayan bir gelişme olarak görüp kabullenmek bir beladır. Böyle bir dönemde yaşamayı Allah’ın bir imtihanı olarak görüp himmet ve çalışmayı arttırmak ise biiznillah imtihanı kazanmaktır. Allah’tan kazanan kullarından olmayı bize kolay kılmasını dileriz.

Dinin ve dindarın garip olmasını günlük hayatın içinde nasıl belgeleyebiliriz? B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah onlardan razı olsun, ashabı kiramın öyle bir zikir yaptığına dair bir bilgi bize ulaşmamıştır.

Hocam, “hu” zikri çekilebilir mi yani o zikri çekebilir miyiz? Öyle bir zikir va
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

En büyük veliler (yani evliya) Ashab-ı Kiramdır. Allah onlardan razı olsun. Kıyamete kadar hiç kimse onların seviyesine gelemeyecektir. Buna rağmen onlardan da ağır hatalar çıkmıştır. Ama o hatalar onların helak olma nedeni olmamıştır. Çünkü hata ile beraber hemen tevbeyi devreye soktular. Allah da onların tevbesindeki samimiyeti gördü. Geçmişlerinde ve ileriki dönemlerinde de hasenatları ardı ardına birikince o işledikleri büyük hataları silinmiş oldu. Evet, onlarda hasenat ve hatalar karşılaştırıldığında hatalar neredeyse yok denebilecek kadar azdı ama yok değildi. Bu gerçek Kur'an’da bile izlenebilir. Hadislerde söz konusu ağır günahları nasıl işledikleri ve nasıl muhteşem tevbelerle Rablerine koştukları örnekleri sık sık görülür. Veli olmak masum olmak değildir. Veli olmak, günahtan olanca gayreti ile kaçınmaktır. Günah işlenirse hemen tevbe ile onu temizlemektir. Günah işlemeye ve tevbenin kabul olmamasına karşı hassas olmaktır. Günahları gelenekleştirmemektir. Esasen veli olan da olmayan da böyle yaşamalıdır. Mü'mince hayat budur. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve kulluk mücadelemiz bunu gerektirmektedir.

Evliyalar arasında büyük günah işleyen olmuş mudur?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ümmetin uleması, fukahası ve bütün ileri gelenleri ashabı kiramın kendi aralarında bir fazilet farkı bulunduğuna inanmaktadır. Birkaç ilmi olmayan kimsenin sözüne itibar edecek değiliz. - Bedir mücahitleri en üstündür. - Onların bir üstü cennetle müjdelenen ilk on kişidir. - Onların bir üstü raşid halifelerdir. - Onların da bir üstü ilk iki halifedir. - Onların sıralaması da Ebubekir sonra da Ömer şeklindedir. Sonra Osman gelir ardında da Ali. Allah hepsinden razı olsun.

Hocam, sahabilerin hepsini seviyoruz doğrusu ama onların aralarında biri diğerin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

• İmanda ölçün Ashab-ı Kiram olsun. • Günahlarından tevbe et, istiğfarı unutma. • İbadetlerinden taviz verme, özellikle de namazdan. • Samimi ve sürekli duaların olsun. • Kur'an oku, Kur'an dinle, Kur'an düşün, Kur'an öğren, Kur'an yaşa. • Zikri ihmal etme. Namazlardan sonra, yolda yürürken, balkonda çay içerken, durakta beklerken zikret. Dilinle zikret, kalbinle zikret. Zikret. • Zamanı çok iyi değerlendir. Zamanı israf etme. Dakikaları saat gibi gör. • Kendini sürekli test et. Salih insan olduğunu bildiğin birine sun kendini, onun ikazlarını dikkate al. • Nafile ibadetlere önem ver. Hangi nafile ibadeti daha iyi yapabiliyorsan ona yoğunlaş. • Kalbini kirlerden uzak tut: Kibir, kin, nefret, sinirlenme, riya, münafıklık…

Hocam imanımı kuvvetlendirmek için neler yapabilirim?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.