Fetva Meclisi
Soru
Hocam imanımı kuvvetlendirmek için neler yapabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Kimse sizin kafanızda ne olduğunu bilemez, hiç kimse! Onu unutun. Sizin durumunuz tansiyonu inip çıkan bir insanın durumudur. Tansiyon iner çıkar ama kalp çalıştıkça hayat devam eder. Bunları dert etmekten vazgeçin. Mü'min insansınız, elhamdülillah. İmanınızın kıymetini bilin. Gereksiz irdelemeleri terk edin. İbadetlerinizi yapın. Kur'an okuyun. Hayatınızı biraz daha yoğun yaşayın. Gerekiyorsa ek iş yapın. Bunların tamamı geçicidir. Neredeyse herkesin benzer halleri vardır, olabilir de. Bir de doktora görünüp, tıbben gerekli bir şey olup olmadığını sorun. Gerisini de Allah'a salın. Size dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Şöyle bir yaşama programınız olsun: 1- Mü'min olduğunuzu unutmayın; her şeyi imana göre hesap edin. Kâr zarar anlayışınızda ölçünüz iman olsun. 2- İlk kırmızıçizginiz haramlar olsun; haram olan şeyden kaçının. Olur, da bir haram işlerseniz hemen istiğfar edin, tövbe ile önünüzü açın. 3- İkinci kırmızıçizgin, farzları aksatmamak olsun; Allah Teâlâ neyi farz olarak emretti ise onu yapın. Yapamadığınız farz olursa onu hemen kaza edin, istiğfar edin ve önünüzdeki barikatı kaldırmış olun. 4- Üçüncü çalışma alanınız nafileler olsun; GÜCÜNÜZ VE KABİLİYETİNİZ sınırları içinde olan nafileleri yapın. Hiçbir nafile sizin, birinci ve ikinci kırmızıçizginizi aşma nedeniniz olmasın sakın. Hiçbir nafileyi de basit görmeyin. Basit görmemenin yanında bir nafileyi, İslam'ın bütün olarak da görme aşırılığı göstermeyin. 5- İlim, bu nafilelerden biri olabilir. Farz olan ilim alındıktan sonra elde edilecek ilim nafiledir. Kabiliyetiniz hangi alanda ise o alanda kendinizi geliştirin. Gelişi güzel kitap okumayın. Kitaplar gıda veren yiyecekler gibidir; içinde domuz gibi haram olanı da bulunabilir. Helalini seçmek senin görevindir. 6- İlk üç maddenin dışındaki işler için FITRATINIZI ZORLAMAYIN, KABİLİYETİNİZLE SÜRTÜŞMEYİN; doğal olun, doğal yöntemlerle ilerlemeye çalışın. Mesela evlilik, bir doğallıktır. Onu yok saymayın. Yeme içme bir doğallıktır. Onu yok saymayın. Ne yemeğe tapının ne de onu yok sayın; mutedil ve ahenkli bir yürüyüşünüz olmalıdır. 7- Şunu, adınız soyadınız gibi bilin, inanın, tatbik edin: Bu hayat imtihanını ancak ve ancak, sabrı sonuna kadar kullananlar kazanacaklardır. Sabrın da sonu yoktur. Sabırlı olun, acele etmeyin. Yılmayın, yorulduğunuza inanmayın. 8- Bütün bu uygulamalarda bir müsteşarınız bulunsun; hayat, sizin bu yaşınızdaki birikimle kaldırılabilecek bir yük değildir. Sizden önce sizin yaşadıklarınızı yaşamış, Allah'tan korkan, Kur'an bilen ve bildiği ile amel eden müsteşarlarınız olsun. Onlarla ve onunla belli zaman aralıkları ile oturup istişare edin; günü birlik değilse de mevsim mevsim genel gidişatınızı istişare edin. Verdikleri yöne yönlenin. Bunu da sevap beklediğiniz bir iş olarak yapın. 9- Bulunduğunuz kuruma tapınmayın, diplomasını putlaştırmayın. 10- Namaz kadar, oruç kadar, KİMİNLE ARKADAŞ OLDUĞUNUZU kontrol edin. Mesela müsteşarınıza giderken, arkadaş dokümanınızla gidin. Doktora tahlil sonuçları ile gidildiği gibi bir durumdur bu. Siz, ne isterseniz isteyin, ne yaparsanız yapın arkadaş çevrenizden daha iyisi olamazsınız. Çöplükte gül olarak açamazsınız. Betonda büyümüş ağaç olamazsınız. Bu maddeye dikkat edin. Bir de bu ağabeyinize pek çok dua edin lütfen. Size muvaffakıyetler dilerim, iyi gelişmelerini bildirmeni isterim.
-Şöyle bir planlama ile yaşamaya çalış: 1-Mü'min olduğunu unutma; iman senin için bir dava olsun. Kaybetmeyeceğin yegâne değerin imanın olmalı, ona yatırım yap. Hayatını ona göre belirle, işini ona göre tanzim et. 2-Haramlardan kaçın. Her haramı imanına salınmış bir kurtçuk gibi görmelisin. Haramlar senin içinde iken senin kendini iyi mü'min yapman da zorlaşacak demektir. 3- Allah'ın farzlarını eksiksiz yerine getirmeye çalış. 4- İnsanî görevlerini ihmal etme. Anne baban başta olmak üzere diğer insanlara karşı vazifelerin, hakların ve sorumlulukların açısından görevin olarak önünde olmalıdır. 5- Sağlığını önemli bir emanet olarak bil ve koru. 6- Sünnetler üzerinden genişleyebildiğin kadar dinde genişlemeye gayret et. Bu bölümden biri olarak ilmi faaliyetlerde bulun, oku, öğren, dinle. 7- Mü'minler arasından seçilmiş kardeşlerin bulunsun. Onların kıymetini bil, senin kıymetini bilmelerini sağla. Beraber olmakla zevk aldığın, iman ve heyecanının arttığı kardeş grubun olmadıkça lezzetli bir iman yaşayamazsın, iyi bil bunu.
1- Bu heyecanını abdestin gibi say ve hiç bozma, artırarak devam ettir. 2- Çevren çok önemli. Çevreni izlediğin kanaldan, okuduğun kitaptan ve dinlediğin kişilere kadar iyilerden oluşturmaya çalış. 3- İbadetlerinden taviz verme. 4- Ahlak ve imanın ilimden önce geleceğini bil. 5- Kur'an okuman her ilimden önemlidir. 6- En büyük ilim ve en öncelikli ilim bir ilmihali su gibi içmektir. Bunu yap. 7- Kendine hocalarından birini danışman yap, sana yönlendirmeler yapsın. 8- Anne babanın duasını azığın gibi bil. 9- Çokça ve samimi dualar yap. 10- Abartma. Okumayı bile abartma. Dengeli ol, seviyeli ol.
1. Hemen güzel bir tevbe yap. Bütün günahlarını sil. Yeniden doğmuş gibi ol. Ve artık o tevbenin adamı ol. 2. Namaz enerjidir. Sürekli enerji depola. Vakit namazları ve nafileleri adeta biriktir. 3. Duadan üşenme. Evde otururken, yürürken, uyumadan önce, kalkınca, yemekten önce... Hep dua et. Arapça bildiklerini yap, Türkçe yap… Hep dua yap. 4. Karşılıksız iyilikler belayı def eder. Para vermekten, tatlı söz söylemeye varıncaya kadar çok iyilik yap. O iyiliklerin sana bir koruma çadırı oluşturur. 5. Çok tesbih yap. Subhanallah de, Elhamdülillah de, Allahu ekber de. Yürürken, otururken, bakarken… Hep yap. Dilin zikirle taptaze kalsın. 6. Haram ortamları terk et. İnternetin haramından kop. 7. Anne babanın duasını al. Onlar yoksa onların yaşıtı akrabalarını ara, dualarını iste. 8. Çok istiğfar et. Sürekli “estağfurullah/Allah’ım beni bağışla” demeye alış. 9. Kur'an oku. Onu oku. Oku, oku… 10. Bil ki, sabretmeden cennete girilmez. Sabrı nefesin bil, soluğun say.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Ashabı Kiram konusundaki diğer fetvalar
Ashab-ı Kiramı sevmek, onları savunmak dini zorunluluklarımızdan biridir. Elimizdeki Kur'an’ımızı, Peygamber aleyhisselamın sünnetini onlardan aldık. Onlara uzatılan diller sonuç olarak Kur'an ve sünnete uzanmış gibi olabilir. İslam dininin en net uygulandığı asır onların asrıdır. Onlar tartışılırsa İslam’ın uygulanışı da tartışılır. Bu da dinimizi çürütmek isteyenlerin işine yarar. Bunu ancak hakikatleri bilmeyen bir cahil yapabilir. Bu nedenle onlara bilinçli bir şekilde sövmek, hakaret etmek bazı âlimlerin beyanı ile dinden çıkmak olarak görülmüştür. Ashab-ı Kiramı abartmadan, kul olduklarını masum sayılamayacaklarını unutmadan müdafaa etmek gerekir. Bu ölçüye göre onları müdafaa etmemiz dini bir zorunluluktur.
Yaratılış şekilleri ile bu dünyada melekleri ancak peygamberler görebilirler. Peygamber aleyhisselam efendimiz Cebrail aleyhisselamı farklı zamanlarda asıl şekli ile gördü. Sıradan insanların görmesi mümkün değildir. Sadece belli kavimlere azap indirdiklerinde o azaba muhatap olanlar onları görmüş olabilirler. Bu kuraldan sadece ilk insan Âdem aleyhisselam istisnadır. O melekleri yaratılış şekilleri ile cennette gördü. Ashab-ı Kiram melekleri asıl şekilleri dışındaki farklı şekillerde çokça gördüler. Bu görme de genellikle belli bir insana benzedikleri durumlarla oldu.
Bu ümmetin uleması, fukahası ve bütün ileri gelenleri ashabı kiramın kendi aralarında bir fazilet farkı bulunduğuna inanmaktadır. Birkaç ilmi olmayan kimsenin sözüne itibar edecek değiliz. - Bedir mücahitleri en üstündür. - Onların bir üstü cennetle müjdelenen ilk on kişidir. - Onların bir üstü raşid halifelerdir. - Onların da bir üstü ilk iki halifedir. - Onların sıralaması da Ebubekir sonra da Ömer şeklindedir. Sonra Osman gelir ardında da Ali. Allah hepsinden razı olsun.
En büyük veliler (yani evliya) Ashab-ı Kiramdır. Allah onlardan razı olsun. Kıyamete kadar hiç kimse onların seviyesine gelemeyecektir. Buna rağmen onlardan da ağır hatalar çıkmıştır. Ama o hatalar onların helak olma nedeni olmamıştır. Çünkü hata ile beraber hemen tevbeyi devreye soktular. Allah da onların tevbesindeki samimiyeti gördü. Geçmişlerinde ve ileriki dönemlerinde de hasenatları ardı ardına birikince o işledikleri büyük hataları silinmiş oldu. Evet, onlarda hasenat ve hatalar karşılaştırıldığında hatalar neredeyse yok denebilecek kadar azdı ama yok değildi. Bu gerçek Kur'an’da bile izlenebilir. Hadislerde söz konusu ağır günahları nasıl işledikleri ve nasıl muhteşem tevbelerle Rablerine koştukları örnekleri sık sık görülür. Veli olmak masum olmak değildir. Veli olmak, günahtan olanca gayreti ile kaçınmaktır. Günah işlenirse hemen tevbe ile onu temizlemektir. Günah işlemeye ve tevbenin kabul olmamasına karşı hassas olmaktır. Günahları gelenekleştirmemektir. Esasen veli olan da olmayan da böyle yaşamalıdır. Mü'mince hayat budur. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve kulluk mücadelemiz bunu gerektirmektedir.
Ebu Cehil, Ebu Leheb ve karısı, Velid bin Muğire, Ümeyye bin Halef, As bin Vail, Übey bin Halef gibi meşhurları vardır.
Bu ve benzeri sorular “cevabını öğrenmek” için sorulmuş sorular değildir. Akıllarınca bir açık bulup: a- Kendini rahatlatmak, dine bağlanmamış olmanın haklılığı hissini yakalamak, b- Bilimsel bir iş üzere olmanın ağırlığını yaşamak, c- İnanmadığı bir dinin kitlesine zarar vermek, cephede gedik açmak, d- Ne yaptığını bile bilemeyecek kadar boş işte bulunuyor olma sonucunu elde etmeye çalışıyorlar. Bunlardan hangisi olursa olsun netice şudur: Bu soruları cevaplandırmak asla bir din tebliği değildir. Ve asla bir faydası yoktur. Soran ve cevaplayan kendi içlerinde yuvarlanıp gideceklerdir. Bir başka mesele de şudur: Bu sorularda esasen soru olma niteliği de yoktur. İnternet ortamında bir ortamdan diğerine taşınmış bilmece gibi sözlerden oluşmaktadır. Mesela bu soru kökten yanlıştır. Zira Kur'an'ımızın tertibinde Ashabı Kiramın müdahalesi yoktur. Bizzat Peygamber Efendimizin yaptığı bir iştir dizme işi. Rabbim ümmetimize yardım etsin, akıbetimizi hayır etsin.