Fetva Meclisi
Soru
Ben size Almanya’dan yazıyorum. Bizim cami, daha doğrusu büyük bir ev, cami olarak kullanılıyor, iki katlı, yukarısı kadınlar aşağısı erkekler mescidi. Kadın adetliyken kadınlar mescidine çıkabilir mi? Orada çocuklara ders veriliyor, sohbet veriliyor vs. Adetli bir bayan teravihten önce hocanın yaptığı vaazı dinlemek için kadınlar mescidine girip dinleyebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Belirttiğiniz yer eğer: “Burası kadınlara mahsus, burada namaz da kılıyorlar” şeklinde ayarlandıysa orası sosyal amaçlı ama namaz da kılınan bir yerdir. Bu durumda da serbest sayılırsınız. Hayır, öyle değil de orası: “Kadınların namaz kılması için tahsis edilmiş ama gelen kadınların çocukları da orada oynuyor” şeklindeyse oranın erkekler bölümü ile farkı yoktur. O zaman da orada aybaşı durumunda bulunamazsınız. Bu duruma göre değerlendiriniz. Allah yardımcınız olsun.
Namaz kılınan bir yere kadının aybaşı gününde girmesi namaz dışında bir nedenle de olsa caiz olmaz. Eğer belirttiğiniz yer, caminin kapısı namaz için açıldığında girilip namaz kılınan bir yer ise iki durumda da caizlik yoktur.
Selamünaleyküm. Aybaşı durumundaki kadının CAMİ olarak tahsis edilen ve o caminin NAMAZ KILINAN MAHALLİNE sizin deyiminizle mihraplı bölümüne girmesi caiz değildir. Avrupa'daki camilerde camiler, namaz ve pek çok fonksiyon için bina edilmektedir. Bu nedenle özellikle mihraplı bölümü ile bu yasağın sınırlandırılması uygun olabilir.
Selamünaleyküm. O yer, caminin namaz için tahsis edilen bölümü dışında kalıyor da, gelen olursa bayanlar da burada namaz kılsın deniyorsa orası cami sayılmayabilir. Eğer 'artık burası caminin kadın mahallidir' dendi ise orası da cami hükmündedir.
İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğuna göre, kadınların âdet veya lohusalık hâllerinde camiye girmeleri caiz değildir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/13; Mevvâk, et-Tâc, 1/552; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/279) Âdet ve lohusalık hâlleri, dinimizce hükmen kirlilik sayılmakta ve ibadetlere engel kabul edilmektedir. Camiler de ibadet mekânıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) “Ben âdetli kadının ve cünüp kimsenin mescide girmesini/mescitte bulunmasını helal görmüyorum.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 90 [232]; İbn Huzeyme, es-Sahîh, 2/284 [1327]), “Mescit, âdetli kadına ve cünübe helal değildir.” (İbn Mâce, Tahâret, 126 [645]) buyurmuştur. Bazı âlimler ise ihtiyaç hâlinde örneğin, camideki bir eşyayı almak için âdetli kadının camiye girmesini veya camiden geçen yolun daha yakın olması gibi bir sebeple caminin içinden geçmesini caiz görmüşlerdir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/107; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/279) Hanefîler de ihtiyaç olması hâlinde cünüp kişinin, teyemmüm yapmak şartıyla mescitten geçebileceğini ve orada ihtiyaç oranında kalmasını caiz görmüşlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/38) Hanbelîlerden bir görüşe göre cünüp, âdetli veya lohusa kimseler bu durumda iken namaz abdesti almaları şartıyla mescitte bulunabilirler. (Merdâvî, el-İnsaf, 1/347-348) Zâhirîlere göre ise âdetli kadın camiye girebilir ve orada durabilir. (İbn Hazm, el-Muhallâ, 1/400-402) İhtiyaç hâlinde bu görüşlerle de amel edilebilir. Âdetli veya lohusa olan kişiler hakkındaki bu hükümler, duvar veya başka bir şeyle çevrilip mescid olarak inşa edilmiş ve içerisinde itikâfın yapılmasının sahih olduğu yerler için geçerlidir. Bu nedenle mescidlerin avlusu ve müştemilatında bulunup da duruma göre imama uyulabilen yerler mescidden farklı değerlendirilmiştir. Bu yerler Hanefî ve Hanbelîlerden gelen sahih görüşe göre bu konuda mescidin hükümlerine tâbi değildir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/171; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/196)
İmam ile imama uyan arasında bir iletişim sıkıntısı yaşamamak, imama uymuş olmanın temel şartlarındandır. İmamı arkasından görebilen, onu göreni gören, sesini net duyabilen, sesini aktaranı duyabilen seçeneklerinde birini sağlayanın imama uymasında sıkıntı yoktur. Bu kurala göre, bahsettiğiniz şartlarda ses sisteminde bir sıkıntı yoksa imama uyarak namaz kılabilirsiniz.
adetli kadın konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Böyle bir durumun zaruret sınırları içine gireceğini zannetmeyiz. Caminin dış kısımlarını temizlemeyi üslenebilir.
Şükür secdesi ve tilavet secdesi, namaz için gereken şartların bulunduğu bir ibadettir. Namaz kılabilecek şartların oluştuğu durumda şükür secdesi yapılabilir. Hayızlının namaz kılması mümkün olmadığına göre şükür secdesi yapması da mümkün değlidir.
Selamünaleyküm. Namaz kılmayacak olanın tahareti temizliğin gerektirdiği kadardır.
Namazın kazaya kalma vakti, o namazın son anlarıdır. Mesela, öğlen namazı saat 13.10'da başlıyor, ikindinin vakti de 17.00'de başlıyorsa; öğlen namazının vakti 13.10/17.00 arasıdır. Bu vakit diliminde ne zaman kılınırsa namaz yerini bulmuş olur. Öğlen namazının kişi için 'kılınmadı' kararı ise, artık öğlenin dört rekât farzını kılmak için yetmeyecek kadar vakit daralıncadır. Bu da yaklaşık olarak dört dakikadır. Buna göre, mesela son yarım saatte aybaşı olan kadın, o namazı kaza etmez. Zira üzerine kaza olarak yazılacak vakte girmemiş durumdadır. Gerisini siz takdir ederek diğer namazlar için uygulayabilirsiniz.
Namazlar gün olarak değil sayı olarak kazaya kalır. Mesela kaç yatsı, kaç öğlen kılmadı ise onu hesaplar. Aybaşı günlerinde namaz farz olmadığına göre o günlerin hesap edilmesi gerekmiyor.
Kadının aybaşı durumunda iken kabir ziyareti yapmasını engelleyen hiçbir hüküm yoktur.