Fetva Meclisi
Soru
Namaz vakti girdiği halde namazını geciktirmiş ve namaz kılacağı zaman adet olan kadının o namazın kazasını kılması gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Buluğ çağına girdiğiniz tarihi biliyorsanız, o tarihten itibaren; bilmiyorsanız on beş yaşından gün aldığınız tarihten itibaren namaz başladığınız güne kadar üzerinizden kaç vakit namaz geçtiğini hesaplayın. Ondan sonra da yaptığınız gibi bir kaza takvimi yapın. Mesela 2000 sabah namazı, şu kadar öğlen namazı diyerek borcunuzu bilin. Her fırsatta da 'üzerime kaza kalan son sabah namazı' diyerek bir namazı kaza edin. Sadece farzları kılacaksınız. Bir de vitir namazını. Yalnız sabah ve ikindi namazından sonra kılmasanız daha iyi olur. Başka yapacağınız bir şey yok. Tövbenizde samimi oldukça endişe etmeyin. Allah ğafûrdur, rahimdir.
Selamünaleyküm. Bir namaz, o namazın kılınabileceği vaktin son dakikasında borç durumuna girer. Siz, henüz vakit varken adet olduğunuza göre o namaz henüz sizin üzerinize borç olmamıştı. Kaza etmeniz de gerekmez. Çünkü namazın size farz olması başka şey borca dönüşmesi başka şeydir.
Bir namaz kaçıran, diğer namaz vakti girdiğinde eğer daha önce üzerinde kaza namazı olan biri değilse önce kaçırdığı namazı kılarak başlar. Kaza namazları bulunan biri ise vaktin gerektirdiği duruma göre hareket edebilir.
Namazların kazasında bir arada ve aynı vaktin ardında diye bir şey yoktur. Ne zaman ve hangi namazı kaza edebilirseniz onu kâr kabul edin. Şu kadar ki, kerahet vaktinde kılmasanız daha iyi olur. Üç kerahet vakti vardır: a- Takvimde yazan güneş doğumu anından itibaren 40 dakika. b- Öğlen ezanına 40 dakika kala. c- Akşam ezanına 40 dakika kala. Bunların dışında her zaman her kaza yapılabilir. Allah kabul buyursun.
Üzerinde kaza namazı bulunan mü'min, o namazları gün gün şeklinde kılması gerekmez. Vakit vakit kılabilir. Ne zaman fırsat bulursa o fırsatta bir, iki, üç ve daha fazla namazı kaza edebilir. Yalnız, Akşam namazına ve öğlen namazına bir saat kala ile güneş doğduktan sonraki bir saatte kılmaması daha doğrudur. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Şu 'namaz kazaya kaldı' ifadesini kullanmamaya çalışın. Mü'min, ölüm gibi bir neden olursa o zaman namazının kazaya kalmasını konuşabilir. İkinci olarak da kural şudur: Bir namazın vaktinin 13'te başladığını ve 17'de bittiğini kabul edelim. O namazı kılmak için yeterli süreyi de on dakika sayalım. Buna göre o namazı kılmak için son süre 16.50’den itibaren ki son on dakikadır. Namazın kazaya kalması veya kılınıp eda edilmesi o on dakika ile alakalıdır. Kazaya kalma, borç durumuna düşme o on dakika ile alakalıdır. O on dakika içinde mü'min seferi durumda ise namaz da seferi şartlarda kazaya kalmış demektir. Mukim durumda ise mukim şartlarda kazaya kalmıştır. Kaza ederken de nasıl kazaya kaldı ise öyle kaza edecektir.
adetli kadın konusundaki diğer fetvalar
Namazlar gün olarak değil sayı olarak kazaya kalır. Mesela kaç yatsı, kaç öğlen kılmadı ise onu hesaplar. Aybaşı günlerinde namaz farz olmadığına göre o günlerin hesap edilmesi gerekmiyor.
Kadının aybaşı durumunda iken kabir ziyareti yapmasını engelleyen hiçbir hüküm yoktur.
Selamünaleyküm. Namaz kılmayacak olanın tahareti temizliğin gerektirdiği kadardır.
Aleykümselam. Böyle bir durumun zaruret sınırları içine gireceğini zannetmeyiz. Caminin dış kısımlarını temizlemeyi üslenebilir.
Selamünaleyküm.Bir yer, olduğu gibi mescid olarak tahsis edildikten orası cami hükmündedir. Orası iptal edilmedikçe camidir. Bir binanın belli bir bölümü cemaatle namaz kılmak için tahsis edilip gerisi de mesela abdestlik, oturma yeri, kitaplık gibi bir sebeple namaz kılınan yerden kapı ile ayrılırsa orası mescid değil müştemilat sayılır. Müştemilat olan bölümde abdestli veya abdestsiz olarak bulunmak caizdir. Özellikle namaz kılınan bölüme ise kadınların özel durumlarında girmeleri caiz değildir. Buna göre durumu değerlendirin.
Şükür secdesi ve tilavet secdesi, namaz için gereken şartların bulunduğu bir ibadettir. Namaz kılabilecek şartların oluştuğu durumda şükür secdesi yapılabilir. Hayızlının namaz kılması mümkün olmadığına göre şükür secdesi yapması da mümkün değlidir.