Fetva Meclisi
Soru
20 yaşındayım. Yaşadığım yerde ibadet eden kişi sayısı maalesef çok az. Ben sünnetleri yerine getirmek istediğimde çevrem ‘abarttığımı’ düşünüyor; takkeyle gezmemi yadırgıyorlar, sakal bırakmamı istemiyorlar. Ailem, ‘farzını yerine getir, gerisini bırak, abartma’ diyor. Bu konuda aileme itaat etmeyip sünnetleri devam ettirmeli miyim yoksa onlar istiyor diye sadece farzlarımı mı yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Siz de iki rekâtta selam verin ve onlarla farza başlayın, farzdan sonra istediğiniz kadar sünnet kılabilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Sakal konusunda babanıza veya başka birine itaat etmeniz gerekmez.
Öncelikle farzları eda edin. Sünnetleri de vakit bulursanız eda edersiniz.
Bu nasıl söz kızım? Farz ibadetleri eksiltme, gerisi olduğu gibi ibadet. Bu sıkıntılı günler geçer dertlenme. Vakıfları bırak yerlerinde dursun.
Selamünaleyküm. Önce şunu bil: Sabır tek silahındır.İkinci olarak da şunu bil: Allah Teâlâ herkesi takatı kadar sorumlu tutar.Sen ailenle beraberken temel esasları yani farzları ve haramları kolla. Onlardan taviz verme. Sakal gibi, namaza göre ikinci dereceden olan meselelerde yavaş yavaş ve ısındırarak çöz meseleyi. Sabırlı ol ki, Allah Teâlâ sana yardım etsin.
Selamünaleyküm. Kazalarına ayırabildiğin kadar vakit ayır, yapabildiğin kadar da nafile yap. Yolun mübarek olsun, kalbin huzur dolsun. Tövben seni cennete götürsün.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Lailaheillellah Muhammedurresulullah diyen ve aksi bir itikat sahibi olmayan herkese mü'min olarak bakmalıyız. Namaz kılmaması veya benzeri bir ibadeti yapmaması elbette bir eksikliktir ama dinin dışında olması değildir. Namaz kılmamış olsa bile bir mü'minin kestiği hayvan yenir. Et ve tavuk meselesi sizin de belirttiğiniz gibi gerçekten büyük bir sorundur. Bu sorunu ancak devletin çözmesi mümkündür. Müslümanlar bu hususta siyasileri sıkıştırmasını bilmeli ve gerekli takibi yaptıklarını hissettirmelidir. Siyasilerin seçim meydanlarında hayvan kesimi konusunu dine göre halledeceklerine dair vaatler yapmaya başladıklarında bu mesele de çözüm yolunda bir mesele olacaktır biiznillah. Bu arada siz, kendi çapınızda yapabildiğiniz kadarı ile hassas davranmaya çalışarak üzerinize düşeni yapmış olun.
Kur’an ve hadis bilgisi açısından ele alındığında ‘Mekke dünyanın merkezidir!’ diyen açık bir bilgi yoktur. Ama yorumlandığında bu anlama gelen ayet ve hadisle âlimlerin gündemine gelmiştir. Coğrafyaya ait bir bilgi olarak Mekke’nin dünyanın merkezi olduğunu söyleyen çağdaş araştırmacılar vardır. Mekke’nin dünyanın neresi olduğundan çok, Kâ’be’nin bizim kalbimiz, günde beş kere ona yöneldiğimiz yönümüz olup olmadığı önemlidir. Gerisi, tali konulardır.
Hepimiz kuluz. Kulluk da tıpkı yaşamak için ekmek mücadelesi verildiği gibi bir iman, ibadet mücadelesi vermenin adıdır. Bugün ekmek bulamayan oturup ölmeyi beklese nasıl ölürse bugün namaz kılmayan da namazı terk ederse imanını kaybedebilir. Bugün olmazsa yarın olur/olacak diye bir heyecan içinde olacaksın. Yıkılmak yok, dökülmek yok. Bir kere düşer bin birinciye dikiliriz biiznillah. Kuluz, melek değiliz. Bu böyle gidecek. Sakın çekilme meydandan.
Böyle bir şüphe sizi evlenmekten men etmelidir. Asla evlenmeyin.
Bir inatlaşma, inkâr etme olmadığına göre küfre düşme yoktur biiznillah. Bunun yerine hayatın bir mücadele ortamı olduğunu anlamanız gerekir. Tam bir mücadele içindeyiz. Bir yandan sevap kazanacak işleri yaparken bir yandan da hatalar yapabileceğiz. Sonra tevbe edeceğiz. Belki şeytan bizi tekrar aldatacak. Tekrar tevbe edeceğiz. Tekrar ve tekrar. Neticede Rabbimizin huzuruna mücadeleden yılmamış ve son nefese kadar şeytana karşı gücünü kaybetmemiş biri olarak çıkacağız. Mücadelenin özeti budur. O kötü işleri terk etmek için onların yerini güzel ve salih işlerle doldurmaya bakın.
Eşinizin kaynanası olan annenize zekât vermesinde bir sakınca yoktur. Yalnız annenizin kurban kesmek için böyle bir zorlamaya girmesine de gerek yoktur. Bu şekilde keserse ibadet olur.