Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ben 22 yaşında bekâr bir kızım. Cinsellik ile ilgili konularda da pek bilgim yok. Yani bu durumdaki kavramların anlamını pek bilmiyorum. Meni ve mezi ile ilgili soru ve cevapları okudum ama tam olarak anlayamadım. Sorum şöyle; normal zamanlarda genital bölgeden gelen sıvılar oluyor, akıntı deniyor sanırım. Şeffaf renkli, kuruyunca sarıya çalan bir renk. Yani şehvetle gelen bir durum değil ve bu sık yaşanıyor. Ben çoğu zaman bunu hissetmiyorum bile ve iç çamaşırıma bakmamın mümkün olmadığı zamanlarda abdestliyim diyerek namazımı kılıyorum ama akşam olunca fark ediyorum ki akıntım olmuş. Çoğu zaman da abdest almakta sıkıntı çektiğim, namazımı zor yetiştirdiğim vakit darlıkları oluyor, bu akıntı abdesti bozuyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
'Akan her sıvı' şeklindeki bilgi, eski ulemanın kitaplarında zikredilen bir meseledir. Mesele ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: a- Bir bayandan sürekli akıntı geliyorsa bu akıntı süreklilik durumunda özür hükmünü ortaya çıkarır. Özürlü de her namaz vaktinde abdest alır, çamaşırını da değiştirmez. b- Sürekli olmayan akıntı ise mesaneden geliyorsa her halükârda abdesti bozar ve akıntı çamaşıra değdiğinde necaset olduğu için çamaşırın değiştirilmesi gerekir. Pet ve benzeri bir şey kullanılıp onun atılması ile de temizlik sağlanır. İdrar yollarından değil de rahimden gelen ve bir çeşit rutubet olan sıvı, fukahanın büyük bir bölümüne göre abdesti bozar. Bozmayacağını ve sümük gibi sayılacağını söyleyen de vardır. Tıbbın verdiği bilgiler de bu ikinci görüşü teyit etmektedir. Buna göre ihtiyaten abdestini yenileyen bir hanım daha iyi olanı yapmış olur. Böyle yapmayana da yanlış yaptığını söylemeyebiliriz. Gusül gerekmesi için bayanın cinsel organına erkeğin cinsel organı değmesi gerekir. Doktorun muayenesi bu kuralı işletmez, gusül de gerekmez.
Bahsettiğiniz akıntıyla meninin bir alakası yoktur. Meni; cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır. Sadece düşünce yoluyla gelen bir akıntı değildir. Sizden bu durumda gelen akıntı en fazla mezi olabilir. Mezi de sadece abdesti bozar. Böyle bir akıntı hissettiğinizde namaz kılmak için yeni bir abdest almanız yeterlidir. Ancak ciddi derece de takıntınız olduğunu düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederiz. Burada fıkhî değil daha ziyade bakış tarzınızla ilgili bir zorluk gözükmektedir. Geçmiş olsun. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Mesele orada okuduğunuz şekilde özetlenmiştir. İhtiyat olanı hepimiz biliyoruz: Abdesti bozulmuş kabul etmek. İhtiyat budur. Uygulamaya gelince, bayanların bu konuda ciddi bir sıkıntıları vardır. Sadece 'abdest al' demekle olmuyor. Ara sıra akıntı gelmesi ile akıntısız anı olmamak farklı olmalıdır. Rutubete gelince, bunu bir bayan her halde takdir eder zannederim. Rutubet ile akıntı aynı değildir. Tükürükle üst dudakta oluşan ter aynı mı? Bu hususta okuduğunuz gibi bir açılım denebilecek fetva vardır. Genel uygulamayı biliyoruz, zorda olanlar için de sözünü ettiğimiz görüşten yararlanılabilir.
“Akan her sıvı” şeklindeki bilgi, eski ulemanın kitaplarında zikredilen bir meseledir. Mesele ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: a- Bir kadından sürekli akıntı geliyorsa bu akıntı süreklilik durumunda özür hükmünü ortaya çıkarır. Özürlü de her namaz vaktinde abdest alır, çamaşırını da değiştirmez. b- Sürekli olmayan akıntı ise mesaneden geliyorsa her halükârda abdesti bozar ve akıntı çamaşıra değdiğinde necaset olduğu için çamaşırın değiştirilmesi gerekir. Pet ve benzeri bir şey kullanılıp onun atılması ile de temizlik sağlanır. İdrar yollarından değil de rahimden gelen ve bir çeşit rutubet olan sıvı, fukahanın büyük bir bölümüne göre abdesti bozar. Bozmayacağını ve sümük gibi sayılacağını söyleyen de vardır. Tıbbın verdiği bilgiler de bu ikinci görüşü teyit etmektedir. Buna göre ihtiyaten abdestini yenileyen bir hanım daha iyi olanı yapmış olur. Böyle yapmayana da yanlış yaptığını söylemeyebiliriz. Gusül gerekmesi için bayanın cinsel organına erkeğin cinsel organı değmesi gerekir. Doktorun muayenesi bu kuralı işletmez, gusül de gerekmez.
Öncelikle şu husustan başlayalım: Akıntı; -Koku, kaşıntı, yanma hissi olmaksızın rahim ağzı hücrelerinden rutin halinde gelen sıvıdır. Bu beyaz akıntı necis değildir. -Çamaşıra bulaştığında kirletmiş olmaz dolayısıyla namaz kılınabilir. Ancak meni; -Cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır, -çıkarken lezzet verir, -oldukça pis kokar, -kuruduğunda tabaka oluşturur, hamur kurusu gibi olur, -çıktıktan kısa bir süre sonra da bitkinlik bırakır. Bu durum kadın ve erkekte aynıdır. Mezi ise; -Şehevi düşünceler veya şehvetin hareketlenmesinden sonra gelendir genellikle. Mezi ise gusül gerektirmez. Necistir, temizlenir ve abdest alınır. -Mezi ince bir sıvıdır. -Meniden daha ince bir sıvıdır. -Koyu/katı idrara benzer. Bu hususlara bakınca meni ile mezi ve diğer akıntı oldukça fark edilir bir şekilde fark vardır. Genç bir kızın buna meni diyebilmesi için bu farkları bariz şekilde fark etmesi gerekir. Daha doğrusu her akıntıya meni diyebilmesi çok zordur, daha çok evli hanımdan gelebilecek bir durumdur. Meni; cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır, zihne veya gözünüzün önüne gelen cinsel düşünce akabinde bu kadar kolay bir şekilde meni gelmez. Akıntıdır daha da ihtimali ileriye taşıyacak olsak bu mezi olabilir. Bu dahi aradaki farklarına bakınca akıntı ile karıştırmış olabilirsiniz. Akıntı bir kadının günlük hayatında sürekli gelen bir durumdur. Vesveseye kapılıp akıntı ile meziyi de karıştırmış olabilirsiniz. Muhtemelen bu konuda vesveseye kapılıp bu durumu abartmış olabilirsiniz. Her geleni meni diye yorumlamak hem yanlış hem de sizin için sıkıntılı olur, kendinize dini zorlaştırmış olursunuz. Genç kızlarda MENİ dediğimiz akıntının gelmesi normal durumlarda bu kadar kolay olmamalıdır. Gusül gerektiren MENİ’dir. Bunun dışında MEZİ gelebilir, mezi de gusül gerektirmez. Abdest alıp namazınızı kılabilirsiniz. Aman dikkat edin her gelen akıntı için vesveseye kapılıp gusül abdesti şüphesine düşmemelisiniz. “Saçlarımı yıkarken su ulaşıp ulaşmaması konusunda sıkıntı yaşıyorum.” diye bahsetmişsiniz. Saç diplerinde kuru yer kalmayıncaya kadar ıslatmanız yeterli bu olduktan sonra hala tereddüt ediyorsanız şeytana kapı aralamayın. “Abdestim oldu” diyerek çıkınız. Tereddütle başlanılan iş daha sonra namaz ibadetinize de yansıyacak ve sizi Allah korusun namazdan alıkoymaya bile gidecektir. Bu hususta oldukça hassas, vesveseye kapılmamak için dikkatli olmalısınız. Diğer bir açıdan hangi alanla meşgulseniz o alanla ilgili meşguliyetinizi artırmanız faydalı olacaktır. Yahut sizin fıtratınıza uygun gelen bir hobi edinmeniz hem gelişim açısından faydalıdır hem de sizin kendinizdeki yeterliliği ve üretimi görmeniz size enerji olacaktır. Zihninizi meşgul eden işleriniz, hedefleriniz kendinize daha yoğunlaşmanız sizi vesveseden de uzak tutması adına faydalı olabilir Allah'ın izniyle. Rabbim yardımcınız olsun...
Meni; cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır. Meni, kadından diğer sıvılar gibi hemen gelmez. Cinsel ilişki esnasında veya hemen sonrasında gelebilir. Meninin tanınması için şu ölçülere dikkat edilebilir: 1- Meni çıkarken lezzet verir. Çıktıktan kısa bir süre sonra da bitkinlik bırakır. Bu durum kadın ve erkekte aynıdır. 2- Meni pis kokar. Kurumaya başladıktan sonra yumurta çürüğü gibi kokar. 3- Kadının menisi daha sarımsı ve daha incedir. Erkek menisi kuruyunca ovularak dökülebilirken kadın menisi ince olduğu için kuruduğunda idrar gibi kalabilir. Bunun dışında kadınlardan gelen kan dışındaki sıvıların tamamı meni değildir ve guslü gerektirmez. Şehevi düşünmeler veya şehvetin hareketlenmesinden sonra gelen genellikle MEZİDİR. Mezi ise gusül gerektirmez. Necistir, temizlenir ve abdest alınır. Bahsettiğiniz akıntıyla meninin bir alakası olup olmadığını tekrar düşününüz meni sadece düşünce yoluyla gelen bir akıntı değildir. Sizden bu durumda gelen akıntı en fazla mezi olabilir. Mezi de sadece abdesti bozar. Böyle bir akıntı hissettiğinizde namaz kılmak için yeni bir abdest almanız yeterlidir. Ancak ciddi derecede sizi takıntı, vesvese durumuna götürüyorsa bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederiz. Burada fıkhî değil daha ziyade bakış tarzınızla ilgili bir zorluk gözükmektedir. Daha geniş düşünmeli ve buna takılıp kalmamalısınız. Şeytan vesvesesiyle sizi ezmemelidir. Bu değerlendirmeniz isabetli değildir, sizi vesveseye götürebilir. Herhangi bir fıkhi hüküm de değildir. Çünkü sizin abdestli olmanız doğumun şartlarından değildir. Ayrıca Müslüman bir hanımefendi kirli değildir dolayısıyla çocuğunuzda böyle bir şeyin devamcısı değildir. Ki dinimizde kimse kimsenin günahını yüklenmez, bedel ödemez fıkıh bilmek hassasiyeti bize bunu öğretir. Çocuğun imanını etkilemesi gibi bir durum zan etmek olur. Dinimiz de zan üzere hareket etmeyen kuralları ve çizgileri net olan bir dindir elhamdülillah. Allah size ve ailenize afiyetler versin.
akıntı konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Lohusalığın kırk gün sürmesi şart değildir. Daha önce de bitebilir. Normal temizlenme denebilecek bir temizlenme oldu ise ondan sonra bir temizlik döneminin en az on beş gün sürmesi gerekmekte idi. On beş günden önceki kirlenmeleri özür kabul edebilirsiniz.
Gusül meninin bedenden çıkması ile gerekir. Sizden böyle bir şey çıkmadığına göre gusletmeniz de gerekmez. Yaşınızdaki biri için bu durum normal olabilir. Rahat etmek için doktora görünebilirsiniz.
Uyku halindeyken rüyasında cinsel ilişkide bulunduğunu ya da cinsellikle ilgili bir rüya gören ve uyandıktan sonra normal akıntısından daha fazla bir ıslaklık gören kimsenin gusül abdesti alması gerekmektedir.
Selamünaleyküm. Bayanlar, normalin dışında bir kanama olan aybaşı kanı ile hayız hâlleri başlar. Bu kan, renkli sıvının gelmesiyle, bazı kadınlarda da kuruluk yoluyla tamamen durunca hayız hâli bitmiş olur. Her kadın kendi kanamasının nasıl başladığını ve nasıl bittiğini kendi tecrübeleri ile tespit eder. Eşinizin aybaşı hâli bitmiş görülüyor. Bu durumda yemek yediği için daha sonra bir gün kaza eder. Allah kabul etsin.
Evliliğiniz mübarek olsun. Sözünü ettiğiniz mesele zannederim doktorluk gerektirecek bir mesele de değildir. İyi bir evlilik yaptıktan sonra biiznillah düzelecektir. Evlendikten bir ay sonra da devam ederse doktora görünürsünüz. Sadece kirlenen çamaşırınızı değiştirmeniz ve abdest yenilemeniz yeterlidir. Allah'a emanet olunuz.
Şüphe ile yaşamak da ibadet etmek de mümkün değildir. Bu tür tereddütte kaldığınız durumlarda, kalbinizin ağır bastığı tarafı tercih edin. Mesela ıslaklığın namazdan sonra oluştuğuna dair kanaatiniz ağır basıyorsa namazınızda sıkıntı yok demektir. O namazı sadece şüpheli görüyorsanız onu iade edin. Bir günlük namazlar için tereddüt ediyorsanız o kadar namazı iade edersiniz. Ama bir günden öteye de taşımanız doğru olmaz. Vesveseye düşersiniz. Allah Teala hakkıyla ibadet etmeye hepimizi muvaffak kılsın.