Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Alacağın zekâtını vermek gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Üretim araçları zekâta tâbi değildir. Ancak bunlarla elde edilen ürün veya gelirler, tek başına ya da diğer birikimlerle birlikte nisap miktarına ulaşır ve üzerinden bir yıl geçerse kırkta bir (%2,5) oranında zekâta tâbi olur.
Geri gelme ihtimali olmayan bir borç verdi iseniz onu yok sayabilirsiniz. Bunun dışındaki alacakların zekâtını her yıl mal elinizde imiş gibi verirsiniz. Tahsil konusunda sıkıntı varsa, mal elinize geçinceye kadar zekâtı erteleyebilirsiniz. Elinize geçince de geçen yılları toplayıp verirsiniz. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Zekat, bir malın kullanılmasına karşı görevdir. Bir yıl kullanıldığında o yılın zekatı verilir. Bir kere verilmekle sorumluluğu kalkmaz.
Böyle bir mehrin durumuna bakılır: Her an verilebilecek bir durumda ise yani bir tür emanette bekliyorsa o hazırda para demektir; zekâtını veririz. Tahsili için böyle bir garanti yoksa yani istendikten bir zaman sonra belki alınabilecek bir para ise zekâtını ertelemekte bir sakınca yoktur. Tabii ki zekât gerektirecek nisapta bir mal ise. Allah'a emanet olun.
Gerekenden fazla verilmiş zekâtın fazla olan kısmı verenin sadakası olur biiznillah. Fakire temlik edildikten sonra da geri istenmez. Bir sonraki yılın zekâtı olarak önceden fazla verilmiş miktardan kesmek caiz olmaz çünkü zekât bir ibadettir. Her seferinde tıpkı her vaktin namazı gibi yeni bir niyetle yerine getirilir. Bu yıl zekât verecek olan verirken niyet eder de verir. Niyetsiz hiçbir ibadet muteber olmaz. Dolayısıyla önceki yıldan artanı daha sonra gelecek yıla saymak mümkün değildir.
Selamünaleyküm. Zekât verecek durumda olan birinin malına sonradan ilave olanlar da eskisi ile beraber toplanıp TOPLAMININ zekâtı verilir.
ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar
Aralarında dört mezhep imamının da bulunduğu fakihlerin çoğunluğu zekâtın, gayrimüslimlere verilemeyeceğinde görüş birliğine varmışlardır. Çünkü esas olarak zekât Müslüman fakirlerin hakkıdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/49; Nevevî, el-Mecmû’, 6/197; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/188; İbn Nüceym, el-Bahr, 2/261; İbn Kudâme, el Muğnî, 2/487; Halîl, Muhtasar, 59)
Gayrimeşru yolla sağlanan kazancın sahibi belli ise bu kazancın sahibine iade edilmesi; belli değil ise karşılığında sevap beklemeksizin yoksullara veya hayır kurumlarına verilerek elden çıkarılması gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/291) Bu itibarla, gayrimeşru yolla elde edilen kazancın tamamı ya sahibine iade edilerek veya hayır yolunda harcanarak elden çıkarılacağından, zekâtının verilmesi söz konusu değildir.
Tarım ürünlerinin öşrü hasat edildikten sonra farz olur. Nitekim Yüce Allah, “Devşirilip toplandığı günde hakkını (zekât ve sadakasını) verin.” (el-En'âm, 6/141) buyurmuştur. Henüz hasat edilmeden ürünü tarlada telef olan çiftçinin, zekât/öşür ödemesi gerekmez. Hasattan sonra ürünün çalınma, kaybolma, gasp gibi elde olmayan bir nedenle telef olması durumunda da öşür gerekmez. Ancak hasat edildikten sonra, üreticiden kaynaklanan bir taksirle ürün zayi olursa öşrünün verilmesi gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/331)
Zekât, gıda ve giyim eşyaları gibi mallardan aynî olarak verilebileceği gibi para, döviz ve altından da nakdî olarak verilebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/298-299) Çek veya senet, bir malın, bir paranın kime ait olduğunu belirten, iki veya daha fazla kişi arasında tanzim edilmiş bir belgedir. Dolayısıyla üzerinde yazılı miktardaki malı veya parayı temsil etmektedir. Bu nedenle, zekât mükellefi olan bir zengin, vadesinde ödeneceğini kesin olarak bildiği senedi, zekâtına mahsuben fakire ciro edebilir. Ancak sorumluluk para tahsil edildiği zaman düşer. Senet ödenmediği takdirde zekâtın tekrar verilmesi gerekir. (Bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/270)
Zekât senenin herhangi bir zamanında verilebilir. Oruç ve hac ibadetlerinde olduğu gibi nisap miktarı malın üzerinden bir sene geçmiş olması konusunda da kamerî yıl hesabı uygulanır. Zekâtın farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir kamerî ayı veya Ramazan’ı beklemeye gerek yoktur. Zekât vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarını vermeleri gerekir. Çünkü zekât bir kulluk borcudur, borç da bir an önce ödenmelidir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/271-272)
Tercih edilen görüşe göre her türlü toprak mahsulleri ile meyveler için zekât/öşür vermek gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/53) Dolayısıyla çay ve pancar da zekâta (öşre) tâbidir.