Fetva Meclisi
Soru
Zekât verirken yanlış hesap yaptık ve gerekenin iki katına yakın bir zekât vermiş olduk. Yanlışlıkla fazladan vermiş olduğumuz bu kısmı ileriki yılın zekâtı olarak sayabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Borcu düşürmeniz yani sendeki alacağımı iptal ettim demeniz isabetlidir ve güzel bir iştir ama bunu vermeniz gereken zekât ile yapmanız yanlıştır. Fukahanın önemli bir bölümü önceden gerçekleşmiş bir alacağı zekâttan düşmenin yani verilmesi gereken zekâtı alacağa saymanın caiz olmayacağını belirtmiştir. Ancak şöyle olabilirdi: Siz vereceğiniz zekâtı borçluya verirdiniz o da size olan borcunu öderdi. Caiz olan böylesidir. Bir ibadet muhakkak niyetle yerine getirilebilir. Siz borç verirken zekât diye niyet etmemiştiniz. Sonradan onu yani borcu zekâta çeviren bir niyet yapamazsınız. Bunun bir benzeri bugün kılamadığınız sabah namazının yerine mesela önceki kıldığınız bir sünneti saydırmak gibi olur. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Zekât ancak verilecek malı fakire temlik ederek (temlik, ona ait hakka dönüştürmek) yerine getirilebilir. Böyle bir uygulamada o anda fakire verilen bir şey yoktur.
Zekât gününüz gelince muhakkak ne kadar zekât borcunuz olduğunu hesaplayın. O borç belirlendikten sonra hemen verseniz en iyisini yapmış olursunuz. Bir sebeple öyle yapamayıp aylara bölseniz o da olur. Yalnız bu, bir dahaki zekât yılını bulacak kadar uzamamalıdır.
Zekât ibadettir. Bütün ibadetler gibi zekât da niyet ile ibadet olur. Kirada oturan birine kirayı zekâttan düşmek bu niyet açısından hatalı olur. Bunun için şöyle yapın: Ona kira bedelini belirleyin. Sonra da zekâtınızı ona verin. O da size kira ödesin. Hem iyilik yapmış olun hem zekât vermiş olun. Çift kazanın biiznillah
Zekât bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi niyet şartı ile yerine getirilebilir. Niyet ise ibadetten önce bulunur. Sizin durumunuzda para verilmiş sonrasında ise zekâta sayılması isteniyor. Bu durumda yapılan işin zekât olarak işlemesi mümkün olmaz. Şöyle bir şey yapılabilir: Siz ona yeniden alacağınız kadar zekât verirsiniz. O da para bulduğu için size borcunu öder. Bir hile ve baskı yapılmadan bu yapılabilirse zekât yerini bulur.
Selamünaleyküm. Bir hükmü yeni öğrenen geçmişteki hatalarını da telafi etmelidir. 81 gram altına zekât düşer. Para ve benzeri başka değerli malınız varsa onlarla beraber hepsinin zekâtını da toptan verebilirsiniz. Geçmiş altı yılda ikisi ödenmesi halinde elinizdeki altının da zekâtı gerekmez hale gelmektedir. Buna göre hesap ederek bu vebalden kurtulun. Allah yolumuzu açık tutsun.
O tarla için zekât vermeniz gerekmez. Sizin bir ticari niyetiniz yoktu. Devlet sizden orayı satın aldı. Aldığı o andan itibaren sizin elinize geçen paranın zekâtını hesaplayın. Eğer önceden nisap miktarı malınız vardı ise bunu ona ilave edin, zekât verirken toplamının zekâtını verin. Önceden nisap miktarı malınız yoktu ise bu para nisap miktarıdır, bunun üzerinden yıl geçince zekâtını verin.
fakir konusundaki diğer fetvalar
Fakiri, zengin olmayan olarak anlamalıyız. Fakir, hiçbir şeyi olmayan aç ve açık kimse olması gerekmez. Elbette zekât veya sadaka verirken fakirler arasında da daha elzem ve daha müstahak gibi tasnifimiz olacaktır ama genel olarak fakirin kimliğini belirleyen şu noktaları tespit edebiliriz: Fakirlik standardını yaşanılan toplum ve zamana göre belirlemek gerekir. Bir zamanların zengin sayılanları teknoloji zamanında fakir düzeyine inmiş olabilir. Toplumun kullandığı ve tükettiği eşyanın niteliği bu etkiyi oluşturabilir. Kişinin giyim ihtiyacı meşrudur. Bir yaz için bir de kış için giyiminin bulunması meşru bir ihtiyaçtır. Gıda ihtiyacının doyup beslenecek düzeyde olması meşru bir ihtiyaçtır. Bu konuda da yaşanılan toplum dikkate alınmalıdır. Örnek olarak muz, dünyanın pek çok yerinde lüks bir gıda sayılırken üretildiği ana merkez durumundaki Afrika’da sıradan ve belki de doyurmayan bir gıdadır. Yörenin yaygın tüketimi ve kişinin özel tüketimi için gerekli gıda bir ihtiyaçtır. Mesken ve meskenin iç donanımı, bu zamana göre gaz, su ve elektrik ihtiyacı meşrudur. Buna göre de evine elektrik bağlayamamış olmak bir eksikliktir. Yatmak ve oturmak için asgari bir mefruşat ihtiyacı meşrudur. Yaşadığımız zamanda mesela çamaşır makinesi için lüks bir ihtiyaç diyemeyiz ama çamaşır makinesinin lüksü için gereksiz diyebiliriz. Evde bulundurulan eşya için genel olarak bu kuralı kullanabiliriz. Binek ihtiyacı meşru bir ihtiyaçtır. Zamanımızda toplu taşıma araçlarının kullanılması bu ihtiyacı karşılayabilir. Bu nedenle binek açısından fakirlikten söz edebilmek için yaşadığı şehirdeki toplu taşıma araçlarını kullanamama durumunda olmak dememiz mümkündür. Temel kültür için gerekli kitaplar ve kitap durumundaki araçlar meşru bir ihtiyaçtır. Kişinin iş yapabilmesi için gerekli alet ve malzeme mesela bakkalın tezgâhı, buzdolabı meşru bir ihtiyaçtır. İletişim için zorunlu duruma gelen araçlar (telefon/bilgisayar) meşru bir ihtiyaç olarak kabul edilmelidir. Şüphesiz sözü edilen bu araçların ne kadar zorunlu ne kadar lükse kaçmış olduğu kişiye göre belirlenecektir. Basit bir cep telefonu ile pahalı bir cep telefonu arasındaki fark meşrulukla ilgili çizgiyi belirleyebilir. Özel ve pahalı tedavi gerektiren bir hastanın kendisi veya öyle bir hastaya bakan velisi zekât açısından meşru bir ihtiyaç sahibi kabul edilebilir. Zorunlu eğitimi (kendisi veya bakmakla yükümlü olduklarından biri için) karşılayabilecek durumu olmayan birisinin ihtiyacı meşru bir ihtiyaçtır. Zekât verilecek fakirle ilgili belirlenmiş bulunan NİSAB MİKTARI MALI OLMAYAN KİŞİ ifadesini yaşadığımız zaman için böyle anlamamızda bir sakınca yoktur. Buna rağmen insanların israf ve lüks tüketimini de dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı olarak göreceğiz elbette. Fakirliğin iliklere kadar sızdığı bir evle, israftan ötürü fakir kalan bir ev arasında muhakkak ayrım yapılacaktır.
Böyle bir söz vardır ama bu şekliyle sahih hadis değildir. Bu anlamı destekleyen sahih hadisler vardır. Kıyamet, herkesin malını nereden kazanıp nereye harcadığının hesabını vermeden bir yere gidemeyeceği bir zamandır. Fukara muhacirlerin cennete zenginlerden önce gireceklerine dair de hadis vardır. Allah Teâlâ o gün hepimizin yardımcısı olsun.
Fakirin onu gösterip gerekli miktar kadar yemek yiyebileceği veya marketten gıda satın alabileceği kart ile kefaret verilmiş olur.
Yaptığınız yanlıştı ve bir kul hakkı idi. Sonradan müracaat etmeniz de doğru olmuş. Müdür almadı ise o kadar parayı bir fakire sadaka verin.
Net rakamlar biliyorsan onları çıkarırsın. Bir rakam bilemiyorsan yaklaşık bir rakam bulmaya çalış. Kalbini rahatlatacak rakamı tespit edince onu fukaraya dağıt. Tevbe de ettiğine göre biiznillah sorun kalmaz.
Kamu malına zarar veren tevbe etmelidir ama tevbesi yeterli olmaz. Verdiği zararı tazmin etmesi gerekir. Olabiliyorsa o kuruma vererek, o mümkün değilse aynı oranda bir sadakayı fakirlere vererek bu vebalden kurtulmalıdır. Hak oluşmasının birey veya kamu farkı yoktur.