Fetva Meclisi
Soru
Zekat vermenin farz olduğunu bilmiyordum, bu sene öğrendim. Kiracıyım, 85 gram altınım var. (6 yıldan beri) Bir yıllık mı zekat vermem gerekir yoksa geriye dönük altı yılın da zekatını vermem gerekiyor mu? Vermem gerekiyorsa hesaplamayı nasıl yapacağım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ramazan ayı nedeniyle zekât vermeniz gerekmez. Altını da değeri değil gramı üzerinden hesaplayın. 81 gram ise zekât için hesap edilir. Bir yılı da geçsin.
Selamünaleyküm. Elinizdeki altın 81 gramı buluncaya kadar -başka bir birikiminiz yoksa- zekât vermeniz gerekmez. 81 gramı bulduğu günü tespit edin. O günden bir yıl sonra (355 gün) elinizdeki altın kaç gram ise onun yüzde iki buçuğunu zekat olarak verirsiniz. O gün yapacağınız hesaplamada elinizdeki borçlar düştükten sonra 81 gramdan az gelirse zekât vermeniz gerekmez. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Hangi yıl üzerinize farz oldu ise azaltmadan veya çoğaltmadan o kadar veriniz.
Aleykümselam.Borcunuzun toplamını elinizdeki paradan düşün geriye kalan miktar 81 gram altından fazla ediyorsa onun zekâtını verin.
Altınların sizin olduğu tarihten itibaren bir yıl (355 gün) geçtikten sonra şu şekilde bir hesap yapacaksınız: Altınların gramını belirleyin. Eğer 81 gramdan az ise zekât gerekmeyecektir. Borçlarınızı ve o ayki faturalarınızı toplayın. Kaç para tuttu ise onu altınların değerinden düşün. Geriye kaç gram kaldı ise onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak vereceksiniz. Mesela kalan altın 500 gram ise bu oranın zekâtı 12,5 gram veya o kadar altının bedeli olur. Şu anda nakit verme durumunuz yoksa, borcunuzu hesaplayıp uygun zamanda verebilirsiniz. Yani bir tür zekât borçlusu olabilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kiranın değil de, elinizdeki altın ve paraların üzerinden bir yıl geçti ise onların zekatını verin. Yüzde iki buçuk oranında zekat verin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, MÜSLÜMAN ismi dışında bütün isimler ithaldir, sahtedir. Biz sadece Müslüman olabiliriz. VAHHABİLİK bu ümmete ait bir kavram değildir. Dikkat ederseniz ‘Vahhabî’ bir insana mal edilmiş bir hareketi ortaya koymak demektir. Benim bildiğim, hiçbir Müslüman ‘ben vahhabiyim’ demez, diyemez. Sizin vahhabî dedikleriniz de ‘biz vahhabiyiz’ demiyorlar. Vahhabilik diye bir şey yoktur. Müslümanların arasında lanetlenmiş fırkalar olsun diye çırpınan birileri fırkalar hiç yokmuş gibi bir vahhabilik peyda ettiler. Yok öyle bir şey, varsa da onu yok kabul ediyoruz. Bu ümmetin içinde Müslüman olmanın dışında bir isimle anılmaktan elbette Allah’a sığınacağım, ne yapacaktım başka? Siz de hâl ve hareketlerini beğendiğiniz kardeşlerinize ne hakla Vahhabî diyorsunuz? Asla demeyin, ‘mü'min kardeşlerim’ deyin. Onlar, siz, biz mü'min kardeşleriz elhamdülillah. İthal kavramlarla değil, Allah’ın bizim için takdir buyurduğu bir isimle anılalım. Böylesi daha iyi değil mi sizce de?
Selamünaleyküm. Bu tür felsefelerle uğraşmamanızı tavsiye ederim. Kimi sevecekseniz sevin, aşık olun ama işi ilahi düzeye taşımayın.
Sadece iğne batırmakla oruç bozulmaz; iğnenin ilaç veya benzeri bir sıvıyı deri altına akıtması ile oruç bozulur. Eğer böyle olduysa yani iğneden deri altına ilaç verildiyse o günün orucu tekrar kaza edilir. Bu kadar.
Tahiyyetülmescid namazı, vakit girdikten sonra kılınan sünnetlerle ertelenebilir; ilk kıldığımız nafile namaz onun yerini doldurur. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Ev ve iş yeri gibi kullanmakta olduğunuz ya da tarla gibi istimal ettiğiniz gayri menkuller için zekât gerekmez. Çocuklar için muhafaza ettiğiniz yerler için de gerekmez. Ancak satmaya niyet ettiğiniz gayrimenkuller, satış niyetinizden itibaren zekât malı hükmündedirler. Bu durumda da zekâtları yüzde iki buçuk üzerinden olacaktır.
Selamünaleyküm. Seni doğurmayan iki insana anne ve baba demenin hiçbir değeri yoktur. Seni kim doğurdu ise onlara hak ettikleri değeri vereceksin. Çok uzatmadan bu süreyi aile büyüklerinden birini devreye sokarak yani onu aracı yaparak herkesin razı olacağı ve kimsenin üzülmeyeceği bir yöntemle taşları yerine oturtmalısın.