Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 32 yaşında bir müslümanım elhamdülillah. Yıllardır Vahhabilerle beraberim. Gerçi onlar kendilerine selefi salihin, ehli sünnet diyorlar ve her işlerini Kur’an’a ve hadislere göre yapmaya çalışıyorlar, öyle de yapıyorlar. Sizin bir sohbetinizde ‘Vahhabilikten Allah’a sığınırım’ dediğinizi duydum. Neden hocam? Bu insanlar da samimiyetle Allah’a ibadet etmeye çalışıyorlar ve bu uğurda canlarını seve seve vermek için cihada katılıyorlar. Sizin bizim gibi bu kafir laiklerden nefret ediyorlar. Adamlar canlarıyla paralarıyla yetimlere, mazlumlara, fakirlere, savaştan kaçan müslümanlara yardım ediyorlar. Buraya gelen muhacirlere ev, yemek, yatak, eşya yardımı yapıyorlar ve hatta bu iş için hamallık yapıyorlar. İtikatları da doğru. Ben Hanefiyim ama bu insanlar beni daha çok çekiyor ve ben onların yanında daha mutlu, huzurlu oluyorum. Cami önlerinde siyaset, maç, film sohbetleri dinlemek yerine orada hadis, fıkıh, itikat, namaz, oruç, cihad vs. her türlü sohbeti dinlemeyi, Kur’an dersi almayı seviyorum. Bana söyler misiniz; bu adamların nesi kötü? Ben sizi severek dinliyorum çünkü sizin söyledikleriniz ve savunduklarınız da bu kardeşlerimle aynı; tek bir din olan İslam’ı anlatıyorsunuz.
Cevap
Benzer fetvalar
Değerli kardeşim, Suudi Arabistan'da camilerde Hanbelî mezhebine göre namaz kıldırılmaktadır. Orada kılınan namazlarda fıkıh açısından bu ümmetin temel ilkelerine ters bir durum yoktur. Sizin “Vahhabî” olarak isimlendirdiğiniz olgu ise camide namazı etkileyecek bir farklılık değildir. “Vahhabilik” daha çok siyasi bir olgunun adıdır. Zannederim ki, şeytan sizi cemaatle namaz gibi büyük bir sevap kaynağından mahrum bırakıyor. Acilen camiye dönün. Caminin aramızdaki açığı kapatmadığı bir dünyada bizim Ümmet-i Muhammed olma iddiamız ispat edilemez bir iddia olarak bu gök kubbenin altında sönüp gidecektir. Ezanların ve camilerin bizi birleştirmediği bir dünyada biz aramızdaki fitneleri Siyonizm'e yükleyerek sadece kendimizi kandırırız. Hemen camiye dönün. Hak mezheplerden biri olan bir mezhebin bağlılarının arkasında namazınız olur. Büyük bir ecri kaybediyorsunuz. Bir de gereksiz bir fitne içinde kendinize bataklık ayırıyorsunuz. “Vahhabilik” siyasi bir akımdır, akide konularını kurcalayarak bu ümmeti parçalama yoluna giden taraftar ve karşıtlarının kullandığı bir ismi sevap kaybı nedeniniz yapmayın. Zaten siz camide konuşulanları yani vaazları anlamıyorsunuz. Kıldığınız bir namazdır. O namaz da “vahhabiliğe” göre değildir. Hanbelî fıkhına göre kılacaksınız biiznillah.
Hepimiz dinimiz için görevliyiz. Hiçbirimiz sadece namaz kılıp cennete girmeye çalışarak kurtulamayız. Bir şeyler yapacağız. Elimizden, dilimizden ne geliyorsa yapacağız. Yalnız sizin Kur'an kursu hocası diye tutturmanız gereksiz. Muhakkak Kur'an kursu hocası derseniz, sanki maaşı öne çıkarmış gibi olursunuz. Bir yerin hocası olmadan da dinimize hizmet etmeliyiz. - Hiçbir zaman kendinizi bir şey olmuş gibi görmeyin. Şeytan sizi kemirir bitirir öyle düşünürseniz. - Hiçbir zaman da bir işe yaramayacağınızı düşünmeyin. O zaman yine şeytan sizi olduğunuz yerde kemirir bitirir. - Bulunduğunuz her yeri ve her zamanı değerlendirmeye bakın. Paraya ve şöhrete takılmadan bir kelime bile olsa anlatmaya bakın. Karşılığını da Allah'ın vereceğini bilerek yapın.
Allah Teâlâ sana sabır ve sebat versin. Bu sorunun zamana yayarak düzelmesini beklemekten başka bir çaresi olduğunu zannetmiyorum. Neredeyse bütün davetçilerin bir sorunudur bu sorun. Biraz da senin idare ve yönlendirme zafiyetinden kaynaklandığını bilmelisin. Mesela sana neredeydin, neden geç kaldın? Türünden bir soru veya çıkış yönelttiğinde “güzelim, yine seni ihmal ettim, üstelik de seni çok özlemiştim” deyip yanağından öpebilirsin. Bu birinci tavır. Ya da böyle yapmayın: “Herhalde gezmiyordum, sen de biliyorsun ki teşkilatta idim” de diyebilirsin. İki cevap arasında büyük fark vardır. Evet, seni takdir etmeyen bir eşi düzeltmen zordur ama birinci türden bir cevapla daha huzura yakın olabilirdin. Kadınlarımız tatlı söz dinlemeye daha uygundurlar. Bunu hiç unutmayasın. Bir başka bilmen gereken bir mesele de şudur: Bekâr bir teşkilat mensubu ile evli bir teşkilat mensubu arasında fark olmalıdır. Biraz daha evine pay ayırarak teşkilatta bulunmaya çalış. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Bu anlattıklarınızda bir aşırılık olduğunu siz de görüyorsunuz. O söylenenler ise ZAMANSIZ VE YERSİZ SÖYLENMİŞ DOĞRU SÖZLERDİR. Uygulanmak için değil de muhalefet etmek için söylenen sözlerin peşinden gitmemiz gerekmiyor. Elbette Kur'an ve sünnet'ten alacağız ama kim alacak nasıl alacak? Din, oynamak için değildir!
Değerli Kardeşim. Daha önce hocamıza gönderilmiş olan benzer soruya verdiği cevabı sizinle paylaşayım; Aziz kardeşim. İmkânınız olsa da İslam tarihini başından itibaren bugüne kadar satır satır inceleseniz. Ne yazık ki bu ümmetin en ağır imtihanı iç imtihanı olmuştur. Sözünü ettiğiniz tartışmalar sadece şu anda bulunan sıkıntılar değildir. Tarih, benzer sürtüşmeler, tartışmalar ve ithamlarla doludur. Ama o muhteşem kullukları yaparak bu imtihanı kazanıp gidenler de o tartışmaların arasından sıyrılarak gitmişlerdir. Yani şunu söylemek istiyorum: Bizim imtihanımız müşrikleri, Yahudileri ve bize düşmanlığını bildiğimiz kitleleri aşarak Rabbimize gitmek değildir. Allah Teâlâ, önümüze neyi çıkarırsa onu kazanmaya mecburuz. Ashabı kiram başta olmak üzere bütün nesiller bu imtihana tabi tutulmuşlardır diyebiliriz. Bize düşen bundan ibret almaktır. Kâfirin önünde ceketini düğmeleyen ama mü'min kardeşinin önünde kaplan kesilen mü'min kendisi ile çelişen bir tavır içindedir. Bu üzücü ama gerçektir. Bu dini böyle yaşayacak ve Rabbimizin rızasını kazanacağız. - Mü'min değerlidir. Hiçbir günah mü'mini atma nedenimiz olamaz. - Mü'minler Allah'ın kitabı, Peygamber aleyhisselamın sünnetini katiyetle tartışamazlar. Âyetler ve hadisler bizim imanımızdır. - Ümmet'imizin büyükleri olanlar, ulemamız, fukahamız, meşayıhımız, mücahitlerimiz önderlerimiz ve örneklerimizdir. Ama putlarımız değildirler. - Kur'an ve Sünnet ölçülerinde içtihat ederek önümüzü açan, bize yol gösteren müçtehitlerimizi hürmet ve takdirle anmaya mecburuz. Allah'ın şeriatını anlamamıza katkı sağlayan her içtihat bizim için bir nimettir; kıymetini biliriz. - Müçtehidi peygamber gibi göremeyiz elbette. Onun makamı hiçbir şekilde nübüvvet makamının şu kadarı bile sayılamaz. Dolayısıyla peygamberlik makamına göre durumu belli olan bir müçtehidin sözü de hadislerin yanında kendisinin peygamberlik makamındaki yeri gibidir. Ve elbette bir müçtehidin sıradan bir mü'mine göre mevkii ölçülemeyecek kadar farklıdır. Müçtehidin sözü ile sıradan bir mü'minin sözü arasında da bu mesafe vardır. - Mü'minlerin nefislerini tatmin için dinimize ait konuları kullanmaları en iyi ifadeyle bir çirkinliktir. Birbirimizi ezmek için dinimiz dışında bir şeyi kullanmalıydık. - Aklı olan, mü'minle uğraşmaz. Uğraşılacak şirk ehli, dalalet ehli mi kalmadı? Aynı şekilde, mü'minle uğraşanla uğraşmak da akıllılık değildir. - Fitneden uzak durun. Mescitlere gidip namazlarınızı eda edin. Evinizin kıymetini bilin. Mü'min kardeşlerinizi cennet arkadaşları olarak bilin. İslam'ı cemaatinden, tarikatından ibaret görenlerin kısırlığı sizi boğmasın. İslam, bütün kâinatı kuşatacak güçtedir. Sürtüşerek değil kuşatarak Allah'a ulaşabiliriz. Kötüleri örnek görmeyin. Yılmayın, usanmayın. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Kimse kimsenin hidayetini yönlendiremez. Peygamberlerin bile en çok sevdiklerinin hidayetlerine vesile olamadıkları olmuştur. Biz, en mükemmeli isteriz, hüküm Allah'ındır. O ne dilerse olacak olan odur. Siz, bir kere sabırlı olun. Asla vazgeçmeyin, yılmayın, yorulmayın, üşenmeyin. Aceleci olmayacaksınız. Yapacağınız en iyi şey, insanlıkta onların gözünde kusursuz olmaktır. Böylece senin üzerinden güzeli ve iyiyi görme fırsatını bulmuş olacaklar ama bu uzun vadede olur. Sabreden kazanır, kanun budur. Dua etmeyi de unutmayasın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sadece iğne batırmakla oruç bozulmaz; iğnenin ilaç veya benzeri bir sıvıyı deri altına akıtması ile oruç bozulur. Eğer böyle olduysa yani iğneden deri altına ilaç verildiyse o günün orucu tekrar kaza edilir. Bu kadar.
Selamünaleyküm. Bir hükmü yeni öğrenen geçmişteki hatalarını da telafi etmelidir. 81 gram altına zekât düşer. Para ve benzeri başka değerli malınız varsa onlarla beraber hepsinin zekâtını da toptan verebilirsiniz. Geçmiş altı yılda ikisi ödenmesi halinde elinizdeki altının da zekâtı gerekmez hale gelmektedir. Buna göre hesap ederek bu vebalden kurtulun. Allah yolumuzu açık tutsun.
Selamünaleyküm. Bu tür felsefelerle uğraşmamanızı tavsiye ederim. Kimi sevecekseniz sevin, aşık olun ama işi ilahi düzeye taşımayın.
Selamünaleyküm. Seni doğurmayan iki insana anne ve baba demenin hiçbir değeri yoktur. Seni kim doğurdu ise onlara hak ettikleri değeri vereceksin. Çok uzatmadan bu süreyi aile büyüklerinden birini devreye sokarak yani onu aracı yaparak herkesin razı olacağı ve kimsenin üzülmeyeceği bir yöntemle taşları yerine oturtmalısın.
Tahiyyetülmescid namazı, vakit girdikten sonra kılınan sünnetlerle ertelenebilir; ilk kıldığımız nafile namaz onun yerini doldurur. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Ev ve iş yeri gibi kullanmakta olduğunuz ya da tarla gibi istimal ettiğiniz gayri menkuller için zekât gerekmez. Çocuklar için muhafaza ettiğiniz yerler için de gerekmez. Ancak satmaya niyet ettiğiniz gayrimenkuller, satış niyetinizden itibaren zekât malı hükmündedirler. Bu durumda da zekâtları yüzde iki buçuk üzerinden olacaktır.