Fetva Meclisi
Soru
Suudi Arabistan’da Cidde'de yaşıyorum. Arada bir gittiğim camilere “vahhabi” zihniyetini tam tanıyınca gitmez oldum, sadece cuma için gidiyorum, diğer tüm vakitleri evde kılıyorum. Diyanet’in hocaları fetva verseler de kalbim rahat etmiyor. Diğer bir taraftan da camiye gitmediğim için rahatsız oluyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah yardımcınız olsun. Fitnenin kol gezdiği bir zamanda Müslümanların böyle ayrıntılarla uğraşmaları büyük bir taktik hatasıdır. Size tavsiyem, hiçbir şekilde bu fitneye katılmayın. Dininize hizmet edin, namaz kıldırın, namazı öğretin, imanı yayın. Sizi illa tartışmaya çekecek olurlarsa tarafsız kalın. Siyasetiniz şu olsun: dine davet ederiz, iç ayrıntılarda tartışmayız. Her biri fıkıh kitaplarında bulunan meselelerdir bunlar. Kafadan uydurulmuş şeyler değildir ama siz anlatamazsınız, boşuna kendinizi yormayın.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, MÜSLÜMAN ismi dışında bütün isimler ithaldir, sahtedir. Biz sadece Müslüman olabiliriz. VAHHABİLİK bu ümmete ait bir kavram değildir. Dikkat ederseniz ‘Vahhabî’ bir insana mal edilmiş bir hareketi ortaya koymak demektir. Benim bildiğim, hiçbir Müslüman ‘ben vahhabiyim’ demez, diyemez. Sizin vahhabî dedikleriniz de ‘biz vahhabiyiz’ demiyorlar. Vahhabilik diye bir şey yoktur. Müslümanların arasında lanetlenmiş fırkalar olsun diye çırpınan birileri fırkalar hiç yokmuş gibi bir vahhabilik peyda ettiler. Yok öyle bir şey, varsa da onu yok kabul ediyoruz. Bu ümmetin içinde Müslüman olmanın dışında bir isimle anılmaktan elbette Allah’a sığınacağım, ne yapacaktım başka? Siz de hâl ve hareketlerini beğendiğiniz kardeşlerinize ne hakla Vahhabî diyorsunuz? Asla demeyin, ‘mü'min kardeşlerim’ deyin. Onlar, siz, biz mü'min kardeşleriz elhamdülillah. İthal kavramlarla değil, Allah’ın bizim için takdir buyurduğu bir isimle anılalım. Böylesi daha iyi değil mi sizce de?
Şu Nasruddin hocanın misalindeki 'hiç mi hırsızın suçu yok!' sözünden hareketle bir şey sormak isterim: Cuma namazımızın kabul olmaması için mi çalışalım kabul olması için mi? Mesela sabah namazı için aynı titizliği gösterebiliyor muyuz? Sabah namazını evinde kılanların evlerini yakmayı isteyen peygamberimizin sünnetinden ne kadar nasibimiz var? Evet cuma namazının sıhhati ile ilgili bilhassa Hanefi mezhebi ulemasının ileri sürdüğü şartlar vardır. Bunlar da naslardan çıkarılmış dikkate alınması gereken hükümlerdir. Ama namazın terk edilmesini teşvik eder bir anlayış değildir onların anlayışı. Papaza kızıp yorgan yakmanın anlamı yoktur. Türkiye'de veya başka bir ülkede Cuma namazını kılmanın ittifak edilmiş bir engeli yoktur. Fukahanın ihtilafındaki rahmet de burada tecelli etmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Heyecanlı ve görünüşü doğru sözler söylüyorsunuz ama bu söylediklerinizin pratiği yoktur. Keskin olmamalısınız. Böyle düşünün, bildiğinizi yapın; ümmete mal olacak tavırlar içinde olmayın. Allah yardımcımız olsun, huzuruna vebalsiz varmayı hepimize müyesser kılsın.
Değerli kardeşim: Biz bir ümmetiz; iyilerimiz ve kötülerimiz, çalışkanlarımız ve tembellerimiz, sadıklarımız ve hainlerimiz hep bir arada ümmetiz. Hayal üzerinden değil, gerçekler üzerinden yaşamak zorundayız. Sizin şikâyet ettiğiniz durumu bir camide de bulabilirsiniz. Camiyi mi terk edeceksiniz? Madem biz bir ümmetiz, bir arada olmaya mecburuz. O zaman bir arada olmanın gerektirdiği zorunluluklara da katlanacağız. Her terslik gören bırakıp giderse ne olur ümmetimizin hâli? Şöyle yapmanızı tavsiye ederim: Ortada açık bir haram varsa hiç tereddüt etmeyin; hemen ikaz edin. Düzelirse ne ala, düzelmez ve haram devam ederse terk edin. Bir gün bile beklemeyin. Ortadaki haram değil de hata denebilecek şeyler ise siz yine ikaz edin, doğru bildiğinizi söyleyin. Düzelirse ne güzel, düzelmezse iki seçenekten birini uygulayacaksınız: Söz konusu yanlış, ciddi bir zarar ve vebal oluşturacak noktaya kayıyorsa siz oradan uzaklaştırılma veya pasifiz edilme pahasına da olsa yanlışı yapmayın, yapılmasına izin vermeyin. Bu düzeyde değilse vebali onlara ait olacak şekilde işinize devam edin. Gerektiğinde şerh koymayı bilin. Fitneci ve her şeye itiraz eder duruma düşmeden gördüğünüz yanlışı düzeltebileceğini zannettiklerinle konuş, toplantılarda konuş. Faydası olmasa bile sen vebale iştirak etmemiş olursun. Yalnız ikaz etmek dedikodu üretmek veya iştirakçisi olmak değildir. Hatalı gördüğün alanın dışındaki işlerde bir aksatma veya gevşeklik yapmamalısın. Neticede siz kişilerle değil hata ile uğraşıyorsunuz. Yayacağınız sözlerin ve ortaya koyacağınız tavırların bir vakıftaki hatayı düzeltme amacı ile başladıktan sonra ümmetinize, yarınlardaki Müslümanlığa ne kaybettirebilir olduğunu da düşünmeniz gerekir. Düzeltmeye çalışırken yaralamaya sebep olmamalısınız. Şunu unutmayınız: Namaz, dinimizin direği, Müslümanlığımızın göstergesidir. Camide cemaatle kılınan namaz ise bunun yirmi beş katı daha değerlisidir. Bir camide mesela bir Cuma namazı bir Müslüman için dini ve hayatı demektir. O namazı kıldıran ise bu oranda büyük bir konumda durmaktadır. Bütün bu büyük gerçeğe rağmen dinimiz, “kötü adam” nitelikli birinin arkasında kılınıyor olsa bile camiyi/cemaati/namazı/bir arada olmayı terk etmememizi emretmektedir. Her şeye rağmen, her duruma rağmen… Çünkü biz ümmetiz, meleklerden oluşmuyoruz, insanlardan oluşuyoruz. Böyle başladık böyle devam edeceğiz. Bizden öncekiler böyle kazandılar biz de böyle kazanacağız biiznillah.
Selamünaleyküm. Biz İslam dinine iman ettik. İslam'ın içinde de namazımızı etkileyecek hak olan bir mezhep yoktur. Batıl fırkalar vardır; onlarla bir arada bulunmayız. Şafiilik namaza asla mani değildir. Bunlar yanlış sözlerdir. Hepimiz camilere koşalım. İmamlarımızın Hanefi mi Şafii mi olup olmadığına değil itikadı düzgün mü Laik mi değil mi ona bakalım.