Fetva Meclisi
Soru
Ramazan ayında ailemden biriyle cilt doktoruna gittik. O kişide birkaç günden beri bir yara vardı. Doktor ona bir termin verdi ve terminde ne olduğunu tespit etmek için örnek alınması gerekiyordu. Termin günü o yara patladı ve içindeki su çıktı. Artık o örneğin alınmasının gerek olmadığını sanan ailemden o kişi o gün oruç tuttu. Biz o termine yine de gittik. Cilt doktoru o yaradan illaki örneği almak istediğini söyledi. Ben bunun çok önemli olup olmadığını sordum ve önemli olduğu cevabını aldım. Netice olarak orada bir iğne batırıldı ve dolayısıyla oruç bozuldu. Bu orucun keffareti mi yoksa kazası mı gerekir? -Gittiğimiz doktor Müslüman bir doktor değildi.-
Cevap
Benzer fetvalar
Sorunuzdaki birinci bölümde taklit olarak kimi, nasıl izleyeceğinizi beyan ettiğiniz için benim söyleyebileceğim bir söz kalmamaktadır.İkinci sorudaki meseleye gelince, sadece iğne batırmakla oruç bozulmaz; iğnenin ilaç veya benzeri bir sıvıyı deri altına akıtması ile oruç bozulur. Eğer böyle olduysa yani iğneden deri altına ilaç verildiyse o günün orucu tekrar kaza edilir. Bu kadar.
Aleykümselam.İğne vücuda bir sıvı ilave etmekte ise bu, eski fukahanın anlayışında orucu kökten bozar. Buna göre de sizin cevabınız doğrudur. Yeni sistemde ise bedene sokulan iğnenin muhtevasının gıda verip vermediği şeklinde özetlenebilecek bir ayrım yapılmaktadır. İğne batırmakla oruç bozulmaz; iğnenin ilaç veya benzeri bir sıvıyı deri altına akıtması ile oruç bozulur. Eğer böyle olduysa yani iğneden deri altına ilaç verildiyse o günün orucu tekrar kaza edilir. Bu hususta fetva veren de alan da mesuldür. Allah'a emanet olasınız.
Oruçlu olduğunuzu unutup içti iseniz mesele yok, kaza da yok. Oruçlu olduğunuzu bilerek ilaç zorunluluğu diye içti iseniz bir gün kaza edersiniz. Allah kabul etsin.
Sadece o günü kaza etmeniz yeterlidir.
Oruç bozmayı mübah kılacak derecede bir rahatsızlık sebebiyle orucunuzu bozduysanız kazayı gerektirir. Allah şifalar versin!
Geçmiş olsun. Böyle bir durumda yapılan normaldir. O günü Ramazan'dan sonra bir gün olarak kaza edersiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, MÜSLÜMAN ismi dışında bütün isimler ithaldir, sahtedir. Biz sadece Müslüman olabiliriz. VAHHABİLİK bu ümmete ait bir kavram değildir. Dikkat ederseniz ‘Vahhabî’ bir insana mal edilmiş bir hareketi ortaya koymak demektir. Benim bildiğim, hiçbir Müslüman ‘ben vahhabiyim’ demez, diyemez. Sizin vahhabî dedikleriniz de ‘biz vahhabiyiz’ demiyorlar. Vahhabilik diye bir şey yoktur. Müslümanların arasında lanetlenmiş fırkalar olsun diye çırpınan birileri fırkalar hiç yokmuş gibi bir vahhabilik peyda ettiler. Yok öyle bir şey, varsa da onu yok kabul ediyoruz. Bu ümmetin içinde Müslüman olmanın dışında bir isimle anılmaktan elbette Allah’a sığınacağım, ne yapacaktım başka? Siz de hâl ve hareketlerini beğendiğiniz kardeşlerinize ne hakla Vahhabî diyorsunuz? Asla demeyin, ‘mü'min kardeşlerim’ deyin. Onlar, siz, biz mü'min kardeşleriz elhamdülillah. İthal kavramlarla değil, Allah’ın bizim için takdir buyurduğu bir isimle anılalım. Böylesi daha iyi değil mi sizce de?
Selamünaleyküm. Bir hükmü yeni öğrenen geçmişteki hatalarını da telafi etmelidir. 81 gram altına zekât düşer. Para ve benzeri başka değerli malınız varsa onlarla beraber hepsinin zekâtını da toptan verebilirsiniz. Geçmiş altı yılda ikisi ödenmesi halinde elinizdeki altının da zekâtı gerekmez hale gelmektedir. Buna göre hesap ederek bu vebalden kurtulun. Allah yolumuzu açık tutsun.
Selamünaleyküm. Seni doğurmayan iki insana anne ve baba demenin hiçbir değeri yoktur. Seni kim doğurdu ise onlara hak ettikleri değeri vereceksin. Çok uzatmadan bu süreyi aile büyüklerinden birini devreye sokarak yani onu aracı yaparak herkesin razı olacağı ve kimsenin üzülmeyeceği bir yöntemle taşları yerine oturtmalısın.
Selamünaleyküm. Bu tür felsefelerle uğraşmamanızı tavsiye ederim. Kimi sevecekseniz sevin, aşık olun ama işi ilahi düzeye taşımayın.
Aleykümselam. Muta nikâhı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yasaklanmıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etmeden önce altı ayrı yerde altı kere muta nikâhını yasakladığı bilinmektedir. Ömer bin Hattab radıyallahu anh ile yasağın bir alakası yoktur. Yanlış bilinmiş bir bilgi olarak bunu düzeltiniz.
Tahiyyetülmescid namazı, vakit girdikten sonra kılınan sünnetlerle ertelenebilir; ilk kıldığımız nafile namaz onun yerini doldurur. Allah'a emanet olunuz.