Fetva Meclisi
Soru
Hocam 23 yaşındayım. Ben doğar doğmaz evlatlık olarak öz halama verilmişim ve onları öz anne ve babam olarak bilmişim. Durumun böyle olmadığını yani evlatlık olarak onlara verildiğimi öğrendiğimde 15 yaşında falandım. Benim bu olayı öğrendiğimi kimse hala bilmiyor ve bana kimse gerçeği daha söylemedi. Şimdi ben, öz anne ve baba olarak bildiğim kimselere yani üvey anne babama iyi davranıyor, onlara elimde geldiğince ihsanda bulunup gönüllerini hoş tutmaya çalışıyorum Fakat öz anne ve babam ile fazla görüşmüyor, onlara dayı ve yenge diyor, onlarla fazla ilgilenmiyorum. Şimdi ben anne ve baba hakkı konusunda vebalde miyim? Yoksa üvey anne babama bu konuda gösterdiğim hassasiyet beni bu vebalden kurtarır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Anlattığınız bu baba yanlış yapmaktadır. Bu gerçek ortada zaten. İkinci bir gerçek de şudur: Sizin babanızı düzeltmeniz mümkün değildir. Bir baba evladından nasihat dinlemez genelde. Bu sebeple siz babanıza başkalarının ağzından söyleyin söyleyeceğinizi. Ve mümkün olduğu kadar da onunla tartışmalı bir alana yaklaşmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Babanızın dinen konumu onay konumudur. Onun onayı sizin için gereklidir ama sizin kendi evliliğinizle alakalı süreci ahlaken bir hata etmemek kaydı ile sürdürmenizde sakınca yoktur. Yine de babanızı ezmeden yapmaya dikkat edin.
Selamünaleyküm. Kendinize yeryüzündeki erkek sayısı kadar EŞ ADAYI bulabilirsiniz ama ikinci bir baba bir daha bulamayacaksınız. Babanızı ikna edemeyeceğinizi anlarsanız vazgeçin. Zinaya düşme tehlikeniz varsa o zaman durum farklı olabilir ama bu kararı da ailenizden bir büyükle beraber kararlaştırın. Duygusal olmamaya çalışın.
Selamünaleyküm. Anne babanın çocuğu üzerinde hakkı vardır ama bu hak sınırsız değildir. Zalim bir anne veya babanın bedduasının zararı yoktur. Siz kalbinize bakın, bir kabahat sahibi değilseniz işinize bakın, dert edinmeyin onları.
Babanızın rızası olmayan bir işten hayır görmezsiniz. Ailenizden birilerini aracı yapın, yalvarın ama onun gönlünü yapın. Babanız, evlilik sizin için artık farz haline geldiği hâlde evlenmenizi engeller ve size evlenebileceğiniz uygun başka bir alternatif göstermezse o zaman sizin istediğiniz evliliği yapmanızda bir sakınca olmaz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Siz bir düşünün; evlilik harama düşecek boyutta sizi sıkıştırıyorsa, babanızın sınırları bitmiş demektir. Allah'ın dini size yön verecek baba karışamayacaktır. Evlenir gidersiniz. Ona karşı da nezaket kusuru işlemezsiniz. Buna çok dikkat edin. Eğer bu oranda sıkışmadı iseniz, onun yumuşamasını bekleyeceksiniz. Başka türlü Allah'ın rızasını yakalayamazsınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Muta nikâhı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yasaklanmıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etmeden önce altı ayrı yerde altı kere muta nikâhını yasakladığı bilinmektedir. Ömer bin Hattab radıyallahu anh ile yasağın bir alakası yoktur. Yanlış bilinmiş bir bilgi olarak bunu düzeltiniz.
Sadece iğne batırmakla oruç bozulmaz; iğnenin ilaç veya benzeri bir sıvıyı deri altına akıtması ile oruç bozulur. Eğer böyle olduysa yani iğneden deri altına ilaç verildiyse o günün orucu tekrar kaza edilir. Bu kadar.
Aleykümselam. Bir kere şunu bilmeliyiz ki: Kur'an OKURKEN ZORLANIYOR OLMAK DAHA ÇOK SEVAP KAZANMAK DEMEKTİR. Normal okuyan bir saatte mesela yirmi sayfa okuyor da zorlanarak okuyan bir saatte bir sayfa okuyabiliyorsa bu kat kat sevap kazanması anlamına gelmektedir. Bu nedenle okumakta zorlanan biri çok okuyamıyor diye üzülmemelidir. Mesele sevap kazanmak meselesi ise böyle bakmalıyız. Yine de dinlemek de ibadettir biiznillah. Allah Teâlâ Kur'an okuyan, onunla amel eden, onun ahlakı ile ahlâklanan kullar olmayı hepimize müyesser kılsın.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, MÜSLÜMAN ismi dışında bütün isimler ithaldir, sahtedir. Biz sadece Müslüman olabiliriz. VAHHABİLİK bu ümmete ait bir kavram değildir. Dikkat ederseniz ‘Vahhabî’ bir insana mal edilmiş bir hareketi ortaya koymak demektir. Benim bildiğim, hiçbir Müslüman ‘ben vahhabiyim’ demez, diyemez. Sizin vahhabî dedikleriniz de ‘biz vahhabiyiz’ demiyorlar. Vahhabilik diye bir şey yoktur. Müslümanların arasında lanetlenmiş fırkalar olsun diye çırpınan birileri fırkalar hiç yokmuş gibi bir vahhabilik peyda ettiler. Yok öyle bir şey, varsa da onu yok kabul ediyoruz. Bu ümmetin içinde Müslüman olmanın dışında bir isimle anılmaktan elbette Allah’a sığınacağım, ne yapacaktım başka? Siz de hâl ve hareketlerini beğendiğiniz kardeşlerinize ne hakla Vahhabî diyorsunuz? Asla demeyin, ‘mü'min kardeşlerim’ deyin. Onlar, siz, biz mü'min kardeşleriz elhamdülillah. İthal kavramlarla değil, Allah’ın bizim için takdir buyurduğu bir isimle anılalım. Böylesi daha iyi değil mi sizce de?
Aleykümselam. Başınızın dönmesi ve benzeri durumlarda namazı oturarak kılmanızda sakınca yoktur. Farzların dışındaki namazları ise hiçbir sakınca olmadan oturarak kılabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bir hükmü yeni öğrenen geçmişteki hatalarını da telafi etmelidir. 81 gram altına zekât düşer. Para ve benzeri başka değerli malınız varsa onlarla beraber hepsinin zekâtını da toptan verebilirsiniz. Geçmiş altı yılda ikisi ödenmesi halinde elinizdeki altının da zekâtı gerekmez hale gelmektedir. Buna göre hesap ederek bu vebalden kurtulun. Allah yolumuzu açık tutsun.