İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Zekât verilebilecek fakirini niteliği nedir? Yani bir fakire zekât verilebilir olması için aç mı olması gerekiyor? Bunun genel çizgilerini nasıl belirlemek gerekir?

Cevap

Fakiri, zengin olmayan olarak anlamalıyız. Fakir, hiçbir şeyi olmayan aç ve açık kimse olması gerekmez. Elbette zekât veya sadaka verirken fakirler arasında da daha elzem ve daha müstahak gibi tasnifimiz olacaktır ama genel olarak fakirin kimliğini belirleyen şu noktaları tespit edebiliriz: Fakirlik standardını yaşanılan toplum ve zamana göre belirlemek gerekir. Bir zamanların zengin sayılanları teknoloji zamanında fakir düzeyine inmiş olabilir. Toplumun kullandığı ve tükettiği eşyanın niteliği bu etkiyi oluşturabilir. Kişinin giyim ihtiyacı meşrudur. Bir yaz için bir de kış için giyiminin bulunması meşru bir ihtiyaçtır. Gıda ihtiyacının doyup beslenecek düzeyde olması meşru bir ihtiyaçtır. Bu konuda da yaşanılan toplum dikkate alınmalıdır. Örnek olarak muz, dünyanın pek çok yerinde lüks bir gıda sayılırken üretildiği ana merkez durumundaki Afrika’da sıradan ve belki de doyurmayan bir gıdadır. Yörenin yaygın tüketimi ve kişinin özel tüketimi için gerekli gıda bir ihtiyaçtır. Mesken ve meskenin iç donanımı, bu zamana göre gaz, su ve elektrik ihtiyacı meşrudur. Buna göre de evine elektrik bağlayamamış olmak bir eksikliktir. Yatmak ve oturmak için asgari bir mefruşat ihtiyacı meşrudur. Yaşadığımız zamanda mesela çamaşır makinesi için lüks bir ihtiyaç diyemeyiz ama çamaşır makinesinin lüksü için gereksiz diyebiliriz. Evde bulundurulan eşya için genel olarak bu kuralı kullanabiliriz. Binek ihtiyacı meşru bir ihtiyaçtır. Zamanımızda toplu taşıma araçlarının kullanılması bu ihtiyacı karşılayabilir. Bu nedenle binek açısından fakirlikten söz edebilmek için yaşadığı şehirdeki toplu taşıma araçlarını kullanamama durumunda olmak dememiz mümkündür. Temel kültür için gerekli kitaplar ve kitap durumundaki araçlar meşru bir ihtiyaçtır. Kişinin iş yapabilmesi için gerekli alet ve malzeme mesela bakkalın tezgâhı, buzdolabı meşru bir ihtiyaçtır. İletişim için zorunlu duruma gelen araçlar (telefon/bilgisayar) meşru bir ihtiyaç olarak kabul edilmelidir. Şüphesiz sözü edilen bu araçların ne kadar zorunlu ne kadar lükse kaçmış olduğu kişiye göre belirlenecektir. Basit bir cep telefonu ile pahalı bir cep telefonu arasındaki fark meşrulukla ilgili çizgiyi belirleyebilir. Özel ve pahalı tedavi gerektiren bir hastanın kendisi veya öyle bir hastaya bakan velisi zekât açısından meşru bir ihtiyaç sahibi kabul edilebilir. Zorunlu eğitimi (kendisi veya bakmakla yükümlü olduklarından biri için) karşılayabilecek durumu olmayan birisinin ihtiyacı meşru bir ihtiyaçtır. Zekât verilecek fakirle ilgili belirlenmiş bulunan NİSAB MİKTARI MALI OLMAYAN KİŞİ ifadesini yaşadığımız zaman için böyle anlamamızda bir sakınca yoktur. Buna rağmen insanların israf ve lüks tüketimini de dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı olarak göreceğiz elbette. Fakirliğin iliklere kadar sızdığı bir evle, israftan ötürü fakir kalan bir ev arasında muhakkak ayrım yapılacaktır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın geçerli olması için fakire verilecek para veya malın ona temlik edilmesi yani onun mülküne geçirilmesi şarttır. Bu da zekâtın fiilen fakire teslimi ile gerçekleşir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/369) Mesela yemek hazırlayıp bunu fakirlerin yiyebileceğini ilan etmekle ya da onlara yedirmekle o yemek temlik edilmiş/verilmiş olmaz. Ancak aynı yemek yapılıp zekât niyeti ile fakire teslim edilirse, temlik gerçekleşmiş yani zekât verilmiş olur. Buna göre, bir kimseye borç verirken zekâta niyet edilmediği, daha sonra da bu parayı zekâta saymaya niyet edildiği zaman, paranın kendisi ortada bulunmadığı için temlik gerçekleşmiş olmayacaktır. Dolayısıyla bir kimseye borç olarak verilmiş olan paranın daha sonra borçluya zekât niyeti ile bağışlanması ile zekât verilmiş olmaz. Dört mezhep âlimleri bu görüştedir. Temlik kavramına daha geniş bir anlam yükleyen bazı âlimler ise fakirin zimmetinde bulunan kira vb. alacağın ona bağışlanmasını da temlik olarak değerlendirmişler ve bunu caiz görmüşlerdir. (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât,3/325-326; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 3/1981) Bu son görüşle de amel edilebilir.

Fakir kiracıdan alınacak kira bedeli, alınmayarak zekâta sayılabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan fakir Müslümanlara verilir. Eğer bu aile gerçekten fakirse, yani nisap miktarının altında mal varlığına sahipse, zekât verilebilir. Ancak zekâtın verileceği alanlar bellidir. Tüp bebek gibi tedavi amaçlı masraflar, kişinin fakirliği devam ederken onun lehine olabilir. Yani bu masraf, onların temel bir aile ihtiyacına yönelikse ve gerçekten ihtiyaçtan dolayı yapılamıyorsa, zekâtla desteklenebilir. Kısacası, aile dinen fakirse, başka maddi imkânları yoksa ve bu harcama onların doğrudan yararına olacaksa zekâttan verilebilir. Ama her hâlükârda en güzel olanı, zekât gibi değil sadaka ya da hediyeyle desteklemektir.

Hocam, zekâtımı gariban bir aileye vermek istiyorum. Bu ailenin yıllardır çocuğu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gerçekten evi tehlikeli veya ihtiyaç karşılayamaz durumda olan bir fakire zekât verilebilir. Zira içinde barınılabilecek bir ev zaruri ihtiyaçlardandır. Zekât zaruri ihtiyaçların karşılanmasında öncelikle kullanılır.

Evi çökmek üzere olan bir fakire evini tamir ettirmesi için zekât verilebilir mi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Yetim olmak, zekât almak için yeterli değildir. Yetim ve fakir ise zekât alabilir. Zekâtınız o kız için fakirlik şartı da uyuyorsa verilebilir. Kardeşinize de zekât verebilirsiniz. Onun annenize harcamış olmasında sakınca yoktur. Sizin zekâtınızın onun eline geçmesinden sonra onun elinde iken zekât niteliği de bitmiş olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.

Eşim yetim olan bir kızın çeyizi için bir başkasının ben karşılarım sözüne istin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât açısından 'aslî ihtiyaç' denen eşyanın en sınırdaki rakamlarla elde edilir olması gerekmez. Yaşanan asrın getirdiği ve Allah'ın nimetleri olan müreffeh hayat standardı oluşturacak nimetler de aslî ihtiyaç sayılabilir. Yüz bin liralık araba ile yirmi bin liralık araba arasındaki kalite farkı zekât alt yapısını değiştirmez. Rabbimiz, nimetlerden uzak durmamızı değil, nimetlere köle olmamamızı istiyor. Hanımlar her şeyi tuşla çözecek rahatlığa kavuşsunlar, bunun sakıncası yoktur. Buna rağmen doğurmaktan ve din tebliğinden uzak kalmalarında sakınca vardır. Rabbim sonumuzu hayrede..

Modern çağda yaşıyoruz. Bundan kaynaklanan ziyade ihtiyaçlar ve bir rahatlık mey
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın verileceği yerler, Tevbe sûresinin 60. âyetinde belirlenmiştir. Buna göre zekât, ilke olarak fakirlerin ve ihtiyaç sahibi bireylerin hakkıdır. Bu itibarla, belirli şartları taşıyan Müslümanların yükümlü oldukları zekât ve fıtır sadakasının, Kur’ân-ı Kerîm’de belirlenen yerler dışında herhangi bir yere verilmesi veya cami, köprü, yol, okul, su gibi hayır işlerine sarf edilmesi caiz görülmemiştir. Bu esas gözetilmeksizin zekât niyeti ile yapılan ödemeler zekât yerine geçmez. Zekât, kendilerine zekât verilmesi caiz olan kimselere doğrudan teslim edilebileceği gibi aracı vasıtası ile de ulaştırılabilir. Bu aracının birey olması ile kurum olması arasında fark yoktur. Buna göre hayır kurumu veya sivil toplum kuruluşu, toplayacağı zekâtları Kur’ân’da belirlenen yerlere/fakir ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorsa aracı konumunda olan bu kuruluşlara zekâtı fakir vb. alacaklılara ulaştırma vekâleti verilebilir. Zekâtı hak sahiplerine ulaştırmayıp, inşaat, aydınlatma, büro masrafları gibi genel hizmetleri içinde değerlendirecek olan kuruluşlara ise zekât verilmez. Halka hizmet veren bu gibi kurumların varlıklarını sürdürmeleri için desteklenmeleri önemlidir. Ancak bu, zekât dışında gönüllü yardımlar yolu ile yapılmalıdır. Bunun yanında kamusal ve bireysel denetimler de ihmal edilmemelidir.

Sivil toplum kuruluşlarına zekât verilebilir mi?

fakir konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gerekenden fazla verilmiş zekâtın fazla olan kısmı verenin sadakası olur biiznillah. Fakire temlik edildikten sonra da geri istenmez. Bir sonraki yılın zekâtı olarak önceden fazla verilmiş miktardan kesmek caiz olmaz çünkü zekât bir ibadettir. Her seferinde tıpkı her vaktin namazı gibi yeni bir niyetle yerine getirilir. Bu yıl zekât verecek olan verirken niyet eder de verir. Niyetsiz hiçbir ibadet muteber olmaz. Dolayısıyla önceki yıldan artanı daha sonra gelecek yıla saymak mümkün değildir.

Zekât verirken yanlış hesap yaptık ve gerekenin iki katına yakın bir zekât vermi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir söz vardır ama bu şekliyle sahih hadis değildir. Bu anlamı destekleyen sahih hadisler vardır. Kıyamet, herkesin malını nereden kazanıp nereye harcadığının hesabını vermeden bir yere gidemeyeceği bir zamandır. Fukara muhacirlerin cennete zenginlerden önce gireceklerine dair de hadis vardır. Allah Teâlâ o gün hepimizin yardımcısı olsun.

“KIYAMET GÜNÜ MALI ÇOK OLANIN HESABI DA ÇOK OLUR.” sözü hadis midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakirin onu gösterip gerekli miktar kadar yemek yiyebileceği veya marketten gıda satın alabileceği kart ile kefaret verilmiş olur.

Hazır yemek kartı veya market kartlarından kefaret yerine geçmek üzere verilebil
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yeminini bozan on fakiri yedirir veya giydirir, bunları yapmayacak durumda ise üç gün oruç tutar.

Hocam yeminini bozan biri nasıl tövbe etmelidir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaptığınız yanlıştı ve bir kul hakkı idi. Sonradan müracaat etmeniz de doğru olmuş. Müdür almadı ise o kadar parayı bir fakire sadaka verin.

Hocam bundan iki sene önce bir arkadaşımla tatile çıkmıştık. Onun arkadaş grubun
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât, fakir Müslüman’a verilen malın adıdır. Cami ise bir kişi değildir. Dolayısıyla camiye şu veya bu şekilde fakirin hakkı olan zekât verilemez.

Hocam mescide döşenen halı zekât yerine sayılır mı acaba?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.