İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam kamu malına zarar veren birinin tevbe etmesi yeterli olur mu?

Cevap

Kamu malına zarar veren tevbe etmelidir ama tevbesi yeterli olmaz. Verdiği zararı tazmin etmesi gerekir. Olabiliyorsa o kuruma vererek, o mümkün değilse aynı oranda bir sadakayı fakirlere vererek bu vebalden kurtulmalıdır. Hak oluşmasının birey veya kamu farkı yoktur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir durumda iş yeri sahibine veya bir yetkiliye gidip bilgi vermeli idiniz. Şu anda da yapmanız gereken budur. Bir yolla onlara ulaşıp zararı karşılamanız gerekir. Onlara ulaşma imkânı varken sadaka vermek gibi bir seçenek yoktur.

Mağazada bir ürüne tamamen isteğim dışında zarar verdim. Ne yapacağımı bilemediğ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. O malı, zimmetinden çıkarır yani çaldığı malı bir hayır kurumuna veya fakire verir. Sonra da istiğfar eder, tevbe edip tevbesini korur.

Hırsızlık yapan bir kişinin, kimin hakkını çaldığını bilmediği bir durumda nasıl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanların onu FASIK bilmesine sebep olacak bir hatadan tevbe edenin onu bilenlere de tevbesini iletmesi doğru olandır. Özellikle başkalarına zarar veren birinin o zararı kaldırması da bunun gibidir. Tevbe, günahın etki alanını temizlemek olarak anlaşılmalıdır.

Hocam bir cevabınızda insanın işlediği cürüm aleni ise tövbesi de aleni olacak d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insanın hakkına giren birisi tevbe etmelidir. Tevbesinin şartlarından biri de hakkına girdiği insandan helallik almasıdır. Helallik alması, ona verdiği zararı geri iade etmesidir. Size hakkını helal etmeyen kişiyi bir zaman sonra da olsa ikna etmelisiniz. Ona ait parayı bekletin. İlk fırsatta iade edersiniz. Hiç imkân olmaz da veremezseniz, bu arada o ölürse parayı onun adına sadaka verirsiniz.

Adam olmadığım zamanlarda birinin malını çalmıştım. Şimdi tevbe ettim. Adama git
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Durum şöyle olsa idi mesela Müslüman olmayan biri kanser olduğunu anlayınca Müslüman olsa idi, ona Müslüman değilsin demeyecektik. Küfürden dönmek bile mümkün iken küfürden çok daha alt düzeyde olan bir günahtan dönmek neden mümkün olmasın? Yeter ki bu kişi son nefeslerinde bunu yapmış olmasın.

Hocam kanser hastası olan biri öleceğini anladıktan sonra günahından tevbe etse
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

- Önce samimi bir tevbe gerçekleşecek. Tevbe ciddi bir pişmanlık ve tekrar etmemeye karar vermektir. - Söz konusu haram, bir başkasının malı ise o mal sahibine iade edilecek. Helalliği talep edilecek. - O mal elde değilse bedeli sahibine ödenecek. - Sahibi bilinmez, bulunamaz ise sadaka olarak verilecek. - Bu malı bu şekilde veremeyecek kadar fakir ise bu kişi çokça istiğfar edecek, dua edecek. - Söz konusu haram mal, birisine ait değil de elde edilme yöntemi itibarı ile mesela faiz gibi, rüşvet gibi, haram bir iş yapılarak elde edilmesi gibi bir yolla kazanıldı ise; - Elde kalanlar bir fakire veya derneğe verilecek. - Elde kalmayanlar için ise istiğfar edilecek.

Gençliğimde cahillik edip insanların mallarını aldım. Şimdi tevbe etmek istiyoru

fakir konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Net rakamlar biliyorsan onları çıkarırsın. Bir rakam bilemiyorsan yaklaşık bir rakam bulmaya çalış. Kalbini rahatlatacak rakamı tespit edince onu fukaraya dağıt. Tevbe de ettiğine göre biiznillah sorun kalmaz.

Önceki kazançlarımda çok haramlar vardı. Allah nasip etti tevbe ettim. Şimdi o h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaptığınız yanlıştı ve bir kul hakkı idi. Sonradan müracaat etmeniz de doğru olmuş. Müdür almadı ise o kadar parayı bir fakire sadaka verin.

Hocam bundan iki sene önce bir arkadaşımla tatile çıkmıştık. Onun arkadaş grubun
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbette hediyenin de müslümancası olacak. Hem gönül kazanmak hem de sevap kazanmak ancak öyle mümkün olur. Hediyemizde niyetimiz bir sünneti yaşamak olmalıdır. Helal ve yararlı bir şeyi hediye etmeliyiz. Mesela bir hastaya baklava hediye götürülmesi dikkat çekici bir yanlıştır. Hediyemiz ile bizim aramızda çelişki olmamalıdır. Fakir birinin kendi çocuklarına alamadığını başkasına hediye götürmesi olmamalıdır mesela. Hediyeye israf, riya ve gösteriş karıştırılmamalıdır. Bize ait bir şeyi hediye vermeliyiz. Hediyemiz asla bir beklentimizin karşılığı olmamalıdır. Rüşvete zemin olmamalıdır. Hediye çocuklar için ise adaletsizlik nedeni olacak bir hediye olmamalıdır.

Hocam, siz her şeyin bir Müslümancasını tavsiye ediyorsunuz. Peki, hediyenin de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gerekenden fazla verilmiş zekâtın fazla olan kısmı verenin sadakası olur biiznillah. Fakire temlik edildikten sonra da geri istenmez. Bir sonraki yılın zekâtı olarak önceden fazla verilmiş miktardan kesmek caiz olmaz çünkü zekât bir ibadettir. Her seferinde tıpkı her vaktin namazı gibi yeni bir niyetle yerine getirilir. Bu yıl zekât verecek olan verirken niyet eder de verir. Niyetsiz hiçbir ibadet muteber olmaz. Dolayısıyla önceki yıldan artanı daha sonra gelecek yıla saymak mümkün değildir.

Zekât verirken yanlış hesap yaptık ve gerekenin iki katına yakın bir zekât vermi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakiri, zengin olmayan olarak anlamalıyız. Fakir, hiçbir şeyi olmayan aç ve açık kimse olması gerekmez. Elbette zekât veya sadaka verirken fakirler arasında da daha elzem ve daha müstahak gibi tasnifimiz olacaktır ama genel olarak fakirin kimliğini belirleyen şu noktaları tespit edebiliriz: Fakirlik standardını yaşanılan toplum ve zamana göre belirlemek gerekir. Bir zamanların zengin sayılanları teknoloji zamanında fakir düzeyine inmiş olabilir. Toplumun kullandığı ve tükettiği eşyanın niteliği bu etkiyi oluşturabilir. Kişinin giyim ihtiyacı meşrudur. Bir yaz için bir de kış için giyiminin bulunması meşru bir ihtiyaçtır. Gıda ihtiyacının doyup beslenecek düzeyde olması meşru bir ihtiyaçtır. Bu konuda da yaşanılan toplum dikkate alınmalıdır. Örnek olarak muz, dünyanın pek çok yerinde lüks bir gıda sayılırken üretildiği ana merkez durumundaki Afrika’da sıradan ve belki de doyurmayan bir gıdadır. Yörenin yaygın tüketimi ve kişinin özel tüketimi için gerekli gıda bir ihtiyaçtır. Mesken ve meskenin iç donanımı, bu zamana göre gaz, su ve elektrik ihtiyacı meşrudur. Buna göre de evine elektrik bağlayamamış olmak bir eksikliktir. Yatmak ve oturmak için asgari bir mefruşat ihtiyacı meşrudur. Yaşadığımız zamanda mesela çamaşır makinesi için lüks bir ihtiyaç diyemeyiz ama çamaşır makinesinin lüksü için gereksiz diyebiliriz. Evde bulundurulan eşya için genel olarak bu kuralı kullanabiliriz. Binek ihtiyacı meşru bir ihtiyaçtır. Zamanımızda toplu taşıma araçlarının kullanılması bu ihtiyacı karşılayabilir. Bu nedenle binek açısından fakirlikten söz edebilmek için yaşadığı şehirdeki toplu taşıma araçlarını kullanamama durumunda olmak dememiz mümkündür. Temel kültür için gerekli kitaplar ve kitap durumundaki araçlar meşru bir ihtiyaçtır. Kişinin iş yapabilmesi için gerekli alet ve malzeme mesela bakkalın tezgâhı, buzdolabı meşru bir ihtiyaçtır. İletişim için zorunlu duruma gelen araçlar (telefon/bilgisayar) meşru bir ihtiyaç olarak kabul edilmelidir. Şüphesiz sözü edilen bu araçların ne kadar zorunlu ne kadar lükse kaçmış olduğu kişiye göre belirlenecektir. Basit bir cep telefonu ile pahalı bir cep telefonu arasındaki fark meşrulukla ilgili çizgiyi belirleyebilir. Özel ve pahalı tedavi gerektiren bir hastanın kendisi veya öyle bir hastaya bakan velisi zekât açısından meşru bir ihtiyaç sahibi kabul edilebilir. Zorunlu eğitimi (kendisi veya bakmakla yükümlü olduklarından biri için) karşılayabilecek durumu olmayan birisinin ihtiyacı meşru bir ihtiyaçtır. Zekât verilecek fakirle ilgili belirlenmiş bulunan NİSAB MİKTARI MALI OLMAYAN KİŞİ ifadesini yaşadığımız zaman için böyle anlamamızda bir sakınca yoktur. Buna rağmen insanların israf ve lüks tüketimini de dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı olarak göreceğiz elbette. Fakirliğin iliklere kadar sızdığı bir evle, israftan ötürü fakir kalan bir ev arasında muhakkak ayrım yapılacaktır.

Zekât verilebilecek fakirini niteliği nedir? Yani bir fakire zekât verilebilir o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir söz vardır ama bu şekliyle sahih hadis değildir. Bu anlamı destekleyen sahih hadisler vardır. Kıyamet, herkesin malını nereden kazanıp nereye harcadığının hesabını vermeden bir yere gidemeyeceği bir zamandır. Fukara muhacirlerin cennete zenginlerden önce gireceklerine dair de hadis vardır. Allah Teâlâ o gün hepimizin yardımcısı olsun.

“KIYAMET GÜNÜ MALI ÇOK OLANIN HESABI DA ÇOK OLUR.” sözü hadis midir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.