Fetva Meclisi
Soru
Bir konuda zihnimizi meşgul eden bir sorumuz var. Hadis-i şerifi tam olarak hatırlayamıyorum ama manen, “Birbirinizi sevmedikçe cennete giremezsiniz.” şeklinde bir ifade vardı. Biz annemizi, babamızı, kardeşlerimizi çok seviyoruz. Ancak bu sevginin Allah rızası için mi, yoksa sadece akrabalık bağından kaynaklanan doğal bir sevgi mi olduğunu ayırt edemiyoruz. Bir insan annesini, babasını veya kardeşini Allah rızası için sevdiğini nasıl anlayabilir? Akrabalık sevgisi ile Allah için sevgi arasındaki fark nedir? Bu konuda kendimizi nasıl değerlendirmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Peki kızım, madem “Allah için seviyorsunuz birbirinizi”, Allah’ın annenizi üzmeyin sözünü nereye koyuyorsunuz? Demek ki siz, daha çok duygusal bakıyorsunuz.
Bu durumu tam olarak bir afet kabul edebilirsiniz. Babanızın yaptığına cahillik demek zorundayım. Babanızı da kardeşinizi de terk edemezsiniz. Babanız ağır şart getiriyorsa, kardeşinizle bağınızı babanıza rağmen devam ettireceksiniz. Babanızı da bundan haberdar etmeyeceksiniz. Buradaki tutumunuz yalan sayılmaz. Allah yardımcınız olsun.
Bu hususta başlangıç olarak doğru düşünüyorsunuz. Netice olarak ise şunu bilmemiz gerekir: Rabbimiz bizi gücümüzün yetmeyeceği bir şeyle sınamaz. Bizden istenenler gücümüzün yettiği şeylerdir. Hayallerimiz, iç kuruntularımız, sevgi ve nefretimiz yüzde yüz hâkim olabileceğimiz şeyler olmayabilir. Bizim, insan olarak yapmamız gereken şey niyetlerimizin etki altında kalacağı çevreyi düzgün oluşturmaktır. Mesela Ramazan gününde oruç tutan bir mü’min, Allah için oruçlu olmaya niyet eder ama bir büfenin önünde saatlerce beklerse niyeti ile niyet ettiği ibadetin etki altında kalacağı çevre arasında çelişki bulunmuş olur. Bize düşen, gücümüzün yettiğini yapabilmektir. Bir başka örnek olarak da sizin durumunuzu ele alalım. Siz Allah için süren bir hayat yaşamak istiyorsunuz. Bunun için çevre de oluşturmanız gerekir. Çevrenizin etkisinden sıfır oranda kurtulamazsınız. Avrupa'da ikamet ederseniz bu niyetiniz sizi yalanlayabilir. Ya da siz niyetinizi yalanlamış olursunuz. Hayatî bir gerekçe olmadıkça Avrupa sınırlarında kalan birinin niyet oluşturma sıkıntısı araması makul olmaz. Bunu sadece bir örnek olarak size söylüyorum. Meselemiz nerede yaşama meselesi değildir. Bir başka husus da başta Kur'an'ımız olmak üzere bilgi kaynaklarımızı sürekli enerji oluşturacak şekilde tazelememiz gerekmektedir. Bir de duanın en önemli silahımız olduğunu unutmayalım. Allah yardımcımız olsun.
Allah babanızdan razı olsun; dinini öne alarak hayatına yön vermeye çalışmış. En azından niyeti ile kazanacaktır diye umuyor ve dua ediyorum. Böyle bir uygulamayı yaparken ölçüde aşırı olmuş da olabilir. Tamamen kâfir olanla bile bir nebze bırakılması gereken bir çizgiden söz edebiliriz. Siz babanızın emrinde olduğunuz sürece ona itaat edin, kendiniz müstakil bir ev sahibi olduğunuzda ise helal/haram sınırlarını kollayacak ve itidali bırakmayacak bir çizgi oluşturursunuz. Allah yardımcınız olsun.
Kesinlikle öyle, sen yine Allah’ın sana emrettiği saygıyı göstereceksin. Annen, kendi insanlığında arıza gösterdi, onun hesabını Allah görecek. Sen ise kendi hesabın için varsın. Sen de annen gibi yaparsan yani üzerindeki insanlık görevini ihmal edersen sen de onun gibi olursun. Biz anne ve babalarımıza onlar hak ettiği için değil, Rabbimiz emrettiği için saygı duyuyoruz. Onların hak edip etmemesi onların üzerindeki bir sorumluluktur. Annene bir çocuğun göstermesi gereken saygıyı göster. Onun iyi olması için dua et. O kaybetti bari sen kaybetme!
Sılayırahim, dini değerlerimizdendir. Namaz gibi o da Allah'ın emirlerindendir. Şu kadar ki, şahsiyetimizi eritecek, bizi zorluklara itecek bir ilişki de mecburi değildir. Akrabalığımızın kıymetini bilmeyen, bizi kulluğumuzda sıkıntılı duruma düşüren şahsiyetlere karşı ise seviyeli bir tavır göstermemizde sakınca yoktur. Zira sılayırahim, zoraki sevmek, haftada bir ziyarete gitmek değildir. Sılayırahim, bağın kopmaması için asgari gerekleri yapmaktır. Selamı kesmeyin. Hastalıkla ve cenaze ile ilgilenin. Menfi konuşmalar yapmayın. Gıybet etmeyin, ettirmeyin. Gerginliği zamana yayarak azaltın... Bunlar yeter. Bunlardan sonra da belli bir seviyede mesafeli davranmanız hakkınızdır. Durumun düzeldiğini hissettiğinizde siz de mesafeyi yeniden ayarlarsınız.
akrabalık konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Anneye ve babaya yaklaştıkça sıla görevimiz de büyür. Uzaklaştıkça da küçülür. Hala varken kuzene, kardeş varken enişteye sıra gelmez. Gelirse de öncekinden artarak gelebilir. Ama biz şunu da bilmeliyiz: Bütün insanlık bizim ilgi alanımızda olmalıdır.
Aleykümselam. Süt bağı ile kurulan bağ, doğum bağı ile kurulan bağ gibidir. Dayılar, amcalar aynıdır.
Selamünaleyküm. Normal doğumdan hangi akrabalıklar oluşuyorsa ve ne tür hükümler çıkıyorsa süt anneliğinden de aynı akrabalıklar ve hükümler oluşur.
İmanımızı ve iffetimizi korumak zorundayız. Akraba arası veya sosyal ilişkilerde imanımıza veya onurumuza zarar verilme ihtimali varsa, o zararı önleyecek kadar bir mesafe koymamızda hiçbir sakınca yoktur. Bu mesafeyi ZARARI GİDERME ile orantılı tutmayı becerdikçe sakınca yoktur Allah'ın izni ile. Kendimizi zamana ve mekâna göre bu mantık içinde dengeleyebiliriz.
Kız kardeş çocuğu (erkek kardeşin çocuğu da aynıdır) kişinin yakın akrabasıdır. Buna göre de: İkisi arasında mahremiyet vardır. Mahremiyet gereği evlilikleri mümkün değildir. Bir arada ve ağır avret bölgeleri hariç dış kıyafet gerekmeden beraber oturabilirler. Asıl mirasçıların bulunmadığı durumlarda mirasçı olabilirler. Başkasının bulunmadığı durumlarda yeğen teyzeye nafaka verip geçimini sağlamak zorundadır.
Bu akraba ile akrabalık bağını kesmen gerekmez, bağını sürdür. İkrama gelince yememen takvaya daha uygundur. Yemiş olunca da direkt haram olmaz diye umarız.