İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Ameller niyetlere göredir deriz ve bununla ilgili de hadisi şerif var fakat benim kafamı kurcalayan soru şu; biz insanoğlu olarak niyetimizden nasıl emin olabiliriz, böyle bir şey mümkün müdür? Bir işe başlamadan önce ya da hayır yapmadan önce düşünüyorum, kendimi sorguya çekiyorum, sen bunu gerçekten sadece Allah'ın rızasını kazanmak için mi yaptın diye. Aslında biliyorum o niyetle yaptığımı fakat emin olamıyorum hocam. Bir insan, kendi niyetinden emin olabilir mi? Sonuçta insan kendini kandırabilir, niyetin sadece Allah rızası olduğuna kendini inandırabilir ama öyle olup olmadığını nasıl bilebiliriz? Kendimizi nasıl sorgulamamız gerekiyor ki emin olabilelim?

Cevap

Bu hususta başlangıç olarak doğru düşünüyorsunuz. Netice olarak ise şunu bilmemiz gerekir: Rabbimiz bizi gücümüzün yetmeyeceği bir şeyle sınamaz. Bizden istenenler gücümüzün yettiği şeylerdir. Hayallerimiz, iç kuruntularımız, sevgi ve nefretimiz yüzde yüz hâkim olabileceğimiz şeyler olmayabilir. Bizim, insan olarak yapmamız gereken şey niyetlerimizin etki altında kalacağı çevreyi düzgün oluşturmaktır. Mesela Ramazan gününde oruç tutan bir mü’min, Allah için oruçlu olmaya niyet eder ama bir büfenin önünde saatlerce beklerse niyeti ile niyet ettiği ibadetin etki altında kalacağı çevre arasında çelişki bulunmuş olur. Bize düşen, gücümüzün yettiğini yapabilmektir. Bir başka örnek olarak da sizin durumunuzu ele alalım. Siz Allah için süren bir hayat yaşamak istiyorsunuz. Bunun için çevre de oluşturmanız gerekir. Çevrenizin etkisinden sıfır oranda kurtulamazsınız. Avrupa'da ikamet ederseniz bu niyetiniz sizi yalanlayabilir. Ya da siz niyetinizi yalanlamış olursunuz. Hayatî bir gerekçe olmadıkça Avrupa sınırlarında kalan birinin niyet oluşturma sıkıntısı araması makul olmaz. Bunu sadece bir örnek olarak size söylüyorum. Meselemiz nerede yaşama meselesi değildir. Bir başka husus da başta Kur'an'ımız olmak üzere bilgi kaynaklarımızı sürekli enerji oluşturacak şekilde tazelememiz gerekmektedir. Bir de duanın en önemli silahımız olduğunu unutmayalım. Allah yardımcımız olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.

Çevremde İslamiyet’ten uzak, inancı olan fakat Allah'a karşı hiçbir görevini yer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayat, zorluk ve kolaylık gel-gitlerinin yaşandığı bir yerdir. Devamlı sıkıntı veya devamlı rahatlığın olduğu bir dünya yok. Dolayısıyla her ikisine de hazır bir halde yaşamımızı sürdürmeliyiz. Kişide bazen motivasyon düşüklüğünün verdiği sürçmeler olur. Önemli olan kişi tekrar esas değerlerine dönüş yapmasıdır. Dualarımızda hem dünyada hem de ahirette iyilik/hayr istemek zorundayız. Bu dengeyi kurarak yaşamak ölçümüz olmalıdır. Çevrende Müslümanlık derdini paylaştığın ve kaynaştığın dostların olsun. Aile bağlarının güçlü olmasına özen göster. Günlük bir sayfa da olsa Kur'an okumayı önemsemelisin.

Hocam bazen kendi niyetimi ve inancımı sorguluyorum. Allah'tan ahiret saadeti is
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Malın ve mal kaynağının git gide daha güçlü bir puta dönüştüğü, kitlelerin imtihan kaybettiği bir nokta olduğu ne yazık ki gerçektir. Kıyamete doğru yaklaşıldıkça geneline DÜNYEVİLEŞME dediğimiz bu imtihanın mü'min nesli daha derinden kuşatacağı kolaylıkla anlaşılmaktadır. Allah Teâlâ’dan imanımızı muhafaza buyurmasını niyaz ederiz. Şüphesiz rızık/geçim meselesi iman ekseninde duran meselelerdendir. Biz, Allah’ı yaratıcımız bildiğimiz gibi rızkımızı veren olarak da biliriz. Sadece biz değil bütün canlıların rızkı ondandır. Ve biz ayağımızı toprağa basmadan önce o bizim rızkımızı yazmıştır. Ne yazdı ise o bizi bulmaktadır. İnsanın Allah’a imanı, dünya hayatına bakışı hayattaki her şeyini direkt etkiler. İman zayıfladıkça dünyaya tutunma artabilir. İman arttıkça da biiznillah ahirete umut güçlenir. Bu da azla bile yetinebilmek ve malı tapınılır olmaktan çıkarmak demektir. Biz kul olarak rızkı elde etmek için üzerimize düşeni yerine getirmekle yükümlüyüz. Cimrilikle müsriflik arasında dengeli bir yaşam tarzı oluşturmak gerekir. Ele geçenin bereketi kaybolmasın diye haramlardan uzak kalınmalıdır. Her haram insanın geçimine vurulmuş bir darbe gibidir. Maddi sebeplerin yanında manevi sebeplere de önem verilmelidir. Takvalı bir hayat, namazın hakkının verilmesi, Allah’a tevekkül, çokça istiğfar, sılayırahim, umutlu yaşama sanatını becerebilmek önemli ve etkili manevi sebeplerdendir. Allah yardımcımız olsun.

Şöyle bir endişe taşıyorum: Gelecek ve geçim korkusu beni çok etkiliyor. Acaba i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Neden, hayat bizim için imtihandır diyoruz? Çünkü imtihanı sadece sabah namazına kalkmak, Ramazan ayında oruç tutmak ve bayan isen tesettür sahibesi olmak diye sınırladığımız zaman imtihanın pek çok alanını baştan kaybetmiş oluyoruz. Hayatı olduğu gibi imtihan olarak görmek zorundayız. Bu görüşü yakalayabilirsek şu sonuçlara ulaşırız, yapacağımız işimiz ve iş plaınımzda belli olur: a-Önce kendimizi korumayı, mü'min kimliğimizle ayakta durmayı hedefimiz bileceğiz. Önce ben ayakta kalmalıyım diyeceğiz. Başkalarının üzerinden hayaller oluşturarak kendimizi ihmal edersek kaybedebiliriz. b-Hayatı imtihan olarak görmemizin en tabii sonuçlarından biri, hayatta ne ile karşılaşıyorsak onu dinimizin ilgi alanında bileceğiz. Dini ne dar kalıplara sıkışmış yapacağız ne de hayallerle yaşanabilir zannedeceğiz. c-Becerip ayakta kalabilen için diğer bütün insanlar bir açıdan muhakkak ilgi alanlarında olacaktır, olmalıdır da. Kimine sözlü, kimine temennili yardımımız olacaktır. Bir başkasına da emretme durumunda olacağız ama herkes bizim için ilgi alanımızda anlamına gelmektedir. En azından dua ettiklerimiz arasında olacaktır. d-Buna rağmen, kalplerin Allah’ın elinde olduğunu bileceğiz. Biz uğraşsak da neticede Allah’ın murat ettiği olacaktır. İşimize bakıp gerisi ile alakadar olmayacağız ki, moralimizi kendi elimizle çökertmeyelim. e-Ve, Allah Teâlâ’nın bizi güçlü tutması için dua edeceğiz. Çok dua edeceğiz.

Hocam,İstanbul İlahiyat 3. sınıf öğrencisiyim. Mümkün olduğunca haramlardan dedi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Siz olayı kendi zaviyenizden değerlendirdiğiniz için haklı duruyorsunuz. Eğer sadece siz sözkonusu iseniz ben de size katılıyorum. Hatta şehre bile inmeyin, köylerde yaşayın. Ama biz, sadece bizim için yaşamıyoruz. Eğer dinimiz, bizim çalışmamızla veya bir dağda boşu boşuna durmamızla bile kazanan taraf olacaksa çaresiz dinimiz için olanı yapacağız; oturamayız, uyuyamayız. Olaya sizin veya ailenizin gözüyle bakmamaya çalışın. Bir Müslüman olarak görmeniz daha doğru olur. Elbette bu süreçte hak için başlayıp batıl için yol almamaya da özen göstereceğiz. Gayretlerinizin artmasını temenni ediyorum. Allah’a emanet olunuz.

Hocam ben üniversitede öğretim görevlisiyim. Arkadaşlarım ve ailem tarafından ak
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmanımızı ve iffetimizi korumak zorundayız. Akraba arası veya sosyal ilişkilerde imanımıza veya onurumuza zarar verilme ihtimali varsa, o zararı önleyecek kadar bir mesafe koymamızda hiçbir sakınca yoktur. Bu mesafeyi ZARARI GİDERME ile orantılı tutmayı becerdikçe sakınca yoktur Allah'ın izni ile. Kendimizi zamana ve mekâna göre bu mantık içinde dengeleyebiliriz.

Hocam akrabalarla görüşmek, oturup kalkmanın, yiyip içmenin ve neredeyse elini k

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kenzulummal, bilinen bir kaynaktır ama her bilgisi sahih değildir. Bu hadise gelince, fakirlik korkusu imanla alakalı bir meseledir. Mü'minin Allah'a tevekkülü sıkıntılı ise bu hadise gerek kalmadan sıkıntı kendini gösterir. Hayır, sadece bu hadisi ele almak istiyorsanız evet, yaygın kitaplar arasında değildir bu hadis.

‘Fakirlik korkusu ile evlenmeyi terk eden bizden değildir.’ (K. Ummal 44460). B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Referans; yapılacak işin selameti açısından liyakat ve ehliyet konusunda kefâlet getirme anlamında kullanılmaktadır ve gereklidir de. Ne kadar böyle olup olmadığı kişilerle Allah arasındaki bir meseledir. Bu hadisteki mesele ile bağlantılı değildir.

(4884)- Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsan mü'min ve insan olarak onurunu korumalıdır. Boşluk, şeytana davetiyedir. Gününüzü dolduracak yoğunlukta işler üretmeniz, aklınızı dolduracak hatta yoracak çapta iman bilginiz ve pratiğiniz olmalıdır.

Haram sevdadan kurtulmak için ne yapmam lazım? Nefsime sürekli yenik düşüyorum,
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min, haram işlememe esası üzerine yaşayan biridir. Direkt haram işlemek veya harama ortak olmak ya da haramlı bir yere zaruretsiz olarak katılmak mü'min işi değildir.

İmam-hatipteki mezuniyet yemeğine katılmamızda bir sakınca var mıdır? (Yemek kad
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimizden sonra bir çeşit peygamberlik iddiasında bulunan ve ona destek olan, onu kabul eden herkes elbette kâfirdir. Doğru düşünmüşsünüz. Şu iki hususa dikkat edin bundan sonra: a- Bizzat birisinin üzerinde kâfir olduğunu söylemek tam bir tespit gerektirir, çok dikkatli olunmalıdır. Genel olarak kâfir olur demek başkadır ‘şu kişi kâfirdir’ sözü başkadır. b- Siyasi olarak kendimizi yıpratmamalıyız. Yani polislik olmadan yapacağınızı yapın. Allah yardımcınız olsun.

Yaşadığım yerde Peygamber efendimizi -sallallahu aleyi ve sellem- anma programı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Endişenizde size haksızsınız diyemem. Maalesef o büyük ismin içini doldurmada sıkıntılı olanlar da bulunmaktadır. Burada sıradan mü'minler olarak şöyle yapmalıyız: a- Hepimiz dinimizi dert edineceğiz. Baştan savmayacağız ki Allah Teâlâ bizi samimi bulsun. b- İyi market, iyi usta aradığımız gibi iyi müftü, iyi hoca da arayacağız. Arama kriterimiz de maddi olmayacak. Daha takvasını, daha sözün ile özü aynı olanını aramaya çalışacağız. c- Biz üzerimize düşeni yaptı isek gerisini Allah’ın rahmetine tevdi edebiliriz. Rabbim yardımcımız olsun. Duanızı bekleriz.

Bazı fetvalarda ‘müftüye sorun’ diyorsunuz. Peki, Türkiye’deki bütün müftülerin

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.