Fetva Meclisi
Soru
20 yaşında, İstanbul’da okuyan bir üniversite öğrencisiyim. Bir konuşmanızda bize, Allah'ın bizi görmek istediği yerde olmamız gerektiğini ve bunun aksini yaparsak hem zamandan kaybedeceğimizi hem de başarılı olamayacağımızı söylemiştiniz. Allah'ın bizi görmek istediği yeri nasıl anlayabiliriz? Bulunduğumuz yerin gerçekten olmamız gereken yer olup olmadığını anlayabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Siz olayı kendi zaviyenizden değerlendirdiğiniz için haklı duruyorsunuz. Eğer sadece siz sözkonusu iseniz ben de size katılıyorum. Hatta şehre bile inmeyin, köylerde yaşayın. Ama biz, sadece bizim için yaşamıyoruz. Eğer dinimiz, bizim çalışmamızla veya bir dağda boşu boşuna durmamızla bile kazanan taraf olacaksa çaresiz dinimiz için olanı yapacağız; oturamayız, uyuyamayız. Olaya sizin veya ailenizin gözüyle bakmamaya çalışın. Bir Müslüman olarak görmeniz daha doğru olur. Elbette bu süreçte hak için başlayıp batıl için yol almamaya da özen göstereceğiz. Gayretlerinizin artmasını temenni ediyorum. Allah’a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bu tehlikenin bulunmadığı bir yer yoktur. Üniversite öyle olduğu gibi cami de öyledir. Kul, gaflete düşerse camide de kendini kaybedebilir. Bu açıdan yere değil kendinize bakın. Bir an imtihan ortamının dışında olmadığınızı bildikten sonra biiznillah korunursunuz. Yalnız kalmayın, kulluk şuurunu hatırlatan bir kardeş çevresinde bulunmaya çalışın. Tavizin küçüğü büyüğü diye ayırmadan dininize sahip çıkın. Küçük tavizlerin de büyüyebileceğini unutmayın.
Üniversite veya başka bir yer değişmez; Müslüman için her yer ve her zaman dinine göre yaşayacağı yer ve zamandır. Belirttiğiniz ortamda kız erkek karma olma durumu sizin için bir risk oluşturmaktadır. Evet, zaruret olarak bir arada bulunulabilir ama bu zarureti gevşetmeniz durumunda şeytanın sizi günaha sevk edebileceğini unutmayın. Size şunu söylemem gerekir: Melekler sizi bir an bile bırakmadan izliyorlar. Her şeyi yazıyorlar. Yarın Allah'ın huzurunda mahcup olacağınız işleri yapmamalısınız. İbadetlerinizi ihmal edebileceğiniz, ahlakınızdan taviz verebileceğiniz her iş ve ortam sizin için sakıncalıdır. Böyle bilin.
Kızım, baban “olmaz” demedikçe hiçbir sakınca olmaz elbette. Bu açıdan durum normaldir ama şunu da bilmeni isterim: İstanbul cennet değil, oranın da kendine ait sıkıntıları var ve o sıkıntılar seni muhakkak bulacak. Bunu da bilmelisin. Evlenme meselesine gelince, sakın bu hissiyatını karşındakilere sezdirmeyesin, aç kurtları uyandırmış olabilirsin. Senin için dua ederim. Gelebilirsen vakfımıza gelebilirsin, oradaki hanım arkadaşlarınla tanışırsın.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Birinci işiniz, evladınızı ortada bırakmamak olsun. Onun imanını kurtarması için üzerine yoğunlaşın. Çevresini kontrol edin, onunla bağınızı güçlü tutun. İkinci olarak da, geçmişinizi bırakın; ileriye bakın. Geçmişin hataları ile uğraşmak, geleceğin güzelliklerini kaybettirmesin size. Yavaş yavaş Kur'an okumayı öğrenin. Namazları aksatmayın. Dünyası sizin dünyanızdan farklı olanlarla ilişkinizi sıfıra doğru çekin. İlk fırsatta bir umre yapıp orada arınmak için planlar kurun. Bir dini sohbete katılın; bu sohbet istikrarlı olsun. Bilhassa sabah namazını huşu içinde kılmak için gayret edin. Çokça dua edin, elinizi yüreğinizi Allah’a açın. Bize de dua edin, biz de sizlere duacıyız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Ölen insanı doğal hâli ile mezara koymak gerekir. Elle alınabilen dış ilaveler alınmalıdır. Ağızdaki diş gibi ilaveler ise bırakılır.
Allah'ın haramlarından birini işlemek hiçbir zaman caiz olmaz. Akıllık da olmaz zaten.
Öncelikli olarak şunu tespit edelim: Müslüman sakalını temiz ve bakımlı tutmalıdır. Onun sakalı üzerinden kâfirlerin veya kalbinde sıkıntı bulunanların dine hakaretine neden olmamalıdır. İkinci olarak da kural şudur: Bilerek ve kastederek dinin temel umdelerinden biri ile eğlenen, alay eden dinden çıkar. Dileriz sizin gördükleriniz bilmeden, kastetmeden yapmış olsunlar.
Bu sizde sürekli oluyorsa doktora gidin ve gelenin ne olabileceğini sorun. Meni derse gusledersiniz. Meni değil derse gusletmeniz gerekmez. Kirlenen yeri temizlemeniz namaz için yeterli olur. Eğer bu sızıntı mesela haftada bir gibi az denebilecek şekilde oluyorsa gusletmeniz sizin için daha iyi olur. Bu sızıntı bir rüyalanma üzerine olduğunda ise gusledin. Geçmiş olsun.
Genze kaçan ve boğazdan aşağı inen su orucu bozar. Böyle bozulan oruç için sadece kaza gerekir. Yalnız burada suyun adeta rutubetinin hissedilmesi değildir kastedilen, bir miktar su olması gerekir kaçanın.
Mürşit, insanı hayra sevk eden kişi demektir. Mürşidin erkek veya bayan olması değil, irşadı hakkıyla yapıp yapmaması önemlidir. Yalnız bir erkeğin bir bayandan bu tür uygulaması erkek/kadın ilişkileri açısından risk taşıyabilecek irşat desteği alması doğru değildir.