Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben otuz bir yaşında bir kadınım ve bekârım. Evlilik nasip olmadı ve bu konuda derin üzüntü duymuyor değilim. Yurt dışında doğdum ve büyüdüm. Uzun zamandır Türkiye’ye yerleşme niyetim var. Kardeşlerimin okullarından dolayı ailemin geri dönüş yapma ihtimalleri yok. Yaşadığım yerde karşıma çıkan kısmetler bana uymuyor. Türkiye’de kalbime uygun bir kalp bulma ihtimalim yüksek olduğunu hissediyorum. Ayrıca kendimi Türkiye’de daha rahat hissediyorum dini bakımdan. Ben gerçekten Allah’ın razı olduğu bir şekilde hayat sürdürmek istiyorum. Bu yüzden sizinle istişare etmek istiyorum. İstanbul’a yerleşmek, orada helal daire içerisinde çalışmak ve bir cemaatin evinde kalmak istiyorum. Ailem tamamen razı değil ama uzun süredir istediğim için saygı duyuyorlar. Bu şekilde seçim yapmam da sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kadının evinde yalnız kalmasını istemesi dinimizin ona verdiği bir haktır. Bilhassa kayınbirader ile aynı evde kalmayı istememesi en tabii hakkıdır. Buna itiraz etmemelisiniz. Siz hatalısınız. Evlenin, ayrı bir eve açılın. Rızıktan korkmayın.
Size yanlıştasınız diyemem ama bunu huzurunuzun kaybolma nedeni olarak büyütebilirsiniz, dikkat edin. Eşinizle açık bir şekilde konuşun. İçinizdeki huzursuzluğu iletin. Sabırlı olun. Hemen düzelmesini beklemeyin. Bir zaman sonra rahatlayacağınızı göreceksiniz. Özet olarak söylemek istediğim şudur: Karşınıza dini almış duruma düşmemelisiniz. Kadın olarak beklentinizde haklısınız ama o da yanlış bir yerde değil esasen. Bir dengeleme hatası yapmaktadır. Nasihat ve rica ile düzelecektir. Tatlı konuşun. Rica etmesini bilin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. İki uçtan birini tercih etmeye zorlamayın kendinizi. Meselâ evlenene kadar orada kalın, evlenince geri dönün. Ya da bir ayağınız orada bir ayağınız burada olacak bir yol deneyin. Özellikle yaşantı tarzı olarak ezanlı yer tercihiniz makul ve gereklidir. Allah yardımcınız olsun. Size dualar ederiz. Bir kişinin hidayetine vesile olmak gayeniz olsun. Kendinizi eritmemek de ikinci gayeniz olsun. Ortada bir yol izleyin.
Hayatı bir sıralama üzerinden yaşaman gerekir. Aksi takdirde bunalırsın. Bu sıralamayı şöyle yapmalısın: Önce senin sağlığın, geçimin, imanın, ahiretin… Sonra eşin ve çocukların. Sonra dinin ve ülken için yapabileceklerin. Bu mantık üzerinden yaşamaya çalış.
Selamünaleyküm. Güvendiğiniz birinin referansı ile bu şekilde bir evliliğin sakıncası olmaz. Yeter ki ani karar ermeyin. Bir araştırma ve kimliğini tahlil etme zamanı bırakın. Duygularınıza hâkim olmaya çalışın. İstihareden önce istişarelerin iyi olmasına önem verin. Allah mübarek etsin. İyi haberlerinizi bekleriz.
-Öncelikle yabancı uyruklu olduğunuzu belirtmişsiniz. Bu durumda kültür farkına, gelenek göreneklere de dikkat etmeniz gerekir. Aileler arasında bazı hususlarda anlaşmayı zorlaştırabilir. Kültür farkı görünürde olmayan ancak günlük yaşamda kendini hissettiren farklardan biridir. Bu meseleyi sadece yemek, dil farkı gibi unsurlardan ibaret görmemek gerekir. Yemek adabından tutun da davranış adabına, aileler olarak hayata bakış açınız vb. derin bir husus olabilir bazen iki kişi arasında. Eğer siz yeni şeyler öğrenmeye ve yeniliklere açık biriyseniz bu durum bir yandan aşılabilir durumdur elbette. -Aile rızası meselesi: Ailenizin uzaklık dışında başka endişelerden dolayı mı razı olup olmadığını bilmiyorum. Bunu sizin ölçüp tartmanız gerekir. Anne-baba rızası en önemli hususlardan birisidir. Siz bu konuda onların rızasını almaya bakmalısınız. Aile gönlünü kırmakla bir yola çıkılmamalıdır. Bu süreçte açık ve net olunmalıdır. Üzüntülerinin sebebini iyi anlamak gerekir. Eğer makul bir gerekçe ise bu durumu tekrar düşünmek gerekir. Sizi daha iyi tanıyan olgun biriyle istişare etmeniz güzel olacaktır. Artıları eksileri sizin dışınızda birinin görmesi daha faydalı olacaktır. -Elbette evlilik kararınız son karar ise bunun için de imkânlar hazırsa bu süreci uzatmamakta faydalı olan hususlardandır. Allah basiretli ve güzel kararlar vermenizi nasip etsin.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Namaza katılanlardan birinin namazının geçersiz olması cenaze açısından bir olumsuzluk oluşturmaz ama bu durumun size ibret olması gerekir. Hemen vakti geçmeden ve aynı şeyin size uygulanabileceği gün gelmeden cenaze namazını öğrenin.
Evet, öyle bir teravih namazının caiz olabileceği ilmihallerde kayıtlıdır ama keşke siz imam/yöneten olsaydınız da insanlar size imam olmasaydılar deriz.
Asla böyle bir namaz olamaz. Bildiğiniz en kısa ayetle namaz kılın ama o namaz namazın ağırlığına uygun bir namaz olsun.
En güzel, en bereketli, en kalıcı olanı Kur'an SAATLERİ YAPMAKTIR. Günde aralıklı olarak beş saat Kur'an dersi yaparsanız büyük bir medrese olur eviniz. Bunun bir bölümünü ezber için ayırın. Herkes en kolay ezberleyebildiği yerden ezberlesin. Bir bölümünü herkes kendisi okusun. Bir bölümünü de biri okusun gerisi dinlesin şeklinde yapın. Son bölüm olarak da bir hafızın okuyuşunu bir süre dinleyin. Abdussamed hafızdan dinleyin. Bu asıl işiniz olsun. Yani medresenizin birinci konusu bu olsun. Cemaatle namaz kılın. Namazlardan sonra tesbihat yapın. Evdeki çocuklar o tesbihata muhakkak katılsın. Namaz kılmıyor olsalar da tesbihata katılsınlar. İlmihalden her gün bir konuyu öğretmen gibi çalışarak ders yapın. Sevdiğiniz bir hocanın bir dersini beraberce dinleyin. Evde çocuk varsa sakın onlarla oynama saati yapmayı unutmayın. Sürekli ders onları sizden bıktırabilir. Ve evinizde dua saatleri yapın. Bu saatleri şöyle ayarlayın: Herkes bir günün duacısı olsun. O hazırlansın, dua etsin. Siz âmin deyin. Kim namaz kıldırıyorsa o, her namazdan sonra belli bir konuda dua etsin. Mesela bir namazda hastalara duayı artırsın. Öbüründe afetten korunmayı, diğerinde fakirlere… Haneniz mamur olsun, kalbiniz feyiz dolsun.
Selam sözcüğünün sonunun uzatılması esnasında cemaatte olanların kısa tutarak imam kadar uzatmamasını kastediyorsanız bunun namaza bir zararı olmaz.
Bu durum daha çok tıbbidir. Hemen bir doktora gitmelisin. Doktorun tedavisinden sonra devam ederse tekrar bize yazabilirsin.