Fetva Meclisi
Soru
Ben yabancı bir kızım ve şu an İstanbul’da ilahiyat fakültesi birinci sınıf öğrencisiyim. Yaklaşık bir yıl önce dini hassasiyetleri olan salih bir beyefendiyle tanıştım ve evlenmeye karar verdik. Ancak ailem ilk başta bu evliliğe razı olmadı. Uzun bir sürecin ardından onları ikna ettim ve şimdi razılar ama yine de kalpleri pek mutmain değil. Tek endişeleri, evlenirsem farklı bir ülkede yaşamam gerekecek ve onlardan uzak kalacağım. Bu yüzden çok üzgünler ve evliliğin olabildiğince gecikmesini istiyorlar ki belki vazgeçerim. Fakat biz bu sürecin dinen uygun olmadığını düşündüğümüz için uzun süreli bir ilişkide kalmak istemiyoruz. Bu durumda ailemin bu kadar üzülmesi, bu evliliğin benim için hayırlı olmadığına ya da bereketsiz olacağına işaret olabilir mi? Ne yapmamı tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, baban “olmaz” demedikçe hiçbir sakınca olmaz elbette. Bu açıdan durum normaldir ama şunu da bilmeni isterim: İstanbul cennet değil, oranın da kendine ait sıkıntıları var ve o sıkıntılar seni muhakkak bulacak. Bunu da bilmelisin. Evlenme meselesine gelince, sakın bu hissiyatını karşındakilere sezdirmeyesin, aç kurtları uyandırmış olabilirsin. Senin için dua ederim. Gelebilirsen vakfımıza gelebilirsin, oradaki hanım arkadaşlarınla tanışırsın.
Bir hususu öncelikle sana hatırlatmalıyım kızım: İmanî hassasiyetlerini evlilikle alakalı konularda kullanırken ne kadar gerçekçi ne kadar da sepet dolsun diye konuştuğuna dikkat et. Senin o yaşta evlenip yuva kurmanda hiçbir sakınca yoktur. İyi bir eş ve iyi bir tıp talebesi olabilirsin. Bundan şüphe etmiyorum. Evliliğini 'iman' ve benzeri konular için yaptığını, şehvetinin ve sana yönlendirilen hissiyatların etkisinde olmadan yapıp yapmadığını tekrar düşün. Ailenin duasını almayı ihmal etme. Madem aslında işler iyi gibi duruyor, sabret. Sabret ki hazmede ede yürüsün işin.
Öncelikle evlilik kararı hem duygusal hem de mantıksal bir süreçtir. Sizi zorlayan unsurları ve ilişkinizin temelini iyi analiz etmek en doğrusudur. Farklı kültürlerden olmak, evlilik için bir engel değildir. Ancak uyum sağlamak için iki tarafın da fedakârlık yapması gerekir. Özellikle sizin kültürel farkları yönetebileceğinize inanmanız daha önemlidir. Bunun için de öncelikle kendinizi tanıyın. Sevgi evlilik için gereklidir ama tek başına yeterli değildir. Gelecekte bir aile kurarken değerlerinizin ve yaşam tarzlarınızın uyumlu olması da önemlidir. Şimdiki anlaşmazlıklar ileride büyüyebilir mi? Bu noktada açık ve net konuşmalar yapmanız gerekir. Kararınızda etkili olması açısından istihare namazı kılabilir ve Rabbimize danışabilirsiniz. Aile büyükleri ve güvendiğiniz hocalarla istişare edebilirsiniz. Allah en doğru kararı almayı nasip etsin.
Rızkı veren Allah olduğu gibi, çocuğu da yaratan da Allah'tır. Yaratmayı dilerse yaratır ve onun da rızkını verir. Ona bakmayı da kolaylaştırır. Bu noktada siz ilim öncelikli mi çocuk öncelikli mi hareket edeceğinize karar vermelisiniz. İkisinden birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Bu tamamen sizin tercihinize bağlıdır. Öte yandan dilerseniz her durumda çocuk olmasını erteleyecek tedbirler almanızda da sakınca yoktur. Gerekirse üç beş sene sonra çocuk dilersiniz Allah'tan. Allah yardımcınız olsun.
Evlilikte, yöre, kültür farkı nikâhı etkileyecek unsurlar değildir. Ancak iyi bir evlilikte yöre farkının etkisi ihmale edilemeyecek kadar büyüktür. Bence yöre ve kültür farkını önemsemelisiniz. Başta tereddütler oluşmasının ileride nereye varacağını tahmin etmelisiniz. Duygusallığın gereği yoktur.
Evvela şunu bil, aile rızası, özellikle anne duası bu hayatta öyle bir berekettir ki ne aşkla ne tutkuyla ölçülebilir. Annenin gözyaşıyla kurulan bir yuvada huzur kolay kolay yeşermez. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) annenin ayağının altını cennet olarak tarif etti. Annenin rızası olmayan bir evlilik, rüzgârsız denize açılmış yelkenlidir. Ama senin halini de küçümseyemeyiz. Kalbin birini sevmiş. Sevmek suç değil. Allah'ın yarattığı bir duygudur. Ancak evlilik, sadece aşkı değil; aklı, imanı, sabrı ve istikameti de omuzlamaktır. Bu hanımefendi belki iyi niyetlidir, belki seninle mutlu olmayı da ister. Fakat unutma, evlilik, iki kişi arasında kurulmaz sadece. İki ailenin, iki geçmişin ve iki farklı dünyanın da buluşmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç hususu sana maddeler hâlinde aktarayım: Aileni ezerek evlenme. Onların rızasını almadan yapılan evlilik, ileride seni ya onların vefatıyla ya da pişmanlıkla sınar. Onlara rağmen bir hayat kurarsan bu sevgi zamanla külfete dönüşebilir. Hanımefendinin bakış açısını da ölç. "Senin hayatın, sen karar ver." diyen bir yaklaşım kulağa doğru gelse de aileni yok sayan bir anlayışa dönüşüyorsa, bu ileride seni yalnızlığa sürükleyebilir. Evleneceğin insan, sadece seni değil aileni de sevebilecek bir gönle sahip olmalı. Sevgi büyüktür ama istikamet daha büyüktür. Şeytan bazen meşru olmayan yollarda bizi duygularımızla kandırır. Aşkın haram boyutu yoksa sabredilirse sevap olur. Ama sabredilemezse günaha döner. Senin durumun henüz bu sınıra gelmemiş görünüyor. Ama dikkat et, kalbin fitneye de açıktır. İstişare ve dua silahın olsun. Ailenden başka değer verdiğin, Allah’tan korkan bir iki kişiyle istişare et. Ve özellikle istihareyi ihmal etme. Gönlün huzur bulana kadar aceleci olma. Seni kendine çağıranla değil, Allah’a yaklaştıranla yürümeye bak. Bu hanımefendi seni ailesiz bir karar almaya çağırıyorsa “Yarın bir gün başka kırılmalarda da seni yalnız bırakabilir mi?” sorusunun cevabı da önemlidir. Son söz olarak sakın karamsarlığa düşme. Allah senin niyetine bakar. Doğru olanı yaparsan, seni sevdiğinden mahrum etmez, ya onunla ya da ondan daha hayırlısıyla buluşturur. Allah'a emanet ol, gönlünü Rabbine aç, annenin duasına sarıl.