İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben üniversite öğrencisi bir kızım, kız erkek karışık bir arkadaş grubum var. Yeri geliyor kütüphanede grup halinde ders çalışıyoruz, istişare ediyoruz, yeri geliyor kafede oturuyoruz, ben pek kafe oturmalarına katılmıyorum ama katıldığım da oluyor. Gruptaki erkek kardeşlerimle fazla muhabbet kurmuyorum. Kişisel olmayan, ders hakkında sorulan sorular olunca konuşuyorum, sınıfta yanlarına oturmuyorum, tesettürüme de elhamdülillah dikkat ediyorum. Bu ortamlarda bulununca dikkat etmem gerekenler nedir? Yoksa bu ortamda bulunmamda bir sakınca var mıdır? Yirmi iki yaşındaki Müslüman bir genç kıza tavsiyeleriniz nelerdir?

Cevap

Üniversite veya başka bir yer değişmez; Müslüman için her yer ve her zaman dinine göre yaşayacağı yer ve zamandır. Belirttiğiniz ortamda kız erkek karma olma durumu sizin için bir risk oluşturmaktadır. Evet, zaruret olarak bir arada bulunulabilir ama bu zarureti gevşetmeniz durumunda şeytanın sizi günaha sevk edebileceğini unutmayın. Size şunu söylemem gerekir: Melekler sizi bir an bile bırakmadan izliyorlar. Her şeyi yazıyorlar. Yarın Allah'ın huzurunda mahcup olacağınız işleri yapmamalısınız. İbadetlerinizi ihmal edebileceğiniz, ahlakınızdan taviz verebileceğiniz her iş ve ortam sizin için sakıncalıdır. Böyle bilin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaşın “eyvah” denebilecek bir yaş değildir. Daha yolun en başındasın, geç kalman söz konusu değildir. Madem tertemiz ve sorunsuz olmaya ahdettin, bozma bunu. Öyle kal. Meryem gibi kal. Allah için ise asıl gayen, bırak Allah için gerekiyorsa kırk yıl bekâr kal. Kızım, ebediyen zarar görmezsin lekesizlikten. Kader sana öyle güzel nasipler hazırlar ki sen aramakla onları bulamazdın. Şeytan seni sabırsızlıkla yıpratmaya çalışıyor, diren şeytana karşı, dik dur. Allah yardımcın olsun.

Hocam ben yirmi bir yaşındayım ve üniversite öğrencisiyim. Ben bu yaşıma kadar h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, bunun temelinde nefis ve şeytan var. Nefis ve şeytan için de en temel gerekçe senin boşlukta bulunmandır. Boşta bulunanı şeytan daha kolay çeker kendine. Geri dönüş için de kendini ciddi bir yoğunluğun içine koyman gerekir. Tam anlamıyla KAPASİTENİN İKİ KATI yoğunlaşman gerekir. İbadetini yoğunlaştır. Kur'an okumanı yoğunlaştır. Ders çalışmanı yoğunlaştır. Anne babanla ilgini yoğunlaştır. Okumayı yoğunlaştır. Yazmayı dene; şiir yaz, makale yaz. Netice olarak mevcut yoğunluğunu en az ikiye katla. Tabii, duayı unutma!

Değerli hocam ben yirmi yaşındayım ve İslami İlimler Fakültesi'nde okuyorum. Ken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Genel kuralımız şu olmalıdır: Bulunduğumuz yer bizi, Allah'ın haramlarından bir harama sevk ediyorsa hayatî bir zaruret olmadıkça orada bulunmayız. Kendimizi haramlar açısından güvende hissetmediğimiz her yer için bu kural geçerlidir. Şüpheci bir tavır sahibi olmamız da doğru değildir. Bu iki ölçünün ortasında kendinize yer bulmalısınız. Evham ediyorsanız doktora görünün. Normal bir durum ve bu sizin için sıkıntı oluşturuyorsa kendinizi güvene alın.

Selamünaleyküm hocam. Ben ikinci sınıf Beslenme ve Diyetetik okuyorum ailemden u
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Size aktaracağım nasihatlerden evvel şunu bilmelisiniz: Hangi meseleyle ilgili olursa olsun şeytanın vesveselerini dinlemeye başlayıp o kapıyı araladığınız zaman dönüşü zor bir yola girmişsinizdir. Elbette herkesin kalbinden geçen vesvese kıvılcımları vardır. Bizim mücadelemiz de bu kıvılcımlar yangına dönmeden söndürebilmek ve kulağımıza fısıldayan bizden daha kurnaz olan ve yüzyıllardır insanla uğraşan şeytanı duymazdan gelebilmektir. Kişi kendisini yetiştirmek niyetiyle gittiği bir ortamda her anını “kendini yetiştirmek” olarak görebilmelidir. Yeri gelir bu “yetiştirme” oturduğunuz sırada bir hocanızı saygıyla dinlemek ile olur, yeri gelir beraber kaldığınız insanlara karşı doğru tutumun nasıl olacağını bilmek ile olur. Mesela; kitap okumak eğer ilişkilerimizi etkilemiyorsa demek ki biz ilme farklı açıdan bakıyoruz. İlk etapta eğitimi; başta insanlık, insan ilişkileri olmak üzere hayatımızı güzelleştiren her şey olarak görmeliyiz. Eğitim için gittiğiniz ve gecesiyle gündüzüyle bir arada durduğunuz kişilerle ilişkilerinizde dikkat edebileceğiniz bazı maddeleri şöyle sıralayabiliriz: - Biz nerede olursak olalım insan olduğumuzu ve zafiyetlerimizle var olduğumuzu unutmamalıyız. Sorun çıkarmaya müsait olup sıkıntının kaynağı olarak herkes, kendisinin de buna uygun yapıda olduğunu bilmelidir. - Sorunsuz bir insanla bir arada olamayacağımız gerçeğini bilmeli ve insanın hata yapmaya elverişli bir varlık olduğu her an hatırlanabilmelidir. - İnsan sosyal bir varlık olarak gerek kısa süreli gerek ise uzun süreli birlikte olduklarının da insan olduğunu unutmamalıdır. Elbette ki herkesin eksikleri, hataları olabilir; problem üretebilir. - Çoğu zaman karşıdan kaynaklandığı sanılan sorunların, kendisini hatasız gören kişiler sebebiyle olduğu bilinmelidir. - Belli bir amaç için ev dışında yatılı kalınan yerlerde farklı ailelerin farklı yapıda çocuklarının birlikte kalması elbette kolay değildir. Ama problem çıkmaması için herkes önce kendini kontrol etmelidir. Bu sebeple başkasına zarar vermeyen insan olma hedefi ile yol almaya gayret etmek; elin, dilin, bakışların, tavırların, düşüncelerin, duyguların başkalarına zarar vermemesi için çalışılmalıdır. - İyi geçinen ve kendisiyle geçinilebilen olunması gerektiği hakikati bilinmeli, herkes bu konuda kendini gözden geçirmelidir. Bu sebeple şahsına yapılmasına hoşlanmadığın bir tavrı başkasına da yapmamaya karşı hassas olunmalıdır. - Farklılıklarımıza rağmen de ne olursa olsun “birlik” görüntüsü verebilmeyi becerebilmek diye bir hedef taşınmalıdır. - “Farklı mizaçlar bu dünyada ihtilaf edecek” gerçeğini bilip ihtilafları kavgaya çevirmemek için mücadele edilmelidir. - Bireysel, genel ve benzeri istişare gerektiren durumları kendi içinde ya da başkasıyla çözmek yerine doğru olana yönlendirecek bir rehbere danışılmalıdır. - Sünnete riayet edebilmek adına mutlaka bir baş seçilmelidir. Baş seçilirken de liyakate de dikkat edilmesi “ayrıntı” bir mevzuymuş gibi gözükürken aslında sacayağı olan mevzulardan biridir. Başa itaat etmenin ortamın huzurunu ve bereketini sağlayacağı unutulmamalıdır. - Bulunulan kurum her neresi olursa olsun insani ilişkiler ortamın düzensizliğine veya kurumun kurallarına aykırı bir tavra sebebiyet vermemelidir. - Ortak kullanım alanlarının ve burada bulunan eşyaların birçok kişi ile beraber kullanıldığının ve kişiye ait bir eşya, ortam olmadığının farkında olunmalıdır. - Birkaç kişi ile beraber ortak bir iş yapılması gerektiğinde verilen görevi beğenmeme veya itiraz etme gibi durumlar oluşturmamaya dikkat edilmelidir. - Bulunduğu ortam gereği beraber iş yapma durumunda birlikte iş yapmaktan keyif almak ve bundan mutlu olabilmeyi becerebilmek kişiye hem elindekine kanaat edip mutlu olabilmeyi öğretecek hem de kalpte oluşabilecek olası bir vesvese durumundan uzaklaştıracaktır. - Bir arada yaşamak; kişiyi asla taviz vermeye, zulüm görünce susmaya veya hakikati konuşmamaya götürmemelidir. Bize veya başkalarına zarar veren herhangi bir noktada gereken tedbir alınmalı ve başta olan sorumlu (yönetici) ile bu durum istişare edilmeli, değerlendirilmelidir. Bu durum günlük hayatımızın akışını bozmamalı ama her üzeri örtülen sorun, ileride bir sorun yumağı veya kişilik bozukluğu olarak karşımıza çıkabileceği unutulmadan çözüme gidilmelidir. - Kişinin yapılmasından memnun olmadığı, hoşlanmadığı bir durumda her iki tarafın da birbirinin üzerine gitmemesi ve memnun olunmayan bu durumun uzun süre devam etmesine göz yummayıp çözüm için öncelikle karşı tarafla bu konuda konuşmalıdır. Herhangi bir gelişme olmaması durumunda mutlaka rehbere danışılmalıdır. - Toplu yaşanılan bir ortamda kalplerde vesvese oluşma ihtimalini en çok oluşturacak olan sebeplerden biri olan ben merkezli, bencilce bir ilişki kurulması engellenmeli; herkes bu konuda kendisini hesaba çekebilmelidir. Her zaman kendisinin veya sevdiklerinin haklı olamayacağı da gözden kaçırılmamalıdır. - Bulunulan ortamda en başta kişinin kendi kalbinin ve zihninin berrak olabilmesi için haset, kıskançlık, öne geçme hırsı gibi kalbî hastalıklar gün yüzüne çıkmayacak bir şekilde hareket edilmelidir. Zandan, iftiradan ve diğer kötü özelliklerden korunmak için Kur'an ve sünnetten beslenmeli; boşluğa düşmekten ve nefsin oyunlarından kaçınmalıdır. - Herhangi bir meselede veya sorunda, en az kendisi kadar muhatap olduğu kişinin de kalbinin kırılmamasına özen göstermelidir. - Konuşması veya hareketleriyle moral bozan değil moral veren, yokluğuyla rahat edilen değil aranan insan olmak şiar edinilmelidir. - Şahsi sorunlarımızın, moral bozukluklarımızın, iç sıkıntılarımızın, huzursuzluklarımızın, vesveselerimizin çevremizi, ortamımızı olumsuz etkilemesine izin verilmemelidir. - Başkalarının ayıbını, herhangi bir meselesini sürekli ortaya dökmekten kaçınılmalı ancak herkese zarar veren bir hatası olması durumunda da bu kişinin hatasını ilgili merciye iletmek; zarar görmemeye ve bulunulan kurumun düzeninin sağlanmasına yardımcı olacaktır. - Kur’an ve Sünnet’i rehber edinen bir hanımefendi olarak hatası olan arkadaşına göre şekil almadan, yakın arkadaş da olsa yanlışına “Dur!” diyebilmek ve bu konuda onu uyarabilmek; devam etmesi durumunda da gerekli merciye bildirilebilmek diye bir hassasiyetimiz olmalıdır. - Arkadaşlarımıza, görevlilere, hocalarımıza veya yöneticilere olan sevgimizde; hoşumuza gitmeyen bir tavırda kalbimizdeki soğuklukta itidali elden bırakmayıp her ikisinde de aşırıya kaçmamaya dikkat edilmelidir. Aksi takdirde başta kendimize olmak üzere zarara götüren bir sürece sebebiyet verebiliriz. - Yeri geldiğinde yardım, fedakârlık, hediyeleşme gibi birlikteliğin, kardeşlik şuurunun derinden hissedilmesine yardımcı olacak hususlardan, iş ve davranışlardan kaçınılmamalıdır. - Gün içerisinde kişi, kendisini olduğu kadar bir başkasını da düşünebildiği tavırlar sergileyebilmelidir. Bu, onun ilişki kurmaya çalıştığı diğer şahıslarla daha huzurlu yaşamasına vesile olacaktır. - Günlük denebilecek bir olaya, duyguya, harekete, düşünceye takılıp dedikoduyla şeytanın tuzağına düşmemeye çalışmak; toplu ortamda yaşanırken yapılabilecek en büyük cihatlardan birisidir. Kişinin kendisini ilgilendirmeyenden yüz çevirmesinin ahlakının güzelliğinden olduğu hakikatiyle hareket edilmelidir. Böyle bir durumda konuşarak hak aramak değil “haklı” olunsa bile bir rehbere danışarak yol alınmalıdır. - Kişinin kendisini ilgilendirmeyen bir meseleyi veya olayı terk etmesi, bulunduğu yerde huzurun kaçmamasına ve amacından uzaklaşmamasına yardımcı olacaktır. - İhtilaflı herhangi bir mesele üzerinde asla durulmamalı; uzun veya kısa olmasına bakmaksızın böyle bir konu asla açılmamalıdır. Herkesin kendini haklı gördüğü ve karşı tarafın görüşünü önemsemeyeceği bir mevzunun konuşulması, sadece kardeşlik bağlarının zedelenmesine sebebiyet verecektir. - Nerede bulunursak bulunalım orada bulunma amacımızı şeytan unutturmaya çalışabilir. Gerçek amacımızı ara ara kendimize hatırlatmamız bize iyi gelecektir. İnsanlık tarihinin bir parçası olabilecek büyük bir çapta iş yapmaya çalışırken küçük şeylere takılı kalmak, ümmetimize zarar verebilecek büyük bir hata olabileceği unutulmamalıdır. Şeytanın bu tuzağına düşmemek için herkes kendini sorgulamalı, hedefi ile paralel bir ortamda bulunmalıdır. Hedef, hayattan beklenti ile bulunulan ortamın farklılık arz etmesi; kişinin kendisini oyalamasına ve huzursuz bir ortamın oluşmasına sebebiyet verecektir. Kişinin kendisini tanıyarak hareket etmesi; hayata anlam katıp hem kendi hem de onunla ilgilenenlerin vaktinin zayi olmamasına vesile olacaktır. - Hayatın doğallığı devamlı tazelenmeyi, iyi insan olmayı ve iyi insan olarak kalmak için gayret etmeyi gerektirir. Bu sebeple zora talip olan insanlar olarak çıkan sorunlar, bizim hâlâ iyi kalmamıza engel olmamalıdır. Vesvese konusuna gelince; Bazı durumlarda kendi başına çözülemez hâle gelmiş olabilir. Böyle bir durumda bir rehber veya uzman yardımı alınması daha sağlıklı ve kalıcı bir çözüm olabilir. Bunca maddeyi elbette ki uygulamak, hayata geçirmek kolay değil ama bizler yirmi üç senede medeniyet kuran Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ‘ahlakı tamamlamak’ üzerine gönderildiğini biliyoruz. Bu iş bu kadar zahmetsiz, kolayca olacak olsaydı ne bunun için bir peygamber gönderilirdi ne de bu hayat gerçeğine uyardı. Şeytanın karşı cephede durduğu hiçbir iş, bir saatte hallolamaz. Önemli olan insani ilişkilerimizi etkileyen hasletlerimizin farkına varmak ve bir an evvel kendimizi terbiye etmenin yöntemlerini aramaktır. Bu sebeple daima ahlakı tamamlamak üzere gelen bir peygamberin ümmetinden olma hakikati unutulmadan yaşanmalıdır.

Hocam, kızlar olarak kamplara giriyoruz. Evimizden ayrılıp yabancı bir ortamda k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Birincil gayeniz kendinizi korumak ve o ortamlarda erimemek olsun. Siz sağlam kalırsanız o kalışınız biiznillah ümmetinize hayır getirir. Bunun ötesinde de şeriatımızın temel haramlarını gözeterek yaşamayı ilke edinin. Erkeklerin bulunduğu bir ortamda da zorunlu bir durumda ders verebilirsiniz mesela. Bu dersinize çıkarken sizi izleyecek erkeklerin gözüne cazip gelmeyecek bir kıyafetle çıkarsınız ve adeta sokakta yürür gibi olan kıyafetinizle bunu yaparsınız ve sorun olmaz. Bu da şüphesiz birincil göreviniz olması gereken kendinizi koruma ciddiyetinizle sağlanabilir. Devam edin ve çalışın. Onların fikirlerinden korkmayın, muhtemel kendi gevşekliğinizden korkun. Allah yardımcınız olsun.

Hocam, ben yüksek lisans öğrencisiyim. Hedeflerim arasında öğretim görevlisi olm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.

Hocam okulda rahatça ibadet edebileceğimiz mescidimiz, bu konuda bize destek sağ

ahlak konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ahlâk ilkelerimizi günlük seviyesiz işlere kurban edemeyiz. Haklısınız davamızı daha güçlü ve daha bize ait değerlerle savunmalıyız. Eğlenmemizden refleksimize kadar her alanda “biz” olmalıyız. Haklısınız.

Hocam bir Müslümanın, gayrimüslimle alay etmesi normal şartlarda yanlış bir davr
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu, nikâhlı kocası olmayan bir kadının elle veya benzeri abes yöntemlerle boşalması demektir. Çirkin bir gidişatın göstergesi olarak mü'min kadın bundan uzak durmalıdır. Acilen helal bir evlilik yapmalıdır. Evlenemiyorsa gıda düzeni, çevre ve görsel sorunları kontrol ederek kendini kollamasını bilmelidir.

Hocam bekâr bir kadının orgazm olması helal midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır kullanalım. Kaçarak sığınabileceğimiz bir yer yoktur. Kullanalım ama biz onu kullanalım, o bizi kullanmasın. Bunun için de: Göz ve bilgi kirliliğine dikkat edelim, bizi kirletmesin. Mahremiyetimiz ve başkalarının mahremiyetini ezmeyelim. Kontrolsüz ve sınırsız olmayalım. Yasal ve ahlâk suçlusu durumuna düşmeyelim. Mülkiyet haklarına saygılı olalım. Müslüman edebini orada da koruyalım. Vaktimizi israf etmesin, seviyemizi düşürmesin.

Hocalar sosyal medyayı çok kınıyorlar. Sosyal medya kullanmayalım mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah yardımcınız olsun. Düşünceniz çok güzel, sizi tebrik ederim. Spor insan hayatının bir parçasıdır. Kulüple yapılsın veya yapılmasın ya da kurallı bir şekilde yapılsın ya da yürürken kendiliğinden oluşsun; spor hayatın bir parçasıdır. Dinimiz de hayatı yönlendirmek için geldiğine göre spor için de koyacağı kurallar var demektir. Spor mubah bir iştir. Bütün mubahlar gibi onun da bir çizgisi muhakkak vardır. Genel çizgileri ile bu kuralları şöyle özetleyebilirim: Spor sağlıklı olma, güçlü olma, helal bir eğlence gibi ciddi amaçlarla yapılmalıdır. En başta kumar ve benzeri amaç kirliliği olmamalıdır. Spor ne kadar değerli olursa olsun kendisinden daha değerli olan din ve insanlık adına kayıp nedeni olmamalıdır. Spor örnek olarak, bir kişinin namazına engel olmamalı, ebeveynine hizmetinde eksiklik getirmemelidir. Spor insanın en değerli varlığı olan vaktinin zayiatına neden olmamalıdır. Spor insan sağlığına direkt veya dolaylı zarar veren bir çeşit üzerinden olmamalıdır. Sadece spor adına ekonomik israf yapılmamalıdır. Spor ahlâk ve din erimesine neden olmamalıdır. Buna şu örnekleri verebilirim: Avret teşhiri, Erkek kadın karma ortamlar, Küfürlü ve çirkin sözlerin kullanılması, Irkçılık başta olmak üzere toplumun gruplaşmasına neden olma, Hile ve aldatma olmamalı, Kâfirleri din ve ahlaklarında taklit etme olmamalı, Spora dayalı düşmanlar ve düşmanlıklar üretilmemeli, Spor için de olsa kimseye haksızlık yapılmamalıdır. Sporun uluslararası kurumlar üzerinden yürütülen tuzaklarına düşülmemelidir. Müslüman kadınlar da spor yapabilirler, yapmalıdırlar da. İnsan olmak açısından erkeklerden bu konuda farkları yoktur. Ancak onların mahremiyetlerinin korunamadığı bir sporu hiçbir şekilde kabul edemeyiz.

Hocam biz bir spor salonu açacağız. Bu işimizi hem helal yapmak istiyoruz hem de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

“Gizlice” sözcüğünün girdiği yer için iki tespit yapmamız gerekir: a- Ahlâkî ve vicdanî boyutu olarak bu bir bereket dışı kalmaktır. Bir evin içinde “baba” gibi birine karşı bir kızın “gizlisi” ancak kadınlık/kişilik itibariyle mahrem addedilen noktalar olmalıdır. Bilhassa bizim örfümüzün bu husustaki hassasiyeti bunu gerektirir. b- Yapılan işin caiz olup olmamasına gelince: Baliğa ve reşide bir kız da, babası gibi hürdür; sadece evliliği konusunda babasının velayet imzası vardır. Onun dışında mal edinme, kullanma, tasarrufta bulunma konusunda serbesttir. Bu açıdan tercüme yapması, eğer o iş helal bir iş ise, anne ve babasına karşı sorumluluklarını aksatmasına neden olmuyorsa yapabilir.

Hocam babamdan izinsiz ve gizlice tercüme yaparak para kazanmam caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Önce şunu bilelim: Ahlâksız olmak matematiksel rakamlarla belirlenmiş bir değerlendirme değildir. Kiminde şu kadar kiminde de bu kadar bulunan ve genel olarak ahlâksızlık olarak ifade edilen bir olguya ahlâksızlık olarak puan verilmektedir. Bir insan tabiatındaki farklılıktan, ev ve çevre eğitiminin yanlışlığından, zulüm görmüş olmasından, ihtiraslarından, cahilliğinden, kendi ayıplarını bilememekten, kötü arkadaşların etkisinde olmaktan ve bütün bunların ana ekseninde imanı zayıf olmaktan ötürü ahlâk zafiyeti yaşayabilir. Dua ederek, iyi olmak için gayret ederek, iyilerle arkadaş olarak ahlâkını düzeltmeye muvaffak olabilir. Bu tespitten sonra aşağıda sayılanları özellikle Müslüman insanda bulunmaması gereken ahlâk zafiyetleri olarak bilebilirsiniz: Söz ve davranışlarda kaba, yıkıcı ve yırtıcı olmak. Tebessümü olmayan, asık suratlı kişilik sahibi olmak. Hemen sinirlenen, öfkesine hâkim olamayan kişilik sahibi olmak. Sürekli protesto eden, kınayan, ayıplayan, bağışlamayan biri olmak. Her çeşidi ile kibirli olmak. İnsanlarla alay etmek, eğlenmek, çirkin lakaplar takmak. Gıybet etmek, dedikodu yapmak. İkiyüzlü kişilik sahibi olmak. Suizan esaslı yaşamak. Sır yaymak. Yalan konuşmak, yalana aracı olmak.

Değerli hocam, bir konuda zihnimi açmanızı rica ediyorum. Büyüklerimiz bize süre

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.