Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir Müslümanın, gayrimüslimle alay etmesi normal şartlarda yanlış bir davranıştır. Bizim ahlâkımıza da, Kur’an ahlâkına da pek uygun değildir ancak bazı siyasi kişilerin yaptıkları bazı gaflar var. Bunlara gülüp ardından da paylaşıyoruz. Mesela düşme anları oluyor. Düşmelerine sevinmemizin ve gülmemizin gerekçesi İslami olan her şeye düşman olan bir kesim olmaları. Bu durumun ve tavrımızın bize vereceği zararlar nelerdir? Yapılması gereken durum nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Elbette Müslümanlık güzel ahlâkın kaynağıdır. Güzel ahlâk imanla bağlantılıdır. Ahlâk sorunu olanın iyi Müslüman olduğu hiçbir şekilde iddia edilemez. Rabbimiz bize bir din gönderdi. Bu dinin esaslarından biri ahlâktır. Namaz ağırlığında olmasa da dinin muhtevasında ahlâk vardır. Ne yazık ki dinimiz konusunda gevşedikçe ahlâk her şeyden önce zarar gören din başlıklarından olmaktadır. Neden böyle oluyor sorusuna gelince şunu söyleriz: Allah Teâlâ her şeyi kader ile yarattı. Ahlâk da o kaderin içindedir. Ahlâklı olun buyururken ahlâklı olmanın sebeplerini de yarattı. O sebepleri elde etmedikçe hiçbir insan sadece istedi diye ahlâklı olamaz. Kur'an terbiyesi almış olmak, ahlâklı bir çevrede yaşamak, kötülüklerle mücadele azmi taşımak, sabrı kuşanmak ve istiğfar eden mü'min olmak gibi pek çok sebep ihmal edildikçe ahlâktan doğal olarak uzaklaşılmış olur. En önemli sebeplerden biri de dünyayı ebedi zannetmektir. Ahiret hesabı ertelendikçe ahlâk sıcaktaki buz gibi erimeye mahkûm olur ne yazık ki.
Bizim kâfirlere karşı kaba ve ahlâk dışı tavırlarımız hatadır. Mü'min açısından olmamalı diyeceğimiz tavırlardır bunlar. Özellikle de azınlığı durumunda olduğumuz toplumlarda bu tür hataları yapanların iyi niyetinden şüphe ederiz. Aynı şekilde dinimizi yontarak onların gönlünü yapmaya çalışmak da akılsızlık ve boş bir iştir. İkisinin ortasında vakarımızla bulunmayı becerebilmeliyiz. Özellikle bu konu etrafında takılıp kalmamanızı tavsiye ederim size, dünyanın gündemi çok yoğun, bir konuya takılmak geri kalma nedeni olur.
Aleykümselam. Elbette ve elbette! Bütün tembel Müslümanlar, kendine düşkünler, menfaatine tapınanlar, becerebileceğini becermeyenler, zevklerinden feragat edemeyenler, Peygamber aleyhisselamı ve ashabı örnek almayanlar çok pişman olacaklar mahşer yerinde, çok!
Önce, büyük haramları işleyenler ve sıradanlaşanlar diye ikiye ayırmalıyız insanları. Ve hepsine karşı biz hakkı hatırlatan durumunda olacağız. Sözün bittiği yere gelince de büyük haramları işleyenlerle aramıza mesafe koymak zorundayız. Kavga gürültü etmeden mesafeli ve seviyeli bir ilişki içinde oluruz. En son olarak da bütün bağlantılarımızı keseriz. Onların yanlışları bizim de yanlışlara kayma sebebimiz olabilecek bir noktaya gelince müsamahalı uygulama biter. Ama bu noktaya gelmemesi için çabalamak gerekir.
Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.
İyi mümin olmak birinci işimizdir. Kötü insandan uzak durmak ikinci işimizdir. Faydası olacak ve bizi yıpratmayacak bir tebliğ yani iyiliği ulaştırma vazifesi üçüncü işimizdir. Neyin iyilik getireceği neyin de kötülük getireceğini dengeleyerek iş yapmak dördüncü işimizdir. Kendimizi ümmetimizin bir ferdi, ümmetimizi de kendimiz gibi bilmemiz de temel hakikattir.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Bu, nikâhlı kocası olmayan bir kadının elle veya benzeri abes yöntemlerle boşalması demektir. Çirkin bir gidişatın göstergesi olarak mü'min kadın bundan uzak durmalıdır. Acilen helal bir evlilik yapmalıdır. Evlenemiyorsa gıda düzeni, çevre ve görsel sorunları kontrol ederek kendini kollamasını bilmelidir.
Üniversite veya başka bir yer değişmez; Müslüman için her yer ve her zaman dinine göre yaşayacağı yer ve zamandır. Belirttiğiniz ortamda kız erkek karma olma durumu sizin için bir risk oluşturmaktadır. Evet, zaruret olarak bir arada bulunulabilir ama bu zarureti gevşetmeniz durumunda şeytanın sizi günaha sevk edebileceğini unutmayın. Size şunu söylemem gerekir: Melekler sizi bir an bile bırakmadan izliyorlar. Her şeyi yazıyorlar. Yarın Allah'ın huzurunda mahcup olacağınız işleri yapmamalısınız. İbadetlerinizi ihmal edebileceğiniz, ahlakınızdan taviz verebileceğiniz her iş ve ortam sizin için sakıncalıdır. Böyle bilin.
“Gizlice” sözcüğünün girdiği yer için iki tespit yapmamız gerekir: a- Ahlâkî ve vicdanî boyutu olarak bu bir bereket dışı kalmaktır. Bir evin içinde “baba” gibi birine karşı bir kızın “gizlisi” ancak kadınlık/kişilik itibariyle mahrem addedilen noktalar olmalıdır. Bilhassa bizim örfümüzün bu husustaki hassasiyeti bunu gerektirir. b- Yapılan işin caiz olup olmamasına gelince: Baliğa ve reşide bir kız da, babası gibi hürdür; sadece evliliği konusunda babasının velayet imzası vardır. Onun dışında mal edinme, kullanma, tasarrufta bulunma konusunda serbesttir. Bu açıdan tercüme yapması, eğer o iş helal bir iş ise, anne ve babasına karşı sorumluluklarını aksatmasına neden olmuyorsa yapabilir.
Hayır kullanalım. Kaçarak sığınabileceğimiz bir yer yoktur. Kullanalım ama biz onu kullanalım, o bizi kullanmasın. Bunun için de: Göz ve bilgi kirliliğine dikkat edelim, bizi kirletmesin. Mahremiyetimiz ve başkalarının mahremiyetini ezmeyelim. Kontrolsüz ve sınırsız olmayalım. Yasal ve ahlâk suçlusu durumuna düşmeyelim. Mülkiyet haklarına saygılı olalım. Müslüman edebini orada da koruyalım. Vaktimizi israf etmesin, seviyemizi düşürmesin.
Allah yardımcınız olsun. Düşünceniz çok güzel, sizi tebrik ederim. Spor insan hayatının bir parçasıdır. Kulüple yapılsın veya yapılmasın ya da kurallı bir şekilde yapılsın ya da yürürken kendiliğinden oluşsun; spor hayatın bir parçasıdır. Dinimiz de hayatı yönlendirmek için geldiğine göre spor için de koyacağı kurallar var demektir. Spor mubah bir iştir. Bütün mubahlar gibi onun da bir çizgisi muhakkak vardır. Genel çizgileri ile bu kuralları şöyle özetleyebilirim: Spor sağlıklı olma, güçlü olma, helal bir eğlence gibi ciddi amaçlarla yapılmalıdır. En başta kumar ve benzeri amaç kirliliği olmamalıdır. Spor ne kadar değerli olursa olsun kendisinden daha değerli olan din ve insanlık adına kayıp nedeni olmamalıdır. Spor örnek olarak, bir kişinin namazına engel olmamalı, ebeveynine hizmetinde eksiklik getirmemelidir. Spor insanın en değerli varlığı olan vaktinin zayiatına neden olmamalıdır. Spor insan sağlığına direkt veya dolaylı zarar veren bir çeşit üzerinden olmamalıdır. Sadece spor adına ekonomik israf yapılmamalıdır. Spor ahlâk ve din erimesine neden olmamalıdır. Buna şu örnekleri verebilirim: Avret teşhiri, Erkek kadın karma ortamlar, Küfürlü ve çirkin sözlerin kullanılması, Irkçılık başta olmak üzere toplumun gruplaşmasına neden olma, Hile ve aldatma olmamalı, Kâfirleri din ve ahlaklarında taklit etme olmamalı, Spora dayalı düşmanlar ve düşmanlıklar üretilmemeli, Spor için de olsa kimseye haksızlık yapılmamalıdır. Sporun uluslararası kurumlar üzerinden yürütülen tuzaklarına düşülmemelidir. Müslüman kadınlar da spor yapabilirler, yapmalıdırlar da. İnsan olmak açısından erkeklerden bu konuda farkları yoktur. Ancak onların mahremiyetlerinin korunamadığı bir sporu hiçbir şekilde kabul edemeyiz.
Bunu kul hakkı noktasında görmekten çok ahlak zafiyeti noktasında görmek sonucu bulmak bakımından daha isabetli olur. İstiğfar etmeniz yeterli olur.