Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben lisede ve üniversite sınavında kopya çektim. Şimdi üniversite sınavını kazandım. Bu üniversiteyi bitirip bu bölümden işe girdiğimde bu kazanç haram mıdır? Tövbe ettim ama telafisini nasıl yapabilirim? İnsanların hakkına girmiş oldum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.İşinizi sevmemeniz, başka bir iş yapmanız sizin hakkınızdır ama bu yöntemle bu sonuca ulaşmanız doğru değildir. Geçmiş için istiğfar edin. Mü'min, hiçbir yerde hilekâr değildir.
Müslüman kopya çekmez, kopya haramdır. Kopya çeken günah işlemiş olduğu için tevbe etmesi gerekir. Tevbe birinci düşünmesi gereken şeydir. Tevbe etti ise geriye o diploma ile girdiği işin hakkını verip veremediği kalır. Eğer işinin hakkını en azından diğer arkadaşları gibi verebiliyorsa kazancı biiznillah haram olmaz. İşin hakkını vermiyorsa böyle bir sorun olmasa bile kazancı sorunlu olacaktı.
Kul hakkına girdiniz veya girmediniz, şu anda yapılabilecek makul bir şey yoktur. İstiğfar edin, iyi mü'min olmak için gayret edin. Allah sonumuzu hayır etsin.
Kopya çekmemek en iyisidir. Siz çalışıp kendi hakkınızla geçmeye çalışın.
Geçmiş hatalar için tevbe et. Bundan sonrasını iyi ve kaliteli yaşa. İnşaallah başka yapman gereken bir şey yoktur.
Selamünaleyküm. Hayatınızın bundan sonraki döneminde hakkı ve hakikati ayakta tutan, zulmetmeyen, zulme seyirci kalmayan biri olmaya gayret et. Geçmiş için de istiğfar et.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Hafız Ebu Bekr el-Haraitî, dördüncü asır muhaddislerindendir. Özellikle ahlak ve ahlak gibi konularda hadisleri toplamıştır. Muteber âlimlerdendir. Buhari ve Müslim dışındaki kitaplar için “sorunsuzdur” denemez. Muteberdir ama ilim ehli açısından tenkit edilebilecek yönleri olur, olmasında da sakınca olmaz.
Elbette Müslümanlık güzel ahlâkın kaynağıdır. Güzel ahlâk imanla bağlantılıdır. Ahlâk sorunu olanın iyi Müslüman olduğu hiçbir şekilde iddia edilemez. Rabbimiz bize bir din gönderdi. Bu dinin esaslarından biri ahlâktır. Namaz ağırlığında olmasa da dinin muhtevasında ahlâk vardır. Ne yazık ki dinimiz konusunda gevşedikçe ahlâk her şeyden önce zarar gören din başlıklarından olmaktadır. Neden böyle oluyor sorusuna gelince şunu söyleriz: Allah Teâlâ her şeyi kader ile yarattı. Ahlâk da o kaderin içindedir. Ahlâklı olun buyururken ahlâklı olmanın sebeplerini de yarattı. O sebepleri elde etmedikçe hiçbir insan sadece istedi diye ahlâklı olamaz. Kur'an terbiyesi almış olmak, ahlâklı bir çevrede yaşamak, kötülüklerle mücadele azmi taşımak, sabrı kuşanmak ve istiğfar eden mü'min olmak gibi pek çok sebep ihmal edildikçe ahlâktan doğal olarak uzaklaşılmış olur. En önemli sebeplerden biri de dünyayı ebedi zannetmektir. Ahiret hesabı ertelendikçe ahlâk sıcaktaki buz gibi erimeye mahkûm olur ne yazık ki.
“Gizlice” sözcüğünün girdiği yer için iki tespit yapmamız gerekir: a- Ahlâkî ve vicdanî boyutu olarak bu bir bereket dışı kalmaktır. Bir evin içinde “baba” gibi birine karşı bir kızın “gizlisi” ancak kadınlık/kişilik itibariyle mahrem addedilen noktalar olmalıdır. Bilhassa bizim örfümüzün bu husustaki hassasiyeti bunu gerektirir. b- Yapılan işin caiz olup olmamasına gelince: Baliğa ve reşide bir kız da, babası gibi hürdür; sadece evliliği konusunda babasının velayet imzası vardır. Onun dışında mal edinme, kullanma, tasarrufta bulunma konusunda serbesttir. Bu açıdan tercüme yapması, eğer o iş helal bir iş ise, anne ve babasına karşı sorumluluklarını aksatmasına neden olmuyorsa yapabilir.
Önce kendi dinine ve insanlığına verdiği zararı düşünmelisin. Sana zararı kesindir. Diğer zarar ise muhtemeldir.
“Terk edilmiş” bir binadan aldıkların için hırsız sayılmazsın. Ahlaken uygun olmayanı yapmış durumdasın. Tevbe etmen yeterlidir. Geri vermen de gerekmez. Yalan da söyleme ve kurtul.
Din ve iffet daha önemli. Ahlâk daha önemli. İnsanlık daha önemli. Mürüvvet daha önemli.