Fetva Meclisi
Soru
Hocam sosyal medyada çok açık kıyafetli olmasa da kadınlara bakarak istimna yapıyorum. Bu yaptığım kul hakkına girer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah’a karşı bir hata olur bu. İstiğfar edin ve bir daha yapmamaya özen gösterin.
İman ettiğin dinine zarar verecek, onu insanların tartışma ortamına çekecek her ne varsa ahirette seni ateşe yaklaştıracaktır.
Uyarırsanız güzel olur.
İş yeri idarecinizin izin vermesi veya vermemesine göre değerlendirin bunu.
Siz bu konuya Allah sizi muhtemel tehlikeli bir sonuçtan kurtarmış diye baksanız daha isabetli bakarsınız. Kurtulduğunuza şükredin ve size bir çeşit zulüm yapanı da sizi yaratana havale edin, rahat edersiniz.
İstiğfar edip bunu tekrar yapmamaya, bundan kendinize ders çıkarmaya karar vermeniz yeterlidir. Üzerine gitmeyin, abartmayın.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
“Terk edilmiş” bir binadan aldıkların için hırsız sayılmazsın. Ahlaken uygun olmayanı yapmış durumdasın. Tevbe etmen yeterlidir. Geri vermen de gerekmez. Yalan da söyleme ve kurtul.
Din ve iffet daha önemli. Ahlâk daha önemli. İnsanlık daha önemli. Mürüvvet daha önemli.
Bacı, beddua işi bitirmiyor. Bu ahlâk kıtlığına ve insanlığı terk etmeye karşı bir tedbir bulmalı, Şeriat’ımızı getirmeye çalışmalıyız. Allah yardımcımız olsun.
Güzel kardeşim, doktorların en iyisi diye görüp beğendikleri ile evlenmeleri gerektiği kanaatindeyim. Doktorun evliliğinin başarılı olmaması onun akıbeti açısından daha ağır risklere davetiye çıkarır. Meseleyi meslek özellikleri açısından doktorun evliliği meselesi olarak görmek gerekmektedir. Elbette insan olarak hepimiz insanız neticede ama doktorların insan ve karşı cins bağlantıları diğer mesleklere göre farklıdır. Bunu birinci nokta olarak tespit etmeliyiz. İkinci nokta da şudur: Ne olursa olsun sizin evlenmeniz mü'min biri ile olacaktır. Dolayısıyla iman noktasını açmaya gerek yoktur. Üçüncü noktaya gelince: Hem güzel hem takvalı ve iyi karakterli biri olur, neden olmasın? O da size rastlayabilir ama bu rastlama oranı bilinemez. Tencere kapağını da bulabilir başka bir tencereye ait kapağı da. Bu açıdan iddialı olmak mümkün değildir. Mümkün olan ise şudur: • İlk bakıştan itibaren etkileyen ve zihinde yer bulan biri ile evlenmek gerekir. Bu erkek için de böyledir kız için de. Daha sonra sevgi ve alaka oluşabilir ama bu ne kadar ve ne zaman olur bilinmez. Evlilik bile bile hata etmeye uygun bir ortam değildir. • Dört başı mamur dedikleri bir eş adayı bulunmaz değil ama onu bulana kadar senin ömrün geçebilir. Bir de insan kendisini de ne kadar dört başı mamur görüyor da önemlidir. Neticede insanız, insan olarak yaşıyoruz; mükemmeliyetçilik yanlıştır. Bulunanlar arasında en iyisini, iyiye en yakınını tercih etmek idealdir. • Güzelliğin yerini karakter doldurabilir, karakterin yerini de güzellik doldurabilir. Burada evlenecek kişinin taviz vermeyeceği alan nedir ona bakılmalıdır. Eğer taviz vermeyeceği alan mesela itaat eden bir eş karakteri ise o güzellikle kapanmayacak bir açık üzerinden iş görecek demektir. Bunu herkes kendisine sormalıdır, kendi yorumunu yapmalıdır. • Anne babaların evlenmede çocuklarına yardım etmeleri makul olandır. Kendileri için uygun gördüklerini çocukları için de “zorunlu uygun” görmeleri hatadır. Bile bile yavrularına eziyet demektir bu. • Size tavsiyemiz şudur: Geç de kalmayın, acele de etmeyin. Evlilik sizin için farz noktasında ise ilkeleriniz ve beklentilerinizden taviz verin. Farz noktasına gelinceye kadar da ilkeli yürüyün. Allah yardımcınız olsun.
Buna ve daha da muhtemel beterine rağmen yılmadan ve usanmadan devam edeceksiniz. Allah’ın kapısı sadece iyilerin kapısı değildir. İyi olmak isteyenlerin de kapısı o kapıdır. Şeytan sizi çökertmeye çalışıyorsa siz aksine üzerine üzerine gidin. Sabredin ve işin sonunu yakalamaya bakın. Allah yardımcınız olsun.
Elbette Müslümanlık güzel ahlâkın kaynağıdır. Güzel ahlâk imanla bağlantılıdır. Ahlâk sorunu olanın iyi Müslüman olduğu hiçbir şekilde iddia edilemez. Rabbimiz bize bir din gönderdi. Bu dinin esaslarından biri ahlâktır. Namaz ağırlığında olmasa da dinin muhtevasında ahlâk vardır. Ne yazık ki dinimiz konusunda gevşedikçe ahlâk her şeyden önce zarar gören din başlıklarından olmaktadır. Neden böyle oluyor sorusuna gelince şunu söyleriz: Allah Teâlâ her şeyi kader ile yarattı. Ahlâk da o kaderin içindedir. Ahlâklı olun buyururken ahlâklı olmanın sebeplerini de yarattı. O sebepleri elde etmedikçe hiçbir insan sadece istedi diye ahlâklı olamaz. Kur'an terbiyesi almış olmak, ahlâklı bir çevrede yaşamak, kötülüklerle mücadele azmi taşımak, sabrı kuşanmak ve istiğfar eden mü'min olmak gibi pek çok sebep ihmal edildikçe ahlâktan doğal olarak uzaklaşılmış olur. En önemli sebeplerden biri de dünyayı ebedi zannetmektir. Ahiret hesabı ertelendikçe ahlâk sıcaktaki buz gibi erimeye mahkûm olur ne yazık ki.