Fetva Meclisi
Soru
Hocam günümüzde küçük kız çocukları tecavüze uğrayıp öldürülüyor. Ben bunu yapanlara beddua ediyorum. Rabbim onları iki cihanda da zelil etsin diye. Benim de kızım var ve çok üzülüyorum, bunun için de beddua ediyorum. Beddua etmem doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsan daralınca beddua eder. Haklı ise bedduası ona zarar vermez ama siz beddua etme yerine kendiniz ve onun için hayır dua edin, daha iyisini yapmış olursunuz. Maddi bir hak oluşmuş ise onu da talep edebilirsiniz.
Biz, zalim olmayacağız. Kimsenin üzerimizde hakkı olmasın diye gayret edeceğiz. İyi olmaya iyilik etmeye çalışacağız. Hata edersek özür dileyip helallik alacağız. Özellikle de ebeveynimiz ve sılayırahim bağımızın bulundukları için daha da dikkatli olacağız. Gerisini de Allah’ın rahmetine salacağız.
Babanı düzeltemeyeceğine göre sen kendi ahiretini ve dünyanı kurtarmaya bak kızım. Onu “özürlü” kabul et. Annenle daha fazla ilgilen. Elinde olmayanı bırak yapabileceğine sarıl. Babana beddua da etme, bedduan tuttuğunda senin baban helak olacak ve sen yine üzüleceksin. Hayır dua et. Duan tutar, baban değişir biiznillah.
Sen sadece nasihatini yap, ricanı yap. Daha ötesine karışamayacağın bir toplumda yaşadığını da unutma. Böylece Allah katındaki sorumluluğundan kurtul yeter.
İnsanlık bu cevabı en az on bin senedir arıyor, sen de arayabilirsin. İnşaallah bütün cevaplar cennette bulunacak, oraya hazır olmalıyız.
Bahsettiğiniz kişi psikiyatrik hasta hükmündedir. Sözlerini ciddiye almanıza gerek yoktur.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Din ve iffet daha önemli. Ahlâk daha önemli. İnsanlık daha önemli. Mürüvvet daha önemli.
Güzel kardeşim, doktorların en iyisi diye görüp beğendikleri ile evlenmeleri gerektiği kanaatindeyim. Doktorun evliliğinin başarılı olmaması onun akıbeti açısından daha ağır risklere davetiye çıkarır. Meseleyi meslek özellikleri açısından doktorun evliliği meselesi olarak görmek gerekmektedir. Elbette insan olarak hepimiz insanız neticede ama doktorların insan ve karşı cins bağlantıları diğer mesleklere göre farklıdır. Bunu birinci nokta olarak tespit etmeliyiz. İkinci nokta da şudur: Ne olursa olsun sizin evlenmeniz mü'min biri ile olacaktır. Dolayısıyla iman noktasını açmaya gerek yoktur. Üçüncü noktaya gelince: Hem güzel hem takvalı ve iyi karakterli biri olur, neden olmasın? O da size rastlayabilir ama bu rastlama oranı bilinemez. Tencere kapağını da bulabilir başka bir tencereye ait kapağı da. Bu açıdan iddialı olmak mümkün değildir. Mümkün olan ise şudur: • İlk bakıştan itibaren etkileyen ve zihinde yer bulan biri ile evlenmek gerekir. Bu erkek için de böyledir kız için de. Daha sonra sevgi ve alaka oluşabilir ama bu ne kadar ve ne zaman olur bilinmez. Evlilik bile bile hata etmeye uygun bir ortam değildir. • Dört başı mamur dedikleri bir eş adayı bulunmaz değil ama onu bulana kadar senin ömrün geçebilir. Bir de insan kendisini de ne kadar dört başı mamur görüyor da önemlidir. Neticede insanız, insan olarak yaşıyoruz; mükemmeliyetçilik yanlıştır. Bulunanlar arasında en iyisini, iyiye en yakınını tercih etmek idealdir. • Güzelliğin yerini karakter doldurabilir, karakterin yerini de güzellik doldurabilir. Burada evlenecek kişinin taviz vermeyeceği alan nedir ona bakılmalıdır. Eğer taviz vermeyeceği alan mesela itaat eden bir eş karakteri ise o güzellikle kapanmayacak bir açık üzerinden iş görecek demektir. Bunu herkes kendisine sormalıdır, kendi yorumunu yapmalıdır. • Anne babaların evlenmede çocuklarına yardım etmeleri makul olandır. Kendileri için uygun gördüklerini çocukları için de “zorunlu uygun” görmeleri hatadır. Bile bile yavrularına eziyet demektir bu. • Size tavsiyemiz şudur: Geç de kalmayın, acele de etmeyin. Evlilik sizin için farz noktasında ise ilkeleriniz ve beklentilerinizden taviz verin. Farz noktasına gelinceye kadar da ilkeli yürüyün. Allah yardımcınız olsun.
Buna ve daha da muhtemel beterine rağmen yılmadan ve usanmadan devam edeceksiniz. Allah’ın kapısı sadece iyilerin kapısı değildir. İyi olmak isteyenlerin de kapısı o kapıdır. Şeytan sizi çökertmeye çalışıyorsa siz aksine üzerine üzerine gidin. Sabredin ve işin sonunu yakalamaya bakın. Allah yardımcınız olsun.
“Terk edilmiş” bir binadan aldıkların için hırsız sayılmazsın. Ahlaken uygun olmayanı yapmış durumdasın. Tevbe etmen yeterlidir. Geri vermen de gerekmez. Yalan da söyleme ve kurtul.
Önce kendi dinine ve insanlığına verdiği zararı düşünmelisin. Sana zararı kesindir. Diğer zarar ise muhtemeldir.
Bunu nasıl ve ne kadar yapacağı ayrı bir mesele ama mü'min kadın bilmelidir ki, ahlâk ve hayâ bir kere sökülmeye başlar. Onu başlatmamalıdır.