Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben farz ibadetlerime ve elimden geldiğince de nafilelere devam ederim ama ahlakım çürük. Haset, kıskançlık, öfke, sinirlendiğimde de gıybet vs. ne kadar çirkinlik ararsanız var. Defalarca ayet, hadis, âlim sözü okudum ve dinledim hep geçici etkisi oluyor. Dua ediyorum Allah’ım ahlakımı güzelleştir diye ama olmuyor. Ben hep bataktayım. Günlük Kur’an, hadis ve ahlak kitapları okuyorum, netten sohbet dinliyorum ama bu kalbimdeki pislikleri atamıyorum. Kıldığım namazda bile sahte davrandığımı düşünüyorum. Bir insan kaç kere tevbe eder de gene yüzsüz gibi aynı şeylerle Allah’ın karşısına çıkar diyorum. Annemden, kayınvalidemden ve eşimden yana çok imtihanım var veren Allah, isyan etmiyorum ama bu ortamda çiçek açmam, sabredip kazanmam gerekirken bu kötü hasletler benim ahiretimi yakacak. Akıl verin, nasihat edin ne olur, belki bu tas kesmiş kalbime bir ilaç olur.
Cevap
Benzer fetvalar
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Yaptığın yanlış ve günah bir iştir. Ama onun gibi bir günah iş de Allah’tan umut kesmendir. Ne olursa olsun, ne kadar olursa olsun, nerede olursa olsun sen tevbede samimi olduğun sürece Allah’ın kapısı sana açıktır. Zaten senin tek kurtuluşun Allah’ın kapısıdır, onun rahmet ve mağfireti seni kurtaracaktır. Sen ise o kapıyı ihmal ediyorsun veya yanlış değerlendiriyorsun. Önce bundan kurtul yani Allah beni sildi deme aksine o varken ben kurtulurum de. Böyle bakmaya çalış. Böyle bir direnç gösterirsen biiznillah takıldığın şeyi de bırakırsın. Kendine farklı meşguliyetler üret. O his sana ne zamanlar ve nerelerde geliyor olduğunu tespit et. Sen de o zaman ve durumları başka şeylerle doldur. Namazlarına dikkat et. Çokça Kur'an oku. Zikirler yap. Allah yardımcın olsun.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.
Böyle bir koğuşturma yerine tevbeye devam etmelisin. Kırk kere yıkıldığın yerden kırk birinci kere dikilmeye çalışmalısın. Şeytan seni batırdı diye o batırma sahnesini tekrar tekrar izlemene gerek yoktur. Kalk ve yeni/doğru olan işi yap. Arkadaşlarını değiştir. İbadetlerine canlılık kazandır. Ortam temizliği yap. Zikir yap. Kur'an oku. Yüksek sesle oku. Anne babanın duasını alacak işler yap. Yazı yaz, şiir yazmaya çalış. Ders dinle. Ama asla yıkılmaya razı olma. Binbir kere bozduğun tevbeyi binikinci kere koruma azmi ile yaşa ki şeytan senden korksun.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Güzel kardeşim, doktorların en iyisi diye görüp beğendikleri ile evlenmeleri gerektiği kanaatindeyim. Doktorun evliliğinin başarılı olmaması onun akıbeti açısından daha ağır risklere davetiye çıkarır. Meseleyi meslek özellikleri açısından doktorun evliliği meselesi olarak görmek gerekmektedir. Elbette insan olarak hepimiz insanız neticede ama doktorların insan ve karşı cins bağlantıları diğer mesleklere göre farklıdır. Bunu birinci nokta olarak tespit etmeliyiz. İkinci nokta da şudur: Ne olursa olsun sizin evlenmeniz mü'min biri ile olacaktır. Dolayısıyla iman noktasını açmaya gerek yoktur. Üçüncü noktaya gelince: Hem güzel hem takvalı ve iyi karakterli biri olur, neden olmasın? O da size rastlayabilir ama bu rastlama oranı bilinemez. Tencere kapağını da bulabilir başka bir tencereye ait kapağı da. Bu açıdan iddialı olmak mümkün değildir. Mümkün olan ise şudur: • İlk bakıştan itibaren etkileyen ve zihinde yer bulan biri ile evlenmek gerekir. Bu erkek için de böyledir kız için de. Daha sonra sevgi ve alaka oluşabilir ama bu ne kadar ve ne zaman olur bilinmez. Evlilik bile bile hata etmeye uygun bir ortam değildir. • Dört başı mamur dedikleri bir eş adayı bulunmaz değil ama onu bulana kadar senin ömrün geçebilir. Bir de insan kendisini de ne kadar dört başı mamur görüyor da önemlidir. Neticede insanız, insan olarak yaşıyoruz; mükemmeliyetçilik yanlıştır. Bulunanlar arasında en iyisini, iyiye en yakınını tercih etmek idealdir. • Güzelliğin yerini karakter doldurabilir, karakterin yerini de güzellik doldurabilir. Burada evlenecek kişinin taviz vermeyeceği alan nedir ona bakılmalıdır. Eğer taviz vermeyeceği alan mesela itaat eden bir eş karakteri ise o güzellikle kapanmayacak bir açık üzerinden iş görecek demektir. Bunu herkes kendisine sormalıdır, kendi yorumunu yapmalıdır. • Anne babaların evlenmede çocuklarına yardım etmeleri makul olandır. Kendileri için uygun gördüklerini çocukları için de “zorunlu uygun” görmeleri hatadır. Bile bile yavrularına eziyet demektir bu. • Size tavsiyemiz şudur: Geç de kalmayın, acele de etmeyin. Evlilik sizin için farz noktasında ise ilkeleriniz ve beklentilerinizden taviz verin. Farz noktasına gelinceye kadar da ilkeli yürüyün. Allah yardımcınız olsun.
Bacı, beddua işi bitirmiyor. Bu ahlâk kıtlığına ve insanlığı terk etmeye karşı bir tedbir bulmalı, Şeriat’ımızı getirmeye çalışmalıyız. Allah yardımcımız olsun.
Din ve iffet daha önemli. Ahlâk daha önemli. İnsanlık daha önemli. Mürüvvet daha önemli.
Bunu nasıl ve ne kadar yapacağı ayrı bir mesele ama mü'min kadın bilmelidir ki, ahlâk ve hayâ bir kere sökülmeye başlar. Onu başlatmamalıdır.
İmanını hayatın gibi bil. Onu tartışma, sulandırma. İmanının gereği olan amelleri başta namaz olarak ihmal etme. Mü'min bir insan olarak Allah’ın seni şeytanın önünde çok yönlü olarak test edeceğini bil ve hazırlıklı ol. Başta şehvetin olmak üzere bu imtihan hiç bitmeyecek. Son nefese kadar direnmeye hazır olacaksın. Büyük insanları örnek al, büyük işler planla. Küçük sonuçlara ulaşsan bile sen büyük düş kurmaya devam et. Becerebildiklerinle ölçme kendini. Zira melekler seni hayallerinle tartacaklar. Sorumluluk almaya hazır ol. Kenarda duran biri olma. Görev bekleyen, verilen görevi yerine getiren biri ol. Ailen hiçbir zaman ihmal ettiğin nokta olmasın. Başta anne baban olmak üzere kan bağın bulunanları kendin bileceksin. İyi bir insan olmadıkça iyi bir mü'min olamayacağını hiç unutma.
Samimi ve kalıcı bir tevbe edersen: Yeniden doğabilirsin. Eskisinden daha iyi bile olabilirsin. Her şey iyi bir tevbeye ve o tevbeye sadık kalmaya bağlıdır. Yeniden iyi değil eskisinden bile iyi olabilirsin. Bu kesindir, tartışılmazdır Allah'ın izni ile.