Fetva Meclisi
Soru
Hocam biri, benim hakkımda insanlara kötü kadın tabirinde, ahlaksızca şeyler söylemiş. Söylenenlerin hiçbiri doğru değil, bana iftira atılmış. Bunu öğrenince çok üzüldüm ve çok ağladım. Bu kişiye beddua etmem doğru olur mu? Bedduam bana döner mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Daha sonra sizi bağışladı ise mesele yok, hizmetini yapın, gönlünü almaya devam edin.
Bahsettiğiniz kişi psikiyatrik hasta hükmündedir. Sözlerini ciddiye almanıza gerek yoktur.
Biz, Allah'ın kullarıyız. Kaderimiz, her şeyimiz O'nun elindedir. Kimsenin kimseyi belaya sokma gücü yoktur. Sadece kendi kendimizi yıpratmış oluruz. Evet, beddua etmek vardır ama kaderde yazılı olmayan şey biri beddua etti diye tutmaz. Biz, bedduayı hak edecek işler yapmamaya çalışırız, görevimiz budur.
Hak etmediği bir bedduanın bir insana yapılması zulümdür. Eğer doktorunuz, tıbben yapabileceğini yapmış ve bir ihmali söz konusu değilse sizin ona bedduanız haksızlıktır. Yaparsanız zulmetmiş olursunuz. Duanız da kabul olmaz. İyi inceleyin, haksızlık etmeyin. Eğer doktorun ihmali varsa, ilgili makamlara şikâyet edip hakkınızı arayın. Böylesi daha iyi olur.
Tevbe ile giderilemeyen bir hata yoktur. Evet, beddua etmemek gerekir ama edilen de iyi dua ile geri alınabilir.
İnsanların birbirlerinin hakkına tecavüz etmeleri, insanı yaratan Allah Teâlâ'nın suç saydığı bir iştir. Yarattığı bir kuluna eziyet edilmesine razı olmadığı gibi, yapılan eziyetleri de yapanın yanına bırakmamaktadır. Bir insanın başka bir insana karşı beddua etmesi, o insandan hakkını almasını Allah'tan istemesi demektir. Bu istek, beddua şeklinde olabilir, 'ah'lanma şeklinde olabilir. Nasıl olduğundan ziyade insanın işi Allah'a havale etmesi önemlidir. Uygun olan beddua etmemektir. Fakat beddua etmek günah değildir. Bedduayı geri almak da hak helalliği vermek gibi bir şeydir; yapılırsa iyilik yapılmış olur; iyilik yapan her zaman hayır üzeredir. Özellikle bilmek gerekir ki, anne ve babaların çocuklarına beddua etmeleri belki haklarıdır ama asla iyi bir şey değildir. Birbirimize de hayır dua edelim, daha kazançlı oluruz.
ağlamak konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir zorunluluk yok. Dua ederken kalbinizin Allah'ı hatırlamasına önem verin. Gözyaşlarını ise doğal haline bırakın. Allah'a emanet olun.
Şu cevabımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/namazda-aglamak-namaza-zarar-verir-mi
Kızım, muhakkak bir psikoloğa görün. Onun tavsiyelerini uygula. Yine sonuç alınmazsa bize yaz. Allah sana kolaylık versin.
Şunu unutmamak gerekiyor: Peygamber aleyhisselam efendimiz bizim gibi bir insandı. İnsan olarak biz ne ile karşılaşıyorsak o da onların pek çoğu ile karşılaşmıştı. Yemesi içmesi, üşümesi terlemesi ve benzeri insan olmaktan kaynaklanan pek çok şey onda da vardı. Hristiyanların İsa aleyhisselamı ilahlaştırdıkları gibi bir hissiyatı biz sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz için taşımıyoruz, taşıyamayız. Ağlamışlığı hakkında elimizde bir istatistik yoktur ama şu anda hiçbir araştırma yapmadan sadece okuduğumuz hadislerden onun ağlamasına dair şu notlar hemen akla gelmektedir. Belki incelense daha fazlası da bulunabilir ya da özel hayatında ağladığı hâlde bize aktarılmamış durumlar da olabilir: Annesi Âmine’nin kabrini Ebva denen yerde ziyaret ettiğinde ağlamıştı. Dedesi Abdülmuttalib vefat ettiğinde ağlamıştı. Cebrail ona, torunu Hüseyin’in öldürüleceğini bildirdiğinde ağlamıştı. Oğlu İbrahim vefat ettiğinde ağlamıştı. Torunlarından biri vefat ettiğinde ağlamıştı. Kızı Ümmügülsüm onun yanında can çekişirken ağlamıştı. Amcası Hamza’nın yaralı bedenini gördüğünde Uhud’da ağlamıştı. Osman bin Mez’un isimli sahabinin vefatında ağlamıştı. Sa’d bin Ubade isimli sahabiyi hastalığında ziyaret ederken ağlamıştı. Sahabeden birinin kabri başında uzunca ağlamıştı.
Tam mü'mince olmalıdır. Hayat imtihandır, bu imtihan da iyisi ve kötüsü ile tatlısı ve acısı ile karışıktır. Rabbimiz bizden nimetlerini terk etmemizi istememiştir. Bizden istenen nimetlere dalıp ahireti unutmamaktır. İbadetlerimizi ihmal etmeden, insani görevlerimizi aksatmadan bütün nimetleri kullanabiliriz. Sürekli ağlamak gerekmiyor ama sürekli gülen biri olmak da yanlıştır. İtidali bulabiliriz, her şeyi yerinde kullanabiliriz. Mü'min olmamız bunu gerektirir.
Amel-i kesir/namazda çok iş yapmak namazı bozan şeylerden biridir. Süt emzirmenin elle bir yeri kaşımak gibi olmayacağı aksine ÇOK İŞ sayılacağı açıktır. Dolayısıyla bebeği emzirmenin namazı bozacağı kanaatindeyiz. Bebeğin rahatsızlığı, şiddetli ağlaması gibi bir durum varsa namazı olabildiği kadar kısa keserek ve nafileleri erteleyerek emzirme yapabilir ama namaz içinde yapmamalıdır.