Fetva Meclisi
Soru
Hocam namazdayken çocuğun kendiliğinden annesinden süt emmesi namazın sıhhatinde sorun teşkil eder mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Sütü yoksa nasıl emzirdi? Emzirir gibi yaptı ise mesele yok. Dinen faydası olması, huyunun iyi olması boş temenniler... Siz istemiyorsanız emzirmemelidir. Eşinizle bir soruna dönüştürmeden bu durumu düzeltmeye çalışınız.
Bebek emziren bir kadının hamile kalması durumunda emzirmeye devam edip etmemesine dair dinî bir emir veya yasak bulunmamaktadır. Dolayısıyla konunun hükmünde, annenin sağlığı ve bebeğin anne sütüne olan ihtiyacı belirleyicidir. Buna göre tıbben bir sakınca olmadıkça hamile bir kadının çocuğunu emzirmeye devam etmesinde dinen bir mahzur yoktur.
Sütannenin Müslüman olmaması süt emmeye mani değildir. Özellikle Müslüman olana bakılsın, bulunmazsa o emzirebilir ama adı şanı iyi tespit edilsin ki yarın, süt hukuku konusunda bir sıkıntı yaşanmasın.
Allah Teâlâ mübarek kılsın, mü'min, mücahit, âbid bir insan olsun. Size de ona da afiyetler versin. Emzirebilirsiniz de bir zararı olmaz.
Bebeğinin sütü azalan veya emzirdiği için kendi sağlığı sıkıntıya giren kadın orucunu açabilir ve o açtığı orucu daha sonra kaza eder sadece. Allah Teâlâ anneliğinizi mübarek kılsın.
Selamünaleyküm. Evet, kusmuk necistir ve temizlenmesi gerekir. Siz ise annesiniz. Doğurup büyütmeniz bir cihattır. Allah sizden razı olsun, razı olmaktadır da. Bebeğinizin kusmuğu ağzının dolusu olmadıkça onun kusmuğuna necis muamelesi yapmanız gerekmez. Bebeğin bir ağız dolusu ne kadar yeri kirletebiliyorsa o kadar yer kirlenmedikçe elbisenizi değiştirmeniz gerekmez. Allah işinizi kolay kılsın, mübarek olsun.
ağlamak konusundaki diğer fetvalar
Nazar olmaz değil olabilir ama bunu önce doktorla görüşmelisiniz. Kadın bir çocuk doktoru ve onun yönlendireceği biri ile görüşün, gerekeni yapın. Daha sonra da bunu abartmamaya çalışın. Geçmiş olsun.
Tam mü'mince olmalıdır. Hayat imtihandır, bu imtihan da iyisi ve kötüsü ile tatlısı ve acısı ile karışıktır. Rabbimiz bizden nimetlerini terk etmemizi istememiştir. Bizden istenen nimetlere dalıp ahireti unutmamaktır. İbadetlerimizi ihmal etmeden, insani görevlerimizi aksatmadan bütün nimetleri kullanabiliriz. Sürekli ağlamak gerekmiyor ama sürekli gülen biri olmak da yanlıştır. İtidali bulabiliriz, her şeyi yerinde kullanabiliriz. Mü'min olmamız bunu gerektirir.
Bu genel sorunun cevabı için şu ayrıntı gerekmektedir: Kişi, kendi isteği ile değil de doğal bir ağlama içinde ise ve bu ağlamayı durduramıyorsa namazı bozulmaz. Ağlama, Allah korkusundan kaynaklanıyor ve engellenemiyorsa yine namaz bozulmaz ama engellemesi mümkün de o engellemiyorsa namazın bozulacağını söyleyen fakih olmuştur. Hanefi fukahasının büyük bölümüne göre ise bozulmaz. Ağlama, bir ağrı sızı veya duyduğu bir musibetten dolayı ise bazı Hanefi fukahası bozulacağını söylemiştir ama bu durumda da bozulmaz diyen fakihler vardır. Buna göre de basit bir ağlama ile uzun süreli bir ağlama arasında farklı bakarak fetvayı uygulayabiliriz. Namaz kılarken ses çıkmayan sadece gözden yaş gelen ağlama şekli namaza zarar vermez. Ağzından harf olarak anlaşılabilecek ses çıkması durumunda da Hanefi mezhebi fukahasından sadece Ebu Yusuf namazının bozulacağını söylemiştir.
Bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaz kıldırırken bu olmuş ve o namazı kısa tuttuğunu söylemiştir. Bu bir sünnettir. Bu hususta şuna dikkat edilmelidir: Yüzlerce çocuğun bulunduğu büyük bir camide çocuk gürültüsü, ağlaması birbirine karışacak bir ortam olabilir. Örnek olarak Medine mescidinde namaz kılarken imam secdeye gittiğinde bu manzara çok rahat izlenebilir. Böyle bir durumda “çocuk ağlaması” gerekçe yapılarak namaz kısaltılamaz. Normal bir mescitte namaz kıldırılırken aniden bir çocuk feryadı duyulması gibi bir durum veya namaz boyunca normal olmayan bir ağlama ortamı oluşması durumunda imamın arkadaki namazda olan anneleri rahatlatmaya yönelik bir kısaltma yapması sünnettir. Buradaki kısaltma namazın farz ve vaciplerinden yapılacak bir kısaltma olamaz. Mesela bir sahife zammısure okuyacak iken bunu en kısa olabilecek miktara düşürmek, tesbihatları azaltmak olabilir.
Şunu unutmamak gerekiyor: Peygamber aleyhisselam efendimiz bizim gibi bir insandı. İnsan olarak biz ne ile karşılaşıyorsak o da onların pek çoğu ile karşılaşmıştı. Yemesi içmesi, üşümesi terlemesi ve benzeri insan olmaktan kaynaklanan pek çok şey onda da vardı. Hristiyanların İsa aleyhisselamı ilahlaştırdıkları gibi bir hissiyatı biz sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz için taşımıyoruz, taşıyamayız. Ağlamışlığı hakkında elimizde bir istatistik yoktur ama şu anda hiçbir araştırma yapmadan sadece okuduğumuz hadislerden onun ağlamasına dair şu notlar hemen akla gelmektedir. Belki incelense daha fazlası da bulunabilir ya da özel hayatında ağladığı hâlde bize aktarılmamış durumlar da olabilir: Annesi Âmine’nin kabrini Ebva denen yerde ziyaret ettiğinde ağlamıştı. Dedesi Abdülmuttalib vefat ettiğinde ağlamıştı. Cebrail ona, torunu Hüseyin’in öldürüleceğini bildirdiğinde ağlamıştı. Oğlu İbrahim vefat ettiğinde ağlamıştı. Torunlarından biri vefat ettiğinde ağlamıştı. Kızı Ümmügülsüm onun yanında can çekişirken ağlamıştı. Amcası Hamza’nın yaralı bedenini gördüğünde Uhud’da ağlamıştı. Osman bin Mez’un isimli sahabinin vefatında ağlamıştı. Sa’d bin Ubade isimli sahabiyi hastalığında ziyaret ederken ağlamıştı. Sahabeden birinin kabri başında uzunca ağlamıştı.
Kızım, muhakkak bir psikoloğa görün. Onun tavsiyelerini uygula. Yine sonuç alınmazsa bize yaz. Allah sana kolaylık versin.