Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben on yedi yaşındayım. İki sene önce hafızlık kursuna gidiyordum, ilk senemin yarıyılında eve geldim. Tatil bitti ve ben ailemin yanından normal bir şekilde kursa gitmek için ayrıldım. Kursum Aksaray'daydı biz de Ankara'da oturuyoruz. İkinci dönem kursa gittiğimde beni sürekli devam eden bir ağlama tuttu. Bu ilk bir hafta sürekli devam edince ailemi aradım. Kursu bırakıp Ankara'ya geldim. Çok da başarılı bir öğrenciydim. Sonrasında kursa devam edemedim zaten. İki sene geçmesine rağmen bir türlü üzerimdeki hüzün gitmek bilmedi. Her şeyde hemen bir hüzün çöküyor, bir ümitsizlik oluyor. Sanki bir anda yere yığılacakmışım gibi oluyorum. Gerçekten çok yoruluyorum bir anda. Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Bedensel olarak bir hastalığım yok. Annem ve tanıyanlar nazardan olduğunu söylüyorlar. Okuyoruz sürekli ama artık dayanamıyorum. Nereye kadar gidecek bilmiyorum. Belki bir dua bir çare önerirsiniz İnşallah.
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, böyle BETERİN İYİSİNE RAZI OLMAK mantığını terk etmelisin. Hayat böyle yaşanmaz. En iyisini ara, en iyisini bulmak için gerekeni yap. Öncelikli olarak bir psikologla durumu değerlendirmeni tavsiye ederim sana. İbadetlerini artır ve ezber bildiğin yerleri kuvvetlendir. Her şeyi duyma ve görme. Göreceksin bir zaman sonra kendini daha huzurlu hissedeceksin biiznillah.
Hafızlığı bıraktırın ve hemen çocuğu yanınıza alın. Sizinle bulunsun.
Bu bahsettiğin durum pek çok insanın karşılaştığı bir durumdur. Kiminde kısa sürer kiminde uzun sürer ama neredeyse herkeste olur. Bir nevi hasta olup halsiz düşmek gibi kabul et. Takılıp kalırsan seni bitirir. Hiçbir şey yokmuş gibi devam etmek zorundasın. Yapabildiğin kadarını yap, gerisini de toparlayınca yaparsın. Gereksiz yere takılıp kalma bu soruna. Allah yardımcın olsun.
Hiç vakit kaybetmeden bir psikoloğa gitmen gerekiyor. Onun tavsiyelerine göre hareket etmen durumunda biiznillah sıkıntın olmaz. Allah yardımcın olsun.
Muhakkak bir psikologla görüşün ve geciktirmeyin bu görüşmeyi.
Öncelikle psikoloğa devam edip bu konuda üzerinize düşen görevleri ve ödevleri en güzel şekilde yerine getirin. Denge için de kendinize somut bir hedef koyun ve bu hedefe giderken nasıl bir programa ihtiyacınızın olduğunu tespit edip programı yapın. Sonra da duygusal durumunuza bakmadan, başka tolere edilebilir bütün sorunlara bakmadan bu programa mutlaka uyun. O zaman çalkantılı zamanlar da bile siz belirlediğiniz mantıklı hedeflere doğru ilerlersiniz inşaallah. Ki bu da size bir dayanak olur Allah'ın izniyle. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
ağlamak konusundaki diğer fetvalar
Şunu unutmamak gerekiyor: Peygamber aleyhisselam efendimiz bizim gibi bir insandı. İnsan olarak biz ne ile karşılaşıyorsak o da onların pek çoğu ile karşılaşmıştı. Yemesi içmesi, üşümesi terlemesi ve benzeri insan olmaktan kaynaklanan pek çok şey onda da vardı. Hristiyanların İsa aleyhisselamı ilahlaştırdıkları gibi bir hissiyatı biz sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz için taşımıyoruz, taşıyamayız. Ağlamışlığı hakkında elimizde bir istatistik yoktur ama şu anda hiçbir araştırma yapmadan sadece okuduğumuz hadislerden onun ağlamasına dair şu notlar hemen akla gelmektedir. Belki incelense daha fazlası da bulunabilir ya da özel hayatında ağladığı hâlde bize aktarılmamış durumlar da olabilir: Annesi Âmine’nin kabrini Ebva denen yerde ziyaret ettiğinde ağlamıştı. Dedesi Abdülmuttalib vefat ettiğinde ağlamıştı. Cebrail ona, torunu Hüseyin’in öldürüleceğini bildirdiğinde ağlamıştı. Oğlu İbrahim vefat ettiğinde ağlamıştı. Torunlarından biri vefat ettiğinde ağlamıştı. Kızı Ümmügülsüm onun yanında can çekişirken ağlamıştı. Amcası Hamza’nın yaralı bedenini gördüğünde Uhud’da ağlamıştı. Osman bin Mez’un isimli sahabinin vefatında ağlamıştı. Sa’d bin Ubade isimli sahabiyi hastalığında ziyaret ederken ağlamıştı. Sahabeden birinin kabri başında uzunca ağlamıştı.
Tam mü'mince olmalıdır. Hayat imtihandır, bu imtihan da iyisi ve kötüsü ile tatlısı ve acısı ile karışıktır. Rabbimiz bizden nimetlerini terk etmemizi istememiştir. Bizden istenen nimetlere dalıp ahireti unutmamaktır. İbadetlerimizi ihmal etmeden, insani görevlerimizi aksatmadan bütün nimetleri kullanabiliriz. Sürekli ağlamak gerekmiyor ama sürekli gülen biri olmak da yanlıştır. İtidali bulabiliriz, her şeyi yerinde kullanabiliriz. Mü'min olmamız bunu gerektirir.
Şu cevabımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/namazda-aglamak-namaza-zarar-verir-mi
Amel-i kesir/namazda çok iş yapmak namazı bozan şeylerden biridir. Süt emzirmenin elle bir yeri kaşımak gibi olmayacağı aksine ÇOK İŞ sayılacağı açıktır. Dolayısıyla bebeği emzirmenin namazı bozacağı kanaatindeyiz. Bebeğin rahatsızlığı, şiddetli ağlaması gibi bir durum varsa namazı olabildiği kadar kısa keserek ve nafileleri erteleyerek emzirme yapabilir ama namaz içinde yapmamalıdır.
Nazar olmaz değil olabilir ama bunu önce doktorla görüşmelisiniz. Kadın bir çocuk doktoru ve onun yönlendireceği biri ile görüşün, gerekeni yapın. Daha sonra da bunu abartmamaya çalışın. Geçmiş olsun.
Bu genel sorunun cevabı için şu ayrıntı gerekmektedir: Kişi, kendi isteği ile değil de doğal bir ağlama içinde ise ve bu ağlamayı durduramıyorsa namazı bozulmaz. Ağlama, Allah korkusundan kaynaklanıyor ve engellenemiyorsa yine namaz bozulmaz ama engellemesi mümkün de o engellemiyorsa namazın bozulacağını söyleyen fakih olmuştur. Hanefi fukahasının büyük bölümüne göre ise bozulmaz. Ağlama, bir ağrı sızı veya duyduğu bir musibetten dolayı ise bazı Hanefi fukahası bozulacağını söylemiştir ama bu durumda da bozulmaz diyen fakihler vardır. Buna göre de basit bir ağlama ile uzun süreli bir ağlama arasında farklı bakarak fetvayı uygulayabiliriz. Namaz kılarken ses çıkmayan sadece gözden yaş gelen ağlama şekli namaza zarar vermez. Ağzından harf olarak anlaşılabilecek ses çıkması durumunda da Hanefi mezhebi fukahasından sadece Ebu Yusuf namazının bozulacağını söylemiştir.