Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim bir buçuk aylık bir oğlum var. Şimdi anneye süt için yaklaşınca çığlık atarak eliyle itiyor ve ağlamaya başlıyor. Zorla tutturmaya çalışıyoruz, tutunca emiyor ama ilk zamanki gibi değil. Acaba nazar mı var?
Cevap
Benzer fetvalar
Muhakkak doktora görün. Bu daha çok doktorluk bir durum.
Sizin birinci sorununuz bu durumu “çocuk olmayacak” diye anlamanızdır. Önünüzdeki yıllar size beklediğinizden fazlasını getirebilir. Çok uzun denebilecek bir zaman geçmiş sayılmaz. Sabırlı olun, tıbben gerekenleri yapın. Bir psikoloğa da gitmenizde yarar olabilir.
Hastalığınızı sizinle evlenmek isteyene aynıyla anlatın. Zira çocuk yaratılmasına mani bir durumu onun bilmesi hakkıdır. Yalnız bunun sizin evlenmenize etkisi olacağını zannetmeyin. Evlilik kaderdir. Dağ başında gelir bulur da şehir ortasında bekâr kalabilir insan. Bunu dert etmeyin. Allah’a emanet olun.
Kızım, muhakkak bir psikoloğa görün. Onun tavsiyelerini uygula. Yine sonuç alınmazsa bize yaz. Allah sana kolaylık versin.
Selamünaleyküm. Sadece doktorların önerilerine dikkat edin. Çocuğunuza dua edin. Her gün Fatiha, İhlâs, Felak/Nas surelerine çocuğun üzerine okuyun. Gerisini kafanıza takmayın. Geçmiş olsun. Yavrunuz mübarek olsun.
Çocukla alakalı da çevrenize yalan veya yanlış bilgi vermek caiz olmaz. Onlara hakikati konunun detayına girilmesinden hoşlanmadığınızı belirterek şu şekilde söyleyin: "Çocuk yapılan bir şey değildir. Çocuk yaratılan bir şeydir. Çocuğu da sadece Allah yaratır. O ne zaman bizim için bir çocuk yaratmayı dilerse çocuğumuz olur. O dilerse sebepleri de yaratır. Onun izni ve dilemesi dışında yaprak dahi düşmez." Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
ağlamak konusundaki diğer fetvalar
Amel-i kesir/namazda çok iş yapmak namazı bozan şeylerden biridir. Süt emzirmenin elle bir yeri kaşımak gibi olmayacağı aksine ÇOK İŞ sayılacağı açıktır. Dolayısıyla bebeği emzirmenin namazı bozacağı kanaatindeyiz. Bebeğin rahatsızlığı, şiddetli ağlaması gibi bir durum varsa namazı olabildiği kadar kısa keserek ve nafileleri erteleyerek emzirme yapabilir ama namaz içinde yapmamalıdır.
Bu genel sorunun cevabı için şu ayrıntı gerekmektedir: Kişi, kendi isteği ile değil de doğal bir ağlama içinde ise ve bu ağlamayı durduramıyorsa namazı bozulmaz. Ağlama, Allah korkusundan kaynaklanıyor ve engellenemiyorsa yine namaz bozulmaz ama engellemesi mümkün de o engellemiyorsa namazın bozulacağını söyleyen fakih olmuştur. Hanefi fukahasının büyük bölümüne göre ise bozulmaz. Ağlama, bir ağrı sızı veya duyduğu bir musibetten dolayı ise bazı Hanefi fukahası bozulacağını söylemiştir ama bu durumda da bozulmaz diyen fakihler vardır. Buna göre de basit bir ağlama ile uzun süreli bir ağlama arasında farklı bakarak fetvayı uygulayabiliriz. Namaz kılarken ses çıkmayan sadece gözden yaş gelen ağlama şekli namaza zarar vermez. Ağzından harf olarak anlaşılabilecek ses çıkması durumunda da Hanefi mezhebi fukahasından sadece Ebu Yusuf namazının bozulacağını söylemiştir.
Bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaz kıldırırken bu olmuş ve o namazı kısa tuttuğunu söylemiştir. Bu bir sünnettir. Bu hususta şuna dikkat edilmelidir: Yüzlerce çocuğun bulunduğu büyük bir camide çocuk gürültüsü, ağlaması birbirine karışacak bir ortam olabilir. Örnek olarak Medine mescidinde namaz kılarken imam secdeye gittiğinde bu manzara çok rahat izlenebilir. Böyle bir durumda “çocuk ağlaması” gerekçe yapılarak namaz kısaltılamaz. Normal bir mescitte namaz kıldırılırken aniden bir çocuk feryadı duyulması gibi bir durum veya namaz boyunca normal olmayan bir ağlama ortamı oluşması durumunda imamın arkadaki namazda olan anneleri rahatlatmaya yönelik bir kısaltma yapması sünnettir. Buradaki kısaltma namazın farz ve vaciplerinden yapılacak bir kısaltma olamaz. Mesela bir sahife zammısure okuyacak iken bunu en kısa olabilecek miktara düşürmek, tesbihatları azaltmak olabilir.
Tam mü'mince olmalıdır. Hayat imtihandır, bu imtihan da iyisi ve kötüsü ile tatlısı ve acısı ile karışıktır. Rabbimiz bizden nimetlerini terk etmemizi istememiştir. Bizden istenen nimetlere dalıp ahireti unutmamaktır. İbadetlerimizi ihmal etmeden, insani görevlerimizi aksatmadan bütün nimetleri kullanabiliriz. Sürekli ağlamak gerekmiyor ama sürekli gülen biri olmak da yanlıştır. İtidali bulabiliriz, her şeyi yerinde kullanabiliriz. Mü'min olmamız bunu gerektirir.
Şunu unutmamak gerekiyor: Peygamber aleyhisselam efendimiz bizim gibi bir insandı. İnsan olarak biz ne ile karşılaşıyorsak o da onların pek çoğu ile karşılaşmıştı. Yemesi içmesi, üşümesi terlemesi ve benzeri insan olmaktan kaynaklanan pek çok şey onda da vardı. Hristiyanların İsa aleyhisselamı ilahlaştırdıkları gibi bir hissiyatı biz sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz için taşımıyoruz, taşıyamayız. Ağlamışlığı hakkında elimizde bir istatistik yoktur ama şu anda hiçbir araştırma yapmadan sadece okuduğumuz hadislerden onun ağlamasına dair şu notlar hemen akla gelmektedir. Belki incelense daha fazlası da bulunabilir ya da özel hayatında ağladığı hâlde bize aktarılmamış durumlar da olabilir: Annesi Âmine’nin kabrini Ebva denen yerde ziyaret ettiğinde ağlamıştı. Dedesi Abdülmuttalib vefat ettiğinde ağlamıştı. Cebrail ona, torunu Hüseyin’in öldürüleceğini bildirdiğinde ağlamıştı. Oğlu İbrahim vefat ettiğinde ağlamıştı. Torunlarından biri vefat ettiğinde ağlamıştı. Kızı Ümmügülsüm onun yanında can çekişirken ağlamıştı. Amcası Hamza’nın yaralı bedenini gördüğünde Uhud’da ağlamıştı. Osman bin Mez’un isimli sahabinin vefatında ağlamıştı. Sa’d bin Ubade isimli sahabiyi hastalığında ziyaret ederken ağlamıştı. Sahabeden birinin kabri başında uzunca ağlamıştı.