Fetva Meclisi
Soru
Hocam bazı camilere kadınlar yani anneler çocukları ile geliyorlar. Namaz esnasında çocukların ağlama sesi geliyor. İmamların bu durumda namazı kısaltmaları doğru olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
1- Kesinlikle namazların camide kılınması gerekmektedir. Ama bu kesinlik farzlar içindir. Eğer daha müsait bir yeriniz varsa sünnetleri orada kılın ya da camide kılın cemaate bağlı kalmayın. İmam selam verdikten sizin cemaate bağlı kalmanız gerekmiyor. 2- Ne yazık ki, imamlarımız ve müezzinlerimiz umumen, bulundukları noktanın kıymetini takdir etmekte zorlanmaktadırlar. Onlar da insan olarak irşad edilmeye, ikaz edilmeye muhtaçtırlar; incitmeden, kırmadan, bilgiçlik taslamadan, hocaları birbirine kırdırmadan ikaz etmek, emri bilmaruf yapmak kaçamayacağımız görevlerimizdendir. ona da dikkat edelim. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Söz dinleyecek yaşta olmayan çocukların namaza alınmaları doğru olmayabilir. Mesela dört yaşından küçük çocuklar alınmamalıdır. Daha büyük çocukların ise kahrına katlanılmalıdır. Cami onlara emanet edilecek ileride. İhtiyarların bu tür anlayışsızlıklarını anlayışla karşılamamız gerekir. Onların anladığı namazla, namaz arasında çok fark vardır. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu şikayette biz de varız. İmamlarımızın 'imam' vasfını hak edip etmediklerini düşünmeleri gerekmektedir. Bu hususta hepimizin namaza sahip çıkması gerekir. Başta diyanet olmak üzere sesimizi yükselterek gerçek namaz kalitesine ulaşmak için istekte bulunmalıyız. Muhatabınız biz değiliz ama biz size destekçiyiz. Kırıp dökmeden ikaz etme vazifemizi de unutmayalım. Yine bereket versin ki siz, farzları düzgün kılabiliyorsunuz. Bereket...
Hayati niteliği bulunan veya ona yakın sayılabilecek bir durumdan ötürü namaz terk edilip o işle ilgilenilebilir. İlgilenilen o iş kısa bir iş ise mesela çocuğu kolundan tutup çekmek şeklinde ise namaza devam edilebilir. Uzun süren bir iş ise namazın yeniden kılınması daha doğru olur.
Selamünaleyküm. Şu andaki düzen, Müslümanların mescitte kılınmaması hâlinde Sünnetleri terk etmeleri endişesi ile oluştu. Ashabı kiram ise ilk sünnetleri evlerinde kılıyor, farz bitince de evine dönecek olanlar evlerinde Sünnet kılıyorlardı. Bizim yaptığımız ise Sünnet ruhuna aykırı değildir.
Selamünaleyküm. Camiye girmenize ruhsat yoktur. Okutmayı yapabilirsiniz ama camiye girmeyin. O dönemde eşiniz geçici yardım etsin, süreyi biraz kısaltsın.
ağlamak konusundaki diğer fetvalar
Bu genel sorunun cevabı için şu ayrıntı gerekmektedir: Kişi, kendi isteği ile değil de doğal bir ağlama içinde ise ve bu ağlamayı durduramıyorsa namazı bozulmaz. Ağlama, Allah korkusundan kaynaklanıyor ve engellenemiyorsa yine namaz bozulmaz ama engellemesi mümkün de o engellemiyorsa namazın bozulacağını söyleyen fakih olmuştur. Hanefi fukahasının büyük bölümüne göre ise bozulmaz. Ağlama, bir ağrı sızı veya duyduğu bir musibetten dolayı ise bazı Hanefi fukahası bozulacağını söylemiştir ama bu durumda da bozulmaz diyen fakihler vardır. Buna göre de basit bir ağlama ile uzun süreli bir ağlama arasında farklı bakarak fetvayı uygulayabiliriz. Namaz kılarken ses çıkmayan sadece gözden yaş gelen ağlama şekli namaza zarar vermez. Ağzından harf olarak anlaşılabilecek ses çıkması durumunda da Hanefi mezhebi fukahasından sadece Ebu Yusuf namazının bozulacağını söylemiştir.
Nazar olmaz değil olabilir ama bunu önce doktorla görüşmelisiniz. Kadın bir çocuk doktoru ve onun yönlendireceği biri ile görüşün, gerekeni yapın. Daha sonra da bunu abartmamaya çalışın. Geçmiş olsun.
Amel-i kesir/namazda çok iş yapmak namazı bozan şeylerden biridir. Süt emzirmenin elle bir yeri kaşımak gibi olmayacağı aksine ÇOK İŞ sayılacağı açıktır. Dolayısıyla bebeği emzirmenin namazı bozacağı kanaatindeyiz. Bebeğin rahatsızlığı, şiddetli ağlaması gibi bir durum varsa namazı olabildiği kadar kısa keserek ve nafileleri erteleyerek emzirme yapabilir ama namaz içinde yapmamalıdır.
Tam mü'mince olmalıdır. Hayat imtihandır, bu imtihan da iyisi ve kötüsü ile tatlısı ve acısı ile karışıktır. Rabbimiz bizden nimetlerini terk etmemizi istememiştir. Bizden istenen nimetlere dalıp ahireti unutmamaktır. İbadetlerimizi ihmal etmeden, insani görevlerimizi aksatmadan bütün nimetleri kullanabiliriz. Sürekli ağlamak gerekmiyor ama sürekli gülen biri olmak da yanlıştır. İtidali bulabiliriz, her şeyi yerinde kullanabiliriz. Mü'min olmamız bunu gerektirir.
Şunu unutmamak gerekiyor: Peygamber aleyhisselam efendimiz bizim gibi bir insandı. İnsan olarak biz ne ile karşılaşıyorsak o da onların pek çoğu ile karşılaşmıştı. Yemesi içmesi, üşümesi terlemesi ve benzeri insan olmaktan kaynaklanan pek çok şey onda da vardı. Hristiyanların İsa aleyhisselamı ilahlaştırdıkları gibi bir hissiyatı biz sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz için taşımıyoruz, taşıyamayız. Ağlamışlığı hakkında elimizde bir istatistik yoktur ama şu anda hiçbir araştırma yapmadan sadece okuduğumuz hadislerden onun ağlamasına dair şu notlar hemen akla gelmektedir. Belki incelense daha fazlası da bulunabilir ya da özel hayatında ağladığı hâlde bize aktarılmamış durumlar da olabilir: Annesi Âmine’nin kabrini Ebva denen yerde ziyaret ettiğinde ağlamıştı. Dedesi Abdülmuttalib vefat ettiğinde ağlamıştı. Cebrail ona, torunu Hüseyin’in öldürüleceğini bildirdiğinde ağlamıştı. Oğlu İbrahim vefat ettiğinde ağlamıştı. Torunlarından biri vefat ettiğinde ağlamıştı. Kızı Ümmügülsüm onun yanında can çekişirken ağlamıştı. Amcası Hamza’nın yaralı bedenini gördüğünde Uhud’da ağlamıştı. Osman bin Mez’un isimli sahabinin vefatında ağlamıştı. Sa’d bin Ubade isimli sahabiyi hastalığında ziyaret ederken ağlamıştı. Sahabeden birinin kabri başında uzunca ağlamıştı.
Kızım, muhakkak bir psikoloğa görün. Onun tavsiyelerini uygula. Yine sonuç alınmazsa bize yaz. Allah sana kolaylık versin.