Fetva Meclisi
Soru
Hocam geçenlerde haberlerde gördüm, Avrupa’da bir yerde Müslümanlar kiliseye zarar vermiş, bir grup Müslüman da daha sonraki günlerde kilise ayinine katılıp biz size, sizin dininize ve kilisenize zarar vermiyoruz mesajı vermişler. Hoşgörü mesajı verirken kırmızı çizgilerimizi mi aşıyoruz, bu konuda biz Müslümanların tavrı ve seviyesi nasıl olmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
Yarın domuz eti yemekle ilgili de bir kanun çıkarabilirler; o zaman ne yapacaksınız? Kâfirlerin beğenisine göre bir kulluk yaşayamayız biz. Evet, yasal bir zorluk bizi bir kereliğine bir hataya sevk edebilir. Bir kere daha da sevk edebilir ama o hata hiçbir zaman bizim içimize sinmez, sinemez. Eğer Allah’ın bir haramı ile sürtüşmeden yaşayamayacaksak eğer hicret yollarını ararız. Gerekiyorsa hicret ederiz. Bu şekilde bakmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
Bahsettiğiniz şahıs hesapların görüleceği yere gitti. Doğru ve yanlışları ilahi adaletin terazisinde tartılacak. Mümin ve kâfirin kim olduğu da orada belli olacak. Dolayısıyla bu konulara girerek vaktinizi zayi etmeyin. Tekfir etme yerine tevbe edin, zikri elden bırakmayın. Şeytan bizleri boş işlerle uğraştırmasın...
Ahlâk ilkelerimizi günlük seviyesiz işlere kurban edemeyiz. Haklısınız davamızı daha güçlü ve daha bize ait değerlerle savunmalıyız. Eğlenmemizden refleksimize kadar her alanda “biz” olmalıyız. Haklısınız.
Terör zanlısı insanlara muamelemizle, ‘terör zanlılarını haklı bulan’ insanlara muamelemiz aynı olmamalıdır. ‘Hatalı düşünen kardeşlerimiz’ olarak görmek zorundayız o insanları. Böylesi mevcut yarayı biraz daha derinleştirmeye karşı güzel bir tedbir olur. Aksi takdirde var olan yara daha da derinleşir.
Önce, büyük haramları işleyenler ve sıradanlaşanlar diye ikiye ayırmalıyız insanları. Ve hepsine karşı biz hakkı hatırlatan durumunda olacağız. Sözün bittiği yere gelince de büyük haramları işleyenlerle aramıza mesafe koymak zorundayız. Kavga gürültü etmeden mesafeli ve seviyeli bir ilişki içinde oluruz. En son olarak da bütün bağlantılarımızı keseriz. Onların yanlışları bizim de yanlışlara kayma sebebimiz olabilecek bir noktaya gelince müsamahalı uygulama biter. Ama bu noktaya gelmemesi için çabalamak gerekir.