Fetva Meclisi
Soru
Hocam malumunuz Yaşar Nuri Öztürk diye ehlisünnet dışında konuşan bir kişi vardı. Geçen babamla sohbet ediyorduk, babam da bu adamın çok sapık düşünceleri var ama kâfir deyip tekfir edemem Müslümandır dedi. Bir hoca ise aynı kişi için din düşmanı bir kâfirdi dedi. Şimdi biz bu kişiye kâfir demediğimiz için imanımız tehlikeye girdi mi? Biraz da vesveseli biriyim, dinden mi çıktım, nikâhım ne oldu diye düşündüm durdum.
Cevap
Benzer fetvalar
Tekfir, bizde yani dinimizde olmayan bir şey değildir. Dinden çıkana dinden çıktığı elbette söylenecektir ancak bu, önüne gelenin yapabileceği iş olarak görüldüğünde sakınca oluşur. İnsanlar birbirlerinin dini hakkında karar vermemelidirler. Bir mahkeme yoksa ilim heyeti gibi bir kurulun üslenmesi gereken işi önüne gelen yaptığında fikir terörü oluşur. Bu da mü'min insanları parçalar. Netice olarak başkalarının imanını irdelemeyi kendinize görev gibi görmenizin ne kadar ağır bir riskle oynadığınızı size anlatması gerekir. Cenneti kazanmak varken, başkasının cehennemi ile neden alakadar oluyorsunuz? Bir de bunu düşünün.
Bizim kâfirlere karşı kaba ve ahlâk dışı tavırlarımız hatadır. Mü'min açısından olmamalı diyeceğimiz tavırlardır bunlar. Özellikle de azınlığı durumunda olduğumuz toplumlarda bu tür hataları yapanların iyi niyetinden şüphe ederiz. Aynı şekilde dinimizi yontarak onların gönlünü yapmaya çalışmak da akılsızlık ve boş bir iştir. İkisinin ortasında vakarımızla bulunmayı becerebilmeliyiz. Özellikle bu konu etrafında takılıp kalmamanızı tavsiye ederim size, dünyanın gündemi çok yoğun, bir konuya takılmak geri kalma nedeni olur.
Bir kere böyle bir meselede uzman olmayanın konuşması ne kadar doğru bir iştir, önce bunu düşünmelisiniz. Sıradan bir insan beyin ameliyatı yapabilir mi? Bu da öyledir. Bu konularda söz söylemenin büyük bir vebale girmek olabileceğini unutmayınız. İkinci olarak belirttiğiniz konuda insanın durumu şudur: Allah’ın dinine karşı tez olarak demokrasiyi tercih edenin imanı tehlikededir. Bunun tartışılabilir tarafı da yoktur. Bunun ötesinde şu veya bu yorumla ya da çaresizlikten, alternatifsizlikten ötürü bir araç olarak görmenin ise aynı sonuca götüreceği söylenemez. Bu ikisi ortasında bir yere yerleşmek gerekiyor. Kendinizi bu konuya daraltılmış durumda hissetmeyiniz, rahat olun, ibadetlerinizi yapın ve yolunuza devam edin. Zira çözebileceğiniz bir konuya dalmıyorsunuz bu sözlerle, bilakis kendinizi bunaltıyorsunuz. Allah yardımcımız olsun.
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
Güzel kardeşim, bu olay gösteriyor ki her söz her yerde her zaman konuşulmuyor. Gayet yanlış bir iş yapmışsın. Çocuğun babaya nasihati kolay kolay fayda getirmez. Bu sana ders olmuş olsun. Babanın da ıslahı için dua et. İnşaallah dinden çıkmamıştır. Daha sonra namaz kıldı ise mesela durum düzelmiştir.
Ağabey de olsa böyle bir tavır sahibine karşı mesafeli olmalısın. Karşısına geçme, tartışma, terslik yapma; yok gibi davran. Yakınlık bağını atamazsın. Sabrederek zamanla düzelmesini bekleyeceksin. Özellikle de fikirlerinden sana bulaşmamasına önem vermeye çalış. Allah yardımcın olsun.