Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben şu an İlahiyat okuyorum ve iki yıldır tesettürlüyüm. Öğrendiğim çoğu şeyi bu iki yılda öğrendim. Üniversiteye geldiğimden beri hiç iyi değilim. Buraya gelmeden önce sadece ailemle sorunlar yaşarken burada her şey sorun. Nasıl bir yere gelmişim ben diyorum. Aslında hiç üniversite gibi hayalim de yoktu. İslam’ı güzel bir şekilde öğrenip yaşamak isterken İslam’ı zedelemeye çalışan bir yerde İslam’ı öğrenmeyi geldim. Hocam hiçbir şeyi yerine tam getiremiyorum. Her şey eksik ve nedenini bulamıyorum. İbadetlerim ve diğer her şey... Bir zamanlar güzel bir planım vardı onu uyguluyordum ama artık yapamıyorum. Ben böyle olmak istemiyorum. Ben İslam’ı ölene dek yaşamak, anlatmak ve haykırmak istiyorum. Bu durumdan nasıl sıyrılabilirim. Bir gün öncesinden kendime söz veriyorum. Allah'a dua ediyorum ama ertesi sabah yine aynı ben. Allah'ın rızasına göre yaşamak istiyorum. Bana dua edin hocam yanımda beni anlayan ne eş ne dost var. Ne de yol gösterecek biri. Yalnızım demiyorum ALLAH var her daim beni duyan gören ama biri de elimden tutsun istiyorum. Günahlarda boğulup gitmek istemiyorum. Bana nasihat, edin dua edin.
Cevap
Benzer fetvalar
Kıymetli Kardeşim; 1- Önce, kendinize bu konuları dertleşebileceğiniz bir kadın arkadaş bulun, haftada bir de olsa onunla dertleşin, size nasihat ederse nasihatine kulak verin. Yalnızlık büyük bir sıkıntıdır ve azaptır. 2- Bu mantıkta olmayanlarla oturup kalkmayın. 3- Sonra da uykunuzu, başından kontrol edin. Her gün aynı saatte yatın. Bu saat de ondan sonrası olmasın. Yedi saatte de kalkın. Yatmadan dört saat önce hiçbir şey yemeyin, yatağa aç girin. Akşamları TV seyretmeyin. İki ay buna uyarsanız uykunuz düzene girer. Uykunuz düzene girerse tembellikten şikâyetiniz azalır. 4- Kitap okumaya alıştırın kendinizi. Önce basit hikâyeler de olsa yavaş yavaş yükselen bir tempo ile kitap okuyun. 5- Sesli dersler dinleyin. Meselâ bizim derslerin sesli MP3 ile hazırlanmışları var. www.sosyaldoku.com adresinden onları indirip dinleyebilirsiniz. İnşaallah açılacaksınız. 6- Sakın kendinizden umut kesmeyin, şeytanı kıs kıs güldürürsünüz. Bir kere sizi mağlup ettiğini de anlarsa bir daha elinden kurtulamazsınız. Allah kolaylıklar versin.
Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Önceliğin sağlığın olsun. Sağılığınla ciddi olarak ilgilen. Bundan sonraki hedefin ise dini bilgini geliştirmek olsun. Abartmadan, takıntı yapmadan bilgi edinmeye bak. Aceleci olma. Acelecilik seni yıpratabilir. Bulabildiğin kadar kendine samimi arkadaş bulmaya çalış. Az da olsa samimi arkadaş senin için ilaç gibidir. İstikrarlı bir Kur'an okuman olsun. Mesela günlük beş sayfa oku. Belli zikirler yap. Anne babanın duasını almaya çalış. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. İlerleyen her yıl, insana bir yaş daha ilave etmektedir. Her yaş da sizin bedeninizin biraz daha yıpranması demektir. İnsan, kendisini yirmi yaşındaki gibi zanneder ve gerekli tedbirleri almazsa sizin karşılaştığınızla karşılaşır. İlerleyen yaşa göre kendinize çeki düzen vermeniz gerekir. Ahiret’e biraz daha yakın bilmelisiniz kendinizi. 1- Yemek düzeninizi yaşınıza göre ayarlayın. 2- Dinlenme (başta uyku olmak üzere) zamanınızı daha iyi kullanın. Uykudan asla taviz vermeyin. Düzenli bir uykunuz olsun. 3- Sizin yaşıtlarınız olanlar oturup kalkmayı yeğleyin. 4- İbadet temponuzu artırın. Cemaatle namaza muhakkak devam edin. Her gün Kur'an okuyun. Belli bir zikir virdiniz olsun. 5- Sılayı rahim yapın. 6-Kendinize bir ders halkası bulun, ona katılın.
Selamünaleyküm. Sizi, büyük bir dönüş yoluna girdiğiniz için tebrik ederim. Kendinizi ve dönüşünüzü küçük görmeyin. Okulu hemen bırakmanızı tavsiye etmem; içini doldura doldura yol alın. Sabırlı olun. Geniş bir çevrede istişare edin. Şimdilik okula devam edin, yazışmaya devam edelim. Size dualar ediyorum, sizden de dua bekliyorum.
Okumaktan daha önemlisi dolu dolu yaşamaktır. Gününüzü çok dolu geçirin, boş vaktiniz hiç olmasın. Yedi veya sekiz saat uyuduktan sonra gerisini iş, ibadet, sılayırahim ve benzeri işlerle geçirin. On dakikanız bile denecek kadar boş vaktiniz olmasın. Bu sıkıntının temelinde o vardır. Okumaya gelince, her gün on sayfa civarında Kur'an okumadıkça bir kitap okumanızın anlamı olmaz. Normal günlerinizde bir on sayfadan başlayarak Kur'an okuyun. O ilerlesin ve ayda bir hatime yürüsün. O zaman huzur sizin kapınızı çalacak. Bir ilmihal kitabını muhakkak satır satır çözmelisiniz. Dilini anladığınız bir hocanın seri olarak derslerini dinleyin. Ve çokça zikir yapın. Mesela günde: - Yüz defa salavat, - Yüz defa kelime-i tevhid, - Yüz defa istiğfar… ile başlayın. İlerledikçe zamanla bu sayıyı arttırın. Bu programa üç ay devam ettikten sonra bize tekrar yazın. Allah yardımcınız olsun.
Yanlıştan dönmüş olmanız sizin için bir nimettir. O nimete şükredin. Size şunları tavsiye ederim: - Ayrıldığınız insanları gündeminiz yapmayın. Tenkit etmeyin onları. Onları amelleri ile baş başa bırakın. Sizinle tekrar kontak kurmalarına da izin vermeyin. O dönemi tamamen silin hafızanızdan. - Namaz başta olmak üzere ibadetlerinizi tam yapın. Muhakkak camiye cemaate gidin. Çok yoğun iseniz günde bir vakit de olsa camiye cemaate gidin. - Kur'an okuyun. Her gün aynı saatte az da olsa programlı bir Kur'an okumanız olsun. - Zikir yapın. Az da olsa düzenli zikriniz olsun. Mesela sabah namazından sonra on dakika zikir yapın. - Kendinize sizin gibi mü'mince düşünen bir iki arkadaş bulun, o arkadaşlarla gündem oluşturmaya çalışın. - Tatilinizi muhakkak uzak bir yere giderek geçirin. Her yıl bir şehir gezin, bulunduğunuz yeri bir süreliğine terk eder gibi olun. - Kitap okumaya zorlayın kendinizi. Zor da olsa kitap okuyun. Az olsun ama kitap okuma zevki yaşayın. - Sizi tatmin eden hocaefendilerin sohbetlerini dinleyin ama o hocaefendileri abartmayın. Onlarda bulduğunuz güzel şeyleri alın, gerisini bırakın. - Ailenizi önemseyin. Anne babanızı cennet sebebi gibi tutun. Ailenizi birinci derecede sığınağınız olarak görün. Allah yardımcınız olsun. Bir süre sonra bu stresi attığınızı göreceksiniz.
aile konusundaki diğer fetvalar
Yasak olan halvet ortamında bulunmaktadır. Halvet de iki yabancının yani erkek ve kadının kapalı/korumalı bir ortamda yalnız bulunmalarıdır. Herkesin bulunduğu bir ortam ise halvet oluşturmaz. Yalnız şunu da bilmek gerekir ki, ciddi bir evlilik ve sulanmadan yürütülen bir görüşmede bir aile büyüğünün bulunması yine gereklidir.
Şunu kaydedelim: Şu anda sihir ve büyünün varlığından çok algısı etkilidir. İnsanlar iç darlıklarını, karakter sorunlarını, çevre bunalımlarını, pek çok hastalıklarını sihir büyü üzerinden yorumlamayı tercih etmektedirler. Ortada ne o çapta bir sihir vardır ne de sihir çözebilecek “hoca” vardır. Algısı kendisinden büyük bir sömürü söz konusudur. Bu tespitten sonra mü'min insanın böyle şeytani şeylerden korunması için dikkat edeceği şeyleri tespit edebiliriz: Allah’a tevekkülünüz tam olsun. Tevekkülünüz imanınızı yansıtacaktır, unutmayınız. Allah’a tevekkül eden biri olarak çokça zikir yapmalısınız. Haramlardan uzak duracaksınız. Özellikle sabah namazını cemaatle kılmaya dikkat ediniz. Evinizde Bakara suresini sık sık hatmediniz. Felak ve Nas surelerini sabah akşam muhakkak okuyun. Yatmadan önce Bakara suresinin son iki ayetini (Amenerresülü) okuyun. Âyetelkürsi’yi sabah akşam okuyun. Hasbunellah ve ni’mel vekil çokça deyin. Bunları çocuklarınıza yani kendisi okuyamayacaklara da okuyun.
Kızım, böyle bir durumda sen yalvaran gibi duruyorsun. Erkeğin çözmesi gereken boyuta müdahil olma. Anlaşılan o ki, annesi sen gelini olsan bile sana soğuk bakacak. Vakarını korumak zorundasın. Dertli bir evlilikten ise onurlu bir bekârlık yaşamalısın. Adaya, kısa bir zaman dilimi ver mesela iki hafta içinde çözdün çözdün yoksa bırak benim peşimi de. Bu açıdan da bak meseleye kızım. Onurun ve insani kimliğin evlenmenden önemlidir.
Dini ilimler almış gibi görmeyin onları şeytanın herkese göre bir külahı vardır. Utanmanıza da gerek yoktur. Bir kenara çekin veya bir yerde bir dondurma yemeye gidin. Elinden tutarak, elinizi omuzuna koyarak şirin bir ablanın yüreğinin nasıl yandığını ve onu ne kadar sevdiğinizi hissettirerek konuşun. Büyük ihtimalle o da ağlayarak size yüreğini açacak ve çözüm için yardım isteyecek. Bir haftada olmaz ama uzun vadede onun korunmasını biiznillah sağlamış olursunuz. Onun için de çok dua edin.
Kız veya erkek çocuklarımızın oyun oynamaları fıtrî bir olaydır. Bir şeyin fıtrî olması demek onun dinimizce sakıncalı bulunmaması hatta teşvik edilmesi demektir. Özellikle çocukların bedensel ve zihinsel gelişmelerine katkısı olacak oyunlar çocuklara ulaştırılmalıdır. Çocuklarımızı sadece dini bilgiler vererek ve Kur'an ezberleterek bu hayata hazırlayamayız. Şu var ki, en temel ihtiyaç olan gıdayı bile sınırsız verdiğimizde bir sorun olarak geri gelebiliyor. Her şeyin ölçülü ve disiplinli olması şarttır. Bisiklet esasen mubahtır, yasak olmasını gerektiren bir durum yoktur. Şu ölçülere de dikkat etmeyi ihmal etmeyelim: Bisiklet, çocuk sağlık açısından risk taşımamalıdır. Kız çocuğu kullanacaksa onun bedenine uygun bir bisiklet olmalıdır. Bisiklet kullanılan çevre trafik açısından risk taşımamalıdır. Kız çocuğunun tesettürü zarar görmemelidir. Çocuğumuzun asli eğitimi ve ailesi ile bağlantısı bakımından sıkıntılı bir durum olmamalıdır.
Biz elhamdülillah mü'min insanlarız. İmanımızın en önemli temellerinden biri de kadere imanımızdır. İnsanların çocuklarının nasıl olacakları da kaderin ayrıntılarındandır. Çocukların iyi veya kötü olması onların kaderi ile alakalıdır. Babalar ve anneler çocuklarının iyi/salih olmaları için çalışmakla yükümlüdürler. Ebeveyn çocuğunu ateşten korumaya çalışır. Yaşadığı çağın imkânlarına göre bu hususta gerekeni yapmış bir baba ve anne sorumluluktan kurtulmuştur. Ne kadar gerekeni yapmıştı veya yapmamıştı, bunu sadece Allah Teâlâ bilir. Sadece bir okula göndermek veya ara sıra nasihat etmek ya da kızmak, tehdit etmek gibi yöntemleri yeterli bulan biri başka, her anını çocuklarının ne olacakları endişesi ile yaşayan ve gayret eden biri başkadır şüphesiz. Müslüman’ın ailesi ile alakalı sorumluluğu ile dinine hizmet etmesi sorumluluğu aynı şeyler değildir. İki ayrı görevden birini yapmış olmak diğerinden muaf olmayı gerektirmez. Tıpkı namaz ve oruç gibi; birini yapmış olmak diğerinden muaf olmak getirmez. Baba ve anne gerekeni yaptıktan sonra çocuğunun fasık veya kâfir olması bir imtihandır. Bu imtihandan da o sorumlu değildir. Kimse kimsenin hidayetini direkt sağlayabilecek güce sahip değildir. Çevremizde veya tarihte gördüğümüz örneklerdeki gibi bir durumu o kişilerin imtihanı olarak yorumlamamız gerekmektedir.