Fetva Meclisi
Soru
Hocam nişanlılık sürecinde görüşmede üçüncü kişinin illa kız veya erkeğin ailesinden mi olması gerekiyor? Yoksa halka açık ortamlarda buluşulması halinde orada bulunan diğer kişiler de bu üçüncü kişi şartını karşılar mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Halvet olma açısından halvet olmaz ama mesele sadece üçüncü kişilerin bulunması meselesi değildir. Bir de ciddi kalma ve gerekli şeyleri konuşma düzeyi vardır. Onu da aramalıyız.
Nişanlılar asla nikâhlı gibi değildirler. Nişanın hiçbir bağlayıcı değeri yoktur. Nişanlılar görüşebilirler ama evlendikten sonrasına da görüşecek şey bırakmalıdırlar. Aşırı muhabbetten o dönemde çatlaklar çıkabilir. Nişanlılık dönemi de olağanüstü durumlar hariç üç ayı geçmemelidir. Bu dönemde şu kadar görüşebilirler diye bir kural yoktur. Sulandırmadıkça ve caiz olmayacak bir şekilde görüşmedikçe görüşüp konuşabilirler. Yanlarında üçüncü bir kişinin bulunması onların lehinedir.
Evlenmek niyetiyle iki tarafın görüşmeleri caizdir hatta sünnettir. Kör bir evlilik sünnete aykırıdır aslında. Bu görüşme evvela samimi olmalıdır. Saniyen de kesinlikle HALVET halinde olmamalıdır. Halvet, üçüncü kişilerden emin bir ortamda erkek ve bayanın başbaşa kalmasının adıdır ki iki yabancı durumundaki erkek ve kadının halvet hali haramdır. Böyle bir görüşmede, taraflar beklentilerini ortaya koydukları gibi fiziki beğenme veya itirazlarını da araştırabilirler. Eğer evlenme sürecine ait bir ilerleme olmuyorsa defalarca görüşmek doğru olmaz. Görüşme süreci yürürken her iki tarafın da ehil birileriyle istişare etmesi uygun olur. Duygusallaşmaya karşı dikkatli olmak gerekmektedir. Zira duygusallaşma başladığı anda akıl geri kalır. Akılsız işten de zor hayır çıkar. Allah’a emanet olunuz.
Bu bilgi doğru değildir. Evet, halvet durumu haramdır, asla yapılmamalıdır ama halvet denebilecek bir hatadan dolayı nikâh zarar görmez. Böyle bir hata yapan istiğfar eder, tekrar yapmamaya dikkat eder.
Evlenmek niyetiyle iki tarafın görüşmesi caizdir hatta sünnettir. Kör bir evlilik sünnete aykırıdır aslında. Bu görüşme evvela samimi olmalıdır. İkinci olarak da kesinlikle HALVET halinde olmamalıdır. Halvet, üçüncü kişilerden emin bir ortamda erkek ve bayanın baş başa kalmasının adıdır ki iki yabancı durumundaki erkek ve kadının halvet hali haramdır. Böyle bir görüşmede, taraflar beklentilerini ortaya koydukları gibi fiziki beğenme veya itirazlarını da araştırabilirler. Eğer evlenme sürecine ait bir ilerleme olmuyorsa defalarca görüşmek doğru olmaz. Görüşme süreci yürürken her iki tarafın da ehil birileriyle istişare etmesi uygun olur. Duygusallaşmaya karşı dikkatli olmak gerekmektedir. Zira duygusallaşma başladığı anda akıl geri kalır. Akılsız işten de zor hayır çıkar.
Kadınla erkeğin HALVET/birbirlerine mahrem olmayan erkek ve kadının üçüncü kişilerden gizlenilmiş bir ortamda bulunmaları durumu caiz olmayan bir durumdur. Bu durumun oluşup oluşmadığını siz belirlemelisiniz. Gün ortasında kalabalık bir şehirde iki kilometrelik bir mesafede bir taksi HALVET oluşturmayabilir. Şehir dışı bir mekânda oluşabilir. Akşam karanlığı bunu oluşturabilir. Sizin bizzat yaşadığınız pozisyonla bunu belirlemelisiniz. Yalnız halvet sakıncası açısından yaşlı, hoca, iyi niyetli, samimi gibi ayrıntıların bir önemi yoktur, bunu da unutmayınız.
aile konusundaki diğer fetvalar
Senin yaşlarında bu tür sıkıntılar olabilir. Geçicidir bunlar. Şu hususlara dikkat etmelisin: - Namazlara önem ver. Her namaz senin için yeniden şarj olma gibi olsun. - Muhakkak günlük Kur'an okumaları yap. Az da olsa sürekli Kur'an okumalısın. - Belli bir zikir ekseni oluştur. Mesela her gün on kere salavat getir. Yüz kere kelime-i tevhid getir. - Makale yazmaya çalış. En az yüz makale denemesi yap. - Anne babanla bağlantını taze tut. - Gıdana dikkat et. Helallik şüphesi bulunan şeylerden uzak dur. - Uyku düzenin çok önemlidir: Hergün aynı saatte olmak şartıyla yedi saat uyku düzeni kur. O düzeni de bozmamaya çalış. - Riyâzu’s Salihîn’in kısa hadislerinden yüz hadis ezberleme planı yap. Haftada iki hadis ezberleyerek başla. Üçe ve dörde çıkararak rakamı büyüt. - Erkek arkadaşlardan arındır kendini. Kız arkadaşlarından da haram kokusu almayacağın bir ortam oluştur kendine. Zaman zaman camiye cemaate giderek namaz kılmaya çalış. - İstişare etmen gereken konular olunca istişareden kaçınma. - Sakın acil ve hesapsız bir evlilik sürecine girme. Bugünleri de ararsın sonra. - Dua önemlidir. Çok önemlidir. Namazların ardından, özel vakitlerde sık sık duaların olsun. Allah’a emanet ederim seni.
Şunu kaydedelim: Şu anda sihir ve büyünün varlığından çok algısı etkilidir. İnsanlar iç darlıklarını, karakter sorunlarını, çevre bunalımlarını, pek çok hastalıklarını sihir büyü üzerinden yorumlamayı tercih etmektedirler. Ortada ne o çapta bir sihir vardır ne de sihir çözebilecek “hoca” vardır. Algısı kendisinden büyük bir sömürü söz konusudur. Bu tespitten sonra mü'min insanın böyle şeytani şeylerden korunması için dikkat edeceği şeyleri tespit edebiliriz: Allah’a tevekkülünüz tam olsun. Tevekkülünüz imanınızı yansıtacaktır, unutmayınız. Allah’a tevekkül eden biri olarak çokça zikir yapmalısınız. Haramlardan uzak duracaksınız. Özellikle sabah namazını cemaatle kılmaya dikkat ediniz. Evinizde Bakara suresini sık sık hatmediniz. Felak ve Nas surelerini sabah akşam muhakkak okuyun. Yatmadan önce Bakara suresinin son iki ayetini (Amenerresülü) okuyun. Âyetelkürsi’yi sabah akşam okuyun. Hasbunellah ve ni’mel vekil çokça deyin. Bunları çocuklarınıza yani kendisi okuyamayacaklara da okuyun.
Kızım, böyle bir durumda sen yalvaran gibi duruyorsun. Erkeğin çözmesi gereken boyuta müdahil olma. Anlaşılan o ki, annesi sen gelini olsan bile sana soğuk bakacak. Vakarını korumak zorundasın. Dertli bir evlilikten ise onurlu bir bekârlık yaşamalısın. Adaya, kısa bir zaman dilimi ver mesela iki hafta içinde çözdün çözdün yoksa bırak benim peşimi de. Bu açıdan da bak meseleye kızım. Onurun ve insani kimliğin evlenmenden önemlidir.
Dini ilimler almış gibi görmeyin onları şeytanın herkese göre bir külahı vardır. Utanmanıza da gerek yoktur. Bir kenara çekin veya bir yerde bir dondurma yemeye gidin. Elinden tutarak, elinizi omuzuna koyarak şirin bir ablanın yüreğinin nasıl yandığını ve onu ne kadar sevdiğinizi hissettirerek konuşun. Büyük ihtimalle o da ağlayarak size yüreğini açacak ve çözüm için yardım isteyecek. Bir haftada olmaz ama uzun vadede onun korunmasını biiznillah sağlamış olursunuz. Onun için de çok dua edin.
Kız veya erkek çocuklarımızın oyun oynamaları fıtrî bir olaydır. Bir şeyin fıtrî olması demek onun dinimizce sakıncalı bulunmaması hatta teşvik edilmesi demektir. Özellikle çocukların bedensel ve zihinsel gelişmelerine katkısı olacak oyunlar çocuklara ulaştırılmalıdır. Çocuklarımızı sadece dini bilgiler vererek ve Kur'an ezberleterek bu hayata hazırlayamayız. Şu var ki, en temel ihtiyaç olan gıdayı bile sınırsız verdiğimizde bir sorun olarak geri gelebiliyor. Her şeyin ölçülü ve disiplinli olması şarttır. Bisiklet esasen mubahtır, yasak olmasını gerektiren bir durum yoktur. Şu ölçülere de dikkat etmeyi ihmal etmeyelim: Bisiklet, çocuk sağlık açısından risk taşımamalıdır. Kız çocuğu kullanacaksa onun bedenine uygun bir bisiklet olmalıdır. Bisiklet kullanılan çevre trafik açısından risk taşımamalıdır. Kız çocuğunun tesettürü zarar görmemelidir. Çocuğumuzun asli eğitimi ve ailesi ile bağlantısı bakımından sıkıntılı bir durum olmamalıdır.
Biz elhamdülillah mü'min insanlarız. İmanımızın en önemli temellerinden biri de kadere imanımızdır. İnsanların çocuklarının nasıl olacakları da kaderin ayrıntılarındandır. Çocukların iyi veya kötü olması onların kaderi ile alakalıdır. Babalar ve anneler çocuklarının iyi/salih olmaları için çalışmakla yükümlüdürler. Ebeveyn çocuğunu ateşten korumaya çalışır. Yaşadığı çağın imkânlarına göre bu hususta gerekeni yapmış bir baba ve anne sorumluluktan kurtulmuştur. Ne kadar gerekeni yapmıştı veya yapmamıştı, bunu sadece Allah Teâlâ bilir. Sadece bir okula göndermek veya ara sıra nasihat etmek ya da kızmak, tehdit etmek gibi yöntemleri yeterli bulan biri başka, her anını çocuklarının ne olacakları endişesi ile yaşayan ve gayret eden biri başkadır şüphesiz. Müslüman’ın ailesi ile alakalı sorumluluğu ile dinine hizmet etmesi sorumluluğu aynı şeyler değildir. İki ayrı görevden birini yapmış olmak diğerinden muaf olmayı gerektirmez. Tıpkı namaz ve oruç gibi; birini yapmış olmak diğerinden muaf olmak getirmez. Baba ve anne gerekeni yaptıktan sonra çocuğunun fasık veya kâfir olması bir imtihandır. Bu imtihandan da o sorumlu değildir. Kimse kimsenin hidayetini direkt sağlayabilecek güce sahip değildir. Çevremizde veya tarihte gördüğümüz örneklerdeki gibi bir durumu o kişilerin imtihanı olarak yorumlamamız gerekmektedir.