Fetva Meclisi
Soru
Hocam akşamüstü okuldan çıktığımda bir öğretmenim arabasıyla bırakmayı teklif ederse ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ölçümüz şu şekildedir: Bayanla erkeğin HALVET olacak şekilde bir arada bulunmaları nerede olursa olsun haramdır. HALVET, üçüncü bir kişinin bulunmadığı bir ortam demektir. Taksi, genel olarak HALVET ortamı oluşturmaz. Özel şartlara inilirse, mesela camları renkli olan bir taksi, gözden ırak bir ortamdaki alanda bekleyen taksi, otobanda dikkat çekmeyen taksi gibi ayrıntılarda risk bulunduğu ise ortadadır. Netice olarak deriz ki: Bir bayanın zaruret olmadıkça sözünü ettiğiniz şekilde taksi kullanması doğru değildir. Haramdır diyemeyiz ama haram riski taşıdığını söyleyebiliriz. 'Arkadaş eşi' gibi durumlar ise ticari taksilerden daha riskli olabilir. 5-10 km. şeklinde getirdiğiniz kayıt, meselenin 'kadının seferilik mesafesine mahremi olmadan yalnız çıkması' yasağı açısından farklılık getirmektedir.
Geçmişteki hatalarımızdan ötürü istiğfar edelim. Allah Teâlâ’nın rahmetine sığınalım. Takside erkek şoför ile yabancı bir kadın halvet durumunda olur mu? Sorunuzun özeti budur. Bu soruya cevabımız şu şekildedir: Elbette yabancı kadının yabancı bir erkeğin direksiyonda olduğu bir taksiye tek başına binmemesi gerekir. Bunda tereddüt yoktur. En azından yanında çocuğu olmalıdır. Bu temel prensibimizdir. Buna rağmen: Şehir içi trafiğinde gidiliyorsa mesela köylük arazi veya otoban gibi yalnız kalma riski taşımayan bir ortamda gidiliyorsa, Taksinin camları dışarıdan görülmeyi engelleyecek tarzda değilse, Doksan km’yi aşmayacak bir taksi kullanımı mümkündür.
Bu bilgi doğru değildir. Evet, halvet durumu haramdır, asla yapılmamalıdır ama halvet denebilecek bir hatadan dolayı nikâh zarar görmez. Böyle bir hata yapan istiğfar eder, tekrar yapmamaya dikkat eder.
Yasak olan halvet ortamında bulunmaktadır. Halvet de iki yabancının yani erkek ve kadının kapalı/korumalı bir ortamda yalnız bulunmalarıdır. Herkesin bulunduğu bir ortam ise halvet oluşturmaz. Yalnız şunu da bilmek gerekir ki, ciddi bir evlilik ve sulanmadan yürütülen bir görüşmede bir aile büyüğünün bulunması yine gereklidir.
Başka bir ayrıntı yoksa sadece kocası yanında olan bir kadını ziyaret için haram ifadesini kullanamayız. Haram olmasa da riskten ve kerahiyetten söz etmemiz de şarttır. Mahremiyete dikkat ediliyorsa ve evde o yabancı erkekle tek başına kalınmıyorsa haram demeyiz. Bunu, bir zaruret olmadığı sürece sadece keyfi bir maksatla yapmanız ise mü'min bir bayan vakarına yakışmaz.
Selamünaleyküm. Siz bu meselede kendinizi Allah'ın imtihanı karşısında şeytanın tuzakları ile başbaşa kalınca ne yapacağınız konusunda değerlendirin. Öyle durumlarda günah olduğunu bildiğiniz bir işten geri duramıyorsanız ne zaman ve nerede duracaksınız? Mü'min, fren sistemi olmayan bir araca binmez. Kedinizi toparlayıp mü'mince düşünmeye gayret etmelisiniz. Allah yardımcınız olsun.
araba konusundaki diğer fetvalar
Gitgide riski büyüyen bir sorun olarak trafik kazalarını yaşadığımız bu hayattaki en büyük kul hakkı noktalarından biri olarak görmemiz gerekir. Trafik kurallarına muhakkak uyulmalı ve uyulmamasını günah olarak görmeliyiz. Trafik kuralı koyan mercilerin dini merciler olmaması bu gerçeği değiştirmez. Herhangi bir kazadan sonra da helalleşmenin ahiret açısından gerekli olduğunu bilmeliyiz. Sürücü yüzde yüz kurala uygun sürüş yapıyordu ise ortaya çıkabilecek bir kazanın sonuçlarından mesul olmaz. Buradaki uygunluk izin verilen sürati aşmamaktan aracın bakımını yapmış olmaya kadar en ince ayrıntıları ihtiva eder. Söz konusu kurala uygunluğu da yetkili mercilerin raporu belirleyecektir. Hile yapılmamış, taraflardan biri kayrılmamış bir rapor muteberdir. Sürücünün hatası söz konusu ise mesela sürati fazla ise veya daha dikkatli davransa durabileceği bir mesafede kaza yapmış ise gibi hatalarla kazanın sonuçlarına katlanır. Bu sonuçlar ölüm durumunda diyet ödemek ve keffaret orucu tutmaktır. Kusur her iki tarafta da olacak bir sonuç söz konusu ise sürücü keffaretini tutar. Hatası oranı kadar da diyet öder. Mesela yayaya yasak bir yola yaya çıkmış ve sürücü de dikkat etse çarpmayacak iken dikkatsiz olduğu için çarpmış ise hata oranı kadar taraflar sorumluluğu üslenirler. Kaza, üçüncü tarafın sebep olması ile oluştu ise mesela bir başka araç arkadan onun çarpıp kaza yapmasına sebep oldu ise üçüncü taraf söz konusu sorumluluğu yüklenir. Ölüm nedeni ve benzeri etken sebepler için yapılacak tıbbi tespitler de muteberdir. Ölüm, yaralanma ve benzeri insan üzerindeki hasar için muhakkak bir fetva merciine müracaat ederek dinen ödenmesi gereken miktar ve ödeme şekli öğrenilmelidir. Yetkili mercilerin tespit ettiği maddi hasar da karşı tarafa ödenmelidir.
Peşin alındığında bir fiyata satılan ama taksitle alındığında başka bir fiyata satılan malın ticaretinde sakınca yoktur. Sakıncalı olan, ödeme yapılacağı gün ödeme yapılmadığı için kararlaştırılmış fiyata yani ücrete gecikme bedeli konmasıdır. Bu ise haramdır.
Bir yerdeki işçi/çalışan o işte ve yerde emin olmalıdır. Emanete riayet etmek ise mü'min karakteridir. Eğer o yaptığınız iş, şirkete ait bir nesneyi tüketiyorsa zaten kul hakkı barizdir. Tüketilen bir şey yoksa bile mesela bilgisayarı kullanıyorsanız ortada bir yıpranma vardır. Özellikle şirket sahibinin bunu ihtiva eden genel bir izni yoksa kullanmamalısınız. Devlet daireleri için de durum aynıdır.
Size emreden en üst makamın izni helal olması için yeterlidir. Müdür veya bir üstü biliyorsa ve izin veriyorsa sorun yoktur biiznillah.
Katılım bankalarının işlemleri kâğıt üzerinden izlendiğinde faiz olmadığı anlaşılmaktadır. Ekonomiden anlayanlar ise bu konuda tereddüt gösteriyorlar. Biz bir işlemin zahiren görüntüsünü inceleyebiliriz. Zahiri görüntüye göre de onlarla ticarette sıkıntı yoktur gibi duruyor.
Bankalardan alınan araç ve ev kredisi, “kredi” kelimesinin tanımı (para karşılığı alınan para) itibariyle faizdir. Katılım bankaları bunu para değil de kâğıt üzerinde de olsa bir şeyin alınıp verildiği ticarî işlem hâlinde yaptıkları için caiz olmaktadır. Elbette neyin kâğıt üzerindeki gibi işlediği meselesi ayrı bir konudur. Kredi kelimesi, içeriğini bildiğimiz hâliyle kullanıldığı sürece ne alınmış olursa olsun faiz denen günahın kapsamına girer.