Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bir şirkette çalışıyorum. İş vakti dışında şirketin araçlarını özel ihtiyacım için kullansam günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Çalışanın işverenin kazancına zarar oluşturacak bir iş yapması, iş yerinde bulunurken başka bir alandaki işi de olsa görüp para kazanması, iş sözleşmesinde bunun konuşulup işverenin de kabul etmesi ile ancak caiz olur.
Günah ortamlarına götürmüyorsa ve kanuna aykırı da bir iş yapmıyorsa sakıncası olmaz.
Vatandaşa devletin tanıdığı hakları vatandaşın kullanması, kurallar dâhilinde olduktan sonra bir sakınca barındırmaz. Bir insanın çalışmasını az vergi verecek şekilde ayarlaması bir suç değildir. Suç, hile yapması, yalana tevessül etmesidir.
Aleykümselam. Sizin çalışmanıza ait kurallar arasında buna müsamaha ediliyorsa ya da en yetkili amiriniz uygun buluyorsa kullanabilirsiniz. Aksi takdirde kullanmanız caiz olmaz.
Sizin bir hakkınız yeniyor veya size vaat edilen bir şey yerine getirilmiyorsa hakkınızı arayabilirsiniz elbette. Başkasının böyle bir işine ise asla karışmamalısınız. Kendinizi sivil müfettiş yerine koymayın.
İş yeri idarecinizin izin vermesi veya vermemesine göre değerlendirin bunu.
araba konusundaki diğer fetvalar
Katılım bankalarının işlemleri kâğıt üzerinden izlendiğinde faiz olmadığı anlaşılmaktadır. Ekonomiden anlayanlar ise bu konuda tereddüt gösteriyorlar. Biz bir işlemin zahiren görüntüsünü inceleyebiliriz. Zahiri görüntüye göre de onlarla ticarette sıkıntı yoktur gibi duruyor.
Kadınla erkeğin HALVET/birbirlerine mahrem olmayan erkek ve kadının üçüncü kişilerden gizlenilmiş bir ortamda bulunmaları durumu caiz olmayan bir durumdur. Bu durumun oluşup oluşmadığını siz belirlemelisiniz. Gün ortasında kalabalık bir şehirde iki kilometrelik bir mesafede bir taksi HALVET oluşturmayabilir. Şehir dışı bir mekânda oluşabilir. Akşam karanlığı bunu oluşturabilir. Sizin bizzat yaşadığınız pozisyonla bunu belirlemelisiniz. Yalnız halvet sakıncası açısından yaşlı, hoca, iyi niyetli, samimi gibi ayrıntıların bir önemi yoktur, bunu da unutmayınız.
Gitgide riski büyüyen bir sorun olarak trafik kazalarını yaşadığımız bu hayattaki en büyük kul hakkı noktalarından biri olarak görmemiz gerekir. Trafik kurallarına muhakkak uyulmalı ve uyulmamasını günah olarak görmeliyiz. Trafik kuralı koyan mercilerin dini merciler olmaması bu gerçeği değiştirmez. Herhangi bir kazadan sonra da helalleşmenin ahiret açısından gerekli olduğunu bilmeliyiz. Sürücü yüzde yüz kurala uygun sürüş yapıyordu ise ortaya çıkabilecek bir kazanın sonuçlarından mesul olmaz. Buradaki uygunluk izin verilen sürati aşmamaktan aracın bakımını yapmış olmaya kadar en ince ayrıntıları ihtiva eder. Söz konusu kurala uygunluğu da yetkili mercilerin raporu belirleyecektir. Hile yapılmamış, taraflardan biri kayrılmamış bir rapor muteberdir. Sürücünün hatası söz konusu ise mesela sürati fazla ise veya daha dikkatli davransa durabileceği bir mesafede kaza yapmış ise gibi hatalarla kazanın sonuçlarına katlanır. Bu sonuçlar ölüm durumunda diyet ödemek ve keffaret orucu tutmaktır. Kusur her iki tarafta da olacak bir sonuç söz konusu ise sürücü keffaretini tutar. Hatası oranı kadar da diyet öder. Mesela yayaya yasak bir yola yaya çıkmış ve sürücü de dikkat etse çarpmayacak iken dikkatsiz olduğu için çarpmış ise hata oranı kadar taraflar sorumluluğu üslenirler. Kaza, üçüncü tarafın sebep olması ile oluştu ise mesela bir başka araç arkadan onun çarpıp kaza yapmasına sebep oldu ise üçüncü taraf söz konusu sorumluluğu yüklenir. Ölüm nedeni ve benzeri etken sebepler için yapılacak tıbbi tespitler de muteberdir. Ölüm, yaralanma ve benzeri insan üzerindeki hasar için muhakkak bir fetva merciine müracaat ederek dinen ödenmesi gereken miktar ve ödeme şekli öğrenilmelidir. Yetkili mercilerin tespit ettiği maddi hasar da karşı tarafa ödenmelidir.
Peşin alındığında bir fiyata satılan ama taksitle alındığında başka bir fiyata satılan malın ticaretinde sakınca yoktur. Sakıncalı olan, ödeme yapılacağı gün ödeme yapılmadığı için kararlaştırılmış fiyata yani ücrete gecikme bedeli konmasıdır. Bu ise haramdır.
Size emreden en üst makamın izni helal olması için yeterlidir. Müdür veya bir üstü biliyorsa ve izin veriyorsa sorun yoktur biiznillah.
Bankalardan alınan araç ve ev kredisi, “kredi” kelimesinin tanımı (para karşılığı alınan para) itibariyle faizdir. Katılım bankaları bunu para değil de kâğıt üzerinde de olsa bir şeyin alınıp verildiği ticarî işlem hâlinde yaptıkları için caiz olmaktadır. Elbette neyin kâğıt üzerindeki gibi işlediği meselesi ayrı bir konudur. Kredi kelimesi, içeriğini bildiğimiz hâliyle kullanıldığı sürece ne alınmış olursa olsun faiz denen günahın kapsamına girer.