Fetva Meclisi
Soru
Hocam Katılım bankası aracılığıyla araba almak caiz midir? Bu şekilde faize bulaşmış olur muyuz? Bu yönteme başvurmanın dinen bir sakıncası var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Katılım bankaları ile ilişki, faizli bankalara göre biraz daha ehvendir. Yani katılımlar için “faizlidir, haramdır” açıkça söylenemiyor. Evet, uzak durmak bereketli kalma sebebidir ama oradan araba alan faize girdi de denemez. Yine de siz, eşinizle böyle bir sebepten ötürü tartışma yaşamayın, şeytan aranıza fitne sokmasın.
Bu bankaların bize görünen şeklinde faiz yoktur diye biliyoruz ama nasıl işliyor, ne yapıyorlar bilemiyoruz. Zaruret durumunda oralara gidilebilir diyoruz. Kâğıt üzerinde helale yakın çalıştıkları görülüyor.
KÂĞIT ÜZERİNDE ifadesi ile yüzeysel olarak bakıldığında helal olduğunu söylemek istiyoruz. Ayrıntılarına girildiğinde sıkıntı doğabilir. Mevcut şartlarda ancak bu kadarı yapılabiliyor diye bu izahı vermek durumundayız.
Çalıntı ve benzeri bir sakınca olmadığı sürece aracın alınış tarzı sizin için sakıncalı bir durum oluşturmaz
Selamünaleyküm. Bu kurumların işlemleri kâğıt üzerinde helal görülmektedir.
Katılım bankalarının İslam'a uygun çalıştıklarını söylemek çok zordur. Söylenebilecek doğruya en yakın söz, işletenlerinin diğer bankaların işleticileri gibi düşünmediği olabilir. Bu da bize zaruret halinde onlarla çalışmaya bir ruhsat oluşturabilir. Buna göre değerlendirebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
araba konusundaki diğer fetvalar
Bir yerdeki işçi/çalışan o işte ve yerde emin olmalıdır. Emanete riayet etmek ise mü'min karakteridir. Eğer o yaptığınız iş, şirkete ait bir nesneyi tüketiyorsa zaten kul hakkı barizdir. Tüketilen bir şey yoksa bile mesela bilgisayarı kullanıyorsanız ortada bir yıpranma vardır. Özellikle şirket sahibinin bunu ihtiva eden genel bir izni yoksa kullanmamalısınız. Devlet daireleri için de durum aynıdır.
Kadınla erkeğin HALVET/birbirlerine mahrem olmayan erkek ve kadının üçüncü kişilerden gizlenilmiş bir ortamda bulunmaları durumu caiz olmayan bir durumdur. Bu durumun oluşup oluşmadığını siz belirlemelisiniz. Gün ortasında kalabalık bir şehirde iki kilometrelik bir mesafede bir taksi HALVET oluşturmayabilir. Şehir dışı bir mekânda oluşabilir. Akşam karanlığı bunu oluşturabilir. Sizin bizzat yaşadığınız pozisyonla bunu belirlemelisiniz. Yalnız halvet sakıncası açısından yaşlı, hoca, iyi niyetli, samimi gibi ayrıntıların bir önemi yoktur, bunu da unutmayınız.
Gitgide riski büyüyen bir sorun olarak trafik kazalarını yaşadığımız bu hayattaki en büyük kul hakkı noktalarından biri olarak görmemiz gerekir. Trafik kurallarına muhakkak uyulmalı ve uyulmamasını günah olarak görmeliyiz. Trafik kuralı koyan mercilerin dini merciler olmaması bu gerçeği değiştirmez. Herhangi bir kazadan sonra da helalleşmenin ahiret açısından gerekli olduğunu bilmeliyiz. Sürücü yüzde yüz kurala uygun sürüş yapıyordu ise ortaya çıkabilecek bir kazanın sonuçlarından mesul olmaz. Buradaki uygunluk izin verilen sürati aşmamaktan aracın bakımını yapmış olmaya kadar en ince ayrıntıları ihtiva eder. Söz konusu kurala uygunluğu da yetkili mercilerin raporu belirleyecektir. Hile yapılmamış, taraflardan biri kayrılmamış bir rapor muteberdir. Sürücünün hatası söz konusu ise mesela sürati fazla ise veya daha dikkatli davransa durabileceği bir mesafede kaza yapmış ise gibi hatalarla kazanın sonuçlarına katlanır. Bu sonuçlar ölüm durumunda diyet ödemek ve keffaret orucu tutmaktır. Kusur her iki tarafta da olacak bir sonuç söz konusu ise sürücü keffaretini tutar. Hatası oranı kadar da diyet öder. Mesela yayaya yasak bir yola yaya çıkmış ve sürücü de dikkat etse çarpmayacak iken dikkatsiz olduğu için çarpmış ise hata oranı kadar taraflar sorumluluğu üslenirler. Kaza, üçüncü tarafın sebep olması ile oluştu ise mesela bir başka araç arkadan onun çarpıp kaza yapmasına sebep oldu ise üçüncü taraf söz konusu sorumluluğu yüklenir. Ölüm nedeni ve benzeri etken sebepler için yapılacak tıbbi tespitler de muteberdir. Ölüm, yaralanma ve benzeri insan üzerindeki hasar için muhakkak bir fetva merciine müracaat ederek dinen ödenmesi gereken miktar ve ödeme şekli öğrenilmelidir. Yetkili mercilerin tespit ettiği maddi hasar da karşı tarafa ödenmelidir.
Peşin alındığında bir fiyata satılan ama taksitle alındığında başka bir fiyata satılan malın ticaretinde sakınca yoktur. Sakıncalı olan, ödeme yapılacağı gün ödeme yapılmadığı için kararlaştırılmış fiyata yani ücrete gecikme bedeli konmasıdır. Bu ise haramdır.
Size emreden en üst makamın izni helal olması için yeterlidir. Müdür veya bir üstü biliyorsa ve izin veriyorsa sorun yoktur biiznillah.
“Hac düşer mi?” sorusunu “Zekât düşer mi?” gibi anlamamalıyız. Belli bir miktar para belli bir süre bekleyince ona zekât düşer yani onun belli bir miktarı zekât olarak verilir. Hac böyle değildir. Bir Müslüman'ın mevsiminde hacca gidip gelecek kadar malı varsa o kimseye hacca gitmelisin denir. Siz bunu soruyor olmalısınız. Araba almak için para biriktirdi iseniz ve parayı arabaya yatırmadı iseniz sizin paranız var kabul edilir. Paranız varsa ve hacca gitme fırsatı da doğdu ise hacca gitmeniz gerekir. Bir şeye yatırım yapmak başka bir ibadeti kilitlemez.