Fetva Meclisi
Soru
Hocam bizim çalıştığımız şirketin birçok şirket aracı var. Biz bu araçlarla işe gidip geliyoruz. Her gün yüz km yol yapıyoruz ve bu araçlar bizde kalıyor. Biz bu araçlarla özel işlerimizi de yapıyoruz. Bağlı olduğumuz müdürümüz ve onun bağlı olduğu müdürler de biliyorlar. Ayrıca bu araçlarda takip cihazları var ve denetleniyorlar. Yani ben iş dışı akşam vakti, tatil günü saat kaçta nereye gittiysem raporlanıyor. Ancak bu şirket binlerce çalışanı olan bir holding ve holding sahibi veya hissedarları bu araçların kullanılıp kullanılmadığını bilmezler. Özetle müdürlerimiz izin veriyor, bu durumda bu araçları kullanmamız helal midir?
Cevap
Benzer fetvalar
İş sahibinize bir zarar vermiyorsanız ve iş sahibi size özel bir şartla bunu yasaklamadı ise sakıncası olmaz. Bunu yaparken ne kadar zarar verip vermediğinizi objektif bir gözle incelemelisiniz.
Aleykümselam. Sizin çalışmanıza ait kurallar arasında buna müsamaha ediliyorsa ya da en yetkili amiriniz uygun buluyorsa kullanabilirsiniz. Aksi takdirde kullanmanız caiz olmaz.
Selamünaleyküm. İşçi sözleşmesinde yazanı uygulamak zorundadır. Yetkilinin açık bir izni varsa erken de gidebilir. Açık izin olmadıkça alınan maaşta sıkıntı olur.
Bir yerdeki işçi/çalışan o işte ve yerde emin olmalıdır. Emanete riayet etmek ise mü'min karakteridir. Eğer o yaptığınız iş, şirkete ait bir nesneyi tüketiyorsa zaten kul hakkı barizdir. Tüketilen bir şey yoksa bile mesela bilgisayarı kullanıyorsanız ortada bir yıpranma vardır. Özellikle şirket sahibinin bunu ihtiva eden genel bir izni yoksa kullanmamalısınız. Devlet daireleri için de durum aynıdır.
Yaptığınız iş, 1- İnsanların namaz ve benzeri ibadetlerini aksatmıyorsa, 2- Rızıklarından kısıp size vererek mağdur olmalarına sebep olmuyorsa, 3- Derslerini ve yükselmelerini engellemiyorsa, 4- Ebeveynlerine asi olmalarına neden olmuyorsa, 5- Zina ve kumar gibi haramlara alışmalarına vesile olmuyorsa, 6- Haramlardan bir harama kaymalarına neden olmuyorsa yapılmasında bir sakınca yoktur. Aksi oluyorsa kimseye sormanıza gerek yoktur; yanlışa yataklık yaptıkça helal kazanmış olmazsınız. Allah sizi ve bizi hatadan korusun.
Yaptığınız işte bir harcama kapalılığı yani tartışma konusu olabilecek bir nokta veya ücret oranı üzerinde tartışma olmadığına/olmayacağına göre sizin açınızdan ve işi veren açısından helallik sorunu da yok demektir. Bu şekilde çalışabilirsiniz.
araba konusundaki diğer fetvalar
Peşin alındığında bir fiyata satılan ama taksitle alındığında başka bir fiyata satılan malın ticaretinde sakınca yoktur. Sakıncalı olan, ödeme yapılacağı gün ödeme yapılmadığı için kararlaştırılmış fiyata yani ücrete gecikme bedeli konmasıdır. Bu ise haramdır.
Gitgide riski büyüyen bir sorun olarak trafik kazalarını yaşadığımız bu hayattaki en büyük kul hakkı noktalarından biri olarak görmemiz gerekir. Trafik kurallarına muhakkak uyulmalı ve uyulmamasını günah olarak görmeliyiz. Trafik kuralı koyan mercilerin dini merciler olmaması bu gerçeği değiştirmez. Herhangi bir kazadan sonra da helalleşmenin ahiret açısından gerekli olduğunu bilmeliyiz. Sürücü yüzde yüz kurala uygun sürüş yapıyordu ise ortaya çıkabilecek bir kazanın sonuçlarından mesul olmaz. Buradaki uygunluk izin verilen sürati aşmamaktan aracın bakımını yapmış olmaya kadar en ince ayrıntıları ihtiva eder. Söz konusu kurala uygunluğu da yetkili mercilerin raporu belirleyecektir. Hile yapılmamış, taraflardan biri kayrılmamış bir rapor muteberdir. Sürücünün hatası söz konusu ise mesela sürati fazla ise veya daha dikkatli davransa durabileceği bir mesafede kaza yapmış ise gibi hatalarla kazanın sonuçlarına katlanır. Bu sonuçlar ölüm durumunda diyet ödemek ve keffaret orucu tutmaktır. Kusur her iki tarafta da olacak bir sonuç söz konusu ise sürücü keffaretini tutar. Hatası oranı kadar da diyet öder. Mesela yayaya yasak bir yola yaya çıkmış ve sürücü de dikkat etse çarpmayacak iken dikkatsiz olduğu için çarpmış ise hata oranı kadar taraflar sorumluluğu üslenirler. Kaza, üçüncü tarafın sebep olması ile oluştu ise mesela bir başka araç arkadan onun çarpıp kaza yapmasına sebep oldu ise üçüncü taraf söz konusu sorumluluğu yüklenir. Ölüm nedeni ve benzeri etken sebepler için yapılacak tıbbi tespitler de muteberdir. Ölüm, yaralanma ve benzeri insan üzerindeki hasar için muhakkak bir fetva merciine müracaat ederek dinen ödenmesi gereken miktar ve ödeme şekli öğrenilmelidir. Yetkili mercilerin tespit ettiği maddi hasar da karşı tarafa ödenmelidir.
Bankalardan alınan araç ve ev kredisi, “kredi” kelimesinin tanımı (para karşılığı alınan para) itibariyle faizdir. Katılım bankaları bunu para değil de kâğıt üzerinde de olsa bir şeyin alınıp verildiği ticarî işlem hâlinde yaptıkları için caiz olmaktadır. Elbette neyin kâğıt üzerindeki gibi işlediği meselesi ayrı bir konudur. Kredi kelimesi, içeriğini bildiğimiz hâliyle kullanıldığı sürece ne alınmış olursa olsun faiz denen günahın kapsamına girer.
Kadınla erkeğin HALVET/birbirlerine mahrem olmayan erkek ve kadının üçüncü kişilerden gizlenilmiş bir ortamda bulunmaları durumu caiz olmayan bir durumdur. Bu durumun oluşup oluşmadığını siz belirlemelisiniz. Gün ortasında kalabalık bir şehirde iki kilometrelik bir mesafede bir taksi HALVET oluşturmayabilir. Şehir dışı bir mekânda oluşabilir. Akşam karanlığı bunu oluşturabilir. Sizin bizzat yaşadığınız pozisyonla bunu belirlemelisiniz. Yalnız halvet sakıncası açısından yaşlı, hoca, iyi niyetli, samimi gibi ayrıntıların bir önemi yoktur, bunu da unutmayınız.
Dinimiz insan hayatını ve malı korumayı emretmiştir. Trafik bu iki korunması zorunlu değer olan can ve mal üzerinde risk oluşturmaktadır. Mevcut trafik kuralları esasta bu iki değeri korumak için geliştirilmiştir. Direkt dinle alakalı olmayan bir konu olsa da sonuç olarak dinin korunmasını emrettiği can ve malı korumaya yönelik kurallardan oluşmaktadır. Bu sebeple dine aykırı bir durum oluşturmayan trafik kurallarına uymak dinen zorunludur denir.