Fetva Meclisi
Soru
Çalıştığım işyerinde yöneticiyim ve işleri taşeronlara dağıtmakta yetkiliyim. Bazı işleri de hafta sonları ve geceleri kendim yaparak şirket adına kendime hak ediş veriyorum. Bunu da bir taşeronum üzerinden yapıyorum. İşi ben yapıyorum ama patronum bunu bilmiyor, ama bu işi yaparken de şirket kaynaklarını ve mesaimi kullanmıyorum; hafta sonu ve akşamları ek iş olarak yapıyorum. Bu kazanç helal midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Size emreden en üst makamın izni helal olması için yeterlidir. Müdür veya bir üstü biliyorsa ve izin veriyorsa sorun yoktur biiznillah.
Çalışanın işverenin kazancına zarar oluşturacak bir iş yapması, iş yerinde bulunurken başka bir alandaki işi de olsa görüp para kazanması, iş sözleşmesinde bunun konuşulup işverenin de kabul etmesi ile ancak caiz olur.
Eğer size işveren firma/kurum sizinle yaptığı sözleşmeye “başkasına yaptırmama, bizzat kendin yapma” gibi bir şart getirmedi ise sakıncası olmaz. Eğer öyle bir şart getirdi ve siz de kabul etti iseniz imzanıza sahip çıkmalısınız.
Size iş veren iş sahibinin sizden beklentilerini karşılama konusunda bir sorun yoksa sizin aldığınız ücrette sıkıntı yoktur. İş sahibiniz sizi yetersiz buluyorsa zaten ücreti kısacaktır.
Selamünaleyküm. Çalıştığınız iş yerindeki işinizin aynısını dışarıda yapmanız caizdir. Şu hususlara dikkat ederseniz kazandığnız helal olur: a-Kesinlikle, maaşlı olduğunuz yerdeki mesainizle bunun bağlantısı olmayacak. Çünkü çalıştığınız yer, sizin şu saatten bu saate kadar olan her dakikanızı kiralamıştır. Bir telefon görüşmesi bile o saatler içinde özel işinize ayrılmamalıdır. b-Çalıştığınız yerle yaptığınız anlaşmada, dışarıda bir iş yapmama gibi bir söze imza atmamış olmanız gerekir. Çünkü Müslüman sözünün esiridir. c-Çalıştığınız iş yerinin araç ve gereçlerini kullanmayacaksınız. d-Çalıştığınız iş yerinin müşterilerini, kullanmayacaksınız.
Sadece haram olan bir işi yapıyor olmak orada işçi bile olsa kişi kazancını haram yapar. Geneli haram olmayanlardan oluşan ama haram olanın da bulunduğu mesela bir markette çalışan kişi, bizzat o haram olan bölümde çalışmıyorsa kazancı için haram demeyiz. Elbette en helal olanı aramak ve bulmak asıl hedefimiz olmalıdır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Vahhabilik, vahhabi olmayanların büyüttüğü küçük bir ekoldür. Osmanlı hilafetinin gerileme dönemindeki boşluktan kaynaklanan zafiyette ortaya çıkmış ve planlı bir şekilde, Suudi Arabistan’ın zenginliklerinden yararlandırılmıştır. Vahhabiliğin kökü iki asırdan öteye gitmediği halde, İbni Teymiye’ye bağlı görünmeyi kendileri için uygun görmüşlerdir. Vahhabilik, üç beş kısır konu etrafında dönen bir düşünce akımıdır. Ekolün geliştiği bölgenin Mekke ve Medine’ye yakın olması, bütün dünya Müslümanları açısından gündem olmalarını ve etkin görünmelerini sağladı. Vahhabilik itikatla ilgili meseleler etrafındadır. Ameli konularda, genelde Hanbeli mezhebini izlemektedirler. Vahhabilerin ortaya çıkışını ve belirli fikirleri savunmalarını doğru gibi gösterecek ipuçlarının olmadığını da iddia edemeyiz. Ama biz vasat olmak zorundayız. Vahhabilik her şeyden önce vasat olma özelliğini kaybetmiş bir ekoldür. Bizim onları tartışırken vasatlığımızı kaybetmemiz halinde, onlara benzer bir yolu izlemiş oluruz. Yol Allah’a gidiyorsa, dileyen dilediği gibi gitsin! Yeter ki kılavuz Kur’an ve sünnet olsun!
O ülkenin para pirimi ile alacağınız ne kadar ise onu bugün aynı para primi ile hesaplayıp alın. Yaptığınız hukuk masraflarını da alın. Gerisini size ait olmayan bir yere harcamalısınız. Aileniz olmamalı bu harcama yeri. Ya da zaten harcama yapmanız gereken bir yer olmamalı.
Sizin yaptığınızın sonucu şudur: Farz olan üçüncü rekâtı geciktirdiniz. Bu geciktirme bir salavat okuyacak kadar olunca da sehiv secdesi gerekir. Sehiv secdesi ile namaz tamam olur. Unutulup yapılmasa da namaz biiznillah tamamdır.
Kadın, hayatın yarısıdır. İnsan, kadın ve erkekten oluşmaktadır. Kadınsız bir hayat düşünülemeyeceği gibi, onsuz bir din de düşünülemez. Aynı şekilde kadınsız bir imtihan da düşünülemez. Rabbimiz, bizi imtihan etmeyi murat etiğinde, bünyemize o imtihanın araçlarına da koydu. İçimizdeki cinsel şehvet arzusu bu araçlardan biridir. Cinselliği nedeniyle erkeğe karşı kadın, kadına karşı kadın, ilk insanlardan beri sorundur. Allah’ın insanı, terbiye eden kuralları arasında da kadınla belirginleşen şehveti dizginleme kuralları göze çarpan en önemli kurallar arasındadır. İslam bir eğitim dinidir. İnsanı başıboşluktan, ilahi terbiyeye almakta ve cennete girmeye müsait hale getirmektedir. Ana ekseni şer etrafında dönen anlayışların, İslam’la mücadele ederken önlerine çıkan ilk engel, fıtratı bozulmamış, hilkatine uygun yaşayan Müslüman kadınlardır. Elbette, Müslüman kadına karşı yoğun bir tepki gösterecek ve onu asli kimliğinden koparmaya çalışacaklardır. Çünkü Müslüman kadın bozulduktan sonra, onların cephelerde savaşmasına gerek kalmadan kazanacakları bir savaş söz konusu olacaktır. Kadın üzerinden savaşırken, öne sürebilecekleri şey, Müslüman kadını farklı yapan şeylerdir. Şimdi Müslüman kadınların bile onların söylediğine inanıyor olması, savaş esnasında iman zafiyetinin tezahürü ile ortaya çıkan açıklarımızdır. Allah’a sığınıp yolumuza devam etmek durumundayız. Onların icat etmek istedikleri kadın tipi ortadadır. İslam’ın yaşatmak istediği kadın tipi de bellidir. Onlar, vücudu para eden, ifsat aracı olarak kullanılan, başıboş bir kadın isterler. İslam ise; - İmanı güçlü, - İbadeti sürekli ve ihlâslı, - Çok doğuran - Nesil yetiştiren, - Eşinin yüreği, - Cihad eden bir kadın ister. Bu isteği doğrultusunda da kadına ayrıcalıklar ve muafiyetler getirilmiş, adeta erkek kadının hizmetine verilmiştir. Kâfirler ise, anlamak istemedikleri hakikati kendi sefih anlayışlarına göre şekillendirmeye çalışmaktadırlar. Meselenin özü budur.
Yatsı namazını ezan vaktinde kılmanızı tavsiye ederiz.
Zaten gayri ciddi bir niyetle görüşmeniz asla doğru olmaz. Ciddi niyetlerle görüşürken de ölçüsüz olamazsınız. Şu sorunun cevabını zihninizde tartmaya çalışınız: Şeytan, gayri ciddi olanları mı tercih eder? Cevap kesindir: Şeytan için böyle bir ölçü yoktur. Bunun için, evlenmeyi düşündüğünüz biriyle -gezmek de dahil- ilişkilerinizde şu kurallara uymanız gerekmektedir: 1- Kesinlikle HALVET halinde olmayacaksınız. Halvet, na mahreminizle kapalı bir ortamda baş başa kalmanızdır. Halvet haramdır. Bir erkekle bir kadın halvet halinde oldular mı onların üçüncüsü şeytandır. Muhakkak beraberinizde üçüncü bir şahıs bulunmalıdır. 2- Zaruret ölçülerini aşmayacaksınız. Zaruret, evlilik şartlarını konuşup, pazarlık etme ile sınırlı olmalıdır. 3- Ebveyninizin çiğnenmiş olacağı bir yola girmeyin. Çok özel bir durum olmadıkça, onlara danışarak böyle bir işe girişin. 4- Nikâhlanmadıkça elinizi eline değdirmeyeceksiniz. 5- Görüşmelerinize kılıf olsun diye nikâh yapmayın. Nikâh ciddi bir iştir ve şakası yoktur. Zevkinize maşa olsun diye nikâh yapmanız doğru değildir. 6- Bu süreyi aylara yaymayın. Mümkün olan en kısa sürede olumlu veya olumsuz kararınız verilmiş olmalıdır. 7- Gönlünüzü kaptırmadan, iyi bir istişare yapmış olun. Tecrübesizliğin bedelinin bir ömür boyu sürecek yanılgılar olabileceğini bilmelisiniz. Duygularınızla değil aklınızla karar vermeye çalışın. Tecrübeye saygı gösterin.