Fetva Meclisi
Soru
Hocam ailemize sihir büyü yapıldığını zannediyorum. Hocalara gittik ama tam bir sonuç alamadık. Bize sihir büyü yapılmaması için nelere dikkat etmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
En temel itikat esaslarımıza kaynak olan Kur'an, sünnet ve icma gibi delillere dayanarak sihir vardır deriz. Sihrin varlığı inkâr edilecek olsa en başta Kur'an âyetleri inkâr edilmiş olur maazallah. Buna rağmen sihir, ilk yedi büyük günahtan biridir. Yapılması en ağır günahlardan biri olduğuna inanılması gerekir. Kıyamete kadar sihir üzerinden zarar vermek isteyenler bulunuyor olacaktır. Bu zarar iki türlüdür. Birincisi fiilen sihri yapıp insanlara zarar verenlerin zararıdır. İkincisi de aslında sihir yapamadığı hâlde veya sihir ortada bulunmadığı hâlde insanların sihir psikolojisi ile yıpratılmalarıdır. Buna biz bir nevi sihir sömürüsü de diyebiliriz. Öyle veya böyle mü'min insan, gerekli tedbirlerini aldıktan sonra Allah’a sığınmasını bilen insandır. Sihirden de Allah’a sığınmak nihai çaredir. Felak-Nas surelerini sabah akşam bu niyetle okuyarak bir sığınma yapılmış olur. Takva ehli olmaya çalışmak, takvayı gerektiren tercihleri kullanmak ya da işler yolunda iken Allah’tan yana olarak sıkıntıda onun yardımını hak etmek bir başka izlenmesi gereken yöntemdir. Sabrın en ince ayrıntıları ile hayat tarzı olarak bilinmesi önemlidir. Allah’a tevekkülü iman gereği bilmek önemlidir. Bir başka husus da şudur: Sihir var olmakla beraber onu, peşinden gidilir bir gündem durumuna getirmek, kendi korkunu kendin üretmek düzeyine gelecek şekilde sihirden etkilenmek yanlış bir yöntemdir. Bu tür takıntılar, olmayan sihri bile var edebilir. İlerlediğinde psikiyatrik vakalara neden olabilir. Bundan uzak durmasını bilmek gerekir. Tevbe ederek geçmiş hatalardan arınmak bir iç huzur vereceği için tevbe de sihre karşı manevi bir destektir. Bela olan her şeye karşı sadakanın defedici olduğu da unutulmamalıdır.
Selamünaleyküm. Bununla oyalanmayın. Bakın oyalanmayın diyorum. İşinize bakın, nasibinizi arayın. Kim bilir Allah Teâlâ sizi hangi belalardan koruduğu için önünüzü kapatıyor, vakti gelince de açacak. O'na dayanın, sebeplere sarılın.
Allah'tan nefislerimizin şerrinden bizi korumasını dileriz. Babanızın durumu esef vericidir. Ancak siz, kesinlikle babanızın hatasından ötürü ona karşı edep dışı tavırlar içinde olmayın. Onun hesabı Rabbi ile arasındadır. Dolaylı yollarla onu ikna etmeye çalışabilirsiniz. Babanızın yaptığının şu kadar veya bu kadar bir benzeri de büyü muhtevalı çözümlerdir. Nefis ve şeytan ağlarına takılmanın adı büyü olmuştur. Maalesef yoğun bir ilgi de görmektedir. Asla o yolları kullanmanızı tavsiye etmiyorum. İkna etme ve sabırla bekleme yolunu denemelisiniz. Bataklığın birinden çıkmadan diğerine girmenin ne anlamı olacak? Allah'a emanet olun.
Cinlerden korku, genellikle bilinmezlikten ve çevreden duyulan hikâyelerden kaynaklanır. Cinler Allah’ın yarattığı varlıklardır ve bizim üzerimizde doğrudan bir güçleri yoktur. Onlar bize zarar veremez ancak vesvese ve korkutmayla insanın zihnini etkileyebilirler. Cinlere karşı alınabilecek tedbirlerden bazıları şunlardır: a) Dua okumaktır. Okunabilecek dualardan bazılarına yer verebiliriz. Felak ve Nas Sureleri: Bu sureler cinlerden ve tüm görünmez varlıkların şerrinden korunmak için etkilidir. Sabah ve akşam üçer kez okuyabilirsiniz. Ayet-el Kürsi: Özellikle yatmadan önce okuyarak kendinizi Allah’a emanet edin. Fâtiha suresini okumak. Bismillah demek: Her işe başlarken “Bismillah” demek, Allah’ın koruması altına girmektir. b) Temizlik: Evde gereksiz korku yaratan hurafe veya hikâyelere dair nesneler bulundurmayın. Temiz bir ortamda yaşamak (hem maddi hem manevi temizlik) cinlerin etkisini engeller. c) Tevekkül: Allah, sizi en güçlü şekilde koruyandır. Cinler de Allah’a boyun eğmiş varlıklardır ve yalnızca Allah’ın izniyle bir şey yapabilirler. Bu bilinçle korkularınızı azaltabilirsiniz.
Her gün sabah akşam Fatiha sunesini, Ayet'el kürsi, Felak Nas surelerini okuyup üzerinize üfürün. Gerisini de takmayın.
Kızım, bu büyü gibi bir nedene bağlanmamalıdır. Ortada kaybedilmiş bir insanlık var, sorun budur. Dua edin de Allah Teâlâ kalplerini yumuşatsın. - Kendinizi evdeki gündemin dışına taşıyacak işler üretin. Sürekli evdeki gündemle kilitli kalmanız, o gündemi olduğundan fazla ağırlaştırmaktadır. Buna dikkat edin. - Kabiliyetlerinizi keşfetmeye çalışın. Sanat olabilir, meslek olabilir, şiir olabilir, el işi olabilir.. - Dertleşeceğiniz arkadaşlar bulun. Bir iki arkadaş bulun onlarla günde üç dört dakika telefonlaşın, zihninizi dinlendirdiğini göreceksiniz. - İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Kur'an okuyun. Günde beş sayfa Kur'an okusanız yağlarınız erimiş gibi hissedersiniz kendinizi. Namaz çok önemlidir. Belli zikirler yapın. - Ve çok dua edin. Dua vaktiniz olsun. Mesela yatmadan önce ya da sabah kalktığınızda muhakkak on dakika en azından dua edin. Evet, bunlar o sıkıntıları gidermez belki ama tıpkı çocukken size yapılan aşılar gibi sizi sıkıntılara karşı bağışıklığı güçlü duruma getirir. Rahat ettiğinizi hissedersiniz. Sabredin kızım, dünya budur, böyledir. Böyledir, aynen böyledir. Size dua ederim.
aile konusundaki diğer fetvalar
Senin yaşlarında bu tür sıkıntılar olabilir. Geçicidir bunlar. Şu hususlara dikkat etmelisin: - Namazlara önem ver. Her namaz senin için yeniden şarj olma gibi olsun. - Muhakkak günlük Kur'an okumaları yap. Az da olsa sürekli Kur'an okumalısın. - Belli bir zikir ekseni oluştur. Mesela her gün on kere salavat getir. Yüz kere kelime-i tevhid getir. - Makale yazmaya çalış. En az yüz makale denemesi yap. - Anne babanla bağlantını taze tut. - Gıdana dikkat et. Helallik şüphesi bulunan şeylerden uzak dur. - Uyku düzenin çok önemlidir: Hergün aynı saatte olmak şartıyla yedi saat uyku düzeni kur. O düzeni de bozmamaya çalış. - Riyâzu’s Salihîn’in kısa hadislerinden yüz hadis ezberleme planı yap. Haftada iki hadis ezberleyerek başla. Üçe ve dörde çıkararak rakamı büyüt. - Erkek arkadaşlardan arındır kendini. Kız arkadaşlarından da haram kokusu almayacağın bir ortam oluştur kendine. Zaman zaman camiye cemaate giderek namaz kılmaya çalış. - İstişare etmen gereken konular olunca istişareden kaçınma. - Sakın acil ve hesapsız bir evlilik sürecine girme. Bugünleri de ararsın sonra. - Dua önemlidir. Çok önemlidir. Namazların ardından, özel vakitlerde sık sık duaların olsun. Allah’a emanet ederim seni.
Yasak olan halvet ortamında bulunmaktadır. Halvet de iki yabancının yani erkek ve kadının kapalı/korumalı bir ortamda yalnız bulunmalarıdır. Herkesin bulunduğu bir ortam ise halvet oluşturmaz. Yalnız şunu da bilmek gerekir ki, ciddi bir evlilik ve sulanmadan yürütülen bir görüşmede bir aile büyüğünün bulunması yine gereklidir.
Kızım, böyle bir durumda sen yalvaran gibi duruyorsun. Erkeğin çözmesi gereken boyuta müdahil olma. Anlaşılan o ki, annesi sen gelini olsan bile sana soğuk bakacak. Vakarını korumak zorundasın. Dertli bir evlilikten ise onurlu bir bekârlık yaşamalısın. Adaya, kısa bir zaman dilimi ver mesela iki hafta içinde çözdün çözdün yoksa bırak benim peşimi de. Bu açıdan da bak meseleye kızım. Onurun ve insani kimliğin evlenmenden önemlidir.
Kız veya erkek çocuklarımızın oyun oynamaları fıtrî bir olaydır. Bir şeyin fıtrî olması demek onun dinimizce sakıncalı bulunmaması hatta teşvik edilmesi demektir. Özellikle çocukların bedensel ve zihinsel gelişmelerine katkısı olacak oyunlar çocuklara ulaştırılmalıdır. Çocuklarımızı sadece dini bilgiler vererek ve Kur'an ezberleterek bu hayata hazırlayamayız. Şu var ki, en temel ihtiyaç olan gıdayı bile sınırsız verdiğimizde bir sorun olarak geri gelebiliyor. Her şeyin ölçülü ve disiplinli olması şarttır. Bisiklet esasen mubahtır, yasak olmasını gerektiren bir durum yoktur. Şu ölçülere de dikkat etmeyi ihmal etmeyelim: Bisiklet, çocuk sağlık açısından risk taşımamalıdır. Kız çocuğu kullanacaksa onun bedenine uygun bir bisiklet olmalıdır. Bisiklet kullanılan çevre trafik açısından risk taşımamalıdır. Kız çocuğunun tesettürü zarar görmemelidir. Çocuğumuzun asli eğitimi ve ailesi ile bağlantısı bakımından sıkıntılı bir durum olmamalıdır.
Biz elhamdülillah mü'min insanlarız. İmanımızın en önemli temellerinden biri de kadere imanımızdır. İnsanların çocuklarının nasıl olacakları da kaderin ayrıntılarındandır. Çocukların iyi veya kötü olması onların kaderi ile alakalıdır. Babalar ve anneler çocuklarının iyi/salih olmaları için çalışmakla yükümlüdürler. Ebeveyn çocuğunu ateşten korumaya çalışır. Yaşadığı çağın imkânlarına göre bu hususta gerekeni yapmış bir baba ve anne sorumluluktan kurtulmuştur. Ne kadar gerekeni yapmıştı veya yapmamıştı, bunu sadece Allah Teâlâ bilir. Sadece bir okula göndermek veya ara sıra nasihat etmek ya da kızmak, tehdit etmek gibi yöntemleri yeterli bulan biri başka, her anını çocuklarının ne olacakları endişesi ile yaşayan ve gayret eden biri başkadır şüphesiz. Müslüman’ın ailesi ile alakalı sorumluluğu ile dinine hizmet etmesi sorumluluğu aynı şeyler değildir. İki ayrı görevden birini yapmış olmak diğerinden muaf olmayı gerektirmez. Tıpkı namaz ve oruç gibi; birini yapmış olmak diğerinden muaf olmak getirmez. Baba ve anne gerekeni yaptıktan sonra çocuğunun fasık veya kâfir olması bir imtihandır. Bu imtihandan da o sorumlu değildir. Kimse kimsenin hidayetini direkt sağlayabilecek güce sahip değildir. Çevremizde veya tarihte gördüğümüz örneklerdeki gibi bir durumu o kişilerin imtihanı olarak yorumlamamız gerekmektedir.
Dini ilimler almış gibi görmeyin onları şeytanın herkese göre bir külahı vardır. Utanmanıza da gerek yoktur. Bir kenara çekin veya bir yerde bir dondurma yemeye gidin. Elinden tutarak, elinizi omuzuna koyarak şirin bir ablanın yüreğinin nasıl yandığını ve onu ne kadar sevdiğinizi hissettirerek konuşun. Büyük ihtimalle o da ağlayarak size yüreğini açacak ve çözüm için yardım isteyecek. Bir haftada olmaz ama uzun vadede onun korunmasını biiznillah sağlamış olursunuz. Onun için de çok dua edin.