Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Öncelikle Allah sizden razı olsun, sohbetlerinizden ve fetvalarınızdan elimizden geldiğince faydalanmaya çalışıyoruz. Müsaadeniz olursa benim de size birkaç sorum olacak. 1. Hocam ben bir üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışıyorum, aynı zamanda da doktora yapıyorum. Yani dolayısıyla hem memur hem de öğrenciyim. Bizim burada yemekhanede de şöyle bir yemek ücreti tarifesi var. Öğrenci Yemek Fişi Ücreti 2,00 TL. İdari Personel Yemek Fişi Ücreti 3,00 TL. Akademik Personel Yemek Fişi Ücreti (Okutman, Öğretim Görevlisi, Uzman. Doktor) 4,00 TL. Öğretim Üyesi Yemek Fişi Ücreti (Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent) 4,50 TL. Misafir Yemek Fişi Ücreti 6,00 TL. Üniversitelerde sizde bilirsiniz ki maaş almadan sadece yüksek lisans ve doktora yapan öğrenciler var; kadrolu olarak atanıp da henüz lisansüstü eğitime başlayamamış sadece memur(Araş. gör.) olanlar var; bir de hem kadrolu memur(Araş. gör.) hem de lisansüstü öğrenci olanlar var ki ben bu üçüncü kısımdayım. Benim öğrenci kimliğim de var personel kimliğimde. Velhasıl hocam benim gibi olan bir iki arkadaş daha var, bizim öğrenci fişi /ücreti ile yemek yememizde bir sakınca var mıdır? 2. İkinci sorum zekât konusuyla ilgili ki; ben işe başlayalı bir seneyi geçti hocam. Allah nasip ederse bir iki sene içinde de evlenmeyi düşündüğüm için maaşımda tasadduk edip altın biriktirdim düğün için. Bu altın geçen sene ağustos ayında nisap miktarına ulaştı 94cm (22 ayar) olmuştu. Şimdi ise 200 cm’e yaklaştı. A. Şimdi hocam ben bu altının zekâtını nisaba ulaşıp da üstünden bir geçen kısmı(94cm)den mi hesaplayıp vereceğim yoksa ağustosta son durum neyse ona göre mi hesap edeceğim? B. Zekât olarak vermem gereken miktarı zamanından bir iki ay önce ve parça parça verebilir miyim? C. Bir iki yere vermem gereken bir yardım söz konusu oldu ben bunlar gündeme gelince şuraya şu kadar buraya da bu kadar zekât olarak bunları verim diye aklıma koydum önceden ama tam parayı bankamatikten gönderirken aklıma gelmedi. Zekât niyetiyle gönderiyorum ya da bu zekâtım olsun İnş. Diye içimden geçirmeyi unuttum. Bu gönderdiklerim zekât yerine geçmiş midir? D. Altın düştüğü için bundan sona altın olarak değil de nakit olarak muhafaza etmek istiyorum paramı seneye geldiğimiz bunun zekât hesabını nasıl yapmalıyım. Ayrı ayrı mı yoksa altını da para karşılığı olarak hesap edip toplamın mı zekâtını hesaplamalıyım? 3. Üçüncü sorum hocam promosyonla alakalı; ilk atandığım yerde maaş bankası değiştiği için bize promosyon verdiler. Bende sizin fetvalarınızdan ötürü o parayı yakınımdaki ihtiyaç sahiplerine paylaştırıyordum ki telefonuma bir mesaj geldi. Adıma kredi kartı çıkartmışlar alabilirsiniz diyorlar. Aradım ben kredi kartı istemedim niye çıkarttınız diye promosyon aldığınız için kabul ettiniz anlamına geliyor o yüzden çıkarıldı dediler. Ben istemiyorum iptal edin dedim bu seferde aldığınız paranın bir kısmı ya da tamamı geri istenir dedi. Bende promosyondan elimde kalan son kısmını bekletmeye başladım isterseler gönderirim diye. Kart şubatta çıktı promosyonda ocakta verildi. Mayıs oldu henüz bir talep gelmedi. Ben kartı almadım onlarda duruyor, almakta istemiyorum zaten. Ama üzerimde kalan paradan dolayı da rahatsızım. Ben şimdi ne yapmalıyım hocam? Bir arkadaşım da bu promosyonla daha önceden çektiği faizsiz bir kredinin dosya masraflarını ödeyebilip ödeyemeyeceğini soruyor size? Şimdilik sorularım bu kadar hocam sadece pazartesi soru kabul edildiği için bole birikti biraz ama hakkınızı helal edin sizi yordumsa hakkınızı helal ediniz. Selametle.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle bir zorunluluğunuz yoktur. Sadaka vermeye alışmak için yaparsanız o zaman güzel olur. Zekât mükellefi olacak duruma gelirseniz de zekât verirsiniz inşaallah. Verirken de kime itimat ediyorsanız ona verirsiniz. Bir sefer bir camiye verin, diğerinde bir vakfa verin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sana mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zekat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Ödemeniz gereken taksitlerin toplamı, elinizdeki paranın sekiz bin TL’sine karşılık geliyorsa zekât vermeniz gerekmez. Çünkü bu yılki altın fiyatları ile nisap yani zekât için baraj yaklaşık olara yedi bin TL yapmaktadır. Borç olarak şu anda elinizde tahakkuk etmiş faturalar varsa onları da düşebilirsiniz. Eğer o kadar borcunuz yoksa elinizdeki paranın, borçtan artan kısmının yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin.
Fakir olan bir kardeşe zekât verilebilir. Bu, fıkhen câizdir. Hatta kişinin en yakınına zekât vermesi, akrabalık bağı sebebiyle daha sevaplıdır. Burada önemli olan şu iki nokta: Kardeşin nisap miktarı mala sahip değilse, yani yıllık giderlerini karşılayacak kadar malı yoksa ve borçları varsa zekât alabilir. Ahlaki veya kulluk zaafları, onu “zekât alamaz” hâle getirmez. (Namaz kılmıyor olması, zekât verilemeyecek kişi statüsüne sokmaz.) Sen parayı annenin eline verir, “Bu benim zekâtım, oğluna okul taksiti olarak öde” dersen ve annen de kardeşine bu paranın kaynağını söylemeden ona haber verdikten/izin aldıktan sonra onun borcunu öderse, zekât geçerli olur. Çünkü burada iki şart sağlanmış olur: Zekât, hak sahibine ulaşmış olur. Kardeşin, paranın senin tarafından verildiğini bilmediği için ne incinir ne de reddetmiş olur. Fakihler, "fakir olsa bile, zekât verdiğimiz kişi parayı israf ediyorsa yine de verilebilir ama en güzel olanı onun yerine doğrudan ihtiyacını karşılamaktır" der. Bu da senin yaptığın gibi parayı nakit vermek yerine, onun ihtiyaçlarını (okul aidatı gibi) izin alarak doğrudan ödemekle olur. Böylece hem israfın önüne geçilir hem de zekât maksadına ulaşır.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Alacağınızdan umut kesmedikçe onu da elinizdeki para gibi sayın. Umut kesince de bir kenara yazın, elinize geçerse zekatı ne kadar geçti ise verirsiniz. Yoksa bir şey gerekmez. Zekat hesaplamadan önce sattığınız ve sizden çıkışı yapılmış ürünlerin zekatı gerekmez. Mal üzerinden zekat vereceğiniz zaman, verdiğiniz malın piyasa fiyatını hesap edin yani sizden piyasaya çıkış fiyatını. Siz ve eşiniz, Müslüman bir doktor tarafından ikaz edildi iseniz veya yılların tecrübesi ile kendinizi iyi biliyorsanız oruç tutmayabilirsiniz. İyileşme ihtimali olmayan bir hastalık ise her gün için bir FİTRE miktarı kadar fidye verirsiniz. Kurban fıkhını bildiklerine itimat ettiğiniz kurumlara verebilirsiniz. Allah kabul etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bunlarla ilgili kuralları yöneticileriniz verir.
Telefon şarjı için bir engel olmaz, teamülen bunlar normal şeylerdir.
Kan çıkması konusunda ağız için beden içi gibidir. Dışarı çıkmadıkça içerideki kanamanın abdeste zararı olmaz. Dışarı çıktığında da tükürükten fazla olanı abdesti bozar.
Bilmediğinizden mesul olmazsınız. İyi bir ilmihal okuyun, o okuma ile hareket edersiniz. Bunun ötesinde yanlış yapmayacak kadar Kur'an okumayı düzeltin.
Selamünaleyküm. Siz de görüyorsunuz ve hissediyorsunuz ki, ortada samimi bir şekilde 'helaldir' demeye müsait olmayan bir durum vardır. 'Haramdır' demeye de uygun bir durum yoktur. Bir şüphe ortamında bulunuyorsunuz. Mümkün olduğu kadar kendinizi korumaya çalışacaksınız.
İş yeri amiriniz özellikle size bunları kullanma yasağı koymadı ise sakıncası yoktur.