Fetva Meclisi
Soru
Ben acil serviste çalışan ve gerektiğinde ambulans hemşireliği yapan biriyim. Çalışma ortamında hassasiyetlerimi zorlayan, kalbimi rahatsız eden pek çok sorunla karşılaşıyorum. Hastanemiz ilçe hastanesi ve bazen ambulans ile merkeze hastayı sevk ediyoruz. Ambulanta şöförün yanında iki hemşire oluyoruz. Hastanın durumu aciliyet gerektirmeyen bir haldeyse birimiz arkada birimiz önde şoförün yanında oluyoruz. Genellikle hasta yakını da arkada hasta ile gidiyor. Benim aklıma takılan ise, önde giderken şoförle yanlız kaldığım için halvet hali mi oluyor? Arada iletişim kurabileceğimiz cam bölme oluyor ama orası kapalı oluyor, gerektiğinde açıyoruz. Ben bu hassasiyete sahibim ama etrafımda pek böyle insanlar yok. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah sizden razı olsun, sizi sabit ve güçlü kılsın kızım. Evet, zor olduğu kesin bir iş yapıyorsun ama pek sevaplı bir iştesin. Doktor için ne söylenebilirse senin için de o söylenir. Yirmi dört saat bile olsa kendini, ahlakını ve dinini koruduğun sürece çalışabilirsin. Dik dur, şeytan seni esnek bir anda yakalamasın. Asla erkeklerle laubali olma. İşini ibadet ciddiyetiyle yap. Namazda nasıl ciddi oluyorsan işinde de öyle ol. Helal kazanıyor olmana engel olacak bir hata yapma. Pek mübarek bir iş yapıyor olursun. Tebrik ederim, başarılı olman için dua ederim.
Selamünaleyküm. Kişiliğinizden taviz vermeyin. Hastaların özel ihtiyaçlarını görmenizde sakınca yoktur.
Özellikle sizin bir gevşekliğiniz ve laubaliliğiniz olmadığı sürece hemşirelik mesleğinin gereği olarak ortaya çıkan erkeğe/kadına bakma zorunluluğu fıkhen ruhsat verilen durumlar arasındadır. Sırf bu nedenle mesleğinizi icra etmekten vazgeçmeniz gerekmez. Kabiliyet olarak yapamayacaksanız o başka bir meseledir. Bu sitede tıpla ilgili fetvalara bakabilirsiniz. Mesleğinizi önemli bir ibadet olarak görmeye çalışın, sevabınız çok olur.
İlahiyat eğitiminin sonucu olarak hemşirelikten daha iyi bir durumda olacağınızı garanti edemezsiniz. Yaptığınız iş mübarek bir iştir. Her işin belli riskleri olabilir. Siz kendinizi korumada gayretli olun. Gevşek davranmayın, yüzgöz olmayın. Aleni bir harama çekilmek istendiğinizde istifa dâhil her türlü korumayı yapmaya hazır olun. İş nedeniyle başta namaz olmak üzere ibadetlerinizi aksatmayın. Evli iseniz eş olma ve anne olma yönünüzü ezdirmeyin. Gerisini de Allah'a havale edin.
Kalbinin sesini dinlemelisin.
Allah yardımcınız olsun. İnsan sağlığı ile alakalı bir iş yapmak sürekli sevap kazanma durumunda olmak demektir. Belirttiğiniz bu ayrıntı ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: - Elbette gücünüzün yetmediği işten sorumlu olmazsınız. Sizin üstünüz olan yöneticilerin esnek bıraktığı konuda sizin zorlanmanız gerekmez. Neticede siz bir memursunuz, amirinizin emrettiğini yapmanız yeterlidir. Siz elinizden geleni yapmaya çalışın. Yazdığınızda yalan ve aldatma olmasın. En azından normlara yakın olduğuna kanaatinizle karar vermelisiniz. Tamamen yanlış bir bilgi hem o insana zarar vermek hem devleti aldatmak olabilir ki bunu caiz göremeyiz. Üst amirlerinizi bu konularda uyarın, yetişmiyor diyerek bilgilendirin ki vebal sizde olmasın.
doktor konusundaki diğer fetvalar
Hayır doktor fetva veren değildir. Doktor fetva verecek kişi veya makamın fetva için gerekli bilgisini temi etmektedir. Bu noktada da doktor ona sorulan meselede kararı bağlayıcı olan şahit durumunda olmaktadır. fetva verecek müftünün insan sağlığı ile alakalı ayrıntıları bilmesi mümkün değildir. Fetva da o ayrıntıları bilmeyi gerektiriyorsa bu ayrıntı, uzman doktordan alınmalıdır. Örnek olarak orucu alabiliriz: Kullanılan bir ilacın orucu bozmada temel prensibi oluşturan ‘yemiş veya içmiş olma’ noktasında olup olmadığını yani hasta bu ilacı kullanırsa bir şey yemiş gibi olur mu sorusunun cevabını fetva veren değil doktor bilebilir. Bu da doktordan sorulur/sorulmalıdır. Başka bir örnek de down sendromu ya da otizm teşhisi konmuş kimselerin mesela evlilikleri açısından ne kadar caizdir ne kadar değildir sorusunun cevabı onların o hastalık açısından ne durumda olduklarına bağlıdır. Bunu da ancak uzman doktor bilebilir.
Bu alan fıkıhla ilgili değildir. Tamamen uzman bir doktorun karar vereceği alandır. Fakih bu konuda sadece şunu söyleyebilir: Böyle bir karar ağır zaruret altında verilmelidir. Zaten uzman da bu kararı hasta için daha iyisi mümkün olmadığında vermektedir. Buna göre de fıkıh açısından bugün yapılan tıbbi uygulamalarda bir sakınca yoktur.
Tıp dünyasında genel kabul görmüş kıyafetler kullanılmaktadır. Beyaz tercih edilmesinde temizliğin belli olması vb. hususlar olsa da herhangi bir dinî boyutu olan bir konu değildir. Ameliyat vb. durumlarda da kullanıma göre farklı tarzda önlükler kullanılması doğaldır. Müslüman doktor, hangi önlüğü giyerse giysin insan ile temasın birebir olduğu bir alan olduğu için kibre kapılmama mücadele vermesi ise onun cihat alanlarındandır. Doktorluk mübarek mesleklerden görülmektedir. Bir insanın hayatına etki etmek çok önemlidir. Yaratıcısını unutmadan, insanlara saygısını yitirmeden yapılan hizmet mübarektir. Böyle bir hizmet vesilesi ile bir insanın sağlığına kavuşması, o kişinin yaptığı ibadetlere vesile olmaktır. Her an kendini hem maddi hem manevi geliştiren, insanlığa hizmeti bir dava gören doktor olana dualar ederiz. Rabbimizi unutmadan, kibir önlüğü giymeden hizmet etmeleri nasip olsun.
El çizgileri, genetik ve fiziksel özelliklerimizin bir parçasıdır. Tıbbi açıdan ellerimizdeki çizgiler sağlık durumumuz veya genetik yapımızla bazı ilgili ipuçları verebilir. Yalnız el çizgilerini okuyarak geçmiş veya gelecek hakkında bilgi verme iddiası İslam’da kabul edilemez ve gayba dair bilgiyi iddia etmek anlamına gelir. Bu tür uygulamalara inanmak günahtır ve inanç zedelenmesine yol açabilir. Doktorun geçmişle ilgili söyledikleri doğru olsa da, bu gaybdan bilgi aldığı anlamına gelmez. Tesadüfler veya genel bilgilerle açıklanabilir. Geleceğiniz Allah’a aittir ve sizin dualarınıza, çabanıza ve O’na olan tevekkülünüze bağlıdır. Bu tür düşünceleri zihninizden çıkararak hayatınızı Allah’ın rızasına uygun bir şekilde şekillendirin.
Siz, size uygun plan saati tercih etmeye çalıştınız. Anlattığınız olayda kul hakkına dayalı bir bölüm gözükmemektedir. Sistemi oyalama, dalga geçme ya da doluluk oluşturma gibi kasıtlarınız olmadığına göre yaptığınız şey, sizin için daha iyi olduğunu düşündüğünüz ihtimali seçmektir. Sistem, suistimalin önüne geçmek için önlem almaktadır. Dolayısıyla sistemin önlem aldığı bir konuda sizin kul hakkına girmenizin de önü kapanmıştır.
Bedenimiz Allah Teâlâ’nın emanetidir. Rabbimiz emanetinden dolayı kıyamet günü hepimizi hesaba çekecektir. Beden üzerinde kalıcı değişiklik yapmayı haram kılan da odur. 1- Beden üzerinde kalıcı olmayan değişikliklerde avret mahalli dediğimiz bölgenin (göbekle diz kapağı arası) kadın doktora dahi olsa gösterilmesi caiz değildir. Şeri sayılabilecek bir özür varsa kalıcı olmayan müdahale için avret bölgesi kadın doktora açılabilir. Yine burada kadın doktorun bulunmadığı yerde erkek doktorun bu müdahaleyi yapmasıyla ilgili ayrıca ruhsat durumu değerlendirilir. Kadının zihinsel yorgunluğu, istişareyle karar verilmiş bedensel yorgunluğu şeri özür kabul edilebilir. 2- Beden üzerinde kalıcı yapılacak değişiklikler ancak kadının can tehlikesi gibi durumlarda Müslüman, uzman bir heyetin raporuyla mümkün olabilir. Keyfî ya da can tehlikesi oluşturmayacak durumlarda kalıcı değişiklik mümkün değildir. Kordon bağlatma işlemi de buna göre değerlendirilir.