Fetva Meclisi
Soru
Hocam geçen yıl Medine'de Diyanet'in doktoruna gittim. İlacımı almak için gitmiştim ama doktor elimi inceledikten sonra çizgilerime göre bazı yorumlar yaptı. Bu konuda ben bir şey sormadım ama söyledikleri, özellikle geçmişle ilgili söyledikleri doğru çıktı. Örneğin, genç yaşlarımda birini sevdiğimi ve bir olay yaşadığımı söyledi ki bu doğruydu çünkü nişanlanıp ayrıldım. Ancak, o sırada gelecek ile ilgili de bazı şeyler söyledi. Mesela, birkaç sene sonra evleneceğimi belirtti. O an bunun doğru olup olmadığını sorgulamadım çünkü buna inanmanın yanlış olabileceğini ve namazlarımın kabul olmayacağını düşündüm. Ancak, söyledikleri hala aklımda. İslam'da el çizgilerini okumak veya bu tarz bir yorum yapmanın geçerliliği var mı? Bu konuda uzmanların söylediklerine inanmak günah mıdır? Yardımcı olursanız çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz, kimse ile ilişkiniz olmadı, o düzeyde bir hata işlemedim diye rahatsanız, kalbiniz huzurlu ise endişe etmenize gerek yoktur. Tedavi de olabilirsiniz. Olmadan da evlenmenizde sakınca yoktur. Kalbiniz huzurlu olsun, biri gelip sizi muhakkak isteyecek ve evleneceksiniz biiznillah. Şeytan sizi, bu dönüşünüzden geri döndürmek için oyalıyor. Sabırlı olun, başka işlerle meşgul olun, dert etmeyin olup biteni. Dönüşünüz kutlu olsun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bulunduğun ortamda açık bir haramla yüz yüze geliyorsan orayı terk etmelisin. Tereddütlü ortamlarda ise kendini korumalısın. İçindeki duyguları ebeveyninle istişare et. Onların da rızası olan bir tercihi yerine getir. Medreseye gitmek için yaşın uygun olmayabilir. Bilhassa annenin seninle alâkalı tespitlerine önem vermen gerekir. Allah sana yardım etsin. Azmini güçlü, ayağını sabit kılsın.
Allah Teâlâ niyetinizi mübarek kılsın. Esasen tebrik edilecek bir planlama içindesiniz. Ne var ki, HIZLI BAŞLAYIP çabuk çökmekten ise ADIM ADIM BAŞLAYIP uzun yürümek daha doğrudur. Tıp dersleri ağırdır, bu tespit yabana atılamaz. Çevreniz ve size etki edenler açısından da bu yapacağınız iş takdir görmesi zor bir iştir, bu da ikinci bir sorundur. Bu nedenle size çizgi olarak şunu tavsiye edebilirim: Planınız büyük ve uzun soluklu olsun. Uygulamanız ise boyunuza ve çapınıza göre olsun. Ya da şöyle diyebilirim: Acele etmeyin ama ihmal de etmeyin. Hayat realiteniz ve planlarınız dengeli olsun. Böylesi ile daha istikrarlı ve daha kalıcı işler yapabilirsiniz. Öncelikli gayeniz okumak ve bilgi artırmak değil mü'min kimliğinizle ayakta kalmak, fitnelerde savrulmamak olsun. Bunun için de önce her biriniz BEN ERİMEMELİYİM demelidir. Böyle diyebilen üç kişi veya iki kişi ile yola çıkın. Beş yıl sonra bir kişi daha ancak size katılıyor olsa bile zararda değilsiniz. Kaldı ki ihlasınız size katılımı bereketli yapacaktır. Bunun özeti şudur: İmanda ve ibadette, ahlâkta erimeden yürümeniz sizin bütün bilgilerden daha önemli bir ihtiyacınızdır. Maazallah eridikten sonra bilgi ne işinizi görecek ki? Bu noktadan sonra haramlardan uzak durmak ve farzları eksiksiz yapmak günlük işiniz olmalıdır. Farzlarda eksiğiniz yoksa BİLDİĞİNİZİ YAŞIYORSUNUZ demektir ki gaye de budur zaten. Planlarınızı izleyeceğiniz dersleri bitirme mantığına yaslamayın. Aksine hazmetme mantığına yaslayın. “Şu kadar dersi şu kadar zamanda” yerine “şu konuları kavrama” çizgisi çizin. Sözünü ettiğiniz ders grubundan ilk on dersi mesela hazmedin ve bir yolunu bulup ziyaret ederek veya bir iletişim kanalını kullanarak konuşanı/yazarı ile o dersleri mütalaa edin. Sonuca göre yeni bir plan yapabilirsiniz. Elbette sabredip sebat edebilenler gayelerine ulaşacaktır. Onlar da oldukça azdır. Dökülenlere takılmadan gayeniz için yürümeye bakın. Allah yardımcınız olsun.
Bırak analizi ve çizgiyi de aklına bak kızım. Yok öyle şeyler.
Bu branşı bir laboratuvar bilgisi gibi bilgi üreten ilim dalı gibi göremeyiz. Daha çok basiret ve ferasete dayanan kaynakları kullanmaktadır. Evet, şu çizgi şu anlama geliyor diye bilgi veriyor ama laboratuvar bilgisi gibi bilgi değildir bunlar. Şu andaki bilim düzeyine göre sonuçları kati sonuçtur denemez. Bu nedenle de mübarek ve değerli bir ilim dalı gibi görmek istemeyiz bunu. Ürettiği sonuçları da kesin sonuçlar görmeyeceksek, gaipten bilgi verme demeyeceksek caiz olabilir. Basiretli bir mümin kendisine daha anlamlı bir iş bulmalıdır.
Ailen isabetli düşünmüyor ama eş adayın da tıp okuyan birine “doktor olma” demekle isabetsiz bir iş yapıyor. Anlaşılan bu aday senin aradığın aday değil. Bir insana benzeri yokmuş gibi takılmak kültürlü bir hanım için yanlış değil mi?
doktor konusundaki diğer fetvalar
Siz, size uygun plan saati tercih etmeye çalıştınız. Anlattığınız olayda kul hakkına dayalı bir bölüm gözükmemektedir. Sistemi oyalama, dalga geçme ya da doluluk oluşturma gibi kasıtlarınız olmadığına göre yaptığınız şey, sizin için daha iyi olduğunu düşündüğünüz ihtimali seçmektir. Sistem, suistimalin önüne geçmek için önlem almaktadır. Dolayısıyla sistemin önlem aldığı bir konuda sizin kul hakkına girmenizin de önü kapanmıştır.
Bedenimiz Allah Teâlâ’nın emanetidir. Rabbimiz emanetinden dolayı kıyamet günü hepimizi hesaba çekecektir. Beden üzerinde kalıcı değişiklik yapmayı haram kılan da odur. 1- Beden üzerinde kalıcı olmayan değişikliklerde avret mahalli dediğimiz bölgenin (göbekle diz kapağı arası) kadın doktora dahi olsa gösterilmesi caiz değildir. Şeri sayılabilecek bir özür varsa kalıcı olmayan müdahale için avret bölgesi kadın doktora açılabilir. Yine burada kadın doktorun bulunmadığı yerde erkek doktorun bu müdahaleyi yapmasıyla ilgili ayrıca ruhsat durumu değerlendirilir. Kadının zihinsel yorgunluğu, istişareyle karar verilmiş bedensel yorgunluğu şeri özür kabul edilebilir. 2- Beden üzerinde kalıcı yapılacak değişiklikler ancak kadının can tehlikesi gibi durumlarda Müslüman, uzman bir heyetin raporuyla mümkün olabilir. Keyfî ya da can tehlikesi oluşturmayacak durumlarda kalıcı değişiklik mümkün değildir. Kordon bağlatma işlemi de buna göre değerlendirilir.
Uyuşturucu içeren ilaçlar ancak uzman doktorun tavsiyesiyle ve alternatifi bulunmadığı durumlarda kullanılabilir. Böyle bir ilaç kullanan ne dediğini anlayamayacak kadar ilacın etkisi altında kalıyorsa onun namazı caiz olmaz. O iyileştiğinde namazını kılar veya kaza eder. Dediğini anlayabiliyor, yaptığı hareketleri bilinçli yapabiliyorsa uyuşturucu içeren ilaç kullanmış olsa da namazı kabul olur. O halde iken namaz kılmasında hiçbir sakınca olmaz.
a-Tıp budur, böyledir. Bunu eğitim kalitesinden ödün vermeden değiştirmek zor gibi görülmektedir. Siz, kendi adaletinizi kendiniz tanzim ederek ileriki kaçamaklara da kapı aralamış olabilirsiniz. Özet olarak şunu söyleyebilirim: Bölüm sorumlusu hocanız izin vermedikçe oradan on dakika ayrılmanız bile caiz olmaz. Mesele sadece ücret meselesi değildir. Sizin orada ücret almanızdan önce mesleğin inceliklerine vakıf olmanız söz konusudur. Bu incelik sadece tıbbi bilgi değildir; kalabalık veya az insanlarla muhatap olmak, göreve sadakat gibi başka yerde elde edemeyeceğiniz birikiminiz olmaktadır. Görevi hocadan izinsiz terk etmeniz iş aksasın veya aksamasın yanlıştır. Böyle başlarsanız doktorluğunuz da tartışılır olur Allah göstermesin. b-Avret hassasiyetiniz elbette imanınızdan ve hayanızdan geliyor. Keyfi bir durum olmadıkça hastanede ve tedavi şartlarında zaruretler söz konusudur. Sizin erkeğe sonda takılmasını bilmemeniz mesleğiniz açısından bir eksiklik olacaksa zaruret şartlarına göre hareket edebilirsiniz. Doktor olduktan sonra kendinizi evinizdeki gibi rahat hissetmeniz elbette mümkün olmayacaktır. Dikkat edeceksiniz, tavizden yana olmayacaksınız ama ameliyathane şartlarına uyacaksınız. Allah yardımcınız olsun.
Tıp dünyasında genel kabul görmüş kıyafetler kullanılmaktadır. Beyaz tercih edilmesinde temizliğin belli olması vb. hususlar olsa da herhangi bir dinî boyutu olan bir konu değildir. Ameliyat vb. durumlarda da kullanıma göre farklı tarzda önlükler kullanılması doğaldır. Müslüman doktor, hangi önlüğü giyerse giysin insan ile temasın birebir olduğu bir alan olduğu için kibre kapılmama mücadele vermesi ise onun cihat alanlarındandır. Doktorluk mübarek mesleklerden görülmektedir. Bir insanın hayatına etki etmek çok önemlidir. Yaratıcısını unutmadan, insanlara saygısını yitirmeden yapılan hizmet mübarektir. Böyle bir hizmet vesilesi ile bir insanın sağlığına kavuşması, o kişinin yaptığı ibadetlere vesile olmaktır. Her an kendini hem maddi hem manevi geliştiren, insanlığa hizmeti bir dava gören doktor olana dualar ederiz. Rabbimizi unutmadan, kibir önlüğü giymeden hizmet etmeleri nasip olsun.
Sendikaya üyelik aynı meslek grubuna sahip olan kimselerle dayanışma demektir. Sahip olunan hakkın korunması veya elde edilmesi açısından değerli görülebilir. Yeter ki sendika kötülüğe hizmet etmesin, haksız bir işin savunuculuğu yapmasın veya sömürü/şantaj aracı olarak kullanmasın. Kanuna aykırı olmadığı kesilen parada da devletin bu sendika aracılığıyla verdiği parada da sorun yoktur. Bu konuda aynı mesleğe ve derde sahip kardeşlerinizle bir arada olmanızı tavsiye ederiz.