Fetva Meclisi
Soru
Hocam fizyonomi yani ilmi sima adında bir ilim var. İnsanların yüz şekillerine, el çizgilerine ve kan grubuna bakarak bilgi veriliyor. Kafadan bir şey söylenmiyor yani çizgi varsa bilgi veriliyor. Mesela alt dudağı üst dudaktan kalın, burnu şöyle, kulakları böyle o zaman hitabeti kuvvetli ve elinde de o çizgi görüldü mü net bilgi veriliyor. Genellikle kişinin hangi mesleği seçmesi, hangi eş adayının ona uygun olduğu ve kendisini daha iyi tanıması adına bilgiler mevcut. Bu caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
El çizgileri, genetik ve fiziksel özelliklerimizin bir parçasıdır. Tıbbi açıdan ellerimizdeki çizgiler sağlık durumumuz veya genetik yapımızla bazı ilgili ipuçları verebilir. Yalnız el çizgilerini okuyarak geçmiş veya gelecek hakkında bilgi verme iddiası İslam’da kabul edilemez ve gayba dair bilgiyi iddia etmek anlamına gelir. Bu tür uygulamalara inanmak günahtır ve inanç zedelenmesine yol açabilir. Doktorun geçmişle ilgili söyledikleri doğru olsa da, bu gaybdan bilgi aldığı anlamına gelmez. Tesadüfler veya genel bilgilerle açıklanabilir. Geleceğiniz Allah’a aittir ve sizin dualarınıza, çabanıza ve O’na olan tevekkülünüze bağlıdır. Bu tür düşünceleri zihninizden çıkararak hayatınızı Allah’ın rızasına uygun bir şekilde şekillendirin.
Aleykümselam. Herkesin âlim olmasını beklemek cahillikten başka bir şey değildir. Herkes, yaratıldığı alanı doldurmalıdır. Fıkıh için yaratılan da fıkhın hakkını versin. Fizik için yaratılan da fiziğin içini doldursun. Şu kadar ki bir ilim, diğerinin alternatifi görülmemelidir. Bizim açımızdan ilimler olmaz sadece ilim olur. Fıkıh ve fizik bizim ilmimizdir. Matematik ile tefsir birbirinin yabancıları veya rakipleri değildir. Böyle bir kavga zaten yoktur. Bunu varmış gibi gösterenler bu ümmetin düşmanları ya da bu ümmetin âlimi olmayı hak etmeden âlim gibi görünenlerdir.
Allah Teâlâ niyetinizi mübarek kılsın. Esasen tebrik edilecek bir planlama içindesiniz. Ne var ki, HIZLI BAŞLAYIP çabuk çökmekten ise ADIM ADIM BAŞLAYIP uzun yürümek daha doğrudur. Tıp dersleri ağırdır, bu tespit yabana atılamaz. Çevreniz ve size etki edenler açısından da bu yapacağınız iş takdir görmesi zor bir iştir, bu da ikinci bir sorundur. Bu nedenle size çizgi olarak şunu tavsiye edebilirim: Planınız büyük ve uzun soluklu olsun. Uygulamanız ise boyunuza ve çapınıza göre olsun. Ya da şöyle diyebilirim: Acele etmeyin ama ihmal de etmeyin. Hayat realiteniz ve planlarınız dengeli olsun. Böylesi ile daha istikrarlı ve daha kalıcı işler yapabilirsiniz. Öncelikli gayeniz okumak ve bilgi artırmak değil mü'min kimliğinizle ayakta kalmak, fitnelerde savrulmamak olsun. Bunun için de önce her biriniz BEN ERİMEMELİYİM demelidir. Böyle diyebilen üç kişi veya iki kişi ile yola çıkın. Beş yıl sonra bir kişi daha ancak size katılıyor olsa bile zararda değilsiniz. Kaldı ki ihlasınız size katılımı bereketli yapacaktır. Bunun özeti şudur: İmanda ve ibadette, ahlâkta erimeden yürümeniz sizin bütün bilgilerden daha önemli bir ihtiyacınızdır. Maazallah eridikten sonra bilgi ne işinizi görecek ki? Bu noktadan sonra haramlardan uzak durmak ve farzları eksiksiz yapmak günlük işiniz olmalıdır. Farzlarda eksiğiniz yoksa BİLDİĞİNİZİ YAŞIYORSUNUZ demektir ki gaye de budur zaten. Planlarınızı izleyeceğiniz dersleri bitirme mantığına yaslamayın. Aksine hazmetme mantığına yaslayın. “Şu kadar dersi şu kadar zamanda” yerine “şu konuları kavrama” çizgisi çizin. Sözünü ettiğiniz ders grubundan ilk on dersi mesela hazmedin ve bir yolunu bulup ziyaret ederek veya bir iletişim kanalını kullanarak konuşanı/yazarı ile o dersleri mütalaa edin. Sonuca göre yeni bir plan yapabilirsiniz. Elbette sabredip sebat edebilenler gayelerine ulaşacaktır. Onlar da oldukça azdır. Dökülenlere takılmadan gayeniz için yürümeye bakın. Allah yardımcınız olsun.
Bırak analizi ve çizgiyi de aklına bak kızım. Yok öyle şeyler.
Selamünaleyküm. İman etme düzeyinde bilgi kaynağımız SADECE Kur'an ve Sünnet'tir. Bu iki kaynağın dışındaki bütün bilgi kaynakları, bizim için bir kültür niteliğindedir. Âlimlerin bu iki kaynaktan yola çıkarak ortaya koydukları bilgiler ise, bu iki kaynağa dayanma açısından güvenilirliği kadar bağlayıcıdır. Bir âlimin mücerret görüş belirtmesi bizim için hürmete şayan olabilir ama ASLA DİN OLMAZ. Bir âlimin görüşünün din olması başka şey, muhterem olması başka şeydir. İkisi arasındaki çizgi, iman konumuz olması veya olmaması çizgisidir. Bilhassa rüya ve benzeri bilgileri bu noktadan ele alabilirsiniz.
Bu para için ‘faizin aynısı’ demekte zorlanıyoruz. ‘Maaşınız kadar temizdir’ demekte de zorlanıyoruz. Ortada açık bir şüpheli durum vardır. Şüpheli durumlarda esas olan uzak durmaktır. Tavsiyemiz de bu yöndedir. Devlet dairesinde kalacak bir malzeme temininde, bilimsel çalışmada kullanılabileceği düşüncesindeyiz. Elinizden çıkarıp bir ihtiyaç sahibine vermeniz ise en güzel olanıdır. Allah Teâlâ işinize kolaylık, kalbinize huzur versin. Dualarınızı bekleriz.
bilim konusundaki diğer fetvalar
Allah yardımcınız olsun. Bir eğlence ve keyif peşinde olmadığı sürece ilim/bilim gereği bu tür denemelerin yapılmasında bir sakınca yoktur. Sonuç yüzde yüz başarılı olacak olsa zaten deneye gerek kalmazdı. Niyetiniz samimi olarak devam edin.
Herhangi bir hayvanın bilimsel amaçlı değerlendirilmesinde sakınca yoktur. Şu kadar ki, bu bilimsellik ismini hak eden bir çalışma olmalıdır. Hayvanlarla eğlenilmesi caiz değildir. Daha sonra itlaf edilmesi de bu çalışmanın gereği ve sonucu olduğu sürece sakıncalı değildir.
Bilimsel çalışmaları yürütenler büyük rakamlar kullanıyorlar. Onların elindeki bilgi kazılar ve buluntular üzerinden yürütülmektedir. Bir kenarda bekletilmesinde sakınca olmayan bilgi olarak bakarız o bilgiye. Neticede bilim adamları da iki kere iki der gibi önümüze koymuyorlar bu bilgiyi. Elimizde ilk insandan bugüne şu kadar zaman geçmiştir denebilecek kesin bir bilgi yoktur. Âdem ile Nuh aleyhisselam arasındaki yaklaşık zamana, Nuh’tan İbrahim aleyhisselama gelen zamana, İbrahim aleyhisselamdan bu zamana gelen dilime ait yaklaşık rakamlar oluşturulabilir. Bu da en fazla yirmi beş bin yılı bulabilir. Öyle veya böyle mü'minin imanına ve ibadetine ait bir yarar oluşturmayacak konularda zihin yorulmasını isabetli bulmayız. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Âmîn.
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mirası olarak gösterilen ve övülen ilim Kur'an ve ona bağlı olarak gelişen ilimlerdir. Ancak insana faydalı olan ilimlerin sevabı yoktur şeklinde değerlendirilmesi yanlış olur. Helal ve insana faydalı işler için öğrenilen kullanılan ilimler için de sevaptan söz edilir elbette. Özellikle de tıp gibi direkt insanın zaruretini hizmet eden ilimler için muhakkak sevap vardır.
Hava tahmini veya deprem tahmini üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar ve o çalışmalara dayalı bilgilendirmeler neticede BİLİMSEL BİR TAHMİN olarak kalmaktadır. Yönlendirici nitelikli bir karar değildir. İlahi düzene bir itiraz değildir. Bu niteliği ile de yapılan çalışmanın dinen sakıncası olduğu söylenemez. Tahmin isabetli olursa bunu Allah'ın bir nimeti olarak görürüz. İsabetsiz olursa da zaten bir iddiamız yoktu deriz.